ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
613 sonuç · toplam 1859 · “Şive” · 23/26
01Arslanlı Çeşme
Hacı Bektaş ilçesinde, Hacı Bektaş-ı Veli külliyesinde avlunun sağında bulunan çeşme. Bu çeşmede su, arslan heykelinin ağzından akmaktadır ki, Bektaşilere göre zemzem olarak kabul edilir.
Taşsın Dökülmesin
Bektaşî ve Mevlevî tarikatı terimlerindendir. Mevlevîlerin ayinde, Bektaşîlerin ise yemekte yaptıkları dualardandır.
Bî-Ser Ü Pâ
Farsça, başsız ve ayaksız demektir. Melâmiyyei Bayramiyye mensuplarının mezar taşlarına denir. Hacı Bayram-ı Veli’den sonra tarikatı; Şemsiyye-i Bayramiyye (Akşemseddin kolu), Melâmiyye-i Bayramiyye (Bıçakçı Ömer Dede Kolu) ve İnce Bedreddi…
Boş Gelen Boş Gider
Mürşidin huzuruna varlıktan soyunarak gelmek her türlü kibir, gurur ve nefsî davadan sıyrılarak gitmek gerek. Bu şekilde giden kişinin, mürşidinin duası ve himmet nazarıyla ruhuna sirayet eden nefis pisliklerinden kurtulacağı; dönüşte, varl…
Cin Evi
Bu, Bektaşî ve Mevlevî tâbiri olup, hamamlar için kullanılır. Muhtemelen bu tabir, hamamlar’ın şeytanın evi olmasıyla ilgili bir hadisi şerife dayanır.
Cezb
Arapça kendine çekmek anlamına gelir. Allah’ın kulunu kendi hazretine çekmesi.Cezbu’l-Ervah : Ruhların çekilişi demektir. Münacat, muhataba, sırların müşahedesi ve kalplerin yücelmesi vs. gibi inayet ve tevfikten ibarettir. Harraz bu konuda…
Cur’a-Dan
Cur’a Arapça’da yudum anlamına gelir, Farsça “dan” ekiyle birlikte “yudumluk” manasınadır. XIV-XVI. yüzyıllarda abdalların ve Bektaşîlerin esrara düşkün oldukları, sunulan esrar kabağından herkesin tek nefes çektiği kaydedilir. Bektaşîlerin…
Çerağcı
Tekkelerde çerağın arzettiği önem büyüktür. Bunu, çerağı yakıp söndürmek için, ayrı bir görevli tayin edilmesinden anlıyoruz. Kaynaklar, tekke hizmetleri arasında, ifa ettiği görev itibariyle çerağcının önemli bir kişi olduğunu kaydetmekted…
Çile Çekmek
Mihnet ve meşakkat çekmek demektir. Tasavvuf erbabının çile hücresine girmesi ve orada kırk gün kalması, külfetli bir iş olduğu için, o makamda kullanılırdı. Şiirde şeddelendirmek suretiyle kullanılırdı.Ne çille çektiğimi bu riyay-ı gamda f…
Ddâî
Arapça, davet eden, çağıran demektir. Halkı sevk ve yönetme bilgisi verilen kişi. Batınî propagandacılarına dâî denir.
Edeb-Erkân
Erkân Arapça’da temeller, esaslar, direkler anlamlarına gelir. Manevî eğitim gören sâlikin, her yerde ve her an, daima kendisini gören, her hareketini bilen Allah’ı düşünerek ve buna bağlı olarak ağzından çıkan sözlere, yaptığı hareketlere…
Edeb Ya Hû
Edeb, tasavvuf okulunda önemli bir husustur. Edeble davranma, canlıya, cansıza, insana, hayvana, her şeye, herkese yapılmalıdır. Mutasavvıflar cansız varlıklara, bir tür dirilik atfederler (pan-bioism). Bu sebeble, cansız varlıklara da edeb…
Edvâr-I Vücûd
Arapça. Varlık devirleri. Varlığın, kendisi için mümkün olan kemal çizgisinde yükselmesi ve sonuçta ilkelerin ilkesine geri dönmesi. Varlık yukarıdan aşağıya iner (kavs-i nüzul). Bu iniş, bir yarım daire şeklinde düşünülür. Sonra varlık, aş…
Efendimiz Allah
Efen- di kelimesi Rumca olup, sahip ve malik gibi manalara gelir. Mevtana Celâladdin Rûmî bu kelimeyi şiirlerinde kullanmıştır. Yani onüçüncü yüzyılda bu kelime, Anadolu Türk muhitinde bilinmekte ve kullanılmaktadır. Sufîliğe mensub bir kiş…
Eğilen Boyun Vurulmaz
Yaptığı kusuru anlayıp özür dileyen, affını taleb eden kişinin bağışlanmasının, mürüvvetten olduğunu bildiren iki atasözüdür. Tıpkı Allah’a yapılan tövbelerde kulun, Allah’a, yaptığı kusurları dili ile ifade ve itiraf edişi ve ondan vazgeçt…
Elifî Sumat
Mevlevî tekkelerinde, dervişlerin topluca yemek yemeleri için kullanılan, deriden yapılmış sofraya denir. Deri sofralar üç türlü olur: Bir kısmı daire şeklinde, etrafında halkalara sahiptir. Bu halkalara bir zincir geçirilip çekilince, sofr…
Hissa
Arapça. Olgunluk ve noksanlık arasındaki farklılık, insanda, ilâhî sıfatların ve fiillerin husul bulmasına kemâl derler. Bu husulün azalması ve hatalara düşülmesi de, noksanlıktır. Şeref, yaratılan ile, onu icâd eden arasındaki vasıtaların…
Fetk-Retk
Arapça, birleşme, ayrılma anlamına gelen iki kelime. Mutlak maddenin, türlerin şekilleri halinde tafsili olarak zuhura gelmesi veya vâhidiyyet mertebesinde gizli olarak bulunan nisbî isimlerin ortaya çıkmaları, çokluk yerine birliği görme h…
Hıfz-I Nisbet
Arapça, nisbetin, mensubiyetin korunması demektir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin Makalât’ında da, şeyhe olan bey’at, bozup, ona sırt çeviren müride, “mürid-i mürted” dendiği kaydedilir. Şeyh’e bağlılığa “Hıfz-ı And”, onu terketmeye “Nakz-ı And” de…
Kanını İçine Akıt
Cezbe geldiği zaman veya bir hâl zuhurunda, dervişin bunu dışarı aksettirmemesi, sezdirmemesi ve normal davranıştan uzaklaşmaması demektir. Bu, temkin ehli sûfilerde olur. Telvin ehli olanlarda bu durum aksinedir. Bu, melâmet tavrı olarak d…
Kapıdan Geçmek
Tasavvuf’î planda, murakabe özelliğini kazanmayı ifâde eder. Mevleviler bu duruma, kapıdan geçmek derler. Bu, çilesini bitirenlerin veya başka dergahtan gelip hücreye çıkacakların, veyahut çilekeş olmayıp da, fazileti ve olgunluğu bulunması…
Karabaşiyye
Halveti tasavvuf okulunun kollarından birinin adı. Şeyh Ali Alâeddin Karabaş-ı Velî (ö. 1097/1686) tarafından kurulmuştur. Karabaş-ı Velî, Arapgir’lidir. Genç yaşında, İstanbul’a Fâtih Medresesi’ne gelerek derslere başladı. Bir süre sonra c…
Kara Kazan Hakkı
Yesevî geleneğinde, tekkede büyük bir kazan olur, onda pişirilençorba, gariplere, yoksullara ve dervişlere dağıtılır. Seyyid Ali Hemezanî, Keşmir’de İslâm’ı yayma faaliyetleri sırasında, halifelerinden birinin böyle büyük bir kazanı olması…
Kızıl Eşik
Bektaşî tâbiri. Meydan’da, Hazreti Pîr Postu’nun yanında yer alan bir makamdı. Buna “Mürüvvet Taşı” veya “Niyaz Taşı” da denirdi.