Ara
Menü

Bâyezîd-i Bistâmî

Bâyezîd-i Bistâmî, yoğun riyazet tecrübesi ve vecd hâllerini dile getiren sözleriyle erken tasavvufun en etkili isimlerindendir. Ona nispet edilen şathiyeler, bağlamından koparılmadan hâl dili ve fenâ öğretisi içinde okunmalıdır.

Doğum
804
Vefat
874
Unvan
Erken dönem sûfîsi
Temalar
fenâ, sekr, şathiyat, mücahede

Bâyezîd-i Bistâmî

yoğun riyazet tecrübesi ve vecd hâllerini dile getiren sözleriyle erken tasavvufun en etkili isimlerindendir. Ona nispet edilen şathiyeler, bağlamından koparılmadan hâl dili ve fenâ öğretisi içinde okunmalıdır.

Kronoloji: 804 – 874. Tarihler farklı kaynaklarda küçük değişiklikler gösterebilir.

Öne çıkan eksenler: fenâ, sekr, şathiyat, mücahede.

Silsiledeki yeri: Cafer-i Sâdık sonrasında, Ebu'l-Hasan el-Harakânî öncesinde yer alır. Bu sıralama, eserde esas alınan yazılı Nakşibendî-Hâlidî silsile tertibini gösterir; her tarihî etkiyi veya bütün icazet kollarını kapsayan tek çizgi olarak okunmamalıdır.

Bu dosya, ilgili bölümün kavram ve kronoloji örgüsünden hareketle tarikat.org editoryası tarafından yeniden yazılmıştır. Eserdeki uzun iktibaslar ve menkıbeler aynen aktarılmamış; doğrulanabilir biyografik çerçeve ile gelenek içi hafıza birbirinden ayrılmıştır.

Kırk halkanın tamamı
Nakşibendiyye bedâheli tâc-ı şerifi
BAĞLI YOLUN MADDÎ HAFIZASINakşibendiyye bedâheli tâc-ı şerifi

Dört terkli, müjganlı ve stilize geometrik bedâhe işlemeli Nakşibendî tâcı. Kubbe merkezinde gül mühür bulunmaz.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını açHoca, talebe ve tarihî etki ağıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kul ne ibadetine, ne itaatine ne de derecesine güvenmelidir

Kul ne ibadetine, ne itaatine ne de derecesine güvenmelidir. Keşf ve keramet iddiada bulunmak için değil, Allah(cc)ın birer lütfudur. Hak dostları asla kerametleri ile kendilerini ön plana çıkarmazlar. Bistâmî’ye göre, kulun iradesi dışında kendisinden bir keramet sadır olabilir ve keramet ancak sekr hâlinde zâhir olur. Bu durumda iken kulun bir iddiada bulunması mümkün değildir ve söz konusu hâl kendi arzusu dışında gerçekleşmektedir.289…

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kul ne ibadetine, ne itaatine ne de derecesine güvenmelidir. Keşf ve keramet iddiada bulunmak için değil, Allah(cc)ın birer lütfudur. Hak dostları asla kerametleri ile kendilerini ön plana çıkarmazlar. Bistâmî’ye göre, kulun iradesi dışında kendisinden bir keramet sadır olabilir ve keramet ancak sekr hâlinde zâhir olur. Bu durumda iken kulun bir iddiada bulunması mümkün değildir ve söz konusu hâl kendi arzusu dışında gerçekleşmektedir.289 Marifete ulaşmanın yolunu keramete itibar etmemekte gören Bistâmî, bu görüşünü; “Başlangıç hallerimde Hak bana birtakım delil ve kerametler gösterirdi. Ben onlara iltifat etmezdim. Hak Teâlâ beni bu tür şeylere müstağni bir hâlde görünce bana marifet yolunu açtı.” ifadesiyle dile getirmektedir.290 Bâyezîd-i Bistâmî’ye; “Falan kişi bir gecede Mekke’ye gidiyor, diyorlar, ne dersin?” diye sorduklarında, o şu karşılığı vermiştir: “Şeytan da, Allah(cc)’ın lanetine uğramış bir varlık olduğu halde, bir anda doğudan batıya ulaşıyor. Bunda şaşılacak ne var?” “Falan zât suyun üzerinde yürüyor” dediklerinde ise “Balık da suda yüzüyor, kuş da hava da uçuyor.” demiştir. Bir başka rivayette de Bâyezîd-i Bistâmî’nin şöyle söylediği nakledilmektedir:

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Altın Silsile’den Altın Halkalar.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

ÖĞÜT

Öğüt ve söz

“Bâyezîd Hicaz’a varınca, ‘Bâyezîd geldi’, diye ilan edilmiş, bunun üzerine bütün halk onu karşılamaya gitmiş, izzet ve ikram ile şehre getirmişlerdir. Bâyezîd, halkın güzel muameleleri ile meşgul olmaya koyulunca, Hak’tan uzak kalır, fikri ve hâli 267 A. J. Arberry, Tasavvuf İslâm Mistiklerinin Öyküsü, çev.: İbrahim Kapaklıkaya, Gelenek Yayınları, İstanbul 2004, s. 52. 268 es-Serrâc, el-Luma’, s. 453-454, 459-477. 395-397. 270 es-Sühreverdî, Avârifu’l-maârif, s. 78. dağılır.…

Metni gösterMetni daralt

“Bâyezîd Hicaz’a varınca, ‘Bâyezîd geldi’, diye ilan edilmiş, bunun üzerine bütün halk onu karşılamaya gitmiş, izzet ve ikram ile şehre getirmişlerdir. Bâyezîd, halkın güzel muameleleri ile meşgul olmaya koyulunca, Hak’tan uzak kalır, fikri ve hâli 267 A. J. Arberry, Tasavvuf İslâm Mistiklerinin Öyküsü, çev.: İbrahim Kapaklıkaya, Gelenek Yayınları, İstanbul 2004, s. 52. 268 es-Serrâc, el-Luma’, s. 453-454, 459-477. 395-397. 270 es-Sühreverdî, Avârifu’l-maârif, s. 78. dağılır. Bâyezîd çarşıya gelince heybesinden ekmek çıkarır ve yemeye başlar. O gün Ramazan idi. Bunu gören halk onu yalnız başına terk ederek derhal kendisinden uzaklaşırlar, dönüp işlerine giderler. Bunu gören Bâyezîd, sohbetinde bulunan müridine şöyle der: ‘Görüyor musunuz, şer’î bir meseleyi terk edince, halk beni nasıl tamamen reddetti, terk edip gitti.’ (Seferde orucun tutulmaması bile melâmete ve halkın gözünden düşmeye kâfi gelmektedir.)”271

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Altın Silsile’den Altın Halkalar.

Kavram dünyası

İlk 1 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Kavram haritası

fenâ, sekr, şathiyat, mücahede

Metni gösterMetni daralt

fenâ, sekr, şathiyat, mücahede

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: tarikat.org editoryası.

Önceki ve sonraki halka