Ara
Menü
ذ

Kara Kazan Hakkı

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-10236
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Yesevî geleneğinde, tekkede büyük bir kazan olur, onda pişirilençorba, gariplere, yoksullara ve dervişlere dağıtılır. Seyyid Ali Hemezanî, Keşmir’de İslâm’ı yayma faaliyetleri sırasında, halifelerinden birinin böyle büyük bir kazanı olması ve bu kazanda pişen yemekten bütün bir çevrenin istifâde etmesi, o civarda bir iskân kolonunun oluşmasına sebebiyet vermiştir. Farsça’da kazan anlamına gelen Lenger kelimesi, o kasabanın adı olmuş ve “Langer-hatta” diye anılmıştır. Ortaasya tasavvuf geleneğini sürdüren Hacı Bektaş Velî’nin, Hacıbektaş’taki merkezî tekkesinde, bu amaca yönelik büyük bir kazanı vardı. Bu kazan “Aş Evi”ndeydi. Bektaşîler, bu kazanın, altında ateş olmasızın kaynadığı inancındadır.Bu kazanın, bir Moğol komutan tarafından tekkeye hediye edildiği söylenir. “Kara kazan hakkı için” sözü alevîler arasında bir and sözüdür. Eskiden öşür usûlü, vergi sisteminin esâsını teşkil ediyordu. Köylerin ekin hasılatının onda biri (öşürü) artırma ile satılırdı. Köyün öşürünü alan kişi (mültezim), onda biri aldıktan sonra, eğer köy alevî köyü ise, üçler, yediler, kırklar hakkı olarak, üç, yedi ve kırk şinik buğday alır, köylü sesini çıkarmazdı. “Harman kaldırma zamanı” köylere, çeşitli yerlerden dedeler ve dervişler de gelirdi. Hacı Bektaş çelebisi tarafından gönderilen vekiller de gelirler, kimisi “Hazret-i Pîr”, kimisi “Kara Kazan”, kimisi “Gül Yüzlü Efendim” (Çelebi) için Hakkullah toplar, köylünün harmanından nasibini alır giderdi.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12048
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Yesevî geleneğinde, tekkede büyük bir kazan olur, onda pişirilençorba, gariplere, yoksullara ve dervişlere dağıtılır. Seyyid Ali Hemezanî, Keşmir’de İslâm’ı yayma faaliyetleri sırasında, halifelerinden birinin böyle büyük bir kazanı olması ve bu kazanda pişen yemekten bütün bir çevrenin istifâde etmesi, o civarda bir iskân kolonunun oluşmasına sebebiyet vermiştir. Farsça’da kazan anlamına gelen Lenger kelimesi, o kasabanın adı olmuş ve “Langer-hatta” diye anılmıştır. Ortaasya tasavvuf geleneğini sürdüren Hacı Bektaş Velî’nin, Hacıbektaş’taki merkezî tekkesinde, bu amaca yönelik büyük bir kazanı vardı. Bu kazan “Aş Evi”ndeydi. Bektaşîler, bu kazanın, altında ateş olmasızın kaynadığı inancındadır.Bu kazanın, bir Moğol komutan tarafından tekkeye hediye edildiği söylenir. “Kara kazan hakkı için” sözü alevîler arasında bir and sözüdür. Eskiden öşür usûlü, vergi sisteminin esâsını teşkil ediyordu. Köylerin ekin hasılatının onda biri (öşürü) artırma ile satılırdı. Köyün öşürünü alan kişi (mültezim), onda biri aldıktan sonra, eğer köy alevî köyü ise, üçler, yediler, kırklar hakkı olarak, üç, yedi ve kırk şinik buğday alır, köylü sesini çıkarmazdı. “Harman kaldırma zamanı” köylere, çeşitli yerlerden dedeler ve dervişler de gelirdi. Hacı Bektaş çelebisi tarafından gönderilen vekiller de gelirler, kimisi “Hazret-i Pîr”, kimisi “Kara Kazan”, kimisi “Gül Yüzlü Efendim” (Çelebi) için Hakkullah toplar, köylünün harmanından nasibini alır giderdi.</p>

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Yesevî geleneğinde, tekkede büyük bir kazan olur, onda pişirilençorba, gariplere, yoksullara ve dervişlere dağıtılır. Seyyid Ali Hemezanî, Keşmir’de İslâm’ı yayma faaliyetleri sırasında, halifelerinden birinin böyle büyük bir kazanı olması ve bu kazanda pişen yemekten bütün bir çevrenin istifâde etmesi, o civarda bir iskân kolonunun oluşmasına sebebiyet vermiştir. Farsça’da kazan anlamına gelen Lenger kelimesi, o kasabanın adı olmuş ve “Langer-hatta” diye anılmıştır. Ortaasya tasavvuf geleneğini sürdüren Hacı Bektaş Velî’nin, Hacıbektaş’taki merkezî tekkesinde, bu amaca yönelik büyük bir kazanı vardı. Bu kazan “Aş Evi”ndeydi. Bektaşîler, bu kazanın, altında ateş olmasızın kaynadığı inancındadır.Bu kazanın, bir Moğol komutan tarafından tekkeye hediye edildiği söylenir. “Kara kazan hakkı için” sözü alevîler arasında bir and sözüdür. Eskiden öşür usûlü, vergi sisteminin esâsını teşkil ediyordu. Köylerin ekin hasılatının onda biri (öşürü) artırma ile satılırdı. Köyün öşürünü alan kişi (mültezim), onda biri aldıktan sonra, eğer köy alevî köyü ise, üçler, yediler, kırklar hakkı olarak, üç, yedi ve kırk şinik buğday alır, köylü sesini çıkarmazdı. “Harman kaldırma zamanı” köylere, çeşitli yerlerden dedeler ve dervişler de gelirdi. Hacı Bektaş çelebisi tarafından gönderilen vekiller de gelirler, kimisi “Hazret-i Pîr”, kimisi “Kara Kazan”, kimisi “Gül Yüzlü Efendim” (Çelebi) için Hakkullah toplar, köylünün harmanından nasibini alır giderdi.

Sözlüğe dön ←