HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Doğum yeri ve tarih ihtilafı
Kaynaklar ailesinin Tokatlı olduğu konusunda birleşirken Sâbûhî’nin Tokat’ta mı İstanbul’da mı doğduğu hususunda ayrılır. Tez çalışması dolaylı tarihlerden hareketle doğumunu yaklaşık 1584’e yerleştirir; bu tarih kesin kayıt değil araştırma sonucudur.
İki terbiye çevresi
İlk tasavvufî terbiyesini Bektaşî Kasım Baba’dan aldığı, onun vefatından sonra Konya’ya giderek Bostan Çelebi çevresinde Mevlevîliğe intisap ettiği aktarılır. Bu geçiş, XVII. yüzyılda Bektaşî ve Mevlevî çevreleri arasındaki temasın kişi ölçeğinde dikkat çekici bir örneğidir.
Şam ve Yenikapı
Konya’daki çilesinden sonra Şam Mevlevîhânesi’nde, ardından Yenikapı Mevlevîhânesi’nde meşihat yürüttü; Mesnevî okuttu ve irşad faaliyetinde bulundu. Kaynakların görev sürelerinde farklılıklar vardır; Yenikapı’daki uzun meşihatı ortak çekirdektir.
Eserleri ve Dîvânı
Türkçe ve Farsça Dîvânlarının yanında Sâkînâme, Bülbüliyye ve Mesnevî’den seçmelerle ilişkili İhtiyârât-ı Sâbûhî ona nispet edilen başlıca eserlerdir. Türkçe Dîvânı kaside, musammat, gazel, rubâî ve tarihleriyle tenkitli olarak incelenmiştir.
Şairliği ve yetiştirdikleri
Sâbûhî'nin şiirlerinde tasavvufî neşve belirleyicidir; söyleyişi rindâne ve âşıkanedir. Terciibendi, Sâkînâme'si ve bazı gazelleri vahdet-i-vucud">vahdet-i vücûd anlayışını yansıtan metinler olarak öne çıkar. Gazellerindeki dili sade ve akıcıdır. Türkçe şiirlerinde Rûhî-i Bağdâdî, Fuzûlî ve Yûsuf Sîneçâk'in, Farsça manzumelerinde ise Örfî-i Şîrâzî'nin tesiri sezilir. Yaşadığı dönemde şairliğinden çok âlim kişiliğiyle ve İhtiyârât-ı Mesnevî adlı eseriyle tanınmıştır.
Yenikapı'daki uzun meşihatı boyunca devrin şairleriyle yakın temas hâlinde oldu; Nef'î, Nâilî ve Fehîm gibi isimlere hocalık yaptı. 1035'te (1626) hac farîzasını yerine getirdi.