HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve kaynakların sınırı
Füyûzî Mehmed Efendi, XVII. yüzyılın sonu ile XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı ilmiye teşkilâtında görev yapan kadı ve şairdir. Şeyhî Mehmed Efendi'nin Vekāyi‘u'l-fuzalâ içindeki çağdaş biyografisi onu “el-Mevlâ Mehmed” adıyla kaydeder. Ailesi, doğum yeri ve doğum tarihi belirtilmez. Bu sebeple mahlasından, görev yerlerinden veya hâmilerinden hareketle bir soy, memleket yahut tarikat bağlantısı kurulamaz.
Tahsili ve mülâzemeti
Kaynağa göre ilmî yeterlilik kazandıktan sonra devrin büyük âlimlerinden birinden mülâzemet aldı; fakat hocanın adı verilmedi. Mülâzemet, medrese tahsilini tamamlayan adayın ilmiye mesleğine girişini sağlayan resmî kayıt aşamasıydı. Füyûzî'nin hangi medreselerde okuduğu ve kimlerden ders aldığı bilinmediği için bu boşluk daha meşhur adaşların eğitim bilgileriyle doldurulmamalıdır.
Kırk akçeli medreseden ayrılışı
Mehmed Efendi, olağan medrese derecelerini takip ederek kırk akçeli bir medreseye kadar yükseldi. Ardından bu görevden ayrıldı ve yeni bir mansıp beklemeye başladı. Kaynak medresenin adını ve şehrini vermez. Bu kayıt, onun kadılığa geçmeden önce müderrislik tecrübesi bulunduğunu gösterir; fakat İstanbul'da görev yaptığı sonucunu tek başına kanıtlamaz.
Bıyıklı Mustafa Paşa'nın himayesi
Mansıp beklediği sırada rikâb-ı hümâyun kaymakamı Bıyıklı Mustafa Paşa'nın himayesine girdi. Bu yakınlık, ilmiye tayinlerinde ilmî kıdem kadar saray ve devlet ricâli desteğinin de etkili olabildiğini gösterir. Mustafa Paşa burada mürşid veya hoca değil, bürokratik hâmidir; ilişki tasavvuf silsilesine çevrilemez.
Sakız kadılığı
1 Zilhicce 1103'te Kasîr Hasan Efendi'nin yerine Sakız kadılığına tayin edildi. Ada, Ege ticaret yolları ve Osmanlı deniz idaresi bakımından önemli bir kaza merkeziydi. Füyûzî yaklaşık on dört ay sonra, 1 Safer 1105'te görevden alındı; yerine Esîrî Mustafa Efendi getirildi. Kaynak görev süresindeki davalar veya idarî faaliyetler hakkında ayrıntı vermez.
Diyarbekir kadılığı
1 Zilkade 1106'da Sivasîzâde Mehmed Emin Efendi'nin yerine Diyarbekir kadısı oldu. Bu tayin, Sakız'dan sonra daha büyük ve uzak bir eyalet merkezinde görev aldığını gösterir. Ancak 1 Cemâziyelevvel 1107'de kadılık Kocabeğizâde Seyyid Fethullah Efendi'ye verildi ve Füyûzî'nin adı görev defterinden çıkarıldı. Böylece fiilî kadılık safhası kısa sürdü; sonraki yılları daha çok emeklilik gelirleriyle geçti.
Arpalık: görev ve ikamet olmayan gelir tahsisi
19 Cemâziyelâhir 1115'te kendisine Devrekâni, Dinek Keskini ve Gökçedağ kazaları arpalık olarak bağlandı. Arpalık, azledilmiş yahut emekli ilmiye mensubuna geçim karşılığı tahsis edilen kaza geliriydi. Bu kayıtlar, kişinin her kazada kadılık yaptığı veya orada yaşadığı anlamına gelmez. Sayfadaki coğrafya katmanı bu yerleri “gelir tahsisi” olarak işaretler; Sakız ve Diyarbekir'deki fiilî görevlerle karıştırmaz.
1711–1714 arasındaki değişiklikler
1 Cemâziyelevvel 1123'te Gökçedağ Vânîzâde Seyyid Mahmud Efendi'ye verildi; Devrekâni yeniden yerel kadıların tasarrufuna bırakıldı. Füyûzî'ye bunların karşılığında Todurga tahsis edildi. 1124'te Todurga da elinden alınınca Göçü-i Kebîr, Karabiga ve Taşabad gelirleri bağlandı. Bu hızlı değişimler arpalığın kalıcı mülk değil, merkezî idarenin yeniden dağıtabildiği geçici bir gelir düzeni olduğunu gösterir.
Karabiga ve Taşabad şikâyetleri
1126'da Karabiga ve Taşabad halkından gelen şikâyet ve dilekçeler üzerine bu iki kaza Füyûzî'nin arpalığından çıkarılarak yeniden kasaba kadılarına verildi. Kaynak şikâyetlerin içeriğini açıklamaz. Bu yüzden olayın sebebini vergi baskısı, vekil davranışı veya şahsî kusur şeklinde kesinleştirmek mümkün değildir; yalnız idarî sonucun kaydedilmesi gerekir.
Son arpalık düzenlemeleri
19 Cemâziyelâhir 1129'da, daha önce Eğriboz çevresindeki ordu kadısı Mahmud Efendi'ye ait olan Yundatası Füyûzî'nin tahsislerine eklendi. 1132'de Göçü-i Kebîr geri alındı; karşılığında Başgelembe ve yeniden Todurga verildi. Böylece ölümüne yakın gelir ağı Yundatası, Dinek Keskini, Todurga ve Başgelembe çevresinde şekillendi.
Vefatı ve Edirnekapı dışındaki defni
Füyûzî Mehmed Efendi 13 Cemâziyelevvel 1135 Cuma günü, 1723 yılında vefat etti ve İstanbul'da Edirnekapı dışında defnedildi. Kaynak mezarlığın veya kabrin kesin yerini vermez; bu nedenle harita Edirnekapı çevresini yaklaşık olarak gösterir. Ölümünden sonra Yundatası ile Dinek Keskini Mektûbî Osman Efendi'ye, Todurga ile Başgelembe ise Ahıskalı Hüseyin Efendi'ye tahsis edildi.
Âlim ve kadı profili
Şeyhî onu yaşlı, salih ve ilmî birikimden pay sahibi bir kişi olarak tanıtır. Kırk akçeli medreseye erişmesi, Sakız ve Diyarbekir gibi iki önemli merkezde kadılık yapması bu kısa değerlendirmenin kurumsal karşılığını verir. Bununla birlikte müstakil bir fıkıh eseri, fetva mecmuası veya ders halkası bilinmez; yalnız görev unvanlarından hareketle eser üretilemez.
Füyûzî mahlası ve günümüze ulaşan beyit
Şiirde “Füyûzî” mahlasını kullandı. Biyografik kaynak onun söz söyleme kabiliyetini tek bir örnekle gösterir: “İderdi nâr-ı firâk ile cûş pervâne / İrince vuslata oldı hâmûş pervâne.” Ayrılık ateşi çevresinde coşan pervanenin kavuşunca susması, klasik şiirin ateş, pervane, ayrılık ve vuslat mazmunlarını birleştirir. Bu beyit şairliğini kanıtlar; fakat bugün bilinen mürettep bir divanı olduğu sonucunu vermez.
Tarikat ve ilişki denetimi
Kaynak Füyûzî'yi “salih” diye niteler, fakat belirli bir tarikata intisabını, bir şeyhten hilâfetini veya mürid çevresini kaydetmez. Adı verilmeyen mülâzemet hocası, Bıyıklı Mustafa Paşa'nın bürokratik himayesi ve görev ardılları tasavvufî ilişki değildir. Bu sebeple sayfaya tahminî tarikat etiketi veya silsile bağı eklenmemiştir.