KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Kabr Ziyâreti
Ölümü ve âhireti hatırlayıp ibret almak, mezarlıkta medfûn (gömülü) olanlara duâ etmek ve Kur'ân-ı kerîm okumak ve velî olan ölülerin rûhlarından istifâde etmek maksadıyla bir kabre veya mezarlığa gitmek. Kabir ziyâretini önce yasaklamıştım. Şimdi…
→Kur’an ve TefsirKabz Ve Bast
Tasavvuf yolunda ilerleyenlerde görülen sıkıntı ve ferahlık. Kabz (sıkıntı, daralma) ve bast (ferahlık ve genişlik) insanı uçuran iki kanat gibidir. Kabz hâli gelince üzülmeyiniz. Bast sâhibi olunca da sevinmeyiniz. (İmâm-ı Rabbânî) Hâllerin değişik olması…
→Kur’an ve TefsirKadir gecesi
Kur’ân’ın indirilmeye başlandığı, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen mübarek gece. Ramazan ayının son on gecesinde, özellikle tek gecelerde aranması tavsiye edilir. Kadir sûresinde bu gecenin esenlik vakti olduğu ve meleklerin ilâhî izinle yeryüzüne…
→Kur’an ve TefsirKâdiyânîlik
On dokuzuncu yüzyılda, Hindistan'da Mirzâ Gulâm Ahmed tarafından kurulan bozuk yol. Kurucusunun doğum yeri olan Kâdiyan kasabasına nisbetle bu adla anılmaktadır. İsmine nisbetle, Ahmediyye de denilmektedir. İngilizlerin Hindistan'ı sömürge hâline getirdikten sonra, bol para…
→Kur’an ve TefsirKadr (kadir) Gecesi
Daha çok Ramazân-ı şerîf ayı içerisinde bulunduğu bildirilen ve Kur'ân-ı kerîmin indirilmeye başladığı mübârek gece. Kadir gecesini inanarak ve sevâbını bekleyerek ihyâ edenin (ibâdetle geçirenin) bütün günâhlarını Allahü teâlâ bağışlar. (Hadîs-i şerîf-Gunyet-üt-Tâlibîn) Kadir gecesi,…
→Kur’an ve TefsirKâf Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin ellinci sûresi. Kâf sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk beş âyet-i kerîmedir. Kâf harfi ile başladığı için Sûre-i Kâf denilmiştir. Sûrede; kâfirlerin inkârlarında inâd etmeleri, Allahü teâlânın varlık ve kudretinin delîlleri, geçmiş…
→Kur’an ve TefsirKâfirûn Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yüz dokuzuncu sûresi. Kâfirûn sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Altı âyet-i kerîmedir. Kâfirlerden bahsedildiğinden sûre bu ismi almıştır. (Taberî, Râzî) Allahü teâlâ Kâfirûn sûresinde meâlen buyuruyor ki: (Habîbim! Onlara) de ki: Ey…
→Kur’an ve TefsirKafîzü’t-tahhân
Öğütme ücreti olarak değirmenciye öğütülen undan belirli bir pay verilmesi. Klasik Hanefî fıkhında iş karşılığının üretilen malın belirsiz bir bölümüne bağlanması bakımından tartışılmıştır. Uygulamanın ölçüsü bölgesel örfe göre değişebilse de akdin geçerliliği ücretin bilinirliği…
→Kur’an ve TefsirKahhâr
Sözlük anlamı, “Yenilmeyen, yegâne kudret ve tasarruf sahibi” olan bu söz, “Zor kullanmak ve mecrasından çıkarmak suretiyle bir şeye boyun eğdirmek.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de altı yerde Allah’a nispet edilmiştir.…
→Kur’an ve TefsirKahhâr (el-Kahhâr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Düşmanlarından, cebbâr (kibirli, zorba, zâlim), inâdcı, nîmetlere nânkörlük edenleri öldürüp, onları zelîl (aşağı, hakîr) etmekle dünyâda kahreden, âhirette düşmanları olan kâfirlere ebedî; îmânlı ölen mü'minlere, af ve mağfiret…
→Kur’an ve TefsirKalem Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin altmış sekizinci sûresi. Nûn sûresi de denir. Kalem sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli iki âyet-i kerîmedir. İlk âyetinde geçen, kalem kelimesinden dolayı, Sûret-ül-Kalem denilmiştir. Sûrede, Peygamber efendimizin aklî mükemmelliği ve yüksek…
→Kur’an ve TefsirKâlib Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Yâkûb aleyhisselâmın on iki oğlundan Şem'ûn'un neslindendir. Babasının ismi Yuknâ'dır. Kendisine Yûşâ aleyhisselâmdan sonra peygamberlik verildi. Mûsâ aleyhisselâma bildirilen dînin emir ve yasaklarını insanlara tebliğ etti (bildirdi). Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde…
→Kur’an ve TefsirKamer Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli dördüncü sûresi. Kamer sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli beş âyet-i kerîmedir. Ayın yarılıp bölünmesi mûcizesi anlatıldığından Sûret-ül-Kamer denilmiştir. Sûrede, kıyâmetin yakın olduğu, buna rağmen müşriklerin nefislerine uyarak gerçekleri yalanladıkları, vakti…
→Kur’an ve TefsirKameriyye
Nusayrîlik tarihindeki aşırı yorumlardan birine verilen ad. Hz. Ali’ye ulûhiyet nispet eden ve onun ayda bulunduğunu ileri süren inançla ilişkilendirilir. Okuma notu Bu tarihî mezhep kaydı Kamer sûresinden ayrıdır.
→Kur’an ve TefsirKan hısımlığı
fik. bk. nesep kânit a. [Ar.] “Alçak gönüllülük içre ibadet ve itaat etme.” anlamındaki bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de on üç yerde geçmekk tedir. k karâbet a. [Ar.] fik. Hısımlık, yakmlık anlamında terim. i
→Kur’an ve TefsirKâria Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yüz birinci sûresi. Kâria sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). On bir âyet-i kerîmedir. Kâria'dan yâni kıyâmet gününden haber verdiği için, Sûret-ül-Kâria denilmiştir. Sûrede; Kıyâmetin kopması sırasında meydana gelecek olaylardan ve insanın âkibetinden…
→Kur’an ve TefsirKasâme
Faili bilinmeyen bir öldürme olayında, belirli şartlar altında bölge halkından elli kişinin yemin ettirilmesi usulü. Klasik fıkıhta ceza ve diyet hükümleri içinde ele alınır. Okuma notu Kasâme, Kur’ân’daki Kasas sûresiyle ilgili değildir; önceki aktarımda…
→Kur’an ve TefsirKasas Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi sekizinci sûresi. Kasas sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Seksen sekiz âyet-i kerîmedir. Mûsâ aleyhisselâmın kıssası geniş şekilde bildirildiği için sûreye Sûret-ül-Kasas denilmiştir. Ayrıca Mûsâ aleyhisselâmın çocukluğundan îtibâren hayâtı, mücâdeleleri, tevhîd ehlinin…
→Kur’an ve TefsirKasru’s-salât
Yolculukta dört rekâtlı farz namazları iki rekât olarak kılma. Sabah ve akşam namazları kısaltılmaz. Yolculuk mesafesi, ikamet niyeti ve kısaltmanın ruhsat mı zorunlu uygulama mı olduğu mezheplere göre farklı değerlendirilir. Cem‘, yani iki namazı…
→Kur’an ve TefsirKâtı-I Tarîk-I İlâhî
İnsanların Allahü teâlânın emirlerine ve yasaklarına uymalarına ve rızâsına kavuşmasına mâni olan, hidâyet ve saâdetlerini engelleyen, saptırıcı, yol kesici. İnsanların îmân etmesine, İslâmiyet'i öğrenmelerine ve İslâmiyet'e uymalarına mâni (engel) olan din düşmanları kâtı-ı tarîk-ı…
→Kur’an ve TefsirKatl
Bir insanın hayatına hukuka aykırı biçimde son verme; adam öldürme. İslâm hukukunda fiilin kasıt, kullanılan araç ve sonuç bakımından niteliğine göre kasten, kasta benzer ve hataen öldürme gibi türleri ayrılır. Canın korunması dinin temel…
→Kur’an ve TefsirKaviyy (el-Kaviyyü)
Allahü teâlânın Esma-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyi tam olarak yaratmakta kuvvet sâhibi olan, her şeyi yaratıp, varlıkta devâm ettiren; dilediğini yapmak kendisine zor gelmeyen. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Şüphesiz Allahü teâlâ Kaviyy'dir.…
→Kur’an ve TefsirKayyûm
Sö lük anlamı, “Ayakta durmak, s bat etmek, gözetip korumak olan bu söz, Allah’a nipet edild ğinde “Ezelî ve ebedî bütün evr nin varlığı kendisine bağlı ola evreni idare eden.” anlammd “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güz…
→Kur’an ve TefsirKayyûm (el-Kayyûm)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Yaratıcı ve mahlûkları yerlerinde ve varlıkta durdurucu. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: O, kendinden başka ilâh bulunmayan Allahü teâlâdır. Hayy ve Kayyûm'dur. (Bekara sûresi: 255) Hergün…
→Kur’an ve TefsirKayyûm-İ âlem
Kayyûmiyyet makâmında bulunan velî zât. İnsanların âhirete âit derece ve seâdetleri bu mertebedeki velîlerin imdâdına verildiğinden kayyûm denilmiştir. Kutb-ı irşâd, kayyûm-ı âlemdir. Îmân sâhibi olmak, hidâyete kavuşmak, ibâdet yapabilmek, günâhlara tövbe edebilmek kutb-i irşâdın…
→Kur’an ve TefsirKazâ-İ Mübrem
Allahü teâlânın şarta bağlı olmaksızın yaratılmasını takdîr ettiği, yaratılması muhakkak olan şeyler. Kazâ, yâni Allahü teâlânın yarattığı şeyler iki kısımdır: Kazâ-i muallak, kazâ-i mübrem. Kazâ-i mübrem hiçbir zaman değişmez. Muhakkak yaratılır. Kaf sûresinin "Sözümüz…
→Kur’an ve TefsirKebîr (el-Kebîr)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Varlığından önce yokluk geçmemiş olan. ur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: O'ndan (Allah'tan) başka tapdıkları hiç şüphesiz bâtıldır, yok olucudur. Şüphesiz Allahü teâlâ yücedir, Kebîr'dir. (Lokman sûresi: 30) El-Kebîr…
→Kur’an ve TefsirKehânet
Geleceğe veya duyularla bilinmeyen gizli hususlara dair haber verdiğini ileri sürme. Kelâm ve dinler tarihi literatüründe kâhinlik uygulamalarını ifade eder. İslâm inancında gaybın mutlak bilgisi Allah’a aittir. Bu sebeple kehânet iddiaları vahiy, ilham, firâset…
→Kur’an ve TefsirKehf Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin on sekizinci sûresi. Kehf sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yüz on âyet-i kerîmedir. Eshâb-ı Kehf'in kıssasını anlattığı için, Sûret-ül-Kehf denilmiştir. Sûrede, Kur'ân-ı kerîmin indiriliş sebebi, Eshâb-ı Kehf hâdisesi, Allahü teâlânın Resûlullah efendimize…
→Kur’an ve TefsirKelâm-ı Hak
Allah’ın sözü; özellikle Kur’ân-ı Kerîm. Tasavvufî kullanımda ilâhî hitap ve vahiy hakikatini ifade eder.
→Kur’an ve TefsirKelâm-I İlâhî
Allahü teâlânın kelâmı. Kur'ân-ı kerîm. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmi harf ve kelime olarak gönderdi. Bu harfler mahlûktur (yaratılmıştır). Bu harf ve kelimelerin mânâsı kelâm-ı ilâhîyi taşımaktadır. Bu harflere kelimelere Kur'ân-ı kerîm denir. Kelâm-ı ilâhîyi…
→Kur’an ve TefsirKelime
ÇE) ¢. Kelim veya Kelimat İnsan-ı kâmil, bir bütün olarak ilâhî kemali kendi varlığında gerçekleştiren insan. İlâhî isimlerin hepsi bu insanda tecelli ettiğinden yalnızca yeryüzünde değil, bütün kâinatta Allah'ın halifesi olmaya en layık odur.…
→Kur’an ve TefsirKelime-İ Şehâdet
"Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh" mübâreksözü. Mânâsı şöyledir: "Görmüş gibi bilir ve inanırım ki, Allahü teâlâdan başka, varlığı lâzım olan, ibâdet ve itâat olunmağa hakkı olan, hiç…
→Kur’an ve TefsirKemâlât-I Vilâyet
Evliyâlığa âit üstünlükler, olgunluklar. Kemâlât-ı nübüvvet (peygamberlik kemâlâtı) kemâlât-ı vilâyetten çok üstündür. Kemâlât-ı vilâyetteki ilerleme, nübüvvetteki ilerlemenin bir sûreti, görünüşüdür. (İmâm-ı Rabbânî)
→Kur’an ve TefsirKerîm (el-Kerîm)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kudreti (gücü) var iken affeden, vâd ettiğini yapan, vermesi ve ihsânı (lütfu) bol olan, ümîd edilenin üstünde olan, ne kadar verdiğini ve kime verdiğini hesâb etmeyen, kendisine…
→Kur’an ve TefsirKevn ü fesâd
Oluş ve bozuluş. Klasik felsefe ve tasavvuf kozmolojisinde maddî varlıkların meydana gelmesi, biçim değiştirmesi ve çözülmesini anlatır. Kevn yaratılmış dünyadaki oluşu, fesad bileşik yapının dağılmasını ifade eder. Tasavvufî tefekkürde kavram âlemin sürekli değişmesini ve…
→Kur’an ve TefsirKevser
Çok hayır, bereket ve bolluk. Kur’ân’ın Kevser sûresinde Hz. Peygamber’e verildiği bildirilen ilâhî lütuf. Hadis ve tefsir geleneğinde cennette bir nehir veya havuz olarak da açıklanır. Tasavvuf şiirinde ilâhî mârifet, rahmet ve peygamberî feyzin…
→Kur’an ve TefsirKırâet-İ Seb'a
Yedi kırâet imâmının okuyuş şekilleri. Yedi kırâet imâmının yâni İmâm-ı Nâfi', Abdullah bin Kesîr, Ebû Amr, İbn-i Âmir, Âsım, Hamza, İmâm-ı Kisâî'nin okuyuşları kırâet-i seb'a adıyla meşhur oldu. Kırâet âlimleri bu yedi imâmdan başka,…
→Kur’an ve TefsirKısâr-ı mufassal
Kur’ân’ın son bölümündeki kısa sûreler grubu. Yaygın tasnifte Duhâ sûresinden veya bazı sayımlarda Beyyine sûresinden başlayıp Nâs sûresine kadar devam eden kısa sûreler kastedilir. Başlangıç noktası kıraat ve tasnif geleneğine göre değişebilir.
→Kur’an ve TefsirKıyâme Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yetmiş beşinci sûresi. Kıyâme sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Kırk âyet-i kerîmedir. Kıyâmet hâllerinden bahsedildiği için Sûret-ül-Kıyâme denilmiştir. Sûrede öldükten sonra dirilme ve kıyâmetin mutlaka kopacağı, insanın kıyâmet günündeki aczi, telâşı, o…
→Kur’an ve TefsirKıyamet
Ölümden sonra bütün insanların diriltilmesi, hesaba çekilmesi ve âhiret hayatının başlaması. Tasavvufî yorum Sûfî metinlerinde büyük kıyametin yanı sıra insanın gafletten uyanması, nefsânî düzeninin yıkılması ve hakikat karşısında yeniden dirilmesi “küçük kıyamet” benzetmesiyle anlatılabilir.…
→Kur’an ve TefsirKibr (kibir)
Kendini başkasından üstün görme. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruluyor ki: Onu hatırla ki, meleklere; "Âdem'e (hürmet olarak) secde edin" demiştik de bütün melekler secde etmişlerdi. Ancak iblis secde etmekten yüz çevirip kibirlendi ve kâfirlerden oldu.…
→Kur’an ve TefsirKisve
Giyecek. Nafaka vermekle vazîfeli kimsenin bakmakla mükellef bulunduğu kimselere te'min etmekle yükümlü olduğu giyecek. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: ...Onların (annelerin) âdet olduğu şekli ile yiyeceği ve kisvesi; çocuk kendisinin olana (babaya)…
→Kur’an ve TefsirKitâb
1. Edille-i şer'iyyenin (İslâm dînindeki hükümlerin, din bilgilerinin) birinci kaynağı olan Kur'ân-ı kerîm. Kitâb; Allahü teâlânın, Resûlü Muhammed aleyhisselâma indirdiği, mushaflarda yazılı, bize kadar tevâtür yoluyla, yalan üzere birleşmeleri aklen mümkün olmayan bir topluluk…
→Kur’an ve TefsirKuddûs
Sözlük anlamı, “Temiz olmak.” olan bu söz, Allah’a nipet edildiğinde “Tertemiz, kusurdan arınmış, her türlü eksikliklerden arınmış, kutsallıklarla övülen.” anlamında “esmâ'ü’l-hüsnâ” dan olup AUah’m doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede…
→Kur’an ve TefsirKuddûs (el-Kuddûs)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Azamet ve celâline, büyüklüğüne lâyık olmayan, noksanlık ve eksiklik getiren şeylerden, his organlarının anladığı, hayâl gücünün hayâl ettiği, hâtıra gelen ve düşünülebilen her türlü vasıftan ve özellikten münezzeh,…
→Kur’an ve TefsirKudret
Güç, güçlü olma. 1. Allahü teâlânın sıfat-ı sübûtiyyesinden biri. Allahü teâlânın her şeye gücünün yetmesi. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Gerçekten, göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, akıl…
→Kur’an ve TefsirKunût duası
Namazda kıyam hâlindeyken Allah’a yönelerek okunan dua. Hanefî uygulamasında vitir namazının üçüncü rekâtında tekbirden sonra; bazı mezheplerde sabah namazında veya felâket zamanlarında okunur. Kunût metinleri Allah’tan yardım, bağışlanma ve hidayet istemeyi; O’na bağlılığı ve…
→Kur’an ve TefsirKur'ân kursu
Kur’ân kursu a. Kur’ân-ı k Kerîm’i doğru ve aslına uygun biçimde, yani “tecvid” (bk. bu madde) usullerine göre okumayı öğretmek, ezberletmek amacıyla oluşturulan kurumlar için kullanılan terim. Bu kurum başlangıcmdan beri “dârü’l-Kur’ân, dârü’l-kurrâ, küttâb,…
→Kur’an ve TefsirKurb-İ Velâyet
Velâyet, evliyâlık yoluna âit yakınlık. Allahü teâlâdan gelen feyz ve bereketlere, arada vâsıta bulunmak sûretiyle kavuşma. Bir velînin kurb-i velâyet yolundan ilerleyerek, Kurb-i nübüvvet yoluna kavuşması, böylece her iki yoldan da feyz alması câizdir,…
→Kur’an ve TefsirKureyş Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yüz altıncı sûresi. Kureyş sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Dört âyet-i kerîmedir. Kureyş kavmine câhiliyet devrinde verilen bâzı imtiyâzlardan (haklardan) bahsettiği için sûreye, Kureyş sûresi denilmiştir. (İbn-i Abbâs, Taberî, Râzî) Allahü teâlâ…
→Kur’an ve TefsirKurrâ-İ Seb'a
Allahü teâlânın kelâmı olan Kur'ân-ı kerîmin kırâatini (okunuşunu) Peygamberimizin okuduğu gibi bildiren yedi büyük kırâat âlimi. Kurrâ olan büyük hâfızlar, yedi tânedir. Birincisi, Nâfi bin Abdurrahmân bin Ebû Nuaym, ikincisi, Abdullah bin Kesir bin…
→Kur’an ve TefsirKutb-İ İrşâd
İnsanların irşâdına (doğru yolu bulmasına) ve hidâyetine (saâdete ve kurtuluşa ermesine) vesîle kılınan zâtların reisi. Kutb-i irşâd, âlemin irşâdı ve hidâyeti için feyzlerin gelmesine vâsıta olur. Kutb-i irşâdın her zaman bulunması lâzım değildir. Öyle…
→Kur’an ve TefsirKutb-İ Medâr
Âlemin nizâmı ile alâkalanan, bolluk-kıtlık, sağlık-hastalık, barış-savaş, rızık, yağmur ve benzeri olaylarla vazîfeli kılınan büyük zât. Kutb-ül-aktâb, Kutb-ül-ebdâl da denir. Kutb-i medâr, her zaman bulunur. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem zamânında da vardı. Fakat…
→Kur’an ve TefsirKüfr-İ Cühûdî
Allahü teâlâya, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmiş, inanılması lâzım olan şeylere inanmamakta bilerek inâd etmek. Küfr-i cühûdî, kibirden, mevkı sâhibi olmayı sevmekten veya ayıplanmaktan korkmaktan hâsıl olur. Fir'avn'ın ve ona tâbi olanların…
→Kur’an ve TefsirKüfrân-I Nîmet
Nîmete nankörlük etmek. Nîmeti kullanırken, nîmetin sâhibini unutmak. Allahü teâlâya verdiği nîmet ile âsî olmak yâni nîmeti yerinde kullanmamak. İslâm dîninin emir ve yasaklarına uymak şükür, uymamak küfrân-ı nîmettir. (İmâm-ı Rabbânî) İnsanın düşünmesi ve…
→Kur’an ve TefsirKütüb-İ Sâlife
Allahü teâlâ tarafından, Peygamber efendimizden önce gelmiş olan peygamberlere gönderilen fakat sonradan tahrif edilmiş, değiştirilmiş olan ilâhî kitablar. Bunlara semâvî kitablar da denir. Kütüb-i sâlifeden bildirilenler, Kur'ân-ı kerîm ile yüz dörttür. Bunlardan on suhuf…
→