HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Verkanis'ten Bitlis'e
Fethullah Verkânisî hazretleri Siirt'in Minar nâhiyesine bağlı Verkanis köyünde doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir.
1899 (H. 1317) senesinde Bitlis'te vefat etti. Kabri Bitlis vilâyet merkezindeki türbesindedir.
Şeyhinin emaneti
Abdurrahmân Tâgî hazretleri vefatına yakın oğlu Muhammed Ziyâeddin'i en büyük halifesi Fethullah-ı Verkânisî'ye emanet etti.
Ziyâeddîn Nurşînî babasının hastalığı sırasında yanında duruyor, üzülüyor ve ağlıyordu. Bir ara gözlerini açan Abdurrahmân Tâgî hazretleri oğluna baktı ve; “Ziyâeddîn! Neden böyle yaş akıtıp ağlıyorsun?” dedi.
Ziyâeddîn Nurşînî edeple; “Niçin ağlamayayım. İnsanın babası çok büyük tüccar olur da, dünyasını değiştirirken evlâdı babasının malından istifade edemezse, mîrâsına vâris olamazsa ondan daha acı bir şey olur mu?” diye cevap verdi.
Babası; “Oğlum! Şeyh Fethullah senin hakkında benden daha hayırlıdır. Çünkü, vallahi ben seni başkalarından ayırd etmedim. Halk, gözümde ne ise, sen de oydun. Fakat Şeyh Fethullah seni diğerlerinden üstün tutacaktır” buyurdu.
Kızak meselesi
Fethullah-ı Verkânisî hazretleri, hocasının oğlu Muhammed Ziyâeddin Nurşinî'nin yetişmesi ve olgunlaşması için özel itina gösterdi. Hattâ onu en ağır hizmetlerde kullanarak kınayanların kınamasına aldırmadan onu kâmil ve mükemmil bir zat olarak yetiştirdi.
Fethullah-ı Verkânisî kışın karda kızağına biner köylere irşâda giderken, Ziyâeddîn Nurşînî'yi çağırarak kendisini çekmesini isterdi.
Bu duruma Abdurrahmân Tâgî hazretlerinin bazı halifeleri itiraz ettiler. “Hocasının oğluna saygı göstermesi gerekirken, kızağa binip keyf sürüyor, hocasının oğlu ise zahmet ve meşakkatle kızağını çekiyor” dediler.
Bu durumu duyan Fethullah-ı Verkânisî; “Üstâdım oğlunu bana teslim etti. Ben de böyle hareket etmeyi uygun görüyorum. Yok eğer size teslim etmişse bildiğiniz gibi yapmakta serbestsiniz” diyordu.
Nakşibendiyye yolu usûlüne göre 1889 yılında icâzet, diploma ve hilâfet, İslâmiyet'i anlatma vazifesi vererek insanlara İslâmiyet'in emir ve yasaklarını anlatmakla vazifelendirdi.
Vefatı
Fethullah Verkânisî vefat edeceği gün oğlu Alâeddîn ve talebeleri yanına geldiler. Ona yönelerek oturup ağladılar. Fethullah-ı Verkânisî onlara baktı ve yüzlerinde üzüntü belirtilerini gördü. Onlara; “Hiçbir sünneti terk etmeyiniz!” dedi.
“Ağlamayınız! Allahü teâlâ benim hastalığıma şifâ verirse, sizin babanızım. Eğer şifâ bulamazsam, babanız yani size sâhip çıkacak olan Muhammed Ziyâüddîn'dir. Çünkü onun insafı diğer insanların insafından fazladır” buyurdu.
Sözlerine şöyle devam etti: “Ölüm sarhoşluğu olan bu son ânımda, gasl ânımda ve defnedilmem esnasında benimle ilgili hiçbir sünneti terk etmeyiniz!”
Vefat edeceği günün sabahı ebedî yolculuk için gerekli hazırlıkları yaptı. Rabbinin huzuruna temiz çıkmak için gusül abdesti aldırıldı. Sağ tarafının üzerine kıbleye karşı yatırılmasını istedi. Bir an evvel Allahü teâlâya kavuşmayı arzuluyordu. Zaman zaman diğer yanı üzerine de çevriliyordu. Bâtın hâliyle Allahü teâlâyı zikrediyordu; yani sesli olarak herhangi bir tesbih veya kelime söylemiyordu.
Vefatı yaklaştığı sırada misvakının yıkanarak kendisine verilmesini söyledi. Misvakını yıkayıp getirdiler. Bir defa dişlerini misvakladı. Fakat kollarını oynatacak takati kalmadığı için talebelerinden birisi misvakı alıp onun dişlerini misvaklamaya devam etti.
Ayrıca hocasının halifelerinden Molla Reşîd'e Yâsîn sûresini okumasını söyledi. Yâsin-i şerîf bitince Şeyh Fethullah-ı Verkânisî; “Lâ ilâhe illallah…” dedi ve yüzünün su ile mesh edilmesini istedi. Allahü teâlâya kavuşma vaktine yaklaştıkça yüzü güzelleşiyordu.
Nihayet 1899 (H. 1317) senesi Cemâziyelevvel ayının 21. Salı günü Bitlis'te vefat etti.
Kaynak notu: Bu kartın malzemesi, TDV İslâm Ansiklopedisi'nde müstakil madde bulunmadığı için Evliyalar Ansiklopedisi maddelerinden ve “Yakın Dönem Hâlidîlik Âdâbına Kaynak Bir Eser: Âdâb-ı Şeyh Fethullah” başlıklı akademik çalışmadan derlenmiştir.