Ara
Menü

Sa‘deddîn-i Kâşgarî

Sa'deddîn-i Kâşgarî (Kâşgar – 7 Cemâziyelâhir 860 / 13 Mayıs 1456, Herat); Nakşibendî şeyhi. Buhara ve Semerkant'tan sonra Herat'ın da önemli bir Nakşibendî merkezi olmasını sağlamış , Abdurrahman-ı Câmî'yi yetiştirmiştir.

Vefat
1456
Unvan
Nakşibendiyye'yi Herat'ta yerleştiren mürşid

Menşei ve intisabı

Nisbesinden Kâşgar'da doğduğu anlaşılmaktadır. Ticaretle uğraşan bir ailenin çocuğu olup medrese tahsilini tamamladıktan sonra Nakşibendî şeyhi Nizâmeddin Hâmûş'a intisap etti. Hâmûş çoğunlukla Semerkant'ta yaşadığına göre ona burada intisap etmiş olmalıdır.

Uzun yıllar şeyhinin sohbetinde bulundu ve ona hizmet etti.

Herat'ta kalışı

Ardından hacca gitmek amacıyla yola çıktı. Herat'a geldiğinde bilinmeyen bir sebeple orada kaldı ve hacca gidemedi.

Nizâmeddin Hâmûş'un daha önce kendisine yapmış olduğu tavsiyeye uyarak, gördüğü rüyaları tabir ettirmek için Herat'ın ünlü sûfîlerinden, Zeyniyye tarikatının kurucusu Zeynüddin el-Hâfî'nin yanına gitti. Hâfî kendisine intisap etmesini söylediyse de yapılan istihâreler sonunda intisaptan vazgeçildi.

Sa'deddîn-i Kâşgarî, Herat'ta ayrıca dönemin ünlü sûfîlerinden Kāsım-ı Envâr, Mevlânâ Ebû Yezîd Pûrânî ve Şeyh Bahâeddin Ömer'le de görüşüp kendilerinden istifade etti.

Onun, birkaç küçük seyahat ve 844 (1440-41) yılında yaptığı hac dışında bundan sonraki hayatının çoğunlukla Herat'ta geçtiği anlaşılmaktadır.

Nizâmeddin Hâmûş'un halifesi olarak irşad faaliyetine başlayan Kâşgarî, Buhara ve Semerkant'tan sonra Herat'ın da önemli bir Nakşibendî merkezi olmasını sağladı.

Vefatı

7 Cemâziyelâhir 860 (13 Mayıs 1456) tarihinde Herat'ta vefat etti ve buraya defnedildi. Daha sonra müridi Abdurrahman-ı Câmî de onun yanına gömüldü.

Kâşgarî ve Câmî'nin mezarları Safevî istilâsı döneminde tahrip edilmiş; Ahmed Şah Dürrânî (1747-1773) bu mezarları tamir ettirip mezar taşlarını yeniden diktirmiştir.

Ailesi

Geriye Hâce Muhammed Ekber (Hâce Kelân, ö. 914/1508) ve Hâce Muhammed Asgar (Hâce Hord, ö. 906/1500) adında iki çocuk, birçok mürid ve halife bıraktı.

Oğullarından Muhammed Ekber'in kızlarından biri Abdurrahman-ı Câmî, diğeri de Reşehât müellifi Fahreddin Safî ile evli idi.

Tasavvuf anlayışı

Kâşgarî, Mâverâünnehir'deki Nakşibendî şeyhlerinin aksine halvet ve riyâzeti tasavvufî bir eğitim metodu olarak kullanmıştır.

Vahdet-i vücûdu benimsediği şu sözünden anlaşılır: “Biz yoktuk, Allah vardı. Biz olmayacağız, Allah olacak. Bugün de biz yokuz, Allah var.”

Kurb (yakınlık) tarifi de aynı çizgidedir: “Hak Teâlâ'ya yakınlık senin O'nda kaybolmandır. Kendini ve gayrını kaybedip nerede olduğunu, nereden geldiğini ve yakınlığın mahiyetini dille anlatamamandır.”

Hassas kalpli, nazik ve latif insanların Hak ile alâkalarının daha kuvvetli olduğunu, yapılan işlerin ve mesleklerin de insanın letâfetine tesir ettiğini söylerdi.

Müridleri

Önde gelen müridleri: Abdurrahman-ı Câmî, Şemseddin Muhammed Rûcî, Alâeddin Âbîzî, Nûrullah İsfendânî, Şehâbeddin Ahmed el-Bîrcendî, Abdülazîz Câmî, Muhammed Câmî, Mevlânâ Pîr Ali Câmî, Hâfız İsmâil Rûcî, Ahmed Kârîzî, Mevlânâ Hacı Mezârî, Mîr Rengrîz, Azîzullah Bûzcânî ve Mîr Kelân Hakkarûnî. Bunlardan ilk dördü Nakşibendiyye tarikatının yayılmasında önemli hizmetlerde bulunmuştur.

Amasya'da 857 (1453) yılında kurulan Yâvedûd Tekkesi'nin ilk şeyhi Sun'ullah Buhârî'nin de Sa'deddîn-i Kâşgarî'nin halifelerinden olduğu kaydedilmektedir.

COĞRAFÎ HAFIZA6 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi6 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç4 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Hayatından kayıtlar

İlk 5 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Hacca çıkıp Herat'ta kalmak

Yolculuğu yarıda bırakan sebep bilinmiyor.

Metni gösterMetni daralt

Şeyhi Nizâmeddin Hâmûş'un uzun yıllar sohbetinde bulunduktan sonra hacca gitmek amacıyla yola çıktı.

Herat'a geldiğinde bilinmeyen bir sebeple orada kaldı ve hacca gidemedi.

Çerçeve. Hac ancak on yıllar sonra gerçekleşecektir: birkaç küçük seyahat ve 844 (1440-41) yılında yaptığı hac dışında bundan sonraki hayatı çoğunlukla Herat'ta geçmiştir. Yarıda kalan bir yolculuk, Nakşibendîliğin üçüncü büyük merkezini doğurmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sa'deddîn-i Kâşgarî”, c. 35, s. 391-392.
BİYOGRAFİK KAYIT

İstihâre ile vazgeçilen intisap

Zeynüddin el-Hâfî'nin teklifi.

Metni gösterMetni daralt

Nizâmeddin Hâmûş'un daha önce kendisine yapmış olduğu tavsiyeye uyarak, gördüğü rüyaları tabir ettirmek için Herat'ın ünlü sûfîlerinden, Zeyniyye tarikatının kurucusu Zeynüddin el-Hâfî'nin yanına gitti.

Hâfî kendisine intisap etmesini söylediyse de yapılan istihâreler sonunda intisaptan vazgeçildi.

Çerçeve. Aynı Zeynüddin el-Hâfî'ye intisap etmek üzere yola çıkıp vazgeçen bir başka isim daha vardır: Akşemseddin. İki büyük şeyh de onun kapısından dönmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sa'deddîn-i Kâşgarî”, c. 35, s. 391-392.
BİYOGRAFİK KAYIT

Müridinin yanına gömülmesi

Kâşgarî ve Câmî'nin kabirleri.

Metni gösterMetni daralt

7 Cemâziyelâhir 860 (13 Mayıs 1456) tarihinde Herat'ta vefat etti ve buraya defnedildi. Daha sonra müridi Abdurrahman-ı Câmî de onun yanına gömüldü.

Kâşgarî ve Câmî'nin mezarları Safevî istilâsı döneminde tahrip edilmiş; Ahmed Şah Dürrânî (1747-1773) bu mezarları tamir ettirip mezar taşlarını yeniden diktirmiştir.

Çerçeve. Bağ yalnız tarikat bağı değildir: oğlu Muhammed Ekber'in kızlarından biri Abdurrahman-ı Câmî ile evlidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sa'deddîn-i Kâşgarî”, c. 35, s. 391-392.
BİYOGRAFİK KAYIT

İki damat: Câmî ve Fahreddin Safî

Bir torunun iki kızı.

Metni gösterMetni daralt

Oğullarından Muhammed Ekber'in kızlarından biri Abdurrahman-ı Câmî, diğeri de Reşehât müellifi Fahreddin Safî ile evli idi.

Çerçeve. İki damat da Nakşibendî edebiyatının kurucu isimleridir: Câmî Nefehâtü'l-üns'ün, Fahreddin Safî ise Reşehât-ı Aynü'l-hayât'ın müellifidir. Kâşgarî'nin sözlerinden on altı parça Reşehât'ta nakledilmiştir — yani sözlerini kaydeden kişi, torununun damadıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sa'deddîn-i Kâşgarî”, c. 35, s. 391-392.
BİYOGRAFİK KAYIT

Amasya'ya uzanan halife

Yâvedûd Tekkesi'nin ilk şeyhi.

Metni gösterMetni daralt

Amasya'da 857 (1453) yılında kurulan Yâvedûd Tekkesi'nin ilk şeyhi Sun'ullah Buhârî'nin de Sa'deddîn-i Kâşgarî'nin halifelerinden olduğu kaydedilmektedir.

Çerçeve. Kâşgarî henüz hayattayken (ö. 1456) Anadolu'da bir halifesinin tekkesi kurulmuştur; Nakşibendîliğin Osmanlı topraklarına girişinin erken bir kanalıdır. Aynı yıllarda Abdullah-ı İlâhî de Semerkant'ta Ubeydullah Ahrâr'a intisap etmek üzeredir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Hüsâmeddin, Amasya Târihi, I, 253-254.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Reşehât'taki on altı parça

Sözlerinin derlenişi.

Metni gösterMetni daralt

Sa'deddîn-i Kâşgarî'nin bazı sözleri bir müridi tarafından derlenmiş ve bunlardan bir kısmı on altı parça hâlinde Reşehât'ta nakledilmiştir.

Çerçeve. Reşehât'ın müellifi Fahreddin Safî, Kâşgarî'nin torununun kocasıdır; Nakşibendî tabakat literatürünün en önemli kitabı, aile içinden yazılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Fahreddin Safî, Reşehât-ı Aynü'l-hayât.
ESER / METİN

İsimsiz risâleleri

Adlarını müstensihlerin verdiği metinler.

Metni gösterMetni daralt

Kâşgarî'nin aslen isimsiz olan ve muhtemelen yine müridleri tarafından derlenen risâlelerine müstensihler farklı isimler vermiştir.

Bunlardan Risâle-i Zikriyye, Seyyid Ali Âl-i Dâvûd tarafından neşredilmiştir (Tahran 1988).

Risâle der Teveccüh ve Risâle der Kelimât-ı Kudsiyye henüz yazma hâlindedir.

Çerçeve. Kendi eliyle kitap yazmamıştır; geriye kalan her şey müridlerinin derlemesidir — bu, Nakşibendî geleneğinde sık görülen bir durumdur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Millet Ktp., Ali Emîrî, Farsî, nr. 1028; Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1387.

Kavram dünyası

İlk 5 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Halveti metot olarak kullanmak

Mâverâünnehir Nakşîlerinden ayrıldığı nokta.

Metni gösterMetni daralt

Kâşgarî, Mâverâünnehir'deki Nakşibendî şeyhlerinin aksine halvet ve riyâzeti tasavvufî bir eğitim metodu olarak kullanmıştır.

Çerçeve. Nakşibendîliğin temel ilkelerinden biri halvet der encümen — kalabalık içinde halvet — yani inzivaya çekilmeden halk arasında yaşamaktır. Kâşgarî'nin klasik halveti benimsemesi, Herat kolunu Buhara-Semerkant çizgisinden ayıran belirgin farktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sa'deddîn-i Kâşgarî”, c. 35, s. 391-392.
TARİHÎ KAYIT

“Bugün de biz yokuz, Allah var”

Vahdet-i vücûd ifadesi.

Metni gösterMetni daralt

Sözü şudur: “Biz yoktuk, Allah vardı. Biz olmayacağız, Allah olacak. Bugün de biz yokuz, Allah var.”

Kaynağın hükmü: diğer ilk dönem Nakşibendî şeyhleri gibi vahdet-i vücûdu benimsediği anlaşılmaktadır.

Cümle üç zamanı da kapsar; asıl vurgu üçüncüsündedir — geçmiş ve gelecekteki yokluk kolayca kabul edilir, şimdiki zamandaki yokluk ise iddianın kendisidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Fahreddin Safî, Reşehât, I, 313.
TARİHÎ KAYIT

Kurb — yakınlık

Anlatılamayan hâl.

Metni gösterMetni daralt

“Hak Teâlâ'ya yakınlık senin O'nda kaybolmandır. Kendini ve gayrını kaybedip nerede olduğunu, nereden geldiğini ve yakınlığın mahiyetini dille anlatamamandır.”

Tarifin son kısmı, tarifin kendisini de sınırlar: yakınlık, anlatılamamakla tanınır.

Bu, fenâ anlayışının klasik ifadelerindendir ve önceki sözle birlikte okunmalıdır: yokluk hem varlık hem bilgi düzeyinde geçerlidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Fahreddin Safî, Reşehât.
TARİHÎ KAYIT

Meslek ve letâfet

İşin insana tesiri.

Metni gösterMetni daralt

Hassas kalpli, nazik ve latif insanların Hak ile alâkalarının daha kuvvetli olduğunu, yapılan işlerin ve mesleklerin de insanın letâfetine tesir ettiğini söylerdi.

Çerçeve. Kendisi ticaretle uğraşan bir ailenin çocuğudur; meslek ile mizaç arasında bağ kuran bir şeyhin bu tesbiti, Nakşibendîliğin esnaf ve tüccar muhitindeki yerleşikliğiyle de ilgilidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sa'deddîn-i Kâşgarî”, c. 35, s. 391-392.
TARİHÎ KAYIT

Herat'ın Nakşibendî merkezi olması

Üçüncü büyük şehir.

Metni gösterMetni daralt

Nizâmeddin Hâmûş'un halifesi olarak irşad faaliyetine başlayan Kâşgarî, Buhara ve Semerkant'tan sonra Herat'ın da önemli bir Nakşibendî merkezi olmasını sağladı.

Çerçeve. Herat, XV. yüzyılda Timurlu kültürünün başşehridir; Câmî'nin, Nevâî'nin, Behzâd'ın şehri. Nakşibendîliğin bu muhite yerleşmesi, tarikatın Fars edebiyatı ve saray çevresiyle kuracağı ilişkinin başlangıcıdır — müridlerinden ilk dördü tarikatın yayılmasında önemli hizmetlerde bulunmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sa'deddîn-i Kâşgarî”, c. 35, s. 391-392.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Herat · AfganistanHeratHacca giderken uğrayıp kaldığı, irşad faaliyetini yürüttüğü ve 13 Mayıs 1456'da vefat edip defnedildiği şehir. Müridi Abdurrahman-ı Câmî de yanına gömülmüş, iki mezar Safevî istilâsında tahrip edilip Ahmed Şah Dürrânî tarafından tamir ettirilmiştir.Kaşgar · ÇinKâşgarNisbesinden doğduğu anlaşılan şehir; ticaretle uğraşan bir ailenin çocuğuydu. İlişkili kişi dosyası Sa‘deddîn-i Kâşgarî : Nizâmeddin Hâmûş'un halifesi Sa‘deddîn-i Kâşgarî, Herat'ı önemli bir Nakşibendî merkezine dönüştürdü ve Abdurrahman Câmî'yi yetiştirdi.Semerkant · ÖzbekistanSemerkantŞeyhi Nizâmeddin Hâmûş'un çoğunlukla yaşadığı ve dolayısıyla ona burada intisap etmiş olması gereken şehir; Buhara ile birlikte Nakşibendîliğin ilk iki merkezidir. İlişkili kişi dosyası Sa‘deddîn-i Kâşgarî : Nizâmeddin Hâmûş'un halifesi Sa‘deddîn-i Kâşgarî, Herat'ı önemli bir Nakşibendî merkezine dönüştürdü ve Abdurrahman Câmî'yi yetiştirdi.Buhara · ÖzbekistanBuharaNakşibendîliğin ana yurdu; Herat'ın üçüncü merkez hâline gelmesi Kâşgarî'nin eseridir. İlişkili kişi dosyası Sa‘deddîn-i Kâşgarî : Nizâmeddin Hâmûş'un halifesi Sa‘deddîn-i Kâşgarî, Herat'ı önemli bir Nakşibendî merkezine dönüştürdü ve Abdurrahman Câmî'yi yetiştirdi.Amasya · TürkiyeAmasya (Yâvedûd Tekkesi)857'de (1453) kurulan ve ilk şeyhi Sun'ullah Buhârî'nin Kâşgarî'nin halifelerinden olduğu kaydedilen tekkenin bulunduğu şehir. Konum şehir merkezine göre verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Sa‘deddîn-i Kâşgarî : Nizâmeddin Hâmûş'un halifesi Sa‘deddîn-i Kâşgarî, Herat'ı önemli bir Nakşibendî merkezine dönüştürdü ve Abdurrahman Câmî'yi yetiştirdi.Mekke · Suudi ArabistanMekkeİlk yolculuğunda ulaşamadığı, ancak 844'te (1440-41) hac için gidebildiği şehir. İlişkili kişi dosyası Sa‘deddîn-i Kâşgarî : Nizâmeddin Hâmûş'un halifesi Sa‘deddîn-i Kâşgarî, Herat'ı önemli bir Nakşibendî merkezine dönüştürdü ve Abdurrahman Câmî'yi yetiştirdi.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Sa'deddîn-i Kâşgarî”, c. 35, s. 391-392
  2. [2]Hüseyin Hüsâmeddin, Amasya Târihi, I, 253-254
  3. [3]Fahreddin Safî, Reşehât, I, 313
  4. [4]Fahreddin Safî, Reşehât
  5. [5]Fahreddin Safî, Reşehât-ı Aynü'l-hayât
  6. [6]Millet Ktp., Ali Emîrî, Farsî, nr. 1028; Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1387
  7. [7]TDV İslâm Ansiklopedisi: Nakşibendiyye, Kâsâniyye ve ilgili şahıs maddeleri
  8. [8]Ömer Okumuş, ‘Câmî, Abdurrahman’, TDV İslâm Ansiklopedisi; Abdurrahman Câmî, Nefehâtü’l-üns; Abdülgafûr-i Lârî, Tekmile-i Nefehâtü’l-üns; Fahreddin Ali Sâfî, Reşehât-ı Aynü’l-hayât
  9. [9]Kişi kartı kaynak paketi — Sa‘deddîn-i Kâşgarî
Ortak kaynak kataloğunu aç →