ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
13 sonuç · “muhkem”
01muhkem
Ayet ve hadisler üzerinde herhangi bir şüpheye yer vermeyen sağlam metinler. Kur’ân’m “muhkem” olması, “Âl-i İmrân suresi” nin yedinci ayetinde ve “Hûd suresi” (ll)nin ilk ayetinde, özellikle vurgulanmaktadır. Öte yanda İslâm bilginleri, Kur’ân’m iman edilip amel edilen ayetlerinin tamammm “muhkem” olduğu konusunda fikir birliği içinde olmuşlardır. fık. Fıkıh literatüründe açık ve sağlam lafızlar veya ifadeler için kullanılan terim.
muhkem hadis
muhkem hadis a. Hadis biliminde, her türlü şüpheden ve çelişmeden uzak, sağlam olan ve onlarla amel edilen hadisler. muhlis s. [Ar. ] İslâm inan cma göre, iman ve ibadetind samimi olan, Allah’a şirk ve kü fürden kaçman, nifak ve riya dan uzak duran, dinî yükümlü lüklerini Allah rızası için yerin getiren, davranışlarmda ve ey lemlerinde özüyle sözüyle bir v dosdoğru olan kimselerin vasfı. muhric a. [Ar. ] “Bir şey ortaya çıkaran, oluşturan vey yaratan. ” anlamında Allah’ın s fatı olarak Kur’ân-ı Kerîm’de ü ayette geçmektedir [“Bakar suresi”; “En'âm suresi; “Tevbe suresi” (9 / 64 Bunlara göre yüce Allah, bir var lıktan başka bir varlık yaratan gizli şeyleri ortaya çıkaran, o mayan bir nesneyi ya da bitkiy yaratan bir vasfa sahiptir. muhrim s. [Ar. ] İslâm inan cma göre, hac veya umre ibade tini yapmak üzere “ihram” (bk bu madde) a giren ve belli bi süre orada kalan mümin. muhsan a. (j^^J [Ar. ] fik. Müs lüman olup hür ve ergenlik ça ğma ulaşarak yasal evlilik yap mış olan kimse
kazıyye-i muhkeme
kazıyye-i muhkeme a. G x.. üAî) fık. Kesinleşmiş hüküm.
Hadîs-İ Muhkem
Te'vîle (yoruma, açıklamağa) muhtaç olmayan hadîs-i şerîfler.
Muhkemât
Kur'ân-ı kerîmdeki mânâsı açık, meydanda olan, anlaşılabilen âyet-i kerîmeler. Muhkemin çoğulu. (Bkz. Âyet) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (Ey Habîbim!) Sana Kur'ân'ı, Allahü teâlâ inzâl etti (indirdi) . Onun bir kısmı muhkemât olup, bunlar Kur'ân'ın esâsıdır. Bir kısmı da müteşâbihtir (mânâsı açıkça belli değildir) . Fakat kalblerinde eğrilik bulunanlar (muhkem âyetleri bırakırlar da) fitne aramak (hakkı karıştırmak, halkı şüpheye düşürüp doğru yoldan saptırmak kastıyla) ve isteklerine göre te'vil etmek (asıl mânâsından başka mânâ vermek) için müteşâbih olan âyetlerine tâbi olurlar. Halbuki onun te'vilini Allahü teâlâdan başka kimse bilmez. İlimde rüsûh sâhibi (derin) âlimler: "Biz ona inandık, muhkemi, müteşâbihi her biri Rabbimiz Allahü teâlâ tarafındandır, hepsi haktır (doğrudur) " derler. Bunları kâmil (olgun) akıl sâhiplerinden başkası düşünemez. Yâhut bunlardan yalnız kâmil akıl sâhipleri öğüt kabûl eder. (Âl-i İmrân sûresi: 7) Muhkemât; İslâm bilgilerinin ve ahkâmının (hükümlerinin) kaynağıdır. (Ahmed Fârûkî) Kur'ân-ı kerîmdeki, helâl, haram, namaz, oruç, zekât ve hac gibi hükümlere âit kısımlar muhkemâttandır (İmâm-ı Süyûtî) Muhkemâtı öğrenmeden ve muhkemâtın emirlerini yapıp yasaklarından kaçmadan, müteşâbihâta mânâ vermeye kalkışan câhildir. Hem de kendi cehlini anlamayan kara câhildir. (Ahmed Fârûkî)
âyet-İ Muhkeme
Muhkem âyet. Çoğulu âyât-ı muhkemât'tır. 1. Kur'ân-ı kerîm. İlim üçtür: Âyet-i Muhkeme, Sünnet-i Kâime (Hadîs-i şerîf) ve Fârîdat-ı Âdile (Kitaba ve sünnete uygun ilim, yâni icmâ ve kıyas). (Hadîs-i şerîf-Ebû Dâvûd) 2. Kur'ân-ı kerîmde mânâsı açık olan âyet-i kerîmelere verilen ad. (Bkz. Muhkem) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (Habîbim) sana kitâbı indiren O'dur. O'ndan bir kısmı âyât-ı muhkemâttır ki, bunlar Ümmül-kitâbdır (Kur'ân-ı kerîmin aslıdır, temelidir. Hükümlerde bunlara dayanılır).(Âl-i İmrân sûresi: 7)
SÛFİLERİN AHLÂK ANLAYIŞI
Avârifü’l-Maârif · 29. bölüm · Sûfiler, Rasûlullah (a.s) Efendimize uyma konusunda insanların en ileride bulunanları ve O’nun sünnetini ihyaya en fazla lâyık olanlarıdır. Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) ahlâkı ile ahl
Sayfalar 29–35
Muzaffer Ozak Külliyatı · rulan cennet ve cemale ererler ve bu yüce mükâfata bir ân önce kavuşabilmek için de tabutlarının içinde cemaatlerine (KADDIMUNI... KADDIMÜNI...) diye seslenirler. Kâfirler, münafık
Sayfalar 93–99
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle ise, ELLi DÖRT' FARZ'1 mutlaka öğrenelim, icabını yerine getirelim, Hakkın rizasına erelim, cennetine girelim ve cemalini görelim. ELLİ DÖRT FARZ şunlardır: bilmek, ria gire o
Sayfalar 106–113
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Bu harfler, müteşâbihattandır.. Bunları öğrenmek sana lâzım değildir, buyurarak tefsir ve tafsil etmek istememişler. Hz. Huzeyfe't-ül-Yemani, bu zata sormuşlar: - Sen, bu harfler
Sayfalar 269–274
Muzaffer Ozak Külliyatı · Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyle bilemedik. ey Mâ'ruf Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyle zikredemedik ey Mezkûr. Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyle şük
Sayfalar 576–582
Muzaffer Ozak Külliyatı · hatta onların başlarında bulunmadın? Düşmanlarma galip gelemesen bile, bir kılıç çekmeden, savaşmadan, çarpışmadan neden kaçtın? Vatanını ve mukaddesatını din ve mıllet düşmanların
Sayfalar 751–758
Muzaffer Ozak Külliyatı · Kız çocuklarına nasıl muamele edilmelidir? Komşularına eza ve cefa edenlerin âkibetleri .... Kör ve kötürüm misali nedir? Kör dilencinin niçin ve nagıl kör olduğu Kötülükler ve köt