ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
314 sonuç · toplam 572 · “Kazâ” · 1/14
01Kazâ
Allahü teâlânın ezelde irâde ve taktir buyurduğu şeyleri, zamânı gelince, ilim ve irâdesine muvâfık (uygun) olarak yaratması. Kazâ gelmez Hak yazmayınca, Belâ gelmez kul azmayınca. (M. Sıddîk bin Saîd)
kazâ namazı
kazâ namazı a. Vaktinde kılınamaöz yan farz namazları ile vitir nase mazmm daha sonra ileride bir k.” müsait vakitte aynen kılınmasıdi nı ifade eden terim. re
Kazan Yatağı
Mevlevî tekkelerinde, mutfak âlet ve edevatının bulunduğu yere denir.
Kazanlık
Mevlevî tâbiridir. Mutfağın altında lokma kazanının bulunduğu bodruma, kazanlık adı verilirdi. Burası, edeb dışı davranışta bulunan dervişleri cezalandırmak üzere, bazan hapishane olarak da kullanılırdı.
Kazanlığa Kapatmak
Lokma kazanının bulunduğu bodruma, edebsizlik eden dervişleri kapatırlar, bir süre burada tutarlar. Buna, kazanlığa kapatma cezası, denirdi.
Kazancı Postu
Kazan kelimesinin aslı kazgandır. Mevlevîlikte, Kazancı Dede’nin oturduğu özel posta, Kazancı Postu denirdi. Bu postun rengi beyaz olur ve mutfağın giriş kapısının tam karşısındaki yerde, serili olarak dururdu.
Kazâ Ve Kader
Allahü teâlânın meydana gelecek hâdiseleri ilm-i ezelîsi (başlangıcı olmayan ilim sıfatı) ile ezelde (başlangıcı olmayan öncelerde) bilip takdîr etmesi ve bu hâdiselerin zamânı gelince, Allahü teâlâ tarafından yaratılması ve meydana çıkması…
Kazâ Orucu
Oruç tutmamayı mubâh kılan (dînde bildirilen) bir özür sebebiyle vaktinde tutulamayan veya tutarken bir özür sebebiyle yâhut kast (bilerek) olmadan bozulup, Ramazân bayramının birinci, Kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günleri dış…
Kazâ-İ Mübrem
Allahü teâlânın şarta bağlı olmaksızın yaratılmasını takdîr ettiği, yaratılması muhakkak olan şeyler. Kazâ, yâni Allahü teâlânın yarattığı şeyler iki kısımdır: Kazâ-i muallak, kazâ-i mübrem. Kazâ-i mübrem hiçbir zaman değişmez. Muhakkak yar…
Kazâ-İ Muallak
Allahü teâlânın yaratılmasını şarta bağlı olarak takdîr ettiği ve şart meydana gelince yarattığı şeyler. Kazâ-i muallakı hiçbir şey değiştiremez. Yalnız duâ değiştirir ve ömrü yalnız, iyilik artırır. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn) Kazâ, ik…
Kazâ Etmek
Namaz, oruç gibi farz ve vacib bir ibâdeti vakti çıktıktan sonra yapmak. Farzı kazâ etmek farzdır. Vâcibi kazâ etmek ve bozulan sünnet ve nâfileleri iâde (yeniden yapmak) vâcibdir. Vaktinde kılınmayan sünneti kazâ etmek emr olunmadı. Bu sün…
Kazancı Dede
Mevlevîlikte mutfak, yeni dervişler için ilk terbiye ve hizmet mahallidir. Mutfağın en kıdemli ve önde gelen görevlisine Kazancı Dede denirdi. Bu zat sertabbâh (başaşçı)’nın muaviniydi. Kazancı Dede, çilesini bitirmiş yetenekli kişiler için…
hakk-ı kazâ
GLü ^ Yargı hakkı
Mahfil-i kazâ
Yargılama meclisi veya şer‘î mahkeme. Kadının hüküm verdiği mahkeme ortamını ifade eden tarihî tamlamadır.
Oruç Kazâsı
Oruç tutmamayı mubah kılan (dinde bildirilen) bir özür sebebiyle vaktinde tutulamayan veya kasd (bilerek) olmadan orucunu bozan bir kimsenin, Ramazân bayramının birinci, Kurban bayramının ilk üç günü hâricindeki zamanlarda gününe gün oruç t…
Kara Kazan Hakkı
Yesevî geleneğinde, tekkede büyük bir kazan olur, onda pişirilençorba, gariplere, yoksullara ve dervişlere dağıtılır. Seyyid Ali Hemezanî, Keşmir’de İslâm’ı yayma faaliyetleri sırasında, halifelerinden birinin böyle büyük bir kazanı olması…
yakaza
fdL) [Ar.] tas. Tasavvuf inancında, sûfînin ruhen uyanık ve tetikte olması anlamında kullanılmıştır.
Abdullah
(4 | (عبد Allah'ın kulu, Tanrı kulu. tas. a Allah'ın kendisinde bütün isimlerle tecelli ettiği kul. Allah ismine mazhar olan insan. Allah'ın kulları içinde derecesi en yüksek olan Abdullah'tır; çünkü o ism-i azamı kendisinde gerçekleştirmiş…
Âb-ı revân
Akan su; akarsu. Farsça tamlama, sözlükte hem gerçek hem mecazî anlamlarıyla kullanılır. Tasavvufî kullanımı Gönle peş peşe gelen ferahlık ve iç huzuru; insanın ezelî bağ ve irtibatından haberdar olması anlamında kullanılan bir tabirdir. Ta…
Ahilik
Kardeşlik, cömertlik ve yiğitlik. Anadolu’da esnaf ve sanatkâr çevrelerinde gelişen; meslek ahlâkını fütüvvet, dayanışma, hizmet ve tasavvufî terbiye ilkeleriyle birleştiren teşkilât ve yaşayış biçimidir. Ahiliğin tarihî gelişimi yalnız bir…
Ahir
veya Ahir Son. 2. tas. a İnsanın sahip oldugu her cesit sifatin evvel ve ahiri Hak olup o, Hakk'ın evvel ve ahir sıfatları arasında anzi bir varlıkur. b İnsanın yeryüzündeki hilafeti evvel ile ahir arasında bir berzahur. c Evvel ve ahir bir…
Ahz-ı feyz
Feyiz almak. Bir mürid veya muhibbin velî ve mürşidin sohbetinden yararlanması; terbiye, edep, irfan ve mârifet kazanması anlamında kullanılır. Ayırım Ahz-ı feyz mânevî yararlanmayı, ahz-ı icâzet ise şeyhten hilâfet ve irşad izni almayı ifa…
Ashap
Bir ismin başına gelirse, genellikle o isme “-cilar” ve “-cular” NN Aşina anlamı kazandırır. Orn. ashab-ı yemin (sağcılar), ashab-ı şimal (solcular) gibi. Âsitân — Âsitâne i. Jar 1 - (آمعاان >. Atabe, eşik, dergâh. 2. tas, a Tekke, dergâh.…
A‘yân-ı sâbite
Varlıkların Allah’ın ilmindeki ezelî ve değişmez hakikatleri. Tasavvuf literatüründe, özellikle vahdet-i vücûd düşüncesinde, eşyanın dış dünyada var olmadan önce ilâhî ilimde bilinen sûret ve hakikatlerini anlatır. İlim ile dış varlık arası…