HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Gelibolu ve Keşan
Süleyman Zâtî Geliboluludur. Daha sonra Keşan'a yerleştiği için Zâtî-i Keşânî adıyla tanındı. Kaynak onu zâhir ve bâtın ilimlerinde yetişmiş, İsmâil Hakkı Bursevî'nin feyiz ve irşad halkasına bağlı bir Celvetî şeyhi olarak tanıtır.
Gelibolu görevi
1135/1722 başlarında mürşidi İsmâil Hakkı Bursevî'nin Üsküdar'da bulunduğu sırada, hangi beldede hizmet edeceğine dair istihare etmesi istendi. Rüyasında Gelibolu'daki Yazıcızâde Muhammed'in mağarasını ve şehrin kendisine teslim edildiğini gördüğünü anlatır. Mürşidi bu işareti açıklayarak onu Gelibolu'ya gönderdi ve 1137/1724 sonuna kadar şehirden ayrılmadan bin bir günlük hizmet ve çileyi tamamlamasını istedi.
Eserleri
Mürettep bir divanı vardır. Sevânihu'n-nevâdir fî ma‘rifeti'l-anâsır adlı eseri tasavvufî varlık ve insan anlayışını işler. Mürşidinin “Bir elif bul mekteb-i irfânda ol bâ'yı sor” mısraıyla başlayan kasidesini şerh etti. Şâhidî'nin Gülşen-i Vahdet'ine başladığı şerh, vefatı üzerine Fahrî Efendi tarafından tamamlandı. İsmâil Hakkı Bursevî'nin menkıbelerini de bir eserde topladığı kaydedilir.
Şiiri ve öğretisi
Şiirlerinde dünya malına bağlanmama, mâsivâdan geçme, gönlü arındırma ve vahdet fikri öne çıkar. Dünya nimetini kovalanan fakat ele geçirilemeyen bir gölgeye benzetir; sâliki kuru tartışma yerine hâl ehlinin yolunu izlemeye çağırır.
Geçirme ömrün ey sûfî sakın kim kīl ü kāl üzre
Mânâ yolların gözle, ne yürürsün hayâl üzre
Vefatı
1151/1738'de vefat etti. Keşan'daki kabri kaynakta ziyaretgâh olarak anılır.
Metin ve rivayet sınırı
İstihare ve Yazıcızâde ile karşılaşma kaydı, Zâtî'nin kendi anlatımı üzerinden aktarılan gelenek içi rüya metnidir; doğrulanabilir coğrafî görev ve eser kayıtlarından ayrı tutulmuştur.