Ara
Menü

Sayfalar 269–274

1.748 kelime

Zînetü’l-Kulûb · kaynak sayfaları 269–274

Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyle bilemedik. ey Mâ'ruf Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyle zikredemedik ey Mezkûr.

Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyle şükredemedik ey Meşkür...

Allahım.. Bize ihsan buyurduğun ni'metlere karşı şiikredebilmeyi ilham ve nasip eyle... Sen, o Allahu azim-üş-şânsın ki, kudret sıfatların, mahlükatın sıfatlarından çok yücedir.

Sen, zararlı mahlûkları yarattığın zaman, hiç kimse sana karşi gelemedi. Sen, günahları yarattığın zaman, hiç bir rakip seni men'edemedi.

Allahım... Ağlamayan gözden, korkmayan kalpten, boyun egmeyen ve tevazu göstermeyen gönülden, herkese muhtaç olmaktan sana sıginırız.

Allahım... Sırlarını bize öğret, bize nurlarından elbiseler giydir. bizi lütuflarının deryalarına daldır, üzerimize âritlerin mâ'rifetlerini dökerek bizi feyizlendir.

Ey nurların nuru (veya nurları yaratan) Ey lûtuf sahibi.. Ey günahları örten... Senden, Efendimiz peygamberirniz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem üzerine rahmetini indirmeni dileriz. O, peygamberlerin meş'alesi, evliyanın güneşi, temiz ruhlu kullarının kameri, cinlerin ve insanların ve doğu ile batının ziyasıdır. Senden, varlığımızın irfan semasına yüceltilmesini, ihsan denilen makamda yazılmamızı dileriz.

Ey Allahımiz.. Ey yerleri ve gökleri nurlandıran... Ey rahmet ve ilmi her seyden geniş olan... Ey günahkâr kullarını yarlıgayan.. Ey bir emriyle gökleri yükselten... Ey kudreti ile yerleri döşeyen, hikmeti ile dağların zirvelerini yücelter, aya ve güneşe fazlıyla ışık saçan Allahımız. İsmin hakkıyfir hare em icelin te çün, ki o ism-i celilin hurmetine ay ve guneş parlamakta, gokler harekete gelmekte, yıldızlar, ay ve güneş dogup batraktadır. İşte, o ism-i celilin hürmetine senden muhkem bir kal'a, parılüayan bir nur istiyoruz. O nur ki, ziyası gözleri kamaştırmaktadır. Allahu teâlâ, geceleri gündüzlere çevirerek akıl ve basiret sahiplerine gerçek bir ibret vermektedir.

Tâ-Sin-Mim... (Kur'anı kerimde Eş-şu'arâ ve El-Kasas sürelerinin ilk âyetleridir.) Çalgılı eğlencelerden, yalan ve iftiralardan, yasak ve mahzurlu olan şeylerden, hiyleden, kinden. kıskançlardan, fâsıkların tuzağından, sabahın ve akşamın kötü olaylarından, insanların ve cinlerin şerlerinden sana

sığınırım.

Ey yapılan her işi bütün tafsilâtiyle tutan, belli vaktine kadar âfetlerden ve belâlardan saklayan, bizleri de koru Ey mü'minlere dost ve yardım edici, onları sevici ve işlerini bitirici... Ey bütün kâinat ve mevcudatı idare edici Allahım...

Ey rütbe ve hükümde en üstün ve yüksek clan... Ey ululardan ulu yücelerden yüce.

Dy kendisinden gayrı Hak mâ'bud bulunmayan... Ey, kendisinden gayrı ibadete müstehak kimse olmayan... Ey nasıi olduğunu, kendisinden gayrı hiç kimse bilemeyen…..

Dy Allahım... Ey bütün yarattıklarına dünyada rızıklarını vererek rahmetini dağıtan... Ey ezeli ve ebedî hayat ile diri olan.. Ey zatı ve kemali ile kaim ve mahlükatının korunup kollanmasına yegâne hâkim olan... Ey varlığı hiç değişmeden duran.. Ey zatında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde benzeri ve ortagı bulunmayan... Ey tek ve bir olan... Ey misli olmayan tek... Ey hâcetlerin bitirilmesi ve istırapların giderılmesinde tek mercı... Ey fazlının hazınelerinden hiç bir karşılık beklemeksizin rahmet ve ni'met bağışlayan.. Ey bütün yarattıklarına hayır kapılarını açan..

Dy mahlükatını yoktan vücuda getirerek hayat veren... Ey mahlüklarını dünya hayatlarından sonra öldüren.. Ey küfür ve isyan ile karşı gelenleri ve tövbe etmeyenieri kahreden...

Ey her çeşit ârıza ve âfetlerden sâlim kalan ve kullarını her türlüi tehlikelerden selâmete çıkaran, cennetinde bahtiyar kullarına selâm eden. Onlara, rahiym olan Rab celle şâneden selâm gelir.

Allahu teâlâ, sana kâfidir. O, her şeyi hakkıyle işitir ve bilir. O, öyle bir Allahu azim-üş-şândır ki;

Hak mâ'bud yoktur, illâ o vardır. O, ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, sevdiğini ve sevmediğini ayırdetmeyerek bütün mahlükatını sayısız ni'metlerine gark edendir. O, pek ziyade merhamet eden, verdiği ni'metleri iyi kullananları. daha büyük ve ebedî ni'metlerle mükâfatlandıran ve âhirette yalnız mü'min kullarına merhamet edendir. O, öyle bir Allahu azim-üş-şândır ki, ondan gayrı Hak mâ'bud yoktur. O, mahlükatına benzemeyen, her türlü ayıplardan ve noksanlıklardan münezzeh, emniyet bahşeden, her şeyı gorüp gözeten kuvvet ve ceberut sahibi ulu hükümdardır. O Allahu azim-üş-şân ki, yaratan ve her şeye ayrı bir sûret veren, günahları affeden, yoktan var eden, tekrar dirilten, iyilik ve ih-

san sahibi, her şeyi hakkıyle bilen, rızık veren, hikmeti iktizası daraltan ve genişleten, indiren ve kaldıran, aziz kılan ve zelil eden, rızıkları yaratan, dogru, ebedi geniş merhamet sahibi, yararlandıran, zararlandıran, helâk eden, ilerleten, gerileten, affeden, zengin eden, tövbeleri kabul eden, işiten, bilen ve her şeyi görendir.

Allahu teâlâ bize kâfidir. O, ne güzel bir vekildir, ne güzel Mevlâdır ve ne güzel yardımcıdır.

Ey yok olmaksızın daim... Ey son bulmaksızın kaim... Ey yardımcıya muhtaç olmaksızın her işini tedbir ve idare eden...

Sen, bizim ve ana-babalarımızın bütün güçlüklerimizi kola.ylaştır.

Allahım.. Verdiklerine kimse mâni olamaz. Men'ettiklerini de kimse veremez. Senin kaza ettiğin şeyi, kimse reddedemez. Senin hükmünü kimse değiştiremez. Varlıklı olanların varlıkları da senin katında onlara bir fayda sağlayamaz.

Uluların ulusu, yücelerin yücesi olan ve kıyamet günü bütün mahlükatını hesaba çekecek olan Rabbimizi, şanına lâyık olmayan şeylerden tenzih ederiz. O, hakkı yerine getirerek hükmeder. Mahlükatına hak ve adaletle muamele eyler, bütün yarattıklarını görür, gözetir. O, doğru yolu gösterir, sabırlıdır, büyüktür, icabet edicidir. Zâtında ve sıfatında yüce, nuru yaratan, adaletli, bütün işlerini denk, birbirine uygun, yerli yerince yapar. İstediğini, istediği zaman istediği yerde toplar. Veren de, men'eden de odur.

Hak mâ'bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, kullarının her işine şâhit ve vekildir.

Hak mâ'bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, kudreti her şeye yeter, şanı büyük, zatı şerefli ve bütün işleri güzeldir.

Hak mâ'bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, istediğini istediği zaman bulur, bütün kâinat ve mevcudatı tek başına idare eder.

Hak mâ'bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, kadri ve şânı büyük, her şeyden yücedir.

Her korku için lâ ilâhe illallah Her ni'met için el-hamd-ü lillah He ste in ta by aa ta Her günah için Estağfirullah

Her keder için Mâş'allah Her kaza ve kader için Tevekkeltü alellah Her tâ'at ve günah için Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah Her musibet için innâ lillah Her elem için iste'antü billah hazırladık.

Allahım... Biz, sabaha (veya akşama) dahil olurken seni, arşını taşıyanları, meleklerini, peygamberlerini ve bütün yaattıklarını şahit tutar ve deriz ki, sen bizim Allahımızsın, senden gayrı Hak mâ'bud yoktur, illâ sen varsın, birsin, şerikin yoktur ve Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem senin kulun ve Resûlündür. Günahlardan ve mâ'siyyeterden donuş, ibadet ve tâ'ate başlayış ancak senin yardımın, kuvvet ve kudretinle olur.

Ey dünya hayatında bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, sevdiğini ve sevmediğini ayırdetmeyerek bütün mahlükatını sayısız ni'metlere garkeden ve âhirette yalnız mü'min kullarına rahmet ve merhamet eden Allahım... Beni affeyle, beni yarlığa, bana merhamet et, sen benim Mevlâmsın ve gerçekten sen rahmedenlerin rahmedicisisin...

Şifa veren Allahu teâlânın ismine sığınırım. O, Allahımdır.

Kâfi olan Allahu teâlânın ismine sığınırım. O, Allahımdır.

Âfiyet veren Allahu teâlânın ismine sığınırım. O, Allahimdır.

O Allahu teâlânın ismi ile başlarım ki, yerlerde ve göklerde onun ismine sığınanlara hiç bir zarar erişmez. O, her şeyi işitir ve bilir.

Koruyucuların en hayırlısı Allahu teâlâdır. O, rahmedenlerin rahmedicisidir.

Allahu teâlâ, ilim ve kudretiyle onları ihata etmiştir. Kâfirlerin yalanladıkları kitap, çok yüce ve çok şerefli Kur'an-ı azim-üş-şândır ki, Levhi-mahfuzdadır.

rarz namazları vaktinde, şartlarına ve rukunlerine riayet ederek edasına devam ve muhafaza edin. Hele, orta namaza dikkat edin. Huşû ve tâ'atla namaza durun. Hiç bir nefis yoktur ki, onun amellerini hıfza mü'ekkel bir melek olmasın. En iyi koruyucu, Allahu teâlâdır. Ey yüce koruyucu...

Bizi de koru...

Allahu teâlâ, bu gam ve kederin ardından üzerinize öyle bir güvenlik indirdi ki, hafif bir uyku halinde içinizden bir tâ'ifeyi sarıp bürüyüverdi.

Bir tâife de nefisleri kaygusuna düşmüşlerdi. Allah Teâlâya Hak olmayan bir zan, cahiliyyet ehlinin zannı gibi kir zan besliyorlar ve: (Bize vâ'dolunan zafer ve nusretten bir nasip var mı?) diyorlardı. De ki: (Bütün iş Allahu teâlânındır.)_ Onlar, sana açıklayamayacakları şeyi, içlerinde gizliyorlar. Diyorlar ki: (Bizim, bu işten bir payımız olsaydı, burada öldürülmezdik.) De ki: (Eğer evlerinizde de olsaydınız, üzerlerine Levh-i mahfuzda öldürülmeleri vazılmış olanlar, öldürülecelileri yere çıkacaklar, vine öldürülecelilerdi. Allahu teâlâ, göğüslerinizdeki ihlâs veya nifakı meydana koymak, kalperinizdeki vesveseyi temizlemek için böyle irade etti. Allahu teâlâ, kalplerinizde olan hayır ve şerri hakkiyle bilir.)

Onlar, Allahu teâlâya yalvarıp yakararak derler ki: (Ey Rabbimiz.. Sana ve Resûlüne iyman ettik. Artık günahlarımızı yarlığa ve bizi ateş azabından koru..) Onlar; tâ'ate, musibetlere, isyan ve aykırı hareketlerden sakınmaya sabredicilerdir. İymanlarında, salih amellerinde, kendileri ile Allahu teâlâ ve halk arasındaki sözlerinde gerçek olanlardır. Aynı zamanda Allahu teâlâya iyman edici, Allahu teâlânın tâ'atinde mallarını infak eyleyicilerdir. Seherlerde tövbe ve istiğfar ederek namaz kılıcılardır.

Allahu teâlâ, kendisinden gayrı ilâh olmadığını, vahdaniyyetine delâlet eden delillerle, âyetlerle açıkladı. Melekler, Allahu teâlânın vahdaniyyetini ikrar ettiler. İlim sahipleri de, vahdaniyyetini tasdik eylediler. O, emir ve nehiylerinde adli ikamet eder olduğu halde, kendisinden gayrı Hak mâ'bud olmayandır. O Allahu azim-üş-şân ki, tevhid etmeyene intikam eder. Benzerine hiç bir intikam alıcı kadir olamaz. Dilediğine hükmeder, hiç kimsenin onun hükmünü değistirmeğe gücü vetmez.

Allahu teâlâ indinde din. islâmdır.

Akşama girerken de, sabaha girerken de Allahu teâlâyı tesbih ve tenzih ederiz.

Allahu teâlâ, ölüden diri ve diriden ölü çıkarır. Ve arz kuruduktan sonra (Yağmurla) ona hayat verir. Bunun gibi, siz de kabirlerinızden çıkarılacaksınız.

Ben, benim ve sizin Rabbimiz olan Allahu teâlâya tevekkül ettim. Hiç bir canlı mahlûk yoktur ki, nâsiyyesi Allahu

teâlânın elinde olmasın. Rabbim celle şâne, şüphe yok ki en doğru yol üzerindedir.

Hem, biz ne diye Allahu teâlâya tevekkül etmeyelim ki, bizlere yolumuzu o göstermiştir. Bize ettiginiz eziyetlere elbette sabredecegiz. Allahu teâlâya tevekkül edenler, bu tevekküllerinde sebat etmelidirler:

De ki: (Allahu teâlâ bizim için yazmışsa, ondan başlası asla bize erişemez. O, bizim Mevlâmızdır. Artıli mü'minler yalnız Allahu teâlâya tevekkül etsinler.) Yeryüzünde, bütün canlıların rızkı Allahu teâlânın üstündedir. Onların duracak yerlerini de, emanet edilen yerlerini de bilir. Bütün bunlar, o apacık kitapta (Levh-i-mahfuz) dadır.

Çoğu hayvanların, rızkını yüklenip taşımaya güçleri yetmez. Onlara da. size de rızkı Allahu teâlâ verir. Allahu azimüş-şân, her şeyi işitir, her şeyi bilir.

Allahu teâlânın insanlara rahmetinden açtığı bir ni'meti tutacak yoktur. Tuttuğu bir nimeti de, tuttuktan sonra salıverecek yoktur. Allahu teâlâ, yegâne galip ve her fiilinde hâkimdir.

Celâlim hakkıyçün, müşriklere: (O gökleri ve yerleri kim halk etti?) diye sorsan, elbette: (Allahu teâlâ..) diyeceklerdir.

De ki: (Allahu teâlâyı bırakıp ta ibadet ettikleriniz, şayet Allahu teâlâ bana bir zarar dilerse, benden onun bu zararını giderebilir mi? Haber verin bana Yahut, Allahu teâlâ bana bir rahmet dilese, ilâhlarınız onun bu rahmetini tutabilirler mi?) De ki: (Allahu teâlâ bana kâfidir. Tevekkül edenler, ancali ona tevekkül ederler.)

Aliahu teâlâ. size bu imdadı ancak fethi tebşir ve yardım vâ'diyle kalbiniz mutma'in olsun diye yaptı. Yoksa. yardım ancak o yegâne galip ve hâkim olan Allahu azim-üş-şân tarafıncandir:

Kâf-Hâ - Yâ - Ayn - Sad (Meryem sûresinin ilk âyetidir.)

Hâ - Mim - Ayn - Sin - Kaf (Eş-Şûra sûresinin ilk âvetleridir.)

Bize kâfi ol ve bizi himaye et.

O Allahu teâlâ ki kadirdir, kahirdir, zâhirdir, bâtındır, fâtırdir, lâtiftir, habirdir. Sözü haktır. Sûr nefholunduğu gün de mülk onundur. Görünmeyeni de, görüneni de bilen odur Hakim ve habir odur.

Ey çok merhametli, ey kullarına pek çok iyilikler eden ve onların hayırlarını isteyen, ey gökleri ve yerleri akıllara