HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Seyahat, tahsil ve Kübrevî çevre
Sa‘deddin Hammûye Horasan'ın Bahrâbâd kasabasında ilim ve tasavvuf geleneği bulunan bir ailede yetişti. Vasiyetnâmesindeki ifadeye göre ömrünün yirmi beş yılını seyahatle geçirdi. Necmeddîn-i Kübrâ'nın çevresine katıldı; bazı silsile kayıtları onu Ebü'n-Necîb es-Sühreverdî üzerinden Sühreverdiyye ile de ilişkilendirir. Bu çoklu bağ, XIII. yüzyıl tasavvuf çevrelerinin sonradan çizilen tek hatlı şemalardan daha geçirgen olduğunu gösterir.
Bahrâbâd'a dönüş
641'de (1243-44) memleketine dönerek aile mescid-hankahını onardı ve irşadını burada sürdürdü. Moğol yöneticileriyle kurduğu ilişkiler, hankahın devamını ve maddî desteğini sağladı. Vefat tarihi ihtilaflıdır: 650 veya 651 (1252-53) kayıtları yaygın olmakla birlikte halifesi Azîz Nesefî'nin ifadeleri onun 671'de (1272-73) hâlâ hayatta bulunduğunu düşündürür. Bu sebeple sitede tek ve kesin bir ölüm yılı verilmemektedir.
Düşünce dünyası
Hammûye ile Kübrevî gelenekte vahdet-i vücûd dilinin daha belirgin hale geldiği kabul edilir. Nübüvvet ile velâyet arasındaki ilişkiyi ele alır; her peygamberin velâyet yönü bulunduğunu ve velâyetin bâtınî hakikatlerin açıklanmasıyla ilgili olduğunu savunur. Harflerin ve noktaların sembolik anlamlarına duyduğu ilgi, eserlerinde cetvel, şekil, sayı ve şifreli ifadelerin geniş yer tutmasına yol açmıştır. On iki imam ve mehdî bahisleri sebebiyle ona yöneltilen mezhebî nispetler kesin kabul edilmemeli; görüşleri kendi Sünnî-Kübrevî bağlamı içinde okunmalıdır.
Eserleri
Kaynaklar çok sayıda Arapça ve Farsça eser yazdığını bildirir. el-Misbâh fi't-tasavvuf isim, terim, varlık ve harf yorumlarını; Mahbûbü'l-muhibbîn harflerin sırlarını; Secencelü'l-ervâh âyetlerin tefsir ve te'vilini, esmâ ve duaları ele alır. Velâyetin mührü, harf ilmi ve “küntü kenzen” hadisi üzerine risâleleri de yazılı mirasının önemli parçalarıdır.
Tahsil ve icâzet zinciri
Nîşâbur'daki Sultâniye (Nizâmiye) Medresesi'nde Muînüddin Câcermî'den dinî ilimleri tahsil ettikten sonra 605 (1208-1209) yılında Hârizm bölgesine gitti ve burada Şehâbeddin Hîvekî'nin öğrencisi oldu. Şüşterî'nin kaydettiği vasiyetnâmesinde hadis, fıkıh, hilâf, lugat ve nahiv okuduğunu belirtir.
Necmeddîn-i Kübrâ'nın halifelerinden olan, babasının kuzeni Ebü'l-Hasan Sadreddin Muhammed'e intisap ederek ondan hırka giydi. Ardından hacca gitti; hac dönüşü Hârizm'de Necmeddîn-i Kübrâ'nın halkasına katıldı ve 616 (1219) veya 617'de icâzet alarak önde gelen halifelerinden oldu. Ayrıca Şehâbeddin es-Sühreverdî'ye intisap edip Mekke'de ondan da hilâfet almıştır.
Şehirler ve sohbetler
Moğol istilâsı sırasında Necmeddîn-i Kübrâ'nın tavsiyesiyle Hârizm'den ayrıldıktan sonra Herat, Nîşâbur, Âmül, Câcerm, Buhara, Tebriz, Musul, Halep, Hama, Humus, Bağdat, Dımaşk, Kudüs, Ba'lebek, Mekke, Medine, Diyarbekir, Harran, Nusaybin ve Gîlân şehirlerini ziyaret etti.
Dımaşk'ta Kāsiyûn dağı eteklerindeki zâviyesinde bir süre irşad faaliyetinde bulundu. Halep'te Evhadüddîn-i Kirmânî ile görüştü; birçok defa gittiği Dımaşk'ta İbnü'l-Arabî ile sohbetlerde bulundu, ayrıca Sadreddin Konevî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile de sohbet etti.
Halifeleri ve icâzetnâmeleri
Bahrâbâd'daki hankahına oğlu Sadreddin İbrâhim'i halife tayin etti; onun İlhanlı hükümdarı Gāzân Han'ın yaklaşık 100.000 Moğol askeriyle birlikte İslâmiyet'i kabul etmesinde önemli rol oynadığı bilinmektedir. Diğer halifesi Azîz Nesefî 641'de (1243-44) Bahrâbâd'da kendisine intisap etmiş, şeyhi on yıl sonra onu Buhara'da ziyaret etmiştir.
Kaynak, verdiği icâzetnâmelerin tarihlerini de sıralar: 628'de (1231) Mısır'da Alâeddin Mısrî'ye, 641'de Herat'ta Kādî Kemâleddin Ahmed'e, Cemâziyelevvel 645'te (Eylül 1247) Horasan'da Necmeddin Osman b. Muvaffak Edkânî'ye, 648'de (1250) yine Horasan'da İmam Şerefeddin'e icâzetnâme yazmış; 647'de (1249) Âmül'de Sâlih Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî'ye ve 20 Rebîülâhir 649'da (12 Temmuz 1251) Şehâbeddin Muhammed Simnânî'ye hırka giydirmiştir. Bahrâbâd hankahındaki faaliyet asırlarca sürmüş; Muînüddîn-i Cüveynî ve Bahrâbâdlı Mevlânâ Sa'deddin (ö. 900/1495) gibi isimler bu yola mensup sayılmıştır. Mevlânâ Sa'deddin'in Hammûye'nin evrâdını okuduğuna dair bilgi, onun tarikatta yeni bir evrâd tertip ettiğini gösterir.
Nispet ve mezhep tartışmaları
M. Fuad Köprülü'nün, Hammûye'yi Zehebiyye-i Kübreviyye'nin kurucusu Necmeddîn-i Kübrâ'nın halifesi sayan ifadesi doğru değildir; Zehebiyye, Kübreviyye'den XV. yüzyılda ayrılan Şiîleşmiş bir koldur. Fasîh-i Hâfî ise Necmeddîn-i Kübrâ'nın, Şehâbeddin es-Sühreverdî'nin şeyhi Ebü'n-Necîb es-Sühreverdî'den hilâfet aldığını belirterek Hammûye'yi bu iki şeyh vasıtasıyla Sühreverdiyye silsilesine de dahil eder.
Hâce Gıyâseddin onun Şâfiî mezhebine mensup olduğunu belirtir; sonraki bazı müellifler ise on iki imam ve mehdî hakkındaki görüşlerinden dolayı Şiî olduğunu ileri sürmüştür. Görüşlerinde Şiîliği çağrıştıracak bir taraf bulunmadığı kaydedilir. Zehebî, onun “ittihat tariki” (vahdet-i vücûd) üzere sohbetler ettiğini yazar; Kübrevîlik'te vahdet-i vücûd anlayışının daha yoğun biçimde benimsenmesi de onunla birlikte olmuştur.