HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Mısır'dan Rumeli'ye
Mısır'ın Garbiye vilâyetine bağlı Mahalletülkübrâ kasabasında doğdu. Hayatı hakkındaki bilgilerin önemli bir kısmı Menbau'n-nûr fî rü'yeti'r-Resûl adını verdiği hal tercümesiyle halifelerinden Harîrîzâde Kemâleddin Efendi'nin Tibyân'ına ve Bursalı Mehmed Tâhir'in onun hakkında kaleme aldığı menâkıbnâmesine dayanmaktadır.
Mısır'dan gelip Rumeli'ye yerleştiğinden “Arap Hoca”, Hz. Ali'nin ilmin hakikatiyle ilgili sözlerini şerhettiği Noktatü'l-beyân adlı eseri sebebiyle “Noktacı Hoca” diye tanınır.
Hz. Hüseyin soyundan Kudüs'e yerleşmiş bir aileye mensuptur… Kudüs civarında zâviyesinde medfun olan dedesi Bedrü'l-Velî diye tanınmaktaydı. Babası İbrâhim el-Kudsî'nin Mısır'a gelip yerleştiği tarih bilinmemektedir. Dört yaşında babası vefat edince dayısı tarafından himaye edilmiştir.
Tahsil ve ilk intisaplar
Muhammed Nûrü'l-Arabî, 1820'de Kahire'de Ezher hocalarından Şeyh Hasan el-Kuveysinî'nin yanında tahsil hayatına başladı. Dokuz yıl sonra öğrenimini tamamladığında Yanyalı Şeyh Ahmed Efendi ile birlikte Yanya'ya gitti. Burada Nakşibendî şeyhi Yûsuf Efendi'ye intisap etti.
1245 (1829-30) yılında Mekke'ye ulaştığında on yedi yaşında olduğunu söyleyen Muhammed Nûrü'l-Arabî, Halvetî-Şâbânî şeyhi İbrâhim eş-Şemârikî'ye intisap ederek kendisinden Halvetî-Şâbânî, Üveysiyye ve Ekberiyye tarikatlarından icâzet aldı.
Rumeli yılları
İskenderiye'den Antalya'ya geçen Muhammed Nûrü'l-Arabî, Anadolu'nun bazı şehirlerini dolaşarak Gelibolu'ya ulaştı, oradan Selânik'e geçti (1833). Ardından Serez'e gitti… Bu yılın sonunda Koçana'da Üsküp Valisi Hıfzı Paşa'nın yaptırdığı medresede müderris olarak göreve başladı.
Koçana Camii'nde akaid ilmine dair “Emâlî” kasidesini şerhetti. Ana dili Arapça olan bu gencin kasideyi Türkçe şerhetmesi valinin dikkatini çekti. İlk müntesiplerinden olan Hıfzı Paşa tarafından Üsküp'e davet edilince şehrin ulemâsıyla tanışma imkânı buldu.
1839'da Koçana'dan ayrılıp Üsküp'e yerleşti. Burada Nakşibendî-Müceddidî şeyhi Kazanlı Abdülhâlik Efendi'ye intisap etti.
İrşad ve zındıklık iddiası
1868 yılına kadar Üsküp ve civarında vahdet-i vücûd esasına dayanan kendi seyrüsülûk anlayışına göre irşad faaliyetini sürdürdü. Bu tarihte zındıklık iddiasıyla İstanbul'a şikâyet edilince Sultan Abdülaziz durumun araştırılmasını istedi. Ancak Manastır valiliği sırasında şeyhi tanımış olan Zaptiye Nâzırı Hüsnü Paşa'nın iddianın asılsız olduğunu söylemesi üzerine tahkikattan vazgeçilip şeyhin İstanbul'a davet edilmesi kararlaştırıldı.
İstanbul'a gelip devlet ricâliyle şeyhülislâmı ziyaret eden, ulemâ ve meşâyih meclislerine katılan, camilerde vaazlar veren Muhammed Nûrü'l-Arabî altı ay kadar Zaptiye nâzırının konağında ikamet ettikten sonra Üsküp'e döndü.
Vefatı
1874 yılında Üsküp'ten ayrılan Muhammed Nûrü'l-Arabî, bugün Makedonya sınırları içinde kalan Ustrumca'ya yerleşti. 1879 ve 1884'te kalabalık bir ihvan grubuyla iki defa daha hacca gitti.
Son yıllarında irşad faaliyetleriyle uğraşan Muhammed Nûrü'l-Arabî 29 Cemâziyelâhir 1305'te (13 Mart 1888) Ustrumca'daki evinde vefat etti ve öldüğü odaya defnedildi.