Ara
Menü
ذ

Sıdk

صد ق

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-6484
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
346
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>(صد ق) 7, Doğruluk. Verilen hükmün olguya uygun bulunması, 2. tas, a Mahvolmanın söz konusu olduğu yerlerde bile hak olanı söylemek. b Yalandan başka bir şeyin insanı kurtaramayacağı hallerde dahi doğruluktan ayrılmamak. ¢ Kişinin itikadında şüphe, halinde leke ve davranışlarında kusur olmaması. e Özün Söze uyması (KR 96; cr).</p><p>İsterisen saâdet, söyleme asla yalan</p><p>Amidi</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6726
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
346
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>(صد ق) 7, Doğruluk. Verilen hükmün olguya uygun bulunması, 2. tas, a Mahvolmanın söz konusu olduğu yerlerde bile hak olanı söylemek. b Yalandan başka bir şeyin insanı kurtaramayacağı hallerde dahi doğruluktan ayrılmamak. ¢ Kişinin itikadında şüphe, halinde leke ve davranışlarında kusur olmaması. e Özün Söze uyması (KR 96; cr).</p><p>İsterisen saâdet, söyleme asla yalan</p><p>Amidi</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-3093
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları
Kaynak sayfası
102
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>(صد ق) 7, Doğruluk. Verilen hükmün olguya uygun bulunması, 2. tas, a Mahvolmanın söz konusu olduğu yerlerde bile hak olanı söylemek. b Yalandan başka bir şeyin insanı kurtaramayacağı hallerde dahi doğruluktan ayrılmamak. ¢ Kişinin itikadında şüphe, halinde leke ve davranışlarında kusur olmaması. e Özün Söze uyması (KR 96; cr).</p><p>İsterisen saâdet, söyleme asla yalan</p><p>Amidi</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-9919
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>1. Doğruluk.</p><p>Sıdk, sözün süsüdür. (Hazret-i Ali)</p><p>İnsanları, sıdktan daha güzel birşey süsleyemez. (Fudayl bin Iyâd)</p><p>Sabır bütün hayırların; sıdk ise kurtuluşun ve nîmetlere şükretmek, bereketin anahtarlarıdır. Kimde bu hasletler bulunursa, o en yüksek mânevî mertebelere kavuşur. (Bâhilî)</p><p>Araştırıldığında sıdkın şecâatle, yalanın da korkaklıkla berâber olduğu görülür. (İbn-ül-Mugter)</p><p>2. Peygamberlerin sıfatlarından.</p><p>Bütün peygamberler sıdk sâhibidirler. Her sözleri doğrudur. Aslâ yalan söylemezler. (Muhammed bin Kutbüddîn İznikî)</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-12895
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, doğruluk demektir. Sır ve aleniyyenin (içte olanla, dışta olanın) eşit olması. “Olduğun gibi görün, veya göründüğün gibi ol” vecizesinde anlatılmak istenen husus, Mü’minin imanında sıdkı kadar, kâfirin de küfürde sıdkı, şahsiyetteki dengenin göstergesidir. Sâlikin söz ve işinde sıdkı ön planda tutmayı alışkanlık hâline getirmesi ve bu hâlini devam ettirmesi, onu sıddıklar zümresine dahil eder.Sıdk halinin devamlı, olmasını, Nakşî Meşayıhından Hâce Yakub Çerhî Hazretleri, “bir iğneyi yere dikmek ve ayağın başparmağıyla o’nun üzerinde durmak” diye tanımlar. Sıdk, iç ve dışta, Allah ile beraberliği, istikamet (Şeriata bağlı olmak) üzere muhafaza etmekle -olur. Bu istikametin sağlanması, Allah’ı, sürekli kalpde muhafaza etmek, O’ndan başka şeyleri hatıra getirmemekle mümkün olur. Cürcânî’ye göre, yalanın kurtarabileceği durumdaki kişi, o halde bile doğruyu söyler. Kuşeyrî de, sıdkı, “hallerinden leke, inancında şüphe, amelinde ayıp olmamasıdır” şeklinde tanımlar. Konuyla ilgili olarak, “Sıdkını bütün tut” şeklinde tasavvuf? bir öğüt vardır. Bu öğüt, “gördüğü şeyleri iyiye yormak, kalbi bulanmamak, tarikatta doğru olmak” şeklinde açıklanır. Sıdk sahibi olmanın yollarından biri de, “Sıdk sahipleriyle beraber olmanızdır” (Tevbe/119). Hakim Tirmîzî, sıdkı, ikiye ayırır. Birincisi, marifetin dallarından sayılan adi özelliğine girmiş ahlakî ve aklî sıdk olup, ikincisi de içtimaîdir.</p>

Köken ve kullanım

i. ar.

صد ق

Kaynaklardaki ortak açıklama

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ · Kur’an Kaynaklı Tasavvuf Kavramları · Mahmud Esad Erkaya

(صد ق) 7, Doğruluk. Verilen hükmün olguya uygun bulunması, 2. tas, a Mahvolmanın söz konusu olduğu yerlerde bile hak olanı söylemek. b Yalandan başka bir şeyin insanı kurtaramayacağı hallerde dahi doğruluktan ayrılmamak. ¢ Kişinin itikadında şüphe, halinde leke ve davranışlarında kusur olmaması. e Özün Söze uyması (KR 96; cr).

İsterisen saâdet, söyleme asla yalan

Amidi

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

1. Doğruluk.

Sıdk, sözün süsüdür. (Hazret-i Ali)

İnsanları, sıdktan daha güzel birşey süsleyemez. (Fudayl bin Iyâd)

Sabır bütün hayırların; sıdk ise kurtuluşun ve nîmetlere şükretmek, bereketin anahtarlarıdır. Kimde bu hasletler bulunursa, o en yüksek mânevî mertebelere kavuşur. (Bâhilî)

Araştırıldığında sıdkın şecâatle, yalanın da korkaklıkla berâber olduğu görülür. (İbn-ül-Mugter)

2. Peygamberlerin sıfatlarından.

Bütün peygamberler sıdk sâhibidirler. Her sözleri doğrudur. Aslâ yalan söylemezler. (Muhammed bin Kutbüddîn İznikî)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, doğruluk demektir. Sır ve aleniyyenin (içte olanla, dışta olanın) eşit olması. “Olduğun gibi görün, veya göründüğün gibi ol” vecizesinde anlatılmak istenen husus, Mü’minin imanında sıdkı kadar, kâfirin de küfürde sıdkı, şahsiyetteki dengenin göstergesidir. Sâlikin söz ve işinde sıdkı ön planda tutmayı alışkanlık hâline getirmesi ve bu hâlini devam ettirmesi, onu sıddıklar zümresine dahil eder.Sıdk halinin devamlı, olmasını, Nakşî Meşayıhından Hâce Yakub Çerhî Hazretleri, “bir iğneyi yere dikmek ve ayağın başparmağıyla o’nun üzerinde durmak” diye tanımlar. Sıdk, iç ve dışta, Allah ile beraberliği, istikamet (Şeriata bağlı olmak) üzere muhafaza etmekle -olur. Bu istikametin sağlanması, Allah’ı, sürekli kalpde muhafaza etmek, O’ndan başka şeyleri hatıra getirmemekle mümkün olur. Cürcânî’ye göre, yalanın kurtarabileceği durumdaki kişi, o halde bile doğruyu söyler. Kuşeyrî de, sıdkı, “hallerinden leke, inancında şüphe, amelinde ayıp olmamasıdır” şeklinde tanımlar. Konuyla ilgili olarak, “Sıdkını bütün tut” şeklinde tasavvuf? bir öğüt vardır. Bu öğüt, “gördüğü şeyleri iyiye yormak, kalbi bulanmamak, tarikatta doğru olmak” şeklinde açıklanır. Sıdk sahibi olmanın yollarından biri de, “Sıdk sahipleriyle beraber olmanızdır” (Tevbe/119). Hakim Tirmîzî, sıdkı, ikiye ayırır. Birincisi, marifetin dallarından sayılan adi özelliğine girmiş ahlakî ve aklî sıdk olup, ikincisi de içtimaîdir.

Sözlüğe dön ←