HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
Şeyh Halef Muhammed Efendi
O asırda kubbe şeyhi bulunan ve elyevm Kâsımpaşa’da medfûn bulunan Halef
Muhammed Efendi merhûm, Hz. Şeyh’in meftûn-ı kamâlâtı olanlardan idi. Bu zât,
Bağdâdlıdır, tarîk-ı Kâdiriyye’den müstahleftir. Şeyh Süleyman Efendi-zâde el-Hâc
Muhammed Emîn Efendi vefât eyledikte Kubbe Tekkesi’ine şeyh olmuş idi.
1179/(1765-66) senesinde irtihâl eylemiştir. "Şeyhu'l-makbûlîn" ()شيخ المقبولين
târîhidir.
Bu na’t-ı şerîf onundur:
Gönülde âteş-i aşkın nihândır Yâ Rasûla’llâh
Velî nâr-ı muhabbet bî-emândır Yâ Rasûla’llâh
Halef kurbânın olsun bendegânından şumâr ile
Senin kurbânın olmak ana şândır Yâ Rasûla’llâh
Servet Bey merhûm, Hz. Şeyh (Raûfî)’nin nazar-ı kîmyâ-eserine bürhân olarak
şu menkabeyi nakl etmişlerdi:
İşte bu zât (Halef Muhammed Efendi), mübtelâ olduğu illetin te’sîriyle ayakta
duramayacak derecede esîr-i firâş iken, bir gün Raûfî hazretlerini ziyâret iştiyâkının
taht-ı te’sîrinde kalarak gitmeğe teşebbüs etmiş idi. Ahibbâsı her ne kadar gidecek
hâlde olmadığından ferâgat eylemesini teklîf etmişler ise de, mümkün değil
ârzûsundan vazgeçiremedikleri cihetle çâr-nâ-çâr bir dest-gereye koyarak Kubbe
Dergâh-ı şerîfinden Bahçekapısı’na indirmişler, kayıkla Salacak İskelesi’ne
çıkarmışlar, koltuklarına girip birçok mihen ü meşekkatle, Hz. Raûfî’in bulundukları
dergâh-ı münîfe götürürler. O sırada Hz. Şeyh, dergâhın önünü süpürüyor imiş; Şeyh
Muhammed Efendi, müşârünileyhi gördüğü gibi, koltuklarını tutanlara, “Beni
bırakınız, yalnız gideceğim.” der. Onlar da yalnız bırakırlar. Serbestce yürümeğe
başlar. Hâzırûn, bu hâline hayret ederler. Hz. Raûfî’nin Şeyh Muhammed
Efendi’ye nazarının taalluku, ondaki marazı mahva sebeb-i müstakil olmuş idi. Hâki
zer eden o nazar, nazar-ı kîmyâ-eser idi. Muhammed Efendi, Hz. Pîr’den sonra daha
dokuz sene muammer olmuştur.
BUHÛRİYYE-İ HALVETİYYE
