ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
9 sonuç · “fidye”
01fidye
Sözlük anlamı “Bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel” olan bu söz, bir kimseyi kölelikten kurtarmak veya çeşitli sebeplerden dolayı yerine getirüemeyen ibadetlerin karşılığı olarak ödenen bedel anlamında terimleşmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi” 184. ayetinde mealen “Kimin oruç tutmaya gücü yetmezse her gün için bir fakirin karnını doyuracak kadar fidye vermesi icap eder. ” ifadesiyle ve yine aynı surenin 196. ayetinde Mina’da kesilecek kurbanla ilgili ve bu sırada uyulması gereken kurallarm çiğnenmesi durumunda (söz gelişi traş olunması, cinsî münasebette bulunması, tırnaklarm kesilmesi gibi)da fidye miktarı söz konusu olmaktadır. Ayrıca dokuz ayette de bu sözün değişik türevleri yer almaktadır. Aynı durum hadislerde de kendini göstermektedir. Pek çok hadiste fidye konusu anlatılmış ve açıklanmıştır (bk. Wensinck, el- Mu'cem, “fdy” maddesi).
fidye-i halk
fık. Hac ve umre ibadeti sırasında, ihrama girmiş bir kimsenin herhangi bir mazereti dolayısıyla başmı tıraş etmesi karşılığı bir koyun kurban kesmesi
fidye-i necât
Savaş esirlerinin serbest bırakılması için ön görülen fidye. Bu konuda dört mezhep uleması arasmda fikir ayrılığı söz konusudur. Hanefilere göre esirin dârülharbe (savaşa) dönmek üzere karşılıksız veya fidye karşılığı serbest bırakılması caiz değildir. Öteki mezheplere göre, yani Şâfiî, Hanbelî ve Mâlikîlere göre esirler, devlet başkanının uygun görmesi ile “fidyei necat” ile serbest kalabilir
Fidye-i salât
Vefat eden kimsenin kılamadığı namazlar için bazı fıkıh çevrelerinde verilen fidye. Uygulamanın dayanağı, kapsamı ve “ıskat” biçimleri mezhepler ve âlimler arasında tartışmalıdır; namaz borcunu hayattayken terk etmenin alternatifi değildir.
Fidye-i savm
Sürekli hastalık veya ileri yaş gibi sebeplerle tutulamayan orucun her günü için yoksula verilen fidye. Geçici mazereti sona eren kişinin tutamadığı günleri kaza etmesi esastır; fidye, kaza imkânı bulunmayan durumlarla ilgilidir.
SEMÂA İHTİYAÇ DUYMAYANLARIN HÂLİ
Avârifü’l-Maârif · 24. bölüm · Bil ki vecd, daha önce kaybedilen bir şeyin bulunduğunu gösterir. Kaybetmeyen bulamaz. Kulun kalbindeki İlâhî neşe ve aşkı kaybetmesi; rûhî varlığının, beşerî ve nefsî sıfatlarla s
HALLERİN AÇIKLANMASI
Avârifü’l-Maârif · 61. bölüm · 1- MUHABBET Allah için muhabbet konusunda Rasûlullah (s.a.v) buyurmuştur ki: “Üç şey var ki, onlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını bulur: Allah ve Rasûlünün kendilerinin dışı
Sayfalar 354–360
Muzaffer Ozak Külliyatı · Çölde bir kişi gördüm ve kendisine selâm verdim. ALLAH diye cevap verdi, selâmıma mukabele ettiğini anlayarak kim olduğunu sordum, cevabı ALLAH oldu. Nereden geldiğini sorduğum zam
Sayfalar 441–448
Muzaffer Ozak Külliyatı · mümkündür. Bu cevabın mânası, bu nura burada yani âhirette malik olabilmek kabil değildir. Bu nura, dünyada iken sahip olmak lâzımdır, demektir. Dünyada iken, mü'minlerin nurlarınd