Ara
Menü

Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Ca‘fer es-Sebtî

Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Ca‘fer es-Sebtî (1130–1205), Sebte’den Merakeş’e uzanan ilim ve zühd hayatı, sadakayı tasavvufî ve toplumsal öğretisinin merkezine yerleştirmesi ve Medyeniyye’nin Sebtiyye koluyla tanınan Mağribli fakih ve şeyhtir.

Doğum
1130
Vefat
1205
Unvan
Sebtiyye pîri · Mağrib’in cömertlik ve sadaka öğretisinin büyük temsilcisi
Temalar
Sebte, Merakeş, Igilliz, Medyeniyye, Sebtiyye, sadaka, cömertlik, fütüvvet, melâmet, Mâlikî fıkhı

Kimliği ve doğumu

Tam adı Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Ca‘fer el-Hazrecî es-Sebtîdir. 524/1130 yılında Fas’ın kuzeyindeki Sebte’de doğdu. Hazrec kabilesine mensup olduğu için Hazrecî, doğduğu şehir sebebiyle Sebtî nisbesiyle anıldı. Kaynaklarda çoğu zaman Ebü’l-Abbâs es-Sebtî adıyla geçer. On yaşındayken babasını kaybetmesi, çocukluk hayatını ve tahsil yolunu belirleyen başlıca hadisedir.

Ebû Abdullah el-Fehhâr’ın yanında tahsil

Annesi aile geçimine katkıda bulunması için onu bir işte çalıştırmak istiyordu. Ahmed ise gönderildiği işten ayrılarak Kādî İyâz’ın talebelerinden Ebû Abdullah el-Fehhâr’ın derslerine devam etmeye başladı. Hocası onun öğrenme isteğini görünce annesiyle anlaşarak tahsilini sürdürmesini sağladı. On altı yaşına kadar Kur’an’ı ezberledi; Arap dili ve edebiyatının temel metinlerini okudu. Mâlikî fıkhının yaygın ders kitaplarından İbn Ebû Zeyd el-Kayrevânî’nin er-Risâlesini tahsil etti ve aynı hocadan tasavvuf terbiyesi aldı.

Sebte’den Merakeş’e

540/1145-46 yılında hocasının izniyle öğrenimini geliştirmek üzere Merakeş’e gitti. Şehir o sırada Murâbıtlar ile Muvahhidler arasındaki mücadelenin merkezindeydi. Sebtî, Merakeş’in kuzeybatısındaki Igilliz dağına yerleşti. Zâhidlerin ve ilim yolcularının bulunduğu bu çevrede yaklaşık kırk yıl yaşadı; zâhirî ilimlerle tasavvuf terbiyesini birlikte sürdürdü.

Igilliz devrinde kimlerden ne ölçüde ders aldığı bütün ayrıntılarıyla kaydedilmemiştir. Bununla birlikte silsilelerinde bulunan Ebû Medyen el-Mağribî ve Ebû Muhammed Sâlih ile, tekkesini zaman zaman ziyaret ettiği Ebû Abdullah Emgâr’ın onun irfan çevresinde önemli yer tuttuğu anlaşılır. Bu bağların hepsini aynı türden, kesintisiz bir hoca-talebe münasebeti gibi göstermek doğru değildir; Sebtî’nin Medyenî nispeti ise kaynaklarda açıkça korunmuştur.

Merakeş’te medrese ve zâviye

Şöhreti yayılınca yöneticiler ve şehir halkı onu ziyaret etmeye başladı. Muvahhid Sultanı Ebû Yûsuf el-Mansûr 580/1184-85 yılında Merakeş’te onun adına bir medrese ile zâviye yaptırdı, ayrıca bir ev tahsis etti. Sebtî bundan sonra şehirde ders okutmaya ve mürid yetiştirmeye başladı. Rivayetlerde sultanın da ona yakınlık gösterdiği ve sohbet halkasına katıldığı anlatılır.

Merakeş’e yerleştikten sonra evlendi ve çocukları oldu. Onun irşad merkezi yalnız münzevi bir zikir mahalli değildi; ilim öğretimi, yoksulların gözetilmesi ve sadakanın şehir hayatında düzenli bir sorumluluğa dönüştürülmesi burada birleşiyordu.

Sadaka ve cömertlik öğretisi

Sebtî’nin tasavvuf anlayışının en belirgin tarafı cömertlik ve toplumsal dayanışmadır. Âyet ve hadislerden hareketle dünya ve âhiret hayrının ihsanla, kötülüğün ise cimrilikle ilişkili olduğunu savundu. Bir ihtiyacın giderilmesini isteyen kimsenin önce kendi imkânından başkasının ihtiyacını gidermesini öğütledi. Yağmur duasından önce sadaka dağıtılmasını istemesi de kulluğu yalnız talep eden değil, sorumluluk üstlenen bir davranış olarak görmesinden kaynaklanır.

Ahzâb sûresindeki emanet âyetini rızık ve paylaşma açısından yorumladı: göğün yağmurla, yerin ürünle ve dağların su kaynaklarıyla insana cömertçe hizmet ettiğini; insanın ise kendisine ulaşan rızkı ihtiyaç sahibinden esirgediğinde emanete karşı zalimce davrandığını söyledi. İbnü’l-Arabî, Merakeş’te görüştüğü Sebtî’yi bu yönü sebebiyle “sadaka sahibi” diye anar.

Fütüvvet, melâmet ve eleştiriler

Sebtî’nin kazancı ve serveti geniş ölçüde dağıtmayı teşvik eden tavrı, Mağrib’de Ebû Ya‘zâ gibi sûfîlerin temsil ettiği fütüvvet ve cömertlik geleneğiyle ilişkilidir. Gösterişli bir dinî mevki kurmaktan çok fiilî yardımın değerini öne çıkardı; melâmet anlayışına yakın bir tutum benimsedi. Alışılmadık yorumları ve güçlü hitabeti sebebiyle zaman zaman bid‘at, sihir veya zındıklıkla suçlandı. Bununla birlikte muhalefet etmek için sohbetine gelenlerin dahi onun açıklamalarından etkilendiği aktarılır. Sohbetlerinde ibadetlerin hikmetleri, tevhidin anlamı ve cihadın mânevî yönleri üzerinde durdu.

Üç silsile ve Sebtiyye

Sebtî’ye nispet edilen üç aktarım hattı vardır. Birincisi Ebû Abdullah el-Fehhâr, Kādî İyâz ve Ebû Bekir İbnü’l-Arabî üzerinden Ebû Ya‘zâ ve Gazzâlî çevresine; ikincisi yine el-Fehhâr ve Kādî İyâz’dan Ebû Ali es-Sadefî vasıtasıyla Abdülkādir-i Geylânî’ye; üçüncüsü Ebû Muhammed Sâlih üzerinden Ebû Medyen’e ulaşır. Bu silsileler onun Mağrib fıkıh, fütüvvet, Kādirî ve Medyenî çevreleriyle çok katmanlı bağını gösterir.

Medyeniyye içinde onun adına nispet edilen Sebtiyye kolu meydana geldi. Vefatından sonra kolun şeyhliğini İbnü’l-Hakîm diye tanınan halifesi Ebû Ya‘kūb Yûsuf b. Muhammed el-Ensârî üstlendi. Sebtî çevresinden Abdüsselâm b. Meşîş’e, oradan Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’ye ulaşan aktarım da Medyenî miras ile Şâzeliyye arasındaki tarihî köprülerden biri kabul edilir.

İlimleri ve zâyirçe

İbnü’z-Zeyyât onu “fakih şeyh” diye anar. Arap dili ve edebiyatı, Mâlikî fıkhı ve tasavvuf yanında hesapla ilgilendi; öğrencilerine hesap dersleri verdi. Kimya ve simya bilgisine sahip olduğu da kaydedilir. İbn Haldûn, Sebtî’ye nispet edilen “zâyirçe-i âlem” adlı cetveli ve bunun 115 beyitlik açıklamasını eserinde aktarmıştır. Kimyaya dair otuz dokuz beyitlik bir manzumesinden söz edilirse de eserlerinin nispet ve metin tarihi ayrıca incelenmelidir.

Vefatı, türbesi ve Merakeş hafızası

Ahmed b. Ca‘fer es-Sebtî 3 Cemâziyelâhir 601’de, 26 Ocak 1205’te Merakeş’te vefat etti ve Tâğzut Kapısı civarına defnedildi. Halifesi Ebû Ya‘kūb el-Ensârî onun için yirmi beş beyitlik bir kaside yazdı. Türbesi sonraki asırlarda Sa‘dî ve Filâlî hükümdarları tarafından onarıldı; yanına cami ve medrese eklendi. Oğlu Ebû Muhammed Abdullah ile torunu Ebû Zekeriyyâ Yahyâ’nın kabirleri de bu çevrededir.

Sebtî, Merakeş’in “yedi büyük velîsi” arasında sayıldı. Türbesi yalnız Müslümanların değil şehirdeki farklı dinî toplulukların da ziyaret ettiği bir mekân hâline geldi. Fas ve Cezayir’de ilk ürünün bir bölümünü yoksullara ayırma, onun adına yardım toplama ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılan ürünü “abbâsiyye” diye anma gibi uygulamalar cömertlik öğretisinin halk hafızasındaki devamını gösterir.

Hakkındaki eserler

İbnü’z-Zeyyât et-Tâdilî’nin, Sebtî’nin sohbetlerine de katılarak hazırladığı Ahbâru Ebi’l-Abbâs es-Sebtî onun hayatına ilişkin en erken temel metindir. Ayrıca anonim bir menâkıbnâme ile İbnü’l-Muvakkit’in Ta‘tîrü’l-enfâs adlı eseri vardır. Bu anlatılardaki keramet ve ziyaret hafızası, tarihî biyografiyle aynı kesinlik derecesinde değil, geleneğin Sebtî’yi nasıl hatırladığını gösteren ayrı bir katman olarak okunmalıdır.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

KİŞİLER AĞIBağlantılarını aç4 doğrudan bağlantıAğda gör →
ÇOKLU İRŞAD GÜZERGÂHI2 ayrı bağlamda görünüyorHer bağlantı ayrı açılır; ortak gövde, kol aidiyeti anlamına gelmez.

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Sultanın tahtını bırakıp ona mürid olması

Kerametlerinin şöhreti yayılınca yöneticiler de ziyaretine gelmiş; Muvahhidî Sultanı Ebû Yûsuf el-Mansûr 580'de (1184-85) adına medrese ve zâviye yaptırmış, sonunda tahtı oğluna bırakıp ona mürid olduğu belirtilmiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Igilliz dağındaki inzivası sırasında kerametlerinden ötürü şöhreti yayılınca başta ileri gelen yöneticiler olmak üzere birçok kimse ziyaretine gitmeye başladı. Muvahhidî Sultanı Ebû Yûsuf el-Mansûr 580'de (1184-85) onun adına Merakeş'te bir medrese ile zâviye yaptırdı, bir de ev tahsis ederek onu şehre davet etti. Bu tarihten sonra medrese ve zâviyede ders okutmaya ve mürid yetiştirmeye başladı. Aynı sultanın sonunda tahtı oğluna bırakıp kendisine mürid olduğu belirtilmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Zâyirçenin yapısı ve etrafındaki kasidenin aidiyeti

Adına nisbet edilen cetvel, on iki burç sayısınca bölünmüş paralel dairelerden ve arkasındaki 55x131 hânelik bir tablodan meydana gelir; etrafındaki “Kasîde-i Lâmiyye” ise Mâlik b. Vüheyb'e aittir.

Metni gösterMetni daralt

Mağrib tertibi üzere ebced harflerinin ve Hint rakamlarının değerleri kullanılarak hazırlanan zâyirçelerin en meşhuru ona nisbet edilendir; kelimeler arasındaki harf ilişkilerine dayanılarak sorulardan cevap çıkarma yöntemiyle işletilir. Cetvel birbirine paralel bazı dairelerden meydana gelir ve her biri on iki burç sayısınca merkezden muhite geçen çizgilerle on ikiye ayrılır. Her çizginin üzerinde baştan sona harfler ve sayılar bulunur; içinde ve daireler arasında ilimlerin adları ile oluşların yerleri yazılıdır. Arkasında ise tûl ve arz bakımından birbirini kesen çizgilerden meydana gelen, genişliği 55, uzunluğu 131 hâne olan bir cetvel yer alır; hânelerin bir kısmında sayı, bir kısmında harf vardır, bir kısmı boştur.

Cetvelin etrafında ondan istenen sonucun nasıl çıkarılacağını anlatan bir “Kasîde-i Lâmiyye” bulunur. Bu kaside kendisine değil, Mağrib'de gaybdan haber verdiği ileri sürülen Mâlik b. Vüheyb'e aittir ve beyitleri bilmece gibidir. Aynı adı taşıyan bir başka kaside ise halifesinin onun hakkında yazdığı yirmi beş beyitlik methiyedir; ikisi karıştırılmamalıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hakkında yazılanlar ve kendisinden geriye kalanlar

Sözleri ve halleri müridlerince derlenmişse de bu derleme günümüze ulaşmamıştır; hakkında yazılan ilk risâle, sohbetlerine katılan İbnü'z-Zeyyât'ın Ahbâru Ebi'l-Abbâs es-Sebtî'sidir.

Metni gösterMetni daralt

Sözlerinin ve hallerinin müridleri tarafından derlenip yazıldığı belirtilmekle birlikte bu derleme zamanımıza ulaşmamıştır. Kendisinden geriye kalanların başında okuduğu duaların bir kısmı gelir.

Hakkında yazılan ilk risâle, zaman zaman sohbetlerine katılan İbnü'z-Zeyyât et-Tâdilî'nin hazırladığı Ahbâru Ebi'l-Abbâs es-Sebtî'dir. Bundan başka anonim bir menâkıbnâme (Menâkıbu Sîdî Ebi'l-Abbâs es-Sebtî) ile İbnü'l-Muvakkit'in Ta‘tîrü'l-enfâs fi't-ta‘rîf bi'ş-şeyh Ebi'l-Abbâs adlı çalışması vardır. Halifesi Ebû Ya‘kub Yûsuf el-Ensârî'nin onun hakkında yazdığı yirmi beş beyitlik “Kasîde-i Lâmiyye” İbnü'z-Zeyyât tarafından kaydedilmiştir; ayrıca kendisini övmek ya da ruhaniyetiyle tevessülde bulunmakla ilgili birçok şiir yazılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
ESER / METİN

Zâyirçe-i âlem

İbn Haldûn, Sebtî’ye nispet edilen zâyirçeyi ve 115 beyitlik manzum açıklamasını Mukaddime’de kaydetmiştir.

Metni gösterMetni daralt

İbn Haldûn, Sebtî’ye nispet edilen zâyirçeyi ve 115 beyitlik manzum açıklamasını Mukaddime’de kaydetmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Adının etrafında oluşan halk âdetleri: “abbâsiyye” ve “abbas”

Fas ve Cezayir'de çiftçilerin kaldırdıkları buğdayın ilk ölçeğini onun adına fakirlere verdiği, ihtiyaç sahiplerine dağıtılan ürünlere “abbâsiyye”, Cezayir'de bu toplama işine “abbas” denildiği kaydedilir.

Metni gösterMetni daralt

Öğretisi, ölümünden sonra bölgede gündelik bir teamüle dönüşmüştür. Fas ve Cezayir'de değişik iş ve meslek grupları işlerinin rast gitmesi için onun hürmetine dua eder; çiftçiler kaldırdıkları buğdayın ilk ölçeğini onun adına fakirlere verir. İhtiyaç sahiplerine dağıtılan hububat, meyve, et, balık gibi ürünlere “abbâsiyye” denilmiş; Cezayir'de muhtaçlara verilmek üzere köylülerden hububat, yağ ve kurutulmuş meyve toplama işi “abbas” diye anılmıştır.

Kabri de aynı çerçevede bir ziyaret mahalline dönüşmüştür. Dualarının kabulü için müslümanların yanı sıra yahudi ve hıristiyanların da kabri başında kendisiyle tevessülde bulunduğu, kuraklık zamanlarında halkın dua için Igilliz dağına çıkıp kaldığı mağaranın yanında merasim düzenlediği belirtilmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

İbn Rüşd'ün onu takip ettirmesi

Cömertliğini duyan filozof İbn Rüşd, birini görevlendirip onu takip ettirmiş; cömertlik anlayışının “Varlık cömertliğin etkisi altındadır” görüşünden kaynaklandığını ve bunu bir Grek filozofundan almış olabileceğini ileri sürmüştür.

Metni gösterMetni daralt

Cömertliğinin şöhreti filozof İbn Rüşd'ün de dikkatini çekmiş, o da Ebü'l-Kasım Abdurrahman b. İbrâhim el-Hazrecî'yi görevlendirerek onu takip ettirmiştir. İbn Rüşd'ün vardığı sonuç, Sebtî'nin cömertlik anlayışının “Varlık cömertliğin etkisi altındadır” görüşünden kaynaklandığı ve bunu aynı anlayışa sahip bir Grek filozofundan almış olabileceğidir.

Bu yoruma karşı, onun uygulamasının II. (VIII.) yüzyıldan itibaren devam etmekte olan tasavvuftaki fütüvvet anlayışına daha uygun düştüğü belirtilir. Nitekim kazancının onda dokuzunu dağıttığı nakledilen mutasavvıf Sîdî Ebû Yaizzâ'dan etkilendiği kabul edilmektedir; yani kaynağın Yunan felsefesi değil kendi tasavvufî muhiti olduğu görüşü ağır basmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
KAVRAM

Sadaka sahibi

İbnü’l-Arabî, cömertliğini ve paylaşma öğretisini vurgulayarak onu “sadaka sahibi” diye anmıştır.

Metni gösterMetni daralt

İbnü’l-Arabî, cömertliğini ve paylaşma öğretisini vurgulayarak onu “sadaka sahibi” diye anmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Melâmetî meşrebi, kutubluk sözü ve kendisine yöneltilen ithamlar

Tasavvufta Melâmetiyye anlayışını benimsemiş, müridlerine kutub olduğunu söylemiştir; zaman zaman sihirbazlık, bid‘atçılık, hatta zındıklıkla itham edilmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvufta Melâmetiyye anlayışını benimsemiş, müridlerine kutub olduğunu söylemiştir. Bu iddialı tavır ve alışılmışın dışındaki uygulamaları sebebiyle zaman zaman sihirbazlık, bid‘atçılık, hatta zındıklıkla itham edilmiştir.

Buna karşılık çok etkileyici bir konuşma kabiliyetine sahip olduğu, kendisine muhalefet etmek için gelenlerin bile ondan etkilenerek tavırlarını değiştirdiği belirtilir. Sohbetlerinde özellikle ibadetlerin hikmetleri, cihadın sırrı ve tevhidin mânası üzerinde durduğu nakledilmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
KAVRAM

Emanet, rızık ve paylaşma

Ahzâb 33/72’deki emaneti rızıkla ilişkilendirerek, insana ulaşan nimetin ihtiyaç sahibinden esirgenmemesi gerektiğini savundu.

Metni gösterMetni daralt

Ahzâb 33/72’deki emaneti rızıkla ilişkilendirerek, insana ulaşan nimetin ihtiyaç sahibinden esirgenmemesi gerektiğini savundu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Hesap, kimya ve simya bilgisi

Fıkha vukufunun yanı sıra Arap dili ve edebiyatı, hesap, kimya ve simya gibi ilimlere de vâkıftı; talebelerine okuttuğu dersler arasında hesap ilmi de bulunuyordu.

Metni gösterMetni daralt

Sohbetlerine katılan İbnü'z-Zeyyât'ın ondan “fakih şeyh” diye söz etmesi fıkha vukufunu gösterir. Bunun yanında Arap dili ve edebiyatı, hesap, kimya ve simya gibi ilimlere de vâkıf olduğu, talebelerine okuttuğu dersler arasında hesap ilminin de bulunduğu belirtilmektedir. Kimya ile ilgili otuz dokuz beyitlik bir manzumesi olduğu kaydedilir. Sayı ve harf ilimlerine dair bu birikim, adına nisbet edilen cetvelin arka planını da açıklar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Merakeş · FasEbü'l-Abbâs es-Sebtî ZâviyesiMuvahhidî Sultanı Ebû Yûsuf el-Mansûr'un 580'de (1184-85) onun adına Merakeş'te yaptırdığı zâviye. Yanında bir de medrese yaptırılmış, ayrıca kendisine bir ev tahsis edilmiştir; bu tarihten sonra burada ders okutmuş ve mürid yetiştirmiştir.Merakeş · FasEbü'l-Abbâs es-Sebtî Türbesi3 Cemâziyelâhir 601'de (26 Ocak 1205) Merakeş'te vefat edince Tâğzut Kapısı yakınında defnedildi. XVII. yüzyılın başlarında Sa‘dî Sultanı Ebû Fâris b. Ahmed el-Mansûr kabrini yenileyip yanına bir medrese ile cami yaptırdı; daha sonra Filâlî sultanlarından Muhammed b. Abdullah el-Alevî (III. Muhammed) kabrin üzerine bir türbe inşa ettirdi, türbe 1906'da Sultan Abdülazîz b. Hasan tarafından yenilendi. Kabrinin yanında oğlu Ebû Muhammed Abdullah ile torunu Ebû Zekeriyyâ Yahyâ'nın mezarları bulunur; bölgenin önemli ziyaret mahallerinden biridir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi: Sebtî ve Medyeniyye maddeleri
  2. [2]TDV İslâm Ansiklopedisi, ‘Ebû Medyen’ ve ‘Medyeniyye’ maddeleri
Ortak kaynak kataloğunu aç →