Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

23 temiz madde bu görünümde hazır.

İnanç ve Kelâm

Ilham

I) Bildirmek, haber vermek. tas. a Feyz yoluyla kalbe gelen özel bir anlam ve bilgi. Düşünmekle kazanılan bir bilgi değildir. b Kalbe konulan iyilik hissi, hayır duygusu. İlhamın kaynağı ya Allah ya da melektir.…

İnanç ve Kelâm

İ'lâ-Yıkelimetullah

Allahü teâlânın ismini yüceltmek, İslâm dînini yaymak. Kim i'lâ-yı kelimetullah için harbederse, o, Allah yolunda savaşmış olur. (Hadîs-i şerîf-Müslim) Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellemin vefâtında, Eshâb-ı kirâmın hepsi, sonra da evlâdları, cihâd için, i'lâ-yı…

İnanç ve Kelâm

İ'timâd-I Nefs

Nefse güvenmek, bir iş için lâzım olan çalışmaları ve sebeplere yapışmayı bırakarak o işi başarırım diye kendine güvenmek. İslâm dîni, çalışmayı ve Allahü teâlâya tevekkül etmeyi (güvenmeyi) emr eder. Îtimâd-ı nefs, İslâmiyet'in emirlerine karşı…

İnanç ve Kelâm

İftikâr

Fakîr olmak, muhtâc olmak. Hâlık (yaratıcı) ve râzık (rızıklandırıcı) Allahü teâlâdır. İnsana hâlık ve râzık demek küfrdür. İnsanın sıfat-ı asliyesi (her zaman bulunan özelliği) acz (elinden birşey gelmeme) ve iftikârdır (İmâm-ı Birgivî)

İnanç ve Kelâm

İhâta

Kuşatma, çevirme. Allahü teâlâ her şeyi ihâta etmiştir. Her şeye yakındır ve her şeyle berâberdir. Fakat, bizim alıştığımız, bildiğimiz ve anladığımız ihâta, yakınlık ve berâberlik gibi değildir. Bunlar, O'na lâyık değildir. Mahlûkların (yaratılmışların) hiçbiri…

İnanç ve Kelâm

İhtisâb

Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyulmasının, ilim ve ehliyet sâhibi bir devlet me'muru olan muhtesib tarafından sağlanması, emr-i ma'rûf nehy-i münkerin yâni iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak vazîfesinin el ile yapılması vazîfesi. (Bkz. Hisbet)

İnanç ve Kelâm

İkrâm

Hürmet ve saygı gösterme veya yiyecek, içecek, hediye yâhut başka bir şey sunma. Kim mü'min kardeşine ikrâm ederse, Allahü teâlâ da ona ikrâm eder. (Hadîs-i şerîf-Firdevs-ül-Ahyâr) Kim Allah'a ve âhiret gününe îmân ediyorsa, komşusuna…

İnanç ve Kelâm

İlâhî Dinler

Asılları Allahü teâlâ tarafından bildirilmiş olan dinler. Hak dinler ve semâvî dinler de denir. Bugün yeryüzünde mensûbu bulunan üç tâne ilâhî din vardır. Bunlardan yahûdîlik ve hıristiyanlık aslı bozulmuş, din adamları tarafından değiştirilmiştir. Aslı…

İnanç ve Kelâm

İlâhiyye

İlâhî olana ilişkin kavram veya hüküm. Bazı eski sözlüklerde kader ve mukadderat anlamında kullanılmışsa da terimin kesin karşılığı metnin bağlamına göre belirlenmelidir.

İnanç ve Kelâm

İlhâm-ı ilâhî

Bir mânanın Allah tarafından kulun kalbine doğdurulduğuna inanılan içsel sezgi. İlham vahiy değildir; dinî hüküm koyan bağımsız delil kabul edilmez.

İnanç ve Kelâm

İllet

Sebep. tas. a Bir sebep göstererek veya sebebsiz olarak Hakk'ın kulunu uyarması (irm). b Sonradan meydana gelen şeyler. Her şeyin illeti (sebebi) Hakk'ın yapıcılığıdır, onun yapıcılığının bir illeti yoktur ( İFM 11:646; Gİ 1:79).…

İnanç ve Kelâm

İlm-İ âlet

Ulûm-i âliyye denilen sekiz yüksek din bilgisini öğrenebilmek için lâzım olan yardımcı ilimlerdir. Bunlara ulûm-i ibtidâiyye, başlangıç ilimleri de denir. Ulûm-i âliyye şunlardır:Tefsîr, usûl-i kelâm, kelâm, usûl-i hadîs, ilm-i hadîs, usûl-i fıkh, fıkh, ilm-i…

İnanç ve Kelâm

İlm-İ Ezelî

Allahü teâlânın başlangıcı olmayan ilmi. Allahü teâlânın kazâsı, taktîri ve levh-i mahfûza yazması ilm-i ezelîsine uygundur. Her şeyi ilerde ne zamanda ve nasıl olacak ise veya olmıyacak ise, ezelde (başlangıcı olmayan öncelerde) öylece bilmiştir.…

İnanç ve Kelâm

İlm-i kāl

Söz ve aktarım yoluyla öğrenilen bilgi. Ders, kitap, rivayet ve açıklama yoluyla kazanılan zâhirî ilimler için kullanılır. Tasavvuf metinlerinde yaşayarak ve mânevî tecrübeyle elde edilen ilm-i hâl ile karşılaştırılır. Bu karşılaştırma zâhirî ilimlerin değersiz…

İnanç ve Kelâm

İlm-İ Ledünn

Allahü teâlânın ihsânı olup, çalışmadan kavuşulan ilim. İlm-i Ledünn verilmesinde Hızır aleyhisselâmın rûhâniyeti vâsıta olmaktadır. (Muhammed Pârisâ)

İnanç ve Kelâm

İlm-İ Nâfi'

İnsana aczini, kusurunu, Rabbinin büyüklüğünü bildiren, kalbde Allah korkusunu ve mahluklara karşı tevâzû, alçak gönüllülüğü artıran, kul haklarına ehemmiyet vermeyi temin eden sonsuz seâdeti (mutluluğu) ve Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya vesîle olan ilim.

İnanç ve Kelâm

İlm-İ Vehbî

Çalışmadan öğrenilen, Allahü teâlâ tarafından ihsân edilen ilim. (Bkz. İlm-i Ledünnî)

İnanç ve Kelâm

İmâmiyye

İmamîler, ri Hz. Muhammed'den sonra, Hz. ı Ali'nin ve soyunun meşru imam olduğuna inanan Şiî mezheple 2. rinden biri olup "isnâaşeriyye" n (bk. bu madde), "seb'iyye" (bk. m bu madde), "zeydiyye" (bk. bu madde)…

İnanç ve Kelâm

İnâd

Direnmek, muhâlefette (karşı çıkmakta) ısrar etmek. Kendini büyük görüp, hakkı, doğruyu kabul etmeme. Allahü teâlânın en sevmediği kimse, hakkı kabûl etmemekte inâd edendir. (Hadîs-i şerîf-Berîka) İnâd, riyâdan (gösterişten), kin tutmaktan, hased etmekten (çekememekten) veya…

İnanç ve Kelâm

İrâde-İ Cüz'iyye

Allahü teâlânın, bir işi yapmak ve yapmamak husûsunda insanlara ihsân ettiği dileme ve seçme kuvveti. İrâde-i cüz'iyye kullarda bir hâldir. Kullar irâde-i cüz'iyyellerini kullanmakta serbesttir. Mecbûr değildir. Allahü teâlânın kul irâde etmeden de yaratması…

İnanç ve Kelâm

İslâm-I Hakîkî

Nefsin itminâna (Allahü teâlânın emirlerine itâate) kavuşmasından sonraki müslümanlık. Bir müslüman Allahü teâlânın ihsânı ile şerîatin (İslâmiyet'in) hakîkatine kavuşur, İslâm-ı hakîkî ile şereflenirse, peygamberlere tam uyar ve o büyüklere vâris olur. (İmâm-ı Rabbânî) Cümle…

İnanç ve Kelâm

İsrâfil Aleyhisselâm

Dört büyük melekten biri. Kıyâmet kopacağı vakit sûr denilen boruya üfürmekle vazîfeli olan melek. İsrâfil aleyhisselâm Sûr'a iki defâ üfürecektir. Birincisinde Allahü teâlâdan başka her diri ölecektir. İkincisinde hepsi tekrar dirilecektir. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)…

İnanç ve Kelâm

İttihâd

Birleşme. Allahü teâlâ hiçbir şeyle ittihâd etmez. Hiçbir şey de O'nunla ittihâd etmez. (İmâm-ı Rabbânî) Her şeyden, her mahlûktan, Allahü teâlâya giden bir yol vardır. Çünkü, her mahlûkun (yaratılmışın) kendisi ve sıfatları (özellikleri) Allahü…