Ara
Menü

Sa‘deddin Hammûye

Sa‘deddin Hammûye, uzun seyahatleri, Necmeddîn-i Kübrâ çevresindeki terbiyesi ve velâyet, harfler ve varlık anlayışına dair çok sayıdaki eseriyle tanınır.

Doğum
1190
Unvan
Kübrevî müellif; velâyet ve vahdet düşüncesinin yorumcusu

Seyahat, tahsil ve Kübrevî çevre

Sa‘deddin Hammûye Horasan'ın Bahrâbâd kasabasında ilim ve tasavvuf geleneği bulunan bir ailede yetişti. Vasiyetnâmesindeki ifadeye göre ömrünün yirmi beş yılını seyahatle geçirdi. Necmeddîn-i Kübrâ'nın çevresine katıldı; bazı silsile kayıtları onu Ebü'n-Necîb es-Sühreverdî üzerinden Sühreverdiyye ile de ilişkilendirir. Bu çoklu bağ, XIII. yüzyıl tasavvuf çevrelerinin sonradan çizilen tek hatlı şemalardan daha geçirgen olduğunu gösterir.

Bahrâbâd'a dönüş

641'de (1243-44) memleketine dönerek aile mescid-hankahını onardı ve irşadını burada sürdürdü. Moğol yöneticileriyle kurduğu ilişkiler, hankahın devamını ve maddî desteğini sağladı. Vefat tarihi ihtilaflıdır: 650 veya 651 (1252-53) kayıtları yaygın olmakla birlikte halifesi Azîz Nesefî'nin ifadeleri onun 671'de (1272-73) hâlâ hayatta bulunduğunu düşündürür. Bu sebeple sitede tek ve kesin bir ölüm yılı verilmemektedir.

Düşünce dünyası

Hammûye ile Kübrevî gelenekte vahdet-i vücûd dilinin daha belirgin hale geldiği kabul edilir. Nübüvvet ile velâyet arasındaki ilişkiyi ele alır; her peygamberin velâyet yönü bulunduğunu ve velâyetin bâtınî hakikatlerin açıklanmasıyla ilgili olduğunu savunur. Harflerin ve noktaların sembolik anlamlarına duyduğu ilgi, eserlerinde cetvel, şekil, sayı ve şifreli ifadelerin geniş yer tutmasına yol açmıştır. On iki imam ve mehdî bahisleri sebebiyle ona yöneltilen mezhebî nispetler kesin kabul edilmemeli; görüşleri kendi Sünnî-Kübrevî bağlamı içinde okunmalıdır.

Eserleri

Kaynaklar çok sayıda Arapça ve Farsça eser yazdığını bildirir. el-Misbâh fi't-tasavvuf isim, terim, varlık ve harf yorumlarını; Mahbûbü'l-muhibbîn harflerin sırlarını; Secencelü'l-ervâh âyetlerin tefsir ve te'vilini, esmâ ve duaları ele alır. Velâyetin mührü, harf ilmi ve “küntü kenzen” hadisi üzerine risâleleri de yazılı mirasının önemli parçalarıdır.

Tahsil ve icâzet zinciri

Nîşâbur'daki Sultâniye (Nizâmiye) Medresesi'nde Muînüddin Câcermî'den dinî ilimleri tahsil ettikten sonra 605 (1208-1209) yılında Hârizm bölgesine gitti ve burada Şehâbeddin Hîvekî'nin öğrencisi oldu. Şüşterî'nin kaydettiği vasiyetnâmesinde hadis, fıkıh, hilâf, lugat ve nahiv okuduğunu belirtir.

Necmeddîn-i Kübrâ'nın halifelerinden olan, babasının kuzeni Ebü'l-Hasan Sadreddin Muhammed'e intisap ederek ondan hırka giydi. Ardından hacca gitti; hac dönüşü Hârizm'de Necmeddîn-i Kübrâ'nın halkasına katıldı ve 616 (1219) veya 617'de icâzet alarak önde gelen halifelerinden oldu. Ayrıca Şehâbeddin es-Sühreverdî'ye intisap edip Mekke'de ondan da hilâfet almıştır.

Şehirler ve sohbetler

Moğol istilâsı sırasında Necmeddîn-i Kübrâ'nın tavsiyesiyle Hârizm'den ayrıldıktan sonra Herat, Nîşâbur, Âmül, Câcerm, Buhara, Tebriz, Musul, Halep, Hama, Humus, Bağdat, Dımaşk, Kudüs, Ba'lebek, Mekke, Medine, Diyarbekir, Harran, Nusaybin ve Gîlân şehirlerini ziyaret etti.

Dımaşk'ta Kāsiyûn dağı eteklerindeki zâviyesinde bir süre irşad faaliyetinde bulundu. Halep'te Evhadüddîn-i Kirmânî ile görüştü; birçok defa gittiği Dımaşk'ta İbnü'l-Arabî ile sohbetlerde bulundu, ayrıca Sadreddin Konevî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile de sohbet etti.

Halifeleri ve icâzetnâmeleri

Bahrâbâd'daki hankahına oğlu Sadreddin İbrâhim'i halife tayin etti; onun İlhanlı hükümdarı Gāzân Han'ın yaklaşık 100.000 Moğol askeriyle birlikte İslâmiyet'i kabul etmesinde önemli rol oynadığı bilinmektedir. Diğer halifesi Azîz Nesefî 641'de (1243-44) Bahrâbâd'da kendisine intisap etmiş, şeyhi on yıl sonra onu Buhara'da ziyaret etmiştir.

Kaynak, verdiği icâzetnâmelerin tarihlerini de sıralar: 628'de (1231) Mısır'da Alâeddin Mısrî'ye, 641'de Herat'ta Kādî Kemâleddin Ahmed'e, Cemâziyelevvel 645'te (Eylül 1247) Horasan'da Necmeddin Osman b. Muvaffak Edkânî'ye, 648'de (1250) yine Horasan'da İmam Şerefeddin'e icâzetnâme yazmış; 647'de (1249) Âmül'de Sâlih Muhammed b. Zekeriyyâ er-Râzî'ye ve 20 Rebîülâhir 649'da (12 Temmuz 1251) Şehâbeddin Muhammed Simnânî'ye hırka giydirmiştir. Bahrâbâd hankahındaki faaliyet asırlarca sürmüş; Muînüddîn-i Cüveynî ve Bahrâbâdlı Mevlânâ Sa'deddin (ö. 900/1495) gibi isimler bu yola mensup sayılmıştır. Mevlânâ Sa'deddin'in Hammûye'nin evrâdını okuduğuna dair bilgi, onun tarikatta yeni bir evrâd tertip ettiğini gösterir.

Nispet ve mezhep tartışmaları

M. Fuad Köprülü'nün, Hammûye'yi Zehebiyye-i Kübreviyye'nin kurucusu Necmeddîn-i Kübrâ'nın halifesi sayan ifadesi doğru değildir; Zehebiyye, Kübreviyye'den XV. yüzyılda ayrılan Şiîleşmiş bir koldur. Fasîh-i Hâfî ise Necmeddîn-i Kübrâ'nın, Şehâbeddin es-Sühreverdî'nin şeyhi Ebü'n-Necîb es-Sühreverdî'den hilâfet aldığını belirterek Hammûye'yi bu iki şeyh vasıtasıyla Sühreverdiyye silsilesine de dahil eder.

Hâce Gıyâseddin onun Şâfiî mezhebine mensup olduğunu belirtir; sonraki bazı müellifler ise on iki imam ve mehdî hakkındaki görüşlerinden dolayı Şiî olduğunu ileri sürmüştür. Görüşlerinde Şiîliği çağrıştıracak bir taraf bulunmadığı kaydedilir. Zehebî, onun “ittihat tariki” (vahdet-i vücûd) üzere sohbetler ettiğini yazar; Kübrevîlik'te vahdet-i vücûd anlayışının daha yoğun biçimde benimsenmesi de onunla birlikte olmuştur.

COĞRAFÎ HAFIZA3 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi3 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Sonsuz okyanus ve tükenmez hazine

Dımaşk sohbetlerinde İbnü'l-Arabî ile karşılıklı iltifatları nakledilir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Birçok defa gittiği Dımaşk'ta Muhyiddin İbnü'l-Arabî ile sohbetlerde bulunduğu, onu “sonsuz okyanus” diye tanımladığı, İbnü'l-Arabî'nin de kendisine “tükenmez hazine” diye iltifat ettiği belirtilir. Yine Dımaşk'ta Sadreddin Konevî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile, Halep'te ise Evhadüddîn-i Kirmânî ile görüşmüştür.

Çerçeve. Bu isim listesi bir tesadüf değil, XIII. yüzyıl Dımaşk'ının tasavvuf coğrafyasının kendisidir: Moğol istilâsının doğudan sürüklediği sûfîler Suriye'de aynı meclislerde buluşmuştur. Karşılıklı iltifatlar hâl tercümelerinden gelen nakillerdir; belgesel bir tutanak değil, sonraki geleneğin bu buluşmaya verdiği değerin ifadesidir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

ESER / METİN

Dört yüz cilt mi, otuz iki eser mi?

Halifesi Nesefî eserlerini 400 cilt sayarken, torununun oğlu Hâce Gıyâseddin otuz iki eserin adını verir.

Metni gösterMetni daralt

Halifesi Azîz Nesefî, şeyhinin eserlerinin sayısını 400 cilt olarak verir. Buna karşılık torununun oğlu Hâce Gıyâseddin, verdiği icâzetnâmeler dahil olmak üzere 626-649 (1229-1251) yılları arasında kaleme aldığı otuz iki eserin adını kaydeder. Bunların dışında kütüphanelerde başka kitaplarının nüshaları da bulunmaktadır.

Çerçeve. İki rakam arasındaki uçurum, “eser” sayılan şeyin tanımından doğar: icâzetnâmeler, küçük risâleler ve mecmua içindeki parçalar sayıldığında liste hızla büyür. Nesefî'nin rakamı bir katalog değil, şeyhinin verimini anlatan bir övgü ölçüsü olarak okunmalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
ESER / METİN

Harflerin ve noktaların yorumu

Harf ilmine dair müstakil risâleleri vardır; Câmî eserlerinin keşif nuru olmadan anlaşılamayacağını söyler.

Metni gösterMetni daralt

Harflerin içerdiği bâtınî-tasavvufî anlamlar üzerine müstakil risâleler kaleme almış (Risâle fî ʿilmi'l-ḥurûf, Kitâbü't-Teheccî), birçok eserinde de dinî ve tasavvufî konuları bu çerçevede yorumlamıştır. el-Miṣbâḥ isimlerin, terimlerin, varlıkların, Arap harflerinin ve harfleri birbirinden ayıran noktaların yorumunu içerir. Şüşterî, Maḥbûbü'l-muḥibbîn'de harflerin ihtiva ettiği işaretleri gelecek olan mehdînin çözeceğini söylediğini aktarır.

Çerçeve. Abdurrahman-ı Câmî, eserlerinin sırlı ifadeler, zor kelimeler, rakam, şekil ve devirler içerdiğini, basiret gözü ve keşif nuruyla açılmayan aklın bunları anlayamayacağını belirtir. Yani metinlerin kapalılığı bir üslûp tercihinden çok, okur çevresini kendi içinden seçen bir yazma biçimidir; Hammûye külliyatının az okunmuş kalmasının sebeplerinden biri de budur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 2 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Nebînin velâyeti nübüvvetinden üstündür

Hammûye'ye göre velâyet nübüvvetin nihayetinde başlar; peygamber Allah'a yönelik tavrıyla velîdir.

Metni gösterMetni daralt

el-Miṣbâḥ fi't-taṣavvuf'ta velâyetin nübüvvetin nihayetinde başladığını söyler. Buna göre evliyanın bâtınî hakikatleri izhar etmesi, ancak nübüvvetin hâtemü'l-enbiyâ ile mühürlenmesinden sonra mümkün olmuştur. Her peygamberin kendine has bir velâyet yönü bulunduğunu belirtir: peygamberler Allah'a yönelik tavırlarıyla velî, insana yönelik tavırlarıyla nebîdir; nebînin velâyeti nübüvvetinden üstündür. Hâtemü'l-evliyânın özelliklerini ayrıca küçük bir risâlede açıklamıştır (Risâle fî ḫatmi'l-velâye).

Çerçeve. Formül, velâyeti nübüvvetin karşısına değil, ardına ve içine yerleştirir: velîlik peygamberliğin yerini almaz, onun kapanmasıyla açılan bir alandır. Bu, velâyet vurgusunun nübüvveti gölgelediği yolundaki itiraza karşı geleneğin kendi içinde geliştirdiği dengedir ve Kübrevî çevrede vahdet-i vücûd dilinin nasıl bir çerçeveye oturtulduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Sohbet icâzeti ve hırka icâzeti

Büyük dedesinden gelen iki icâzetten hırka silsileyle, sohbet ise Hızır vasıtasıyla ruhanî olarak intikal etmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Hammûye, Ebû Ali el-Fârmedî'den hırka giymiş olan büyük dedesi Muhammed b. Hameveyh'ten (ö. 530/1135-36) kendisine biri sohbet, diğeri hırka icâzeti olmak üzere iki icâzet geldiğini belirtir. Hırka icâzeti Muhammed b. Hameveyh, İmâdüddin Ömer b. Hameviyye ve Ebü'l-Hasan Ömer şeklinde devam eden bir silsileyle ulaşmıştır; sohbet icâzetini ise Hızır vasıtasıyla ruhanî olarak aldığı kaydedilir.

Çerçeve. İki icâzetin ayrılması, tasavvufta yetkinin iki ayrı yoldan gelebildiğini gösterir: elden ele geçen zincir ve zamanı aşan ruhanî temas. Birincisi belgelenebilir, ikincisi beyana dayanır. Kayıtta ikisinin birlikte anılması, bir asırdan fazla önce vefat etmiş bir dedeye bağlanmanın nasıl mümkün kılındığını da açıklar.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Nîşâbur · İranBahrâbâdNîşâbur civarındaki Cüveyn kasabasına bağlı köy. Sa'deddîn-i Hammûye burada doğdu, 641'de (1243-44) memleketine dönerek buraya yerleşti ve mescid-hankahı onarıp irşad faaliyetini sürdürdü. Öldüğünde büyük dedesi Muhammed b. Hameveyh'in buradaki kabri yanına defnedildi; oğlu Sadreddin İbrâhim kabrin üzerine bir kubbe ve yanına imaret yaptırdı. Hankahtaki tasavvufî faaliyetin asırlarca devam ettiği, XI. (XVII.) yüzyıla kadar silsilesi Hammûye'ye ulaşan Bahrâbâd dervişlerine rastlandığı kaydedilir.Hârizm · ÖzbekistanHârizm605'te (1208-1209) gittiği ve Şehâbeddin Hîvekî'nin öğrencisi olduğu bölge. Hac dönüşü burada Necmeddîn-i Kübrâ'nın halkasına katıldı; 616 (1219) veya 617'de şeyhten icâzet alarak önde gelen halifelerinden oldu. Moğol istilâsı sırasında Necmeddîn-i Kübrâ'nın tavsiyesiyle Hârizm'den ayrıldı.Dımaşk · SuriyeKāsiyûn ZâviyesiDımaşk'ta Kāsiyûn dağı eteklerindeki zâviye; Hammûye burada bir süre irşad faaliyetinde bulundu. Birçok defa gittiği Dımaşk'ta İbnü'l-Arabî, Sadreddin Konevî ve Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile sohbet ettiği nakledilir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, ‘Sa‘deddîn-i Hammûye’ maddesi; Murâdü’l-mürîdîn
Ortak kaynak kataloğunu aç →