HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Alaca Mescid imamı
Muhammed Şükrü Efendi, İstanbul’da Mısır Çarşısı yakınındaki Marpuççular’da, Alaca Hamam bitişiğindeki Alaca Mescid’in imamıydı. Kaynaklar onu âlim ve Uşşâkî şeyhi olarak anar.
Adı hakkındaki kayıtlar
Çevrede Hoca Alâeddin Efendi adıyla tanındığı, bir tomarda Memiş diye kaydedildiği belirtilir. Mezar kitabesinde Muhammed Şükrü yazılıdır. Bu farklar sebebiyle asıl adının Muhammed Alâeddin, tarikat adının Şükrü olabileceği ihtimali aktarılır; kesinlik iddiası kurulmamıştır.
Vefatı ve kabri
29 Ramazan 1141/28 Nisan 1729’da vefat etti ve Alaca Mescid hazîresine defnedildi. Mezar taşında Uşşâkî tâcı kabartması bulunuyordu. Hüseyin Vassâf, harap hâldeki taşı demir kuşaklarla sağlamlaştırdığını ve kabri çevreleyen yapıyı onardığını bizzat anlatır.
Vefatını haber veren nutuk
Aşk-ı Hudâ iledir cümle nutuklarımız,
Sıdk u hulûs iledir Hakk’a münâcâtımız.Mâh-ı sıyâm âhiri olur ise ıydımız,
Cümleye mâlûm olur keşf ü kerâmâtımız.
Gelenek içi aktarım, Ramazan’ın sonunda vefat edeceğini bu nutukla işaret ettiğini kabul eder.
Alaca Mescid'deki görevi ve kabri
Sefîne-i Evliyâ, Muhammed Şükrü Efendi'nin İstanbul'da Mısır Çarşısı yakınında, Marpuççular'da Alacahamam bitişiğindeki Alaca Mescid'in haziresinde medfun olduğunu kaydeder. Hüseyin Vassâf, onun aynı caminin imamlığını yaptığı bilgisini Hâfız Hüseyin Ayvansarâyî'nin Vefeyât-nâme'sindeki kayda dayandırır.
Böylece hakkında başka ayrıntı bulunmayan bu şeyhin hayatı iki sabit nokta etrafında toplanır: bir mahalle camisinin imamlığı ve aynı caminin haziresindeki kabri.
Mezar taşının serüveni
Vassâf, hazirede gördüğü taşın vaktiyle özenle yapıldığını ve üzerinde güzel bir Uşşâkî tâcı resmi bulunduğunu belirtir. Kitâbe onu Uşşâkī zümresinin pîrlerinden sayar ve son mısraı — “Firdevs ola menzil-i Muhammed Şükrü” — ebced hesabıyla 29 Ramazan 1141 (28 Nisan 1729) vefat tarihini verir.
Taşın başına gelenler de aynı sayfada kayıtlıdır. Pehle taşının ortasından çıkan bir incir ağacı kabri sarmış, taş bu yüzden kırılmış; sonra demir kenetlerle eski hâline döndürülmüştür. 1346 (1927) yılında caminin mütevellisi mezarlığı kaldırıp yerine dükkânlar yaptırmak istemiş; Evkaf İdaresi'nin kabrin bitişiğine yaptırıp kiraya verdiği marpuççu dükkânının bir kısmı kabrin üzerine gelmiştir. Vassâf bu durumdan duyduğu üzüntüyü açıkça yazar ve kabrin yanına başka bir pehle taşı bulunup konduğunu, bir de duvar yapıldığını kaydeder.