Ara
Menü

Bâyezîd-i Bistâmî

Bâyezîd-i Bistâmî (Tayfûr b. Îsâ, ö. 234/848 [?]), “sultânü'l-ârifîn” diye anılan Horasanlı sûfî; sekr, fenâ ve mi'rac diliyle tasavvufun sözlüğünü kuran ve şathiyeleriyle asırlarca hem sevilen hem tenkit edilen isim.

Dönem
III./IX. yüzyıl · Bistâm ve Horasan tasavvuf çevresi
Yol
Nakşibendiyye
Mekân
8 bağlantı
Unvan
Sekr, fenâ ve mârifet diliyle tasavvuf tarihini dönüştüren Pîr-i Bistâm
Temalar
sekr, fenâ, mârifet, tevhid, muhabbet, şathiye, riyâzet, melâmet, îsâr, Tayfûriyye, Üveysî aktarım

Kaynaklar hakkında

Hemen bütün tasavvuf ve tabakat kitaplarında ondan bahsedilir; ancak bu bilgiler genellikle menkıbeleri, sözleri ve şathiyelerine dairdir ve aralarında hayatıyla ilgili pek az bilgi bulunur.

Ailesi

İran'ın Horasan eyaletindeki Bistâm kasabasında doğdu. Dedesi Sürûşân aslen İranlı Mecûsî bir din adamıyken müslüman olmuştur. Dindarlığıyla tanınan babası Îsâ'nın iki kızı ile üçü de âbid ve zâhid olan Âdem, Tayfur ve Ali adlarında üç oğlu vardı; ortancaları Tayfur, “sultânü'l-ârifîn, pîr-i Bistâm, Bâyezîd” diye meşhur olmuştur.

Karıştırılmaması gereken bir ayrıntı: Câmî onun adını yanlış olarak Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Âdem b. Sürûşân şeklinde kaydeder; bu aslında büyük kardeşi Âdem'in torununun künyesidir. İkisini ayırmak için birincisine Büyük Bâyezîd, ikincisine Küçük Bâyezîd denir.

Vefat tarihi

Kuşeyrî 234 (848) ve 261 (875) yıllarını verip ikincisini tercih eder; Herevî de 261'i doğru görür. Sülemî ikisini de tercihsiz kaydeder. Sehlegī, 234'te yetmiş üç yaşındayken vefat ettiğini söyler — bu durumda 161'de (777) doğmuştur. Abdürrefî' ise 131'de (748) doğup 234'te 103 yaşında öldüğünü zikreder. Bunların içinde doğruya en yakın olanı Sehlegī'nin rivayetidir.

Hocaları meselesi

Attâr, 103 üstattan faydalandığını söyler; Herevî başlangıçta Hanefî olduğunu belirtir.

Şiî kaynaklar genellikle onu altıncı imam Ca'fer es-Sâdık'ın talebeleri arasında gösterir; fakat bu rivayet tarih bakımından doğru değildir. Bu sebeple onu yedinci, sekizinci veya dokuzuncu imamların talebesi sayanlar da olmuştur. Hânsârî, Ebû Ca'fer Cevad isminin Ca'fer Sâdık şeklinde tahrif edilmiş olabileceğini söyler. Bütün bunlar Bâyezîd'i Şîa'ya yakın göstermek için ortaya atılmış rivayetlerdir.

Serrâc'ın onu ömründe bir defa hacca giden mutasavvıflardan sayması, ilim ve mârifet için fazla seyahat etmediğini gösterir; nitekim kendisi de Ahmed b. Hadraveyh'e çok dolaşmanın iyi olmadığını söylemiştir.

Serrâc'a göre tasavvuftaki üstadı Ebû Ali es-Sindî adında biriydi: Bâyezîd bu ümmî şeyhe farzları yerine getirecek kadar şer'î ilim öğretmiş, karşılığında ondan tevhid ve fenâ ilmini öğrenmişti. Attâr ise bu makama çetin riyâzet ve mücâhedelerle ulaştığını söyler; bazı sözlerine bakılırsa kendisi tasavvufî bilgileri Allah'tan vasıtasız aldığına inanıyordu.

Çağdaşlarıyla menkıbeleri

Tasavvufun doğuş devrinde yaşadığı için çağdaşı mutasavvıfların birçoğuyla ilgili menkıbeleri vardır: Şakīk-ı Belhî, Hâtim el-Esam, Ahmed b. Hadraveyh, Zünnûn, Ebû Türâb en-Nahşebî, Yahyâ b. Muâz ve Sehl b. Abdullah. Bunların hemen hepsi tasavvuftaki mertebesinin üstünlüğünü gösterir.

Bâyezîd ile çağdaşları arasında geçtiği söylenen olayların çoğu mevsuk değildir. Dikkat çekici bir boşluk vardır: aynı dönemde yaşadıkları hâlde Ma'rûf-i Kerhî, Hâris el-Muhâsibî, Serî es-Sakatî, Ebû Hafs el-Haddâd ve Hamdûn el-Kassâr ile arasında geçen herhangi bir menkıbe rivayet edilmemiştir.

Müridleri

Sağlığında pek çok kişi tarafından ziyaret edildi; bir kısmı ailesindendi. Büyük kardeşi Âdem'in oğlu Ebû Mûsâ, onun oğlu Umey ve Küçük Bâyezîd görüşlerine bağlı mutasavvıflardır. Bunlar içinde özellikle Ebû Mûsâ, kalp safiyetini takdir ettiği, kimseye açmadığı ilâhî sırları kendisine aktardığı sâdık bir talebe ve hizmetkârıydı. İbrâhim el-Herevî, Hasan b. Aleviyye, Ebû Abdullah el-Mağribî ve Ebû Mûsâ ed-Dübeylî tanınmış mürid ve halifelerindendir.

Öğretisi: sekr ve fenâ

Tasavvuf tarihinde sekr, fenâ, melâmet, tevhid, mârifet, muhabbet, mi'rac ve îsâr konularındaki sözleri ve şathiyeleriyle tanınır.

Sâlikin kendinden geçip (sekr) benliğini yok ederek (fenâ) Hakk'a ermesi gerektiği düşüncesindedir; bu dereceye ancak sürekli riyâzet, çetin nefis mücadelesi, derin tefekkür ve dikkatli murakabe ile erişilir. Allah'a nasıl erebileceğini sorduğunda “Nefsini bırak da öyle gel” cevabını aldığını, bunun üzerine gömleğinden çıkan yılan gibi nefsinden sıyrıldığını söylemiştir. Bu mertebeye “aç karın ve çıplak bedenle, nefsini on iki yıl çekiçle döverek” ulaştığını anlatır.

Bu mertebede âşıkla mâşukun bir ve aynı, her şeyin “bir”den ibaret olduğunu görmüş, “Ey sen ki bensin!” diye kendisine yine kendisinden nida edildiğini söylemiş ve fenâdan da fâni olmayı gösteren bu hâl için “Heme ûst” (her şey O'dur) sözünü kullanmıştır.

Buna karşılık Hakk'a giden yolun uzunluğunu her fırsatta belirtir: “Binlerce makamı geride bıraktıktan sonra Allah'ın mânasında değil lafzında olduğumu gördüm.”

Mi'rac ve olumsuz dil

Allah'ın zâtını olumsuzluk ifade eden terimlerle anlatır: “On sene yokluk meydanında uçtum durdum; nihayet yoktan yokta yok olma hâline erdim.” Benlik, senlik, O'nluk (eneiyyet, entiyyet, hüviyyet) deyimlerini sık kullanır.

Kendi benliğinden geçip Allah'ın zâtına ulaşmayı bir mi'rac hâli olarak uzun uzadıya tasvir eder; sonraki sûfîlere de örnek olan bu ruhî mi'raca Attâr'ın Tezkiretü'l-evliyâ'sında ve Sehlegī'nin Kitâbü'n-Nûr'unda geniş yer verilir. Serrâc'ın naklettiği bir sözü şöyledir: “Vâhidiyyet mertebesine ilk defa ulaştığım zaman vücudu ahadiyyet, kanatları dâimîlik olan bir kuş olup on yıl keyfiyet semasında hiç durmadan uçtum…” — ve sonunda gördüğü ahadiyyet ağacının bir aldatmacadan ibaret olduğunu söyler. Cüneyd bunu şöyle yorumlar: “Mücerred tevhidin olduğu yerde Allah'tan gayrı her şey bir aldatmacadır.”

Şathiyeleri

Sekr dediği cezbe ve vecd hâlindeyken söylediği şathiyeler açıklanmaya ve yoruma muhtaçtır. Serrâc el-Lüma'da Cüneyd'in bazılarına dair açıklamalarını nakleder; Sehlegī'nin Kitâbü'n-Nûr'da topladıklarının önemli bir bölümünü Baklî Şerh-i Şathiyyât'ta açıklamıştır.

Meşhurlarından birkaçı: “Kendimi tenzih ederim, şanım ne yücedir”; “Cübbemin içindeki Allah'tan başkası değildir”; “İki âlemde Allah'tan başkası yok”; “Benim sancağım Muhammed'inkinden büyüktür”; “Çadırımı arşın hizasında kurdum.”

Herevî, şathiyeleri dolayısıyla aleyhinde çok şey uydurulduğunu söyler ve bu tür ifadelerin ona ait olabileceğine ihtimal vermez.

Tenkitler

Mutasavvıfların zevkle tekrarladığı bu sözler bazı fıkıh ve kelâm âlimlerince nefretle karşılanmıştır; onlara göre içinde sakladığı bozuk inançlar sekr hâlinde açığa çıkmıştır. İbn Sâlim “Bâyezîd'in dediğini Firavun bile dememiştir” demiş; hadis âlimlerinden Hüseyin b. Îsâ el-Bistâmî, “Peygamber gibi benim de mi'racım var” dediğini ileri sürerek onu Bistâm'dan kovmuştur — Bâyezîd hacca gidip Cürcân'a dönmüş, ancak bu zatın ölümünden sonra Bistâm'a gelebilmiştir.

Buna karşılık hadis, fıkıh ve kelâm âlimlerinin çoğu şathiyeleri doğru bulmamakla birlikte sekr hâlinden dolayı kendisini mâzur görmüşlerdir. İbn Teymiyye bile bu tür sözleri yaymak değil gizlemek gerektiğini ifade ederek ondan saygıyla bahseder; asıl karşı çıktığı, vahdet-i vücûdcu mutasavvıfların bu sözleri delil olarak ileri sürmesidir.

Nitekim onun “Heme ûst” demesi vahdet-i vücûda değil vahdet-i şühûda işarettir; çünkü yaşadığı dönemde vahdet-i vücûd İslâm âleminde bilinmiyordu. Buna rağmen sonradan başta İbnü'l-Arabî olmak üzere vahdet-i vücûdcular onu bu inanca sahip bir sûfî olarak tanıtmışlardır.

Tenkide sebep olan davranışlar

Cehennemden korkmadığını, cennete pek değer vermediğini, namazı ayakta durmak, orucu aç kalmaktan ibaret saydığını söylemesi, İslâm'da önem verilen bazı hususları hafife alması şeklinde yorumlanarak tenkit edilmiştir.

Semerkant'ta etrafına toplananları dağıtmak için Kur'an'da Firavun'un söylediği bildirilen sözü aynen tekrarlayarak “Ben sizin en yüce rabbinizim” demesi; bir başka defa halkın aşırı ilgisinden kurtulmak ve nefsinin gurura kapılmasını önlemek için ramazanda oruç bozması da tenkitlere sebep olmuştur — ikisi de melâmet tavrının uç örnekleridir.

Aşk sûfîsi

Bütün bunlarla birlikte bir aşk sûfîsidir. Yaşadığı aşk hâlini şöyle anlatır: “Aşkın yağdığı bir sahraya açıldım; zemini ıslanmış; burada ayak, kara batar gibi aşka batmaktadır.” — bir bakıma kendisinden sâdır olan taşkın söz ve davranışların ıslak zeminli aşk sahasındaki ayak kaymaları olduğunu anlatmak ister.

Kerametlere bakışı

Kendisinden pek çok keramet ve keşf hâli nakledilmekle birlikte olağan üstü hâllere önem verilmesini istemezdi. “Falan kişi tayy-ı mekân ediyor” denilince “Allah'ın lânetlediği şeytan ile leş yiyen kargalar da aynı şeyi yapıyor”; “Falan zat su üzerinde yürüyor” denilince “Balıklar da aynı işi yapıyor” derdi. Asıl olanın şeriatın hükümlerine bağlı kalmak olduğuna işaret ederdi.

Şer'î edeplerden birine aykırı davranana Allah'ın velîlik sırrını emanet etmeyeceğini söylerdi. Büyüklüğüne inanılan birini ziyarete çıkmış, bu zatın kıbleye karşı sümkürdüğünü uzaktan görünce görüşmekten vazgeçmişti. Evinden mescide giderken bir defa olsun yola tükürmemiş, yalnızken bile Allah'ın huzurunda bulunduğunu düşünerek daima diz üstü oturmuştu.

Son derece insan severdi: “Allahım! Beni cehenneme at ve vücudumu o kadar büyüt ki artık cehennemde başka birini koyacak yer kalmasın” demişti. Hayvanlara bile sonsuz şefkat beslerdi; Hemedan'dan aldığı hardal tohumuna birkaç karınca karışıp Bistâm'a gelince, karıncaları Hemedan'a götürüp eski yerine bıraktığı rivayet edilir.

Tayfûriyye

Coşkulu davranışları, taşkın sözleri ve samimi hâliyle çevresinde derin tesirler bıraktı; kendisini takip edenlere Tayfûrî, tuttuğu yola Tayfûriyye veya Bistâmiyye denildi. Ancak Tayfûriyye bilinen mânada bir tarikat değil bir tasavvuf cereyanıdır.

Hallâc, Şiblî, Harakānî, Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr, Nifferî, Senâî, Attâr, Câmî, İbnü'l-Arabî, İbnü'l-Fârız ve Mevlânâ gibi büyük mutasavvıflar bu cereyana bağlı kalmışlardır. Şettâriyye ve Aşkıyye tarikatları da onu pîr edinmiştir.

Buna kuvvetli bir tepki olarak, sekre karşı sahvı savunan Cüneydiyye ortaya çıkmıştır. “Sûfîler arasında Bâyezîd'in yeri, melekler arasında Cebrâil'in yeri gibidir” diyen ve bazı şathiyelerini şerheden Cüneyd'e göre Bâyezîd yine de tasavvufta son mertebeye ulaşamamıştır; söz ve hâlleri sülûkün başlangıç ve ortalarında görülen türdendir.

Silsilelerdeki yeri

Çeşitli tarikatların silsilelerinde bir kol başı olarak önemli bir yer tutar. Nakşibendiyye gibi muhafazakâr bir tarikatın bu taşkın ve coşkulu velîye silsilenâmesinde önemle yer vermesi, bazan onu Üveysî sayması oldukça dikkat çekicidir.

Kaynağı hakkındaki tartışmalar

Görüşlerinin kaynağı hakkında çeşitli iddialar ileri sürülmüştür: Sühreverdî el-Maktûl onu İslâm öncesi İran mânevî hayatının temsilcisi sayar ve dedesinin Mecûsî olması delil gösterilir (Ebü'l-Alâ Afîfî de aynı görüştedir). Üstadı Ebû Ali es-Sindî'nin Hindistanlı olması, Vedalar ve Budizm tesiri iddiasına dayanak yapılmıştır. Kâmil Mustafa eş-Şeybî düşünceleriyle Şiîlik arasında kuvvetli bir münasebete dikkat çeker; Abdülkadir Mahmud ise tasavvufunun esasını hulûl ve ittihâdın oluşturduğunu ileri sürerek onu gayri İslâmî bir anlayışın temsilcisi sayar. İbnü'l-Cevzî'nin Telbîsü İblîs'teki tenkitleri de oldukça serttir.

Dili ve türbesi

Tasavvufî görüşlerini Farsça ifade eden ilk sûfîlerden biridir; bu sözler sonradan Arapça'ya tercüme edilmiştir. Şathiyelerinin bir bölümünün yeğeni Ebû Mûsâ tarafından Cüneyd için tercüme edildiği nakledilir.

Türbesi Bistâm'da tarihî binaların toplu bulunduğu yerin tam ortasında, süs ve ihtişamdan uzak bir hâldedir. Gāzân Han'ın kabri üzerine türbe yaptırmak istediği, ancak rüyasına giren Bâyezîd'in kendisini bundan vazgeçirdiği rivayet edilir; daha sonra Olcaytu tarafından yaptırılan türbe tarih boyunca pek çok sultan ve devlet adamı tarafından ziyaret edilmiştir.

Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın kabrini ziyaret ederken “Burası herkesin kaybettiği şeyleri bulabileceği bir yerdir” demesi, ölümünden sonra da tesirinin sürdüğünü gösterir. Sonraki dönemlerde bir velîyi övmek için “asrın Bâyezîd'i” denmesi de halk nezdindeki mertebesini belirtir.

Kırk halkanın tamamı
COĞRAFÎ HAFIZA13 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi13 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç1 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 6 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

“Nefsini bırak da öyle gel”

Gömleğinden çıkan yılan gibi nefsinden sıyrılması.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Allah'a hitaben O'na nasıl erebileceğini sorduğunda “Nefsini bırak da öyle gel” cevabını aldığını, bunun üzerine gömleğinden çıkan yılan gibi nefsinden ve benliğinden sıyrılıp çıktığını ifade etmişti.

Bu mertebeye “aç karın ve çıplak bedenle, nefsini on iki yıl çekiçle döverek” ulaştığını söyler.

Çerçeve. Fenâ kavramının en bilinen tasviridir; deri değiştiren yılan istiaresi sonraki tasavvuf edebiyatına da geçmiştir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Bir yudumda yedi derya

Yahyâ b. Muâz ile karşılıklı haber.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

“Burada olan biri sevgi kadehinden öylesine içti ki bir daha hiç susamadı” diye haber gönderen Yahyâ b. Muâz'a şöyle cevap verdiği nakledilir: “Burada bulunanlardan biri de yedi deryayı bir yudumda içtiği hâlde hâlâ ağzını açarak daha yok mu diye sormakta.”

Çerçeve. Çağdaşlarıyla ilgili menkıbelerin hemen hepsi bu kalıptadır: karşılıklı söz, sonunda Bâyezîd'in mertebesinin üstünlüğü. Kaynak, bu olayların çoğunun mevsuk olmadığını ayrıca belirtir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Ümmî şeyhe fıkıh, ondan fenâ

Ebû Ali es-Sindî ile karşılıklı öğreticilik.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Serrâc'a göre tasavvufta üstadı Ebû Ali es-Sindî adında biriydi ve aralarındaki ilişki karşılıklıydı: Bâyezîd bu ümmî şeyhe farzları yerine getirecek kadar şer'î ilim öğretmiş, karşılığında ondan tevhid ve fenâ ilmini öğrenmişti.

Çerçeve. Sindî'nin Hindistanlı olması, sonradan “Vedalar ve Budizm tesiri” iddiasına dayanak yapılmıştır. Bâyezîd'in kendi sözlerine bakılırsa ise tasavvufî bilgileri Allah'tan vasıtasız aldığına inanıyordu.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Serrâc, el-Lüma'.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Karıncaları geri götürmesi

Hemedan'dan Bistâm'a karışan yolcular.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hemedan'dan aldığı hardal tohumuna birkaç karınca karışarak Bistâm'a geldiğini görünce, karıncaları Hemedan'a götürüp eski yerine bıraktığı rivayet edilir.

Çerçeve. Şathiyeleriyle tanınan bir sûfînin en çok anlatılan menkıbesinin bu olması anlamlıdır. Aynı kişi “Allahım! Beni cehenneme at ve vücudumu o kadar büyüt ki artık cehennemde başka birini koyacak yer kalmasın” demiştir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kıbleye karşı sümkürmek

Ziyaretten uzaktan vazgeçmesi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bir gün büyüklüğüne inanılan birini ziyaret için yola çıkmış; bu zatın kıbleye karşı sümkürdüğünü uzaktan görünce onunla görüşmekten vazgeçmişti.

Çerçeve. Şer'î edeplerden birine aykırı davranana Allah'ın velîlik sırrını emanet etmeyeceğini söylerdi. Evinden mescide giderken bir defa olsun yola tükürmemiş, yalnızken bile diz üstü oturmuştu. Şathiyeleriyle tanınan sûfînin edep konusundaki katılığı, iki ucu birbirine bağlar.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Semerkant'ta dağıtılan kalabalık

Firavun'un sözünü tekrarlaması ve ramazanda oruç bozması.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Semerkant'ta etrafına toplananları dağıtmak için, Kur'an'da Firavun'un söylediği bildirilen sözleri aynen tekrarlayarak “Ben sizin en yüce rabbinizim” demiş; bir başka defa halkın aşırı ilgisinden kurtulmak ve nefsinin gurura kapılmasını önlemek için ramazanda oruç bozmuştu.

Çerçeve. İkisi de melâmet tavrının uç örnekleridir: kınanmayı bilerek üzerine çekmek. Kaynak bunları “tenkitlere sebep olan” davranışlar arasında sayar.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Baklî, Şerh-i Şathiyyât, s. 99.

Hayatından kayıtlar

İlk 1 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

Bistâm'dan kovulması

“Benim de mi'racım var” iddiası ve sürgün.

Metni gösterMetni daralt

Hadis âlimlerinden Hüseyin b. Îsâ el-Bistâmî, onun “Peygamber gibi benim de mi'racım var” dediğini ileri sürerek Bâyezîd'i Bistâm'dan kovmuştu.

Bunun üzerine hacca giden, sonra Cürcân'a dönen Bâyezîd, ancak bu zatın ölümünden sonra Bistâm'a gelebilmiştir.

Çerçeve. Şathiyelerinin ona gerçek hayatta neye mal olduğunun tek somut kaydıdır. Aynı sözler yüzyıllar sonra da tartışılacak; İbn Sâlim “Bâyezîd'in dediğini Firavun bile dememiştir” diyecektir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Şataḥâtü's-sûfiyye

Söz ve şiirlerini içerdiği rivayet edilen risâlelerin neşri.

Metni gösterMetni daralt

Söz ve şiirlerini ihtiva ettiği rivayet edilen bazı risâleler Abdurrahman Bedevî tarafından bu eser içinde neşredilmiştir.

Tasavvufî görüşlerini Farsça ifade eden ilk sûfîlerden biridir; sözleri sonradan Arapça'ya tercüme edilmiştir. Şathiyelerinden bir bölümünün, yeğeni Ebû Mûsâ tarafından Cüneyd-i Bağdâdî için tercüme edildiği nakledilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: nşr. Abdurrahman Bedevî, Şataḥâtü's-sûfiyye, Kahire 1949.
TARİHÎ KAYIT

Kitâbü'n-Nûr

Sehlegī'nin derlediği sözler ve mi'rac anlatısı.

Metni gösterMetni daralt

Hakkındaki en önemli derlemedir: şathiyelerini toplar ve ruhî mi'rac anlatısına geniş yer verir. Baklî, buradaki şathiyelerin önemli bir bölümünü Şerh-i Şathiyyât'ta açıklamıştır.

Sehlegī ayrıca vefat tarihi konusunda en güvenilir rivayeti verir: 234'te yetmiş üç yaşındayken vefat etmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sehlegī, Kitâbü'n-Nûr fî kelimâti Ebî Tayfûr.
TARİHÎ KAYIT

Tezkiretü'l-evliyâ'daki yeri

Attâr'ın aktardığı menkıbeler ve mi'rac.

Metni gösterMetni daralt

Attâr, onun 103 üstattan faydalandığını ve bu makama çetin riyâzet ve mücâhedelerle ulaştığını söyler; ruhî mi'rac anlatısına da geniş yer verir.

Bâyezîd'in kendi eseri bulunmadığından, hakkında bilinenlerin büyük kısmı Attâr, Sehlegī, Serrâc, Kuşeyrî ve Câmî gibi müelliflerin derlemelerine dayanır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Sekr

Kendinden geçme hâli; sözlerin bağlamı.

Metni gösterMetni daralt

Sekr, sâlikin ilâhî tecelli karşısında kendinden geçmesidir. Bâyezîd'e göre fenâ hâli de esasen bir sekr hâlidir; insan Allah'a bu hâlde ve bu hâl ile yaklaşır.

Şathiyeleri bu hâlde söylenmiştir ve açıklanmaya, yoruma muhtaçtır. Fıkıh ve kelâm âlimlerinin çoğu sözleri doğru bulmamakla birlikte sekr hâlinden dolayı kendisini mâzur görmüşlerdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241.
TARİHÎ KAYIT

Şathiye

Vecd hâlinde söylenen, zâhiren aşırı görünen sözler.

Metni gösterMetni daralt

Meşhurlarından birkaçı: “Kendimi tenzih ederim, şanım ne yücedir”, “Cübbemin içindeki Allah'tan başkası değildir”, “Benim sancağım Muhammed'inkinden büyüktür”, “Çadırımı arşın hizasında kurdum.”

Serrâc el-Lüma'da Cüneyd'in bazılarına dair açıklamalarını nakleder; Sehlegī'nin Kitâbü'n-Nûr'da topladıklarının önemli bir bölümünü Baklî Şerh-i Şathiyyât'ta şerhetmiştir. Herevî ise şathiyeleri dolayısıyla aleyhinde çok şey uydurulduğunu söyleyip bu ifadelerin ona ait olabileceğine ihtimal vermez.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Serrâc, el-Lüma'; Baklî, Şerh-i Şathiyyât; Sehlegī, Kitâbü'n-Nûr.
TARİHÎ KAYIT

“Heme ûst”

Her şey O'dur — vahdet-i vücûd değil vahdet-i şühûd.

Metni gösterMetni daralt

Fenâdan da fâni olma hâlini anlatmak için “Heme ûst” (her şey O'dur) sözünü kullanmıştır.

Kaynak burada önemli bir tashih yapar: bu söz vahdet-i vücûda değil vahdet-i şühûda işarettir, çünkü Bâyezîd'in yaşadığı dönemde vahdet-i vücûd İslâm âleminde bilinmiyordu. Buna rağmen sonradan başta İbnü'l-Arabî olmak üzere vahdet-i vücûdcular onu bu inanca sahip bir sûfî olarak tanıtmışlardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241.
TARİHÎ KAYIT

Ruhî mi'rac

Benlikten geçip zâta ulaşmanın uçuş diliyle anlatımı.

Metni gösterMetni daralt

Kendi benliğinden geçip Allah'ın zâtına ulaşmayı bir mi'rac hâli olarak uzun uzadıya tasvir eder; sonraki sûfîlere de örnek olmuştur.

Serrâc'ın naklettiği tasvir şöyle başlar: “Vâhidiyyet mertebesine ilk defa ulaştığım zaman vücudu ahadiyyet, kanatları dâimîlik olan bir kuş olup on yıl keyfiyet semasında hiç durmadan uçtum…” Sonunda gördüğü ahadiyyet ağacının bir aldatmacadan ibaret olduğunu söyler — Cüneyd bunu “Mücerred tevhidin olduğu yerde Allah'tan gayrı her şey bir aldatmacadır” diye yorumlar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ; Sehlegī, Kitâbü'n-Nûr; Serrâc, el-Lüma'.
TARİHÎ KAYIT

Tayfûriyye

Tarikat değil, bir tasavvuf cereyanı.

Metni gösterMetni daralt

Kendisini takip edenlere Tayfûrî, tuttuğu yola Tayfûriyye veya Bistâmiyye denilmiştir. Ancak bilinen mânada bir tarikat değil bir tasavvuf cereyanıdır.

Hallâc, Şiblî, Harakānî, Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr, Nifferî, Senâî, Attâr, Câmî, İbnü'l-Arabî, İbnü'l-Fârız ve Mevlânâ bu cereyana bağlı kalmıştır; Şettâriyye ve Aşkıyye onu pîr edinmiştir. Buna tepki olarak sekre karşı sahvı savunan Cüneydiyye doğmuştur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241.
TARİHÎ KAYIT

Kerametin değersizliği

“Balıklar da aynı işi yapıyor.”

Metni gösterMetni daralt

Kendisinden pek çok keramet nakledilmesine rağmen olağan üstü hâllere önem verilmesini istemezdi.

“Falan kişi tayy-ı mekân ediyor” denilince “Allah'ın lânetlediği şeytan ile leş yiyen kargalar da aynı şeyi yapıyor”; “Falan zat su üzerinde yürüyor” denilince “Balıklar da aynı işi yapıyor” derdi. Asıl olan şeriatın hükümlerine bağlı kalmaktı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bistâm · İranBistâm (türbesi)Doğduğu, yaşadığı ve defnedildiği kasaba. Türbesi tarihî binaların ortasında, süs ve ihtişamdan uzaktır; Gāzân Han'ın türbe yaptırma isteğinden rüya üzerine vazgeçtiği, sonradan Olcaytu'nun yaptırdığı rivayet edilir.Gürgân · İranCürcânBistâm'dan kovulduktan sonra hacdan dönüşte kaldığı şehir; ancak kendisini kovan zatın ölümünden sonra Bistâm'a dönebildi. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.Mekke · Suudi ArabistanMekkeSerrâc'ın kaydına göre ömründe bir defa hacca gitmiştir; bu da ilim ve mârifet için fazla seyahat etmediğinin göstergesidir. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.Semerkant · ÖzbekistanSemerkantEtrafına toplananları dağıtmak için Firavun'un sözünü tekrarladığı rivayet edilen şehir. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.Hemedan · İranHemedanHardal tohumu aldığı ve karışan karıncaları geri götürüp bıraktığı şehir. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.Belh · AfganistanBelhHakkında menkıbe anlatılan çağdaşlarından Şakīk-ı Belhî'nin şehri. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.Bağdat · IrakBağdatŞathiyelerini şerheden ve “sûfîler arasında Bâyezîd'in yeri, melekler arasında Cebrâil'in yeri gibidir” diyen Cüneyd'in şehri; sekr-sahv ayrımının öbür kutbu. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.Sind · PakistanSindTasavvuftaki üstadı Ebû Ali es-Sindî'nin nisbe aldığı bölge; “Vedalar ve Budizm tesiri” iddiası buna dayandırılmıştır. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bâyezîd-i Bistâmî”, c. 5, s. 238-241
  2. [2]Serrâc, el-Lüma'
  3. [3]Baklî, Şerh-i Şathiyyât, s. 99
  4. [4]Serrâc, el-Lüma'; Baklî, Şerh-i Şathiyyât; Sehlegī, Kitâbü'n-Nûr
  5. [5]Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ; Sehlegī, Kitâbü'n-Nûr; Serrâc, el-Lüma'
  6. [6]nşr. Abdurrahman Bedevî, Şataḥâtü's-sûfiyye, Kahire 1949
  7. [7]Sehlegī, Kitâbü'n-Nûr fî kelimâti Ebî Tayfûr
  8. [8]Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ
  9. [9]Süleyman Uludağ, ‘Bâyezîd-i Bistâmî’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. V, s. 238-241
  10. [10]Kişi kartı kaynak paketi — Bâyezîd-i Bistâmî
Ortak kaynak kataloğunu aç →

Önceki ve sonraki halka