ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
2382 sonuç · toplam 3232 · “Kül” · 12/100
01Kıyamet
Ölümden sonra bütün insanların diriltilmesi, hesaba çekilmesi ve âhiret hayatının başlaması. Tasavvufî yorum Sûfî metinlerinde büyük kıyametin yanı sıra insanın gafletten uyanması, nefsânî düzeninin yıkılması ve hakikat karşısında yeniden d…
Kin
Öç, intikam. 2. tas. Kahhariyet sıfatının baskın durumda olması (us). Kirişme (4+, (كير veya Girişme 1. Gamze, naz, işve. 2. tas. Celali tecelli (sr). Kitab-ı cami Akıl ve ruh ibariyle insan-ı kâmil. Buna hakikati camia da denir. Kitab-ı il…
Kitap
Cem ve zam (toplama ve ekleme) mertebesi. Harfler bir araya getirilerek ve birbirine eklenerek metnin anlamı anlaşılır hale gelir. 2. Kaza ve kader. 3. Süfilere göre kitap da mâsivâdır, diğer maddi şeyler gibi onunla olan ilgiyi de kesmek l…
Kuds
س) 8) veya Kutsiyet Pak ve temiz olmak, arınmak. tas. Ermişlerin ilahi yönü, saf tarafı. Kuduret— Safvet i. ar. ورة - صفوة) 45) Bulanıklık-duruluk, keder-safa. tas, Dünya bağları ve dünya bağlarını koparma. Ebü Türâb Nakşebi “Süfiyi hiçbir…
Kur'ân-ı nâtık
Konuşan Kurün, 2. Insan-ı kâmil, | Kurb (51. Yakınlık, 2. tas. a Allah'ın ibadet ve tâatine yakın olmak. b Hakk'ın tevfikine ve inayetine yakın olmak. c Kulla Hakk'ın arasında araçların bulunmaması veya az olması, d Kulun, Hak ile arasındak…
Kurban
( هر با Allah'a yakınlık peyda etmek niyetiyle belli özelliklere sahip hayvanın ibadet maksadıyla kesilmesi. 2. tas. Fena mertebesi, fedakârlık, kulun kendisini (nefsini) Allah yolunda feda etmesi. En büyük kurban kulun nefsini feda etmesid…
Kurb-i ferâiz
قرب فى | ض) Farz ibadetleri işlemenin kula sağladığı Allah'a yakın olma hali. Kurb-i feraiz kulun, kendisi de dahil her şeyden fani olması, Hak'tan başkasının şuurunda olmaması hali. Bu halde fail, Hak'tır.
Kurb-i nevafil
قرب نوا فل) Kuldan beşeri safatların gidip yerine ilahi vasıfların galmesi (TK 11:1164). Bu halde fail kul, Hak onun aletidir. Allah kendisine yakın olan kulunun gören gözü, işiten kulağı, duyan kalbi ve tutan eli olur. Dileğini ts
Kay
ى) 45) Köy, mahalle, semt. tas. Kulluk makamı. Hasılım yok ser-i kayunda beladan gayri Garazım yok reh-i aşkında fenadân gayri Fuzüli Yarn ser-i küyunda rakibi tepelerdim Ama nideyim Kâ'be'de kan eylemek olmaz Lâedri Ka-yi ab u gil Maddi âl…
Kü-yi harabat
Harâbât köyü. 2. tas. Kendinden geçme ve fani olma makamı, küyi meykede (meyhane köyü) ve kü-yi mugân (keşişler köyü) de aynı anlamda kullanılır. Kü-yi yâr Sevgilinin bulunduğu semt. Küfr-i tarikat Şatahat; bütün dinlere ve yetmiş iki buçuk…
Kutbu'Lirşat
Rehber kutup. 2. tas. Her üç terim de halkı irşat etmek ve hidayete birlik (vahid erdirmek işiyle görevli veli anlamına gelir. Bu veli arştan ferşe kadar tasarrufta “İsim ve sıfa bulunur. Kül a MM al a la 2 RT cutup i, ar. (LS) veya Kutb 1.…
Ky
ى) 5) Köy, mahalle, semt. tas. Kulluk makamı. Hasılım yok ser-i kayunda beladan gayri Garazım yok reh-i aşkında fenadân gayri Fuzüli Yârın ser-i küyunda rakibi tepelerdim Ama nideyim Kâ'be'de kan eylemek olmaz Lâedri Kü-yi ab u gil Maddi âl…
Kün
Ol, Allah bir seyi yaratacağı zaman ona “ol” (kün) der, o da oluverir |. Tasavvufta Allah'ın bu sözlü emrine kelimetu'l-hazret ve kelime-i tekvin, kün hitabi denir. Ol (Kün) dedi bir kerre var oldu cihan Olma derse mahvolur ol dem heman 5.…
Kürsi
(كرسى) Emir ve yasak alanı (iFM). “Değil kürsisiye vaiz. Arşa çıksan adam olmazsın. Kütüb-i ilahi Mücerret akıllar ve nefsler (Kı; sr). = EEE: } Ree aes La - Illa ar. ا لا) - y) Lailahe illallah kelime-i tevhidindeki la, b nefy (olumsuzluk…
Lâ-şey
“Hiçbir şey; yok hükmünde olan” anlamındaki Arapça ifade. Tasavvufî dilde dünyanın geçiciliğini veya Hakk’ın mutlak varlığı karşısında mâsivânın bağımsız varlık iddiası taşımadığını vurgulamak için kullanılır; yaratılmışların bütünüyle inkâ…
Lâ-yezâl
Zeval bulmayan, sonu ve tükenişi olmayan. Tasavvuf metinlerinde kalıcı ve ebedî oluşu bakımından Hak için kullanılan bir sıfat. Ezel–lâ-yezâl maddesine de bakınız.
Lengerhâne
Demir atılan ve konaklanan yer. Tekke dilinde fütüvvet ehlinin tekkesi, dervişlerin yemek yediği bölüm, imarethane veya bazı kullanımlarda türbe anlamına gelir. Kelime, yolcunun durup sükûnet bulduğu güvenli menzil fikrini taşır.
Lesen
Fesâhat. Hakk'ın Şuurlu kimselerin kulağına apaçık olarak beyan ve ifşa ettiği bilgiler. Bu da ya ilahi bir tarifle veya bir peygamberin yadabir veli ve sıddıkın diliyle gerçekleşir. “Ömer Hak lisanıyla ko- nuşur.”
Levh
Belli bir süreyle sınırlanmış yazı ve takdir. Kitab-ı mübin, külli nefs. Dört türlü levh vardır: Akl-ı evvel levhi, mahv ve ispattan evvelki kaza (takdir) levhidir. Levh-i mahfüz, birinci levhte külli olan hususların ayrınth hale getirildiğ…
Likā
Karşılaşma, kavuşma ve yüz yüze gelme. Dinî metinlerde Allah’a kavuşmayı; tasavvuf dilinde ilâhî huzur ve yakınlık şuurunu ifade eder. Sûfîler likāyı bedensel bir görüşme olarak değil, kulun mârifet, huzur ve tecelli yoluyla Rabbine yöneliş…
Mahalle
Kaynaklarda, sâlikin ilâhî kemal sıfatlarının tecellileri vasıtasıyla sevgiliye yaklaşması anlamında kullanılan seyrek bir tasavvuf terimidir. Gündelik dildeki yerleşim birimi anlamıyla karıştırılmamalıdır. Terimin anlamı, geçtiği metindeki…
Mahdûm
Hizmet edilen, kendisine hizmet sunulan kimse. Tekke çevresinde şeyh veya halife için saygı unvanı olarak kullanılabilir. Osmanlı kullanımında bir büyüğün oğlu için de nezaket unvanıdır; anlam bağlama göre ayrılır.
Mahmel
Yükün konulduğu yer veya yük taşıma aracı. Tasavvufî metinlerde yük ve külfet mecazı çevresinde, sâlikin benlik iddiasından ve ağırlaşmış alışkanlıklardan kurtulması anlamında kullanılır. Kaynaklardaki “teklif külfetinden rahatlamak” ifades…
Mahv
Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var k…