Ara
Menü

Ali Râmîtenî

Azîzân diye anılan Ali Râmîtenî, dokumacılıkla geçindiği ve halkın içinde irşadı sürdürdüğü anlatılan etkili bir Hâcegân şeyhidir. Meslek, hizmet ve mânevî dikkat birlikteliği sonraki Nakşibendî kimliğin temel çizgilerinden oldu.

Vefat
1321
Unvan
Azîzân lakaplı Hâcegân şeyhi
Temalar
meslek, hizmet, sohbet, Azîzân

Azîzân diye anılan Ali Râmîtenî, dokumacılıkla geçindiği ve halkın içinde irşadı sürdürdüğü anlatılan etkili bir Hâcegân şeyhidir. Meslek, hizmet ve mânevî dikkat birlikteliği sonraki Nakşibendî kimliğin temel çizgilerinden oldu.

Kronoloji: Doğum tarihi kesin değil – 1321. Tarihler farklı kaynaklarda küçük değişiklikler gösterebilir.

Öne çıkan eksenler: meslek, hizmet, sohbet, Azîzân.

Silsiledeki yeri: Mahmûd Encîrfağnevî sonrasında, Muhammed Baba Semâsî öncesinde yer alır. Bu sıralama, eserde esas alınan yazılı Nakşibendî-Hâlidî silsile tertibini gösterir; her tarihî etkiyi veya bütün icazet kollarını kapsayan tek çizgi olarak okunmamalıdır.

Bu dosya, ilgili bölümün kavram ve kronoloji örgüsünden hareketle tarikat.org editoryası tarafından yeniden yazılmıştır. Eserdeki uzun iktibaslar ve menkıbeler aynen aktarılmamış; doğrulanabilir biyografik çerçeve ile gelenek içi hafıza birbirinden ayrılmıştır.

Kırk halkanın tamamı
Nakşibendiyye bedâheli tâc-ı şerifi
BAĞLI YOLUN MADDÎ HAFIZASINakşibendiyye bedâheli tâc-ı şerifi

Dört terkli, müjganlı ve stilize geometrik bedâhe işlemeli Nakşibendî tâcı. Kubbe merkezinde gül mühür bulunmaz.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç2 doğrudan bağlantıAğda gör →
YOL ATLASISilsiledeki yerini açÖnceki ve sonraki halkalarla birlikte

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Buhara’nın yaklaşık 14 km

Buhara’nın yaklaşık 14 km. kuzeyindeki Râmîten kasa­basında doğdu.571 Mahmûd Encîrfağnevî’ye intisap edip tasavvufî eğiti­mini tamamladı ve onun halifesi oldu. Bir süre Râmîten civarında halkı irşad ettikten sonra Bâverd/ Ebîverd’e göç etti. Orada da bazı müridleri oldu. Daha sonra Bâverd’den Harizm’e gitti ve oraya yerleşti. Bu yüzden Buharalılar kendisine Ali Râmîtenî derken Harizmliler Ali Bâverdî demekteydiler. Tasavvuf ehli arasında “Azîzân” lakabıyla meşhur idi.…

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Buhara’nın yaklaşık 14 km. kuzeyindeki Râmîten kasa­basında doğdu.571 Mahmûd Encîrfağnevî’ye intisap edip tasavvufî eğiti­mini tamamladı ve onun halifesi oldu. Bir süre Râmîten civarında halkı irşad ettikten sonra Bâverd/ Ebîverd’e göç etti. Orada da bazı müridleri oldu. Daha sonra Bâverd’den Harizm’e gitti ve oraya yerleşti. Bu yüzden Buharalılar kendisine Ali Râmîtenî derken Harizmliler Ali Bâverdî demekteydiler. Tasavvuf ehli arasında “Azîzân” lakabıyla meşhur idi. Rivayete göre kendisine ait bir söz söyleyeceği zaman “Azîzân/Azizler şöyle diyor” diyerek cümleye başlardı. Bu yüzden Azîzân lakabıyla meşhur oldu.

Bu lakaba nispetle Râmîtenî’den sonra bu tarikata “Azîzân Tarikatı” denmeye başlanmış ise de “Hâcegân” ismi kadar meşhur olmamıştır.572 Zikir telkini konusunda cehrî ve hafî iki ayrı usûl uygulamıştır.573 Râmîtenî’nin Harezm şahı ile iyi münasebetler içinde olduğu bilinmektedir. Aldığı mânevî bir işaret üzerine Râmîtenî, Harezm diyarına hicrete karar verir. Harizm’e gittiğinde, kendisini sadece dokumacı olarak ta­nıtan Ali Râmîtenî, şehre girip ikâmet etmek üzere şahtan izin almak için iki müridini gönderir. Onlara; “Varın gidin şaha. Kapınıza fakir bir dokumacı geldi ve şehrinize girip ikâmet etmek üzere sizden izin istiyor. İzniniz olursa girecek, değilse geri dönecek. İzin verirseniz, buna dair bir ferman veya vesika talep ediyor.” deyin diye emir verir. Dervişler Râmîtenî’nin emrini aynen yerine getirirler.

Böyle bir teklife alışık olmayan şah, önce şaşırır. Sonra da istenilen imzalı vesikayı verir. Dervişler şahın fermanını şeyhe getirince, o da Harezm’e girer ve şehrin kenar mahallesinde bir eve yerleşir.574 Şeyh Harizm’e yerleştikten sonra her sabah ırgat pazarına gidip birkaç

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Altın Silsile’den Altın Halkalar.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

‘Ali, merdâne ol’ anlatısı

Zikir halkasının üzerinden geçen akkuşun ‘Ali, merdâne ol!’ diye seslendiği; Ali Râmîtenî’nin bu sesi mürşidi Mahmûd Encîrfağnevî’ye nispet ederek Dihkan Kuletî’nin son duasıyla ilişkilendirdiği anlatılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Zikir halkasının üzerindeki akkuş

Hâce Ali Râmîtenî’nin anlattığına göre dervişler Râmîten köyünde birlikte zikir yapıyorlardı. Bu sırada büyük, beyaz bir kuş halkanın üzerinden geçti. Tam başlarının hizasına geldiğinde açıkça “Ali, merdâne ol!” diye seslendi. Kuşun sözünü işitenler kuvvetli bir hâle kapıldı ve bir süre kendilerinden geçtiler.

Râmîtenî’nin açıklaması

Topluluk toparlandığında bunun ne olduğunu Ali Râmîtenî’ye sordu. O, kuşu mürşidi Mahmûd Encîrfağnevî’nin mânevî zuhuruyla ilişkilendirdi. Mürşidinin o sırada, vefatı yaklaşan Dihkan Kuletî’yi ziyarete gittiğini söyledi.

Dihkan Kuletî’nin duası

Rivayete göre Dihkan Kuletî son demlerinde Allah’a, göç vakti geldiğinde kendisine yardım edecek dostlardan birini göndermesi için dua etmişti. Râmîtenî, Encîrfağnevî’nin ziyaretini ve zikir halkasındaki ikazı bu duaya verilen cevap olarak yorumladı. Anlatı, mürşidin uzaktaki dervişin hâlinden haberdar oluşunu kuş sembolüyle ifade eden gelenek hafızasıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Reşahât Aynü'l-Hayât.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

ÖĞÜT

Öğüt ve söz

Sana yardıma gelmez azîzândan hiçbiri.594 İbadetlerden haz almanın, gönülden kulluk eder hâle gelmenin yolunu Râmîtenî İlâhî tecellinin yansımasına bağlar ve der ki: “Büyükler, ‘Allah(cc), mümin bir kulunun gönlüne bir gecede üç yüz altmış defa nazar eder.’ demişlerdir. Bu sözle onlar, kalbin vücuda açılan üç yüz altmış penceresini kastetmişlerdir. Gönül, Allah(cc)’ın zikri ile kaynayıp coşunca, Allah(cc) Teâlâ o kalbe nazar eder.…

Metni gösterMetni daralt

Sana yardıma gelmez azîzândan hiçbiri.594 İbadetlerden haz almanın, gönülden kulluk eder hâle gelmenin yolunu Râmîtenî İlâhî tecellinin yansımasına bağlar ve der ki: “Büyükler, ‘Allah(cc), mümin bir kulunun gönlüne bir gecede üç yüz altmış defa nazar eder.’ demişlerdir. Bu sözle onlar, kalbin vücuda açılan üç yüz altmış penceresini kastetmişlerdir. Gönül, Allah(cc)’ın zikri ile kaynayıp coşunca, Allah(cc) Teâlâ o kalbe nazar eder. Bu nazar ile kalbe doğan feyizler ve nurlar, bu üç yüz altmış koldan bütün vücuda yayılır. Böylesi nurların ve feyizlerin yayıldığı bir uzuv, kendi hâline göre zevkle ibadet eder, yapılan taat ve ibadetlerden lezzet alır.”595 Diğer yandan Râmîtenî, Hâcegân yolunun tasavvufta “mezlaka-i akdâm” denilen ayakların kaydığı merhaleyi kolaylıkla atlatan ve vahdet-i vücûd yerine vahdet-i şühûd sahvını tattıran bir tarik olduğunu şöyle anlatmaktadır:

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Altın Silsile’den Altın Halkalar.

Kavram dünyası

İlk 1 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Kavram haritası

meslek, hizmet, sohbet, Azîzân

Metni gösterMetni daralt

meslek, hizmet, sohbet, Azîzân

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: tarikat.org editoryası.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

ÖNCEKİ HALKAMahmûd EncîrfağnevîHâcegân silsile devamıSONRAKİ HALKAMuhammed Baba SemâsîHâcegân silsile devamı

Önceki ve sonraki halka