KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ebheriyye
Erdebiliyye’nin kollarından biridir. Kurucusu Ebû Reşid Kutbüddin Ebû Bekr b. Ahmed b. Muhammed el-Ebherî (ö. 573/1 177)’dir. Ebher’de doğan Kutbüddin, Merağa’da yetişti. Azerbaycan ve Semerkand’a seyahat etti. Şeyhi; Bağdad’da yaşayan, Seyyid Ebu’n-Necib Şeyh Ziyâüddin…
→Tasavvuf ve TarikatEbû Harraziyye
Fas’ta, Ebû Harrâz tarafından kurulan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatEbu Yakubiyye
Ebu Yâkub el-Baveysî tarafından kurulan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatEbû’-Vefâiyye
Rifâiyye’den Sa’diyye’nin bir kolu.
→Tasavvuf ve TarikatEbu’s-Suud Efendi’nin Torunu
Çok dindar, dünyaya rağbet etmeyen salih insanlar için kullanılan bir tabirdir. Osmanlılar devrinde şeyhü’l-islam olan Ebu’s-Suud Efendi, bu özellikle tanındığı için, dindarlıkta ileri gidenler hakkında kullanılan bir tâbir olmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatEcsâm
Arapça, cisimler demektir. Çeşitli kısımlara ayrılır:Ecsam-ı Tâbîiyye (tabii cisimler) : Keşf erbabına göre, arş ve kürsîEcsam-ı Unsuriyye (aslî cisimler) : Gökler ve ondaki inceliklerden gayri herşeydir.Çeşitli Tabu Cisimler : Unsurlar ve ondan olan Mevâlîd-i…
→Tasavvuf ve TarikatEd’iyye-İ Me’sûre
Arapça. Hadislerle sabit olan dualar için bu ifade kullanılır. Evrâd. Tasavvuf yolunun yolcuları, Hz. Peygamber (s)’den naklen intikal etmiş dualara rağbet ederler ve bu duaları, her gün evrad olarak okurlar. Bu, Rasulullah (s)’a ittibâdan…
→Tasavvuf ve TarikatEdeb Erenlere
Topluluk içinde söylenmesi ayıp bir konu gündeme gelince, bu ifade kullanılır. “Hâşâ huzurdan dışarı, hâşâ huzurunuzdan, sözüm meclisten dışarı ” mânâsına gelir.
→Tasavvuf ve TarikatEdeb Ya Hû
Edeb, tasavvuf okulunda önemli bir husustur. Edeble davranma, canlıya, cansıza, insana, hayvana, her şeye, herkese yapılmalıdır. Mutasavvıflar cansız varlıklara, bir tür dirilik atfederler (pan-bioism). Bu sebeble, cansız varlıklara da edeb üzere davranırlar. Mesela kapı…
→Tasavvuf ve TarikatEdeb-Erkân
Erkân Arapça’da temeller, esaslar, direkler anlamlarına gelir. Manevî eğitim gören sâlikin, her yerde ve her an, daima kendisini gören, her hareketini bilen Allah’ı düşünerek ve buna bağlı olarak ağzından çıkan sözlere, yaptığı hareketlere dikkat…
→Tasavvuf ve TarikatEdhemî Tâc
Dört terkli bir tacdır. İstiğnâ’nm (yani Allah’dan başka hiçbir şeye ihtiyaç duymamanın) sembolüdür. Bilindiği gibi ibrahim Edhem, önceleri Belh sultanı idi. Sultanlık tacını terk edip derviş olmasından kinaye olarak, bu isim verilmiştir. Sarığın her…
→Tasavvuf ve TarikatEdhemiyye
ibrahim Edhem tarafından kurulduğu söylenen bir tasavvuf okulu. İbrahim Edhem’in tam adı şu şekildedir: Şeyh İshak İbrahim b. Edhem b. Süleyman b. Mansur el-Belhî (öl. 166/783-4).
→Tasavvuf ve TarikatEdvâr-I Vücûd
Arapça. Varlık devirleri. Varlığın, kendisi için mümkün olan kemal çizgisinde yükselmesi ve sonuçta ilkelerin ilkesine geri dönmesi. Varlık yukarıdan aşağıya iner (kavs-i nüzul). Bu iniş, bir yarım daire şeklinde düşünülür. Sonra varlık, aşağıdan yukarıya…
→Tasavvuf ve TarikatEfendimiz Allah
Efen- di kelimesi Rumca olup, sahip ve malik gibi manalara gelir. Mevtana Celâladdin Rûmî bu kelimeyi şiirlerinde kullanmıştır. Yani onüçüncü yüzyılda bu kelime, Anadolu Türk muhitinde bilinmekte ve kullanılmaktadır. Sufîliğe mensub bir kişi, çağırıldığı…
→Tasavvuf ve TarikatEğilen Başın Ayağı Öpülür
İslam’ın dışında kalan hiçbir şeye boyun eğmeyen, gerçek özgürlüğü elde etmiş, racul (adam) mertebesine ulaşmış merdler hakkında, kadrü kıymet ifade eden bir sözdür. “Batıla eyvallah demem” sözü de, buna yakın bir manayı ifade eder.EĞRİ…
→Tasavvuf ve TarikatEğilen Boyun Vurulmaz
Yaptığı kusuru anlayıp özür dileyen, affını taleb eden kişinin bağışlanmasının, mürüvvetten olduğunu bildiren iki atasözüdür. Tıpkı Allah’a yapılan tövbelerde kulun, Allah’a, yaptığı kusurları dili ile ifade ve itiraf edişi ve ondan vazgeçtiğini bildirmesi karşısında,…
→Tasavvuf ve TarikatEhad
Arapça. Bir’i ifade eder. Sıfat ve isimlerin çok olmasına karşılık, Allah’ın zâtındaki Birlik, bu kelime ile ifade edilir. Cürcânî’nin ifadesi ile Bir’in taayyünlerindeki itibar, iskât ve isbat gözönüne alınmaksızın, zât’ın “O, odur” diye söylenebilecek…
→Tasavvuf ve TarikatEhadiyyet
Arapça, birlik demektir. Bir şeye nisbeti olmayan, bir şeyin de kendisine nisbeti bulunmadığı şeye denir. Ehadiyyet makamı, İlâhî sıfattan bir makamdır. Bu makam, akıl ve anlatmakla vasfa gelmez. “Onu ilmen hiçbir şey ihata edemez”…
→Tasavvuf ve TarikatEhadiyyetü’l-Ayn
Arapça, ayn’ın tekliği demektir. Bize ve isimlere muhtaç olmaması bakımından, Zat-ı Hakk’ın mertebesi.
→Tasavvuf ve TarikatEhadiyyetü’l-Cem’
Arapça, toplanmanın tekliği demektir. Kendisinde çokluğun münafî olmadığı şey, yani bir yer anıldığında, o yerde bir takım şeylerin de bulunması. Bu, Allah hakkında şöyle ifade edilir: Allah birdir, fakat bütün isimler kendisindedir.
→Tasavvuf ve TarikatEhadiyyetü’l-Kesret
Arapça, çokluğun birliği demektir. Kendisinde nisbî çokluk düşünülen bir (vâhid), demektir. Buna “makam-ı cem'” ve “ehadiyyetü’l-cem”‘ de denir.
→Tasavvuf ve TarikatEhadü’l-Ehadîn
Arapça, teklerin teki. Benzersiz, eşsiz, ehadü’l-ehad.
→Tasavvuf ve TarikatEhdaliyye
Kadirîliğin bir kolu olup, Ebu’l-Hasan Ali b. Ömer el-Ehdâl el-Hüseynî (ö. 1164/1750-51) tarafından kurulmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatEhl-İ Kal
Arapça, lafçılar, demektir, işin özünden ve esprisinden uzak, kıyısında, kenarında dolaşan kişiler. Bunlar söylediklerini yaşamayan, hakikata ulaşmamış kişilerdir.
→Tasavvuf ve TarikatEhl-İ Tasfiye-Ehl-İ Nazar
Düşünce ehli, arınma ehli anlamlarında iki Arapça tabir. İkincisi gerçeğe akıl ve istidlaller ile ulaşan, ehl-i nazar; birincisi ruhî arınma yolu ile ulaşanlar ki bunlar da ehl-i tasfiyedir.
→Tasavvuf ve TarikatEhl-İ Zevk
Arapça, zevk sahipleri demektir. Tecellîlerin hükmünün ruhdan, kalbden, nefse ve hislere geçmesiyle, bundan zevk alan kimselere, ehl-i zevk denir. Cürcânî’nin bu tarifinden anlaşıldığı gibi, ilâhî ilhama mazhar olma kabiliyetini kazananlar, mânâ zevkine ermiş ve…
→Tasavvuf ve TarikatEimmetü’l-Esma
Arapça, isimlerin imamları demektir. Yedi esmaya verilen isimdir. Bu isimler şunlardır: Hayy, Alîm, Kadîr, Semî’, Basîr, Mürîd ve Mütekellim. Bütün isimlerin aslı bu yedi isimdir. Semî’ ve Basîr yerine Cevâd ve Muksit isimlerini koyanlar…
→Tasavvuf ve TarikatEkberiyye
Muhyiddin İbnü’l-Arabî’ye nisbet edilen tasavvufî ve fikrî harekete verilen ad. Bizzat kendisi tarafindan oluşturulmamış, manevî oğlu Sadreddin-i Konevî onun irşat postuna oturmuş ve fikirlerini yaymış olduğu, hatta onun eserlerinin bu yolla yayıldığı kaynaklarda ifade…
→Tasavvuf ve TarikatEkmek Evi
Hacı Bektaş Tekkesi makamlarından birinin adı. Her evin bir babası olduğu gibi, bu evin de bir babası vardır. Ekmek evinin son babası, Hacı Kerim Baba adında bir zâttı.
→Tasavvuf ve TarikatEktiğini Biçersin
Bu atasözüyle, bir insanın yaptığı iyi veya kötü her işin, birgün mutlaka karşılığını göreceği anlatılır. “Dünya, âhiretin tarlasıdır” hadisine telmihen söylenen bu söz ile, insanlar iyi sonuçlar almak için, iyi işler yapmaya yönlendirilmek istenir.EL…
→Tasavvuf ve TarikatEl Benim Elim Değil
Tasavvuf okuluna giren bir dervişe el veren şeyh; kendisinin de, aynı şekilde bir önceki şeyhten el aldığını ve bu işlemin zincirleme olarak tâ Hz. Peygamber (s)’e kadar uzandığını ve O’na bey’at edenlerin Allah’a bey’at…
→Tasavvuf ve TarikatEl Etek Tutmak
Tasavvuf yoluna girmeyi ifade eden bir söz.
→Tasavvuf ve TarikatEl Hakk’a
Yukarıda, “el benim elim değil” sözünü açıklarken değindiğimiz gibi, bu da, tasavvuftaki şeyhler silsilesini bildiren bir ifadedir.
→Tasavvuf ve TarikatEl Vermek
Bu sözle derviş olmak, bir tasavvuf okuluna kaydolmak kastedilir. Bektaşîler el almağa “nasib olmak” der. Tarikata ait bir şeyi, bir töreyi yapmak, yahut bir hastalığa okumak için izin alma ve izin vermeye de el…
→Tasavvuf ve TarikatElbâb
Arapça, akıl sahipleri manasında bir tamlama. Cürcanî bu deyimi şöyle tarif eder: Sözün dışından içindeki gizliyi arayanlar, kabukların altındaki özü elde edenler. Bunlar, dinlediklerini ve okuduklarını iyi anlar, manaları özümser, işin özüne inerler, tahkîk…
→Tasavvuf ve TarikatElifî Nemed
Nemed Farsça, yün kemer manasınadır. Mevlevîlerin, tennure denilen etek üzerine sardıkları kemere denir. Tarikata girilirken, şeyh tarafından üç veya yedi dolama ile sarılır. Ayin sırasında bu kemeri takmak mecburîdir. Bu kemer, sağdan sola doğru…
→Tasavvuf ve TarikatElifî Sumat
Mevlevî tekkelerinde, dervişlerin topluca yemek yemeleri için kullanılan, deriden yapılmış sofraya denir. Deri sofralar üç türlü olur: Bir kısmı daire şeklinde, etrafında halkalara sahiptir. Bu halkalara bir zincir geçirilip çekilince, sofra büyük bir torba…
→Tasavvuf ve TarikatElifî Şalvar
Pantolon şeklindeki şalvarlara bu isim verilir. Sadece “elifî” de denilir. Genç ilim adamları, ilmiye sınıfının çocukları ve meşâyıh, bu şalvarı giyerlerdi.
→Tasavvuf ve TarikatElifî Tâc
Bektaşîlerin giydiği yassı başlığa verilen addır. Mevleviler, buna “Külah-ı Seyfî” adını verirlerdi.
→Tasavvuf ve TarikatElifte Birşey Yok
Arap alfabesinde, elif harfi, yukarıdan aşağıya basitçe düz bir çizgiden ibarettir. Diğer harflerin, eğrisi, çıkıntısı, girintisi, noktası, şekil kargaşası bu harfte yoktur. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde kurulan mahalle mekteplerinde, harflerin biçimi çocukların hatırında kalsın…
→Tasavvuf ve TarikatElsiz Ayaksız
İradesini Allah’ın iradesinde fani kılmış (eritmiş) kişiler için kullanılan bir ifade. Buna benzer olarak kullanılan “elsiz, dilsiz, belsiz” deyimi, hakiki Allah erinin eline, diline, ve beline hâkim olduğunu gösterir.Mir’âtî sözlerin canlı muamma Arif olanlara…
→Tasavvuf ve TarikatEmânât-I Mübarake
Hz. Peygamber (s) ve diğer İslam büyüklerine ait eşya ve levazıma, mübarek emanetler (emânât-ı mübareke) denir. Yavuz Sultan Selim Mısır’ı fethettikten sonra Mekke Emiri Seyyid Berekat, emirlik hazinesinde bulunan “emânât-ı mübareke”nin önemli bir kısmını,…
→Tasavvuf ve TarikatEmirganiyye
İdrisiyye’nin Nûbe kolu. Kurucusu 1853’te vefat etmiştir.el-EMRU Bİ’L-MA’RUF ve’n-NEHYU ani’l-
→Tasavvuf ve TarikatEmr âlemi
Zaman ve mekan üstü olarak, emirle birlikte yaratılan âlem. Ruhlar ve akıllar bu âlemdendir. Bir anda yaratılmıştır. “Vemâ emruna illa vâhidetün ke-lemhin bi’l-basar” Kamer/50.
→Tasavvuf ve TarikatEmr-İ Hakk
Arapça, Hakk’ın emri demektir. Ölüm anlamında kullanılır.
→Tasavvuf ve TarikatEnâniyye
Arapça, benlik anlamında bir kelime. Kuldan ortaya çıkan her şeyin, kendisine dayandırıldığı gerçeğe “enâniyye” veya “enîniyye” denir. Bu izafete şu örnekler verilebilir: Nefsim, elim, ruhum vs. senin hakikatin ve bâtının, Hakk’ın gayrıdır. Enâniyye’nin nefyi,…
→Tasavvuf ve TarikatEne Ente-Ente Ene
Arapça, ben senim-sen bensin” anlamında bir ifade. Âşık maşuk birliğini ifade eder. Bu, iki bedende bir can gibi olmayı gösterir. Bu, sevginin tamlığı için varılması gereken bir noktadır.
→Tasavvuf ve TarikatEne Tahtına Oturanı İrşad Mümkün Değildir
“Ene” Arapça’da “ben” demektir. Bu, ben Allah (c)’dan üfürülen (ruh-ı menfûh) değil, hayvanı ben’dir. İnsan’ın bu yönünü terbiye etmesi gerekir. Bu yönünü terbiye edememiş kişi, hayvanî nefsin istekleri doğrultusunda hareket ettiği için, onu irşâd,…
→Tasavvuf ve TarikatEne’l-Hakk
“Ben Hakk’ım” anlamında bir ifade olup Hallâc-ı Mansur tarafından söylenmiştir. Erzurumlu İ. Hakkı’nın ifade ettiği gibi;“Söyleyen Nasır (yani Allah) idi. Mansur Andan tercüman olur” şeklinde anlaşılmalıdır. O’nun, bu sözü Hakk’tan rivâyeten söylediği kaydedilmekle birlikte,…
→Tasavvuf ve TarikatEnesiyye
Çok sonraları zuhur etmesine rağmen Sahabe-i Kiram’dan Enes İbn Mâlik (r.a)’e izafe edilen bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatEnsâriyye
Abdullah el-Ensârî (Ö.481/ 1048)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu. Hereviyye adıyla da anılır.
→Tasavvuf ve TarikatEr Çiçeği
Bektaşî ıstılahı. Babanın sevgisine mazhar olmuş can (derviş).
→Tasavvuf ve TarikatEr Doğruya Hak Doğruya
Konuşurken sözün doğru olduğunu açıklamak için veya doğruluğunu öğütlemek için kullanılan bir deyim.
→Tasavvuf ve TarikatEr Ere Kıymaz
Erler arasında meşreb açısından bir ayrılık olsa da, hoşgörüyle bunun düzeltilebileceği bu sözle anlatılır.
→Tasavvuf ve TarikatEr Erin Aynası
“Mü’min mü’minin aynasıdır”, (Cami l, 170) hadis-i şerifinin mealidir. Mü’min, kendi olgunluk ve çiğliğini başkasında görür, bu şekilde şükreder veya ibret alır.
→Tasavvuf ve TarikatEr İkrarından Hayvan Yularından
Bu deyim, erin veya insanın ikrarıyla, yola gideceğini, hayvanın da yıllarıyla yönetileceğini anlatır.ERKEK ARSLAN, ARSLAN DA, DİŞİ ARSLAN,ARSLAN DEĞİL Mİ? : Kadınlardan da erkek olur. Bu, manevî olgunluk açısındandır. Ve çoğu erkekler himmet ve…
→Tasavvuf ve TarikatErâik-İ Tevhid
Arapça tevhid koltukları demektir. Zatın zuhur ettiği yerler olması bakımından vahidiyyet hazretindeki zâti isimlere “erâik-i Tevhid” denir.
→Tasavvuf ve TarikatErbab-I Yakin
Maddî, manevî, zahirî, bâtinî bilgilerle yetkinleşmiş kişilere, erbab-ı yakîn denir. Bu durumdakilerin bilgilerinin güvenilir olduğu kaydedilir.
→Tasavvuf ve TarikatErdebiliyye
Safiyüddin Erdebilî’nin kurduğu, Ebheriyye’nin kollarından bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatEren-Erenler
Allah’a ulaşan kişi (vâsıl)ye denir. Velî. Yıldızım düşkündü tali’im küskün Muzlimdi eyyam-ı hayatım bütün Erenler elimden tuttular bir gün Şanlı demler sürdüm, devranlar gördüm. Tokadizâde Şekib
→Tasavvuf ve TarikatErenler Celladı
Hacım Sultan’ın lakabı. Bektaşî ıstılahı.
→Tasavvuf ve TarikatErenler Hâzıra Etmiş Duayı
Misafir için söylenir. “Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer” atasözünün açıklamasıdır.
→Tasavvuf ve TarikatErvah-I Habise
Arapça, pis ruhlar demektir. Cinler ve şeytanlar.
→Tasavvuf ve TarikatErzade
Bir mürşidin babası da mürşid olursa, ona erzâde denir. Bu, Bektaşî ıstılahıdır.
→Tasavvuf ve TarikatEsbab
Arapça, sebepler anlamına çoğul bir kelime olup, tekili “sebeb” dir. Vesileler, vasıtalar, araçlar. Tasavvufta herşey Allah’a götüren bir sebep, O’nu gösteren bir âyettir. Araçlar, yani sebepler amaç haline getirilmediği sürece problem yoktur. Araçlar amaç…
→Tasavvuf ve TarikatEsmar
Arapça, meyveler demektir. Ana isimler (aslî isimler)in toplanıp bir araya gelmelerinden birtakım başka isim ve mânâlar ortaya çıkar ki buna, esmar (meyveler) denir. Nikah da denilen, küllî esmâr beştir:İlâhî isimlerin içtimâi : Bunun semere…
→Tasavvuf ve TarikatEsmau’l-Hüsna
Arapça sıfat tamlaması olup, güzel isimler demektir. Tasavvufta Allah’ın güzel isimlerine el-Esmaü’l-Hüsna denir. (Bkz.
→Tasavvuf ve TarikatEstağfirullah
“Allah’tan bağışlanma dilerim” anlamındaki istiğfar cümlesi. Günah ve kusurun farkına varmayı, Allah’a yönelmeyi ve tövbeyi ifade eder; zikir ve evrâd içinde tekrar edilen temel dua cümlelerinden biridir.
→Tasavvuf ve TarikatEşrefî Tâc
Eşrefiyye-i Kâdiriyye tacına (Eşrefî Tâc) denir. Bu tâc, yedi dilim (terek) li olur, beyaz çuhadan, içi pamuklu olarak dikilirdi.
→Tasavvuf ve TarikatEşrefiyye
Kādiriyye’nin Eşrefoğlu Rûmî’ye nispet edilen Anadolu kolu. İznik merkezli teşekkül eden yol, Kādirî usulünü Eşrefoğlu’nun irşadı, şiirleri ve sonraki post silsilesi çevresinde sürdürmüştür. Âdâb ve merasim kayıtlarının bir kısmı Eşrefî-Rûmî çevresine özgüdür; bütün Kādiriyye’ye…
→Tasavvuf ve TarikatEtek Senin
Tasavvufa giren dervişin, sıkı sıkıya bağlılığını ve şeyhin eteğinden tutunduğunu belirten bir söz.EL ELDEN ÜSTÜNDÜR,
→Tasavvuf ve TarikatEtme Bulma Dünyası
Herkes, iyi, kötü yaptığının karşılığını mutlaka bulacaktır.
→