HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Tarihî şahsiyet ve kaynakların sınırı
Abdal Mûsâ'nın doğum ve vefat tarihleri bilinmez. Hayatı hakkındaki bilgiler erken Osmanlı tarihleri, menâkıbnâmeler, tekke kitâbeleri, vakıf ve idarî kayıtlar ile daha geç Bektaşî anlatılarından gelir. Bu kaynaklar aynı dönemde yazılmadığı için tarihî çekirdek ile velâyet anlatısını birbirinden ayırmak gerekir.
Âşıkpaşazâde onu Anadolu abdalları çevresinde anar. Taşköprizâde, Gelibolulu Mustafa Âlî ve Hoca Sâdeddin gibi müelliflerde Bursa'nın fethi, Sultan Orhan ve Geyikli Baba çevresiyle ilişkilendirilir. Bununla birlikte bu rivayetler, hayatının kesin bir kronolojisini kurmaya yetmez.
Bursa'dan Teke yöresine uzanan hafıza
Abdal Mûsâ adına bağlı rivayetler hem Bursa ve çevresinde hem de Antalya'nın Teke yöresinde yaşamıştır. İki ayrı bölgede makam ve türbe nispetlerinin bulunması, zaman zaman iki ayrı şahıs bulunduğu düşüncesine yol açmıştır. Daha ihtiyatlı okuma, aynı velî etrafındaki hafızanın derviş ve ziyaret ağlarıyla batıdan güneye taşındığını kabul eder.
Denizli'deki 811/1408 tarihli bir kitâbede geçen “Şeyh Mustafa Abdal Mûsâ” kaydı kimlik ve kronoloji meselesini daha da karmaşıklaştırır. Bu kitâbedeki adın Bursa fethine katıldığı söylenen dervişle aynı kişi kabul edilmesi tarih bakımından güçtür. Bu nedenle sitede kesin doğum veya ölüm yılı verilmemiştir.
Finike ve Elmalı merkezleri
Fâtih devrine ait Teke-ili kayıtlarında Finike yakınlarındaki Abdal Mûsâ Tekkesi anılır. Kâfî Baba Tekkesi'yle ilişkilendirilen bu erken merkez ile Elmalı yakınındaki büyük dergâh aynı kurumsal safha değildir. Abdal Mûsâ'ya bağlı rivayet ve ziyaret geleneğinin zamanla Elmalı merkezinde yoğunlaştığı anlaşılır.
Evliya Çelebi'nin XVII. yüzyıl ortasındaki tasviri, Elmalı dergâhını üç yüzden fazla mücerred dervişin bulunduğu geniş bir tekke olarak gösterir. Dergâh sonraki yüzyıllarda Girit Bektaşî çevreleriyle de bağ kurmuş; XIX. yüzyılda faaliyetini sürdürmüştür. 1826'daki Bektaşî tekkeleri yasağından sonra idaresinin Nakşî çevresine geçtiği düşünülür. XX. yüzyıl başlarında yapı harap durumda olsa da türbedarlık ve vakıf hafızası devam etmiştir.
Kaygusuz Abdal ve irşad çevresi
Kaygusuz Abdal Menâkıbı, Alâiye beyinin oğlu Gaybî'nin Abdal Mûsâ'ya bağlanmasını ayrıntılı bir velâyet hikâyesi halinde anlatır. Kaygusuz'un Abdal Mûsâ'dan icazet aldığı, tarihî geleneğin en güçlü şahıs bağlantılarından biridir; fakat bağlanış sahnesindeki geyik, ok ve keramet unsurları menkıbe dili içinde değerlendirilir.
Bektaşî hafızası Seyyid Ali Sultan'ı da Abdal Mûsâ'nın müridleri arasında anar. Böylece Elmalı çevresi yalnız yerel bir ziyaret merkezi değil, Anadolu'dan Rumeli'ye uzanan derviş aktarımının önemli düğümlerinden biri haline gelir.
Bektaşî geleneğindeki yeri
Bazı Bektaşî kaynakları Abdal Mûsâ'yı “pîr-i sânî” diye anar ve dergâhını yolun dört büyük merkezinden biri kabul eder. Bunun bütün Bektaşî kollarında tek ve değişmez bir unvan olmadığı belirtilmelidir. Meydandaki on iki posttan birinin “Ayakçı Şah Abdal Mûsâ Sultan Postu” adını taşıması, onun erkân hafızasındaki kalıcı yerini gösterir.
Abdal Mûsâ'yı bugünkü anlamıyla tamamlanmış bir tarikat teşkilatının görevlisi gibi sunmak anakronik olur. Onun tarihî önemi, Anadolu abdalları dünyası ile sonraki Bektaşî kurumlaşması arasında kurulan hatıranın en güçlü taşıyıcılarından biri olmasındadır.