Ara
Menü
ذ

fidye

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-1939
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
245
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Sözlük anlamı “Bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel” olan bu söz, bir kimseyi kölelikten kurtarmak veya çeşitli sebeplerden dolayı yerine getirüemeyen ibadetlerin karşılığı olarak ödenen bedel anlamında terimleşmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi” 184. ayetinde mealen “Kimin oruç tutmaya gücü yetmezse her gün için bir fakirin karnını doyuracak kadar fidye vermesi icap eder.</p><p>” ifadesiyle ve yine aynı surenin 196. ayetinde Mina’da kesilecek kurbanla ilgili ve bu sırada uyulması gereken kurallarm çiğnenmesi durumunda (söz gelişi traş olunması, cinsî münasebette bulunması, tırnaklarm kesilmesi gibi)da fidye miktarı söz konusu olmaktadır. Ayrıca dokuz ayette de bu sözün değişik türevleri yer almaktadır.</p><p>Aynı durum hadislerde de kendini göstermektedir. Pek çok hadiste fidye konusu anlatılmış ve açıklanmıştır (bk. Wensinck, el- Mu'cem, “fdy” maddesi).</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-780
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
245
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Sözlük anlamı “Bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel” olan bu söz, bir kimseyi kölelikten kurtarmak veya çeşitli sebeplerden dolayı yerine getirüemeyen ibadetlerin karşılığı olarak ödenen bedel anlamında terimleşmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi” 184. ayetinde mealen “Kimin oruç tutmaya gücü yetmezse her gün için bir fakirin karnını doyuracak kadar fidye vermesi icap eder.</p><p>” ifadesiyle ve yine aynı surenin 196. ayetinde Mina’da kesilecek kurbanla ilgili ve bu sırada uyulması gereken kurallarm çiğnenmesi durumunda (söz gelişi traş olunması, cinsî münasebette bulunması, tırnaklarm kesilmesi gibi)da fidye miktarı söz konusu olmaktadır. Ayrıca dokuz ayette de bu sözün değişik türevleri yer almaktadır.</p><p>Aynı durum hadislerde de kendini göstermektedir. Pek çok hadiste fidye konusu anlatılmış ve açıklanmıştır (bk. Wensinck, el- Mu'cem, “fdy” maddesi).</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-9211
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Bir şeyin yerine geçmek üzere verilen bedel.</p><p>1. Çok yaşlı ve hasta olan kimsenin tutamadığı oruç, ölüm hastalığına yakalananın kılamadığı namaz, vefât etmiş kimsenin namaz ve oruç borçları için ve hacda, ihramlının hastalık özründen dolayı ihramın bâzı yasaklarını işlemesine karşılık vermesi gereken bedel.</p><p>Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:</p><p>O, size farz kılınan oruç, sayılı günlerdir. O günlerde sizden kim hasta, yâhut seferde olur da iftâr ederse, tutamadığı günler sayısınca sıhhat bulduğu ve râhat ettiği başka günlerde oruç tutar. Fazla ihtiyarlık ve devamlı hastalık gibi sebeplerle oruç tutmaya güç getiremeyenler üzerine bir yoksul doyuracak kadar fidye vermek lâzımdır. Bununla berâber kim fidyeyi çok verir, yâhut hem oruç tutar, hem de fidye verirse, onun için daha hayırlı olur. Size seferde ( yolculukta ) oruç bozmak ve yaşlı hâlinizde fidye vermek izni verilmişken, yine oruç tutsanız hakkınızda hayırlıdır, eğer orucun fazîletini bilirseniz. (Bekara sûresi: 184)</p><p>Bir kimseyi namaz ve oruç borcundan kurtarmak için yapılan muâmeleye iskat denir. Her günlük oruç ve her vakit namaza karşılık verilmesi gereken fidye bir fıtradır. Hacda ihramlının işlediği yasak sebebiyle vermesi gereken fidye ya oruç, ya sadaka, yahut nüsuktur. Oruç fidyesi üç gün oruç tutmaktır, sadaka fidyesi, altı fakire birer fıtra (meselâ 1750 gr buğday) vermektir, nüsuk fidyesi ise, kurban kesmektir. (İbn-i Âbidîn)</p><p>İhtiyar olup, ölünceye kadar Ramazan veya kazâya kalmış oruçlarını tutamıyacak kimse ve iyi olmasından ümîd kesilen hasta gizli yemelidir.Zengin ise, her gün için bir fıtra yâni beşyüz yirmi dirhem (bin yedi yüz elli gram) buğday veya un veya kıymeti kadar altın veya gümüş para, bir veya bir kaç fakire fidye olarak verir. Ramazanın başında veya sonunda toptan hepsi bir fakire de verilebilir. Fidye verdikten sonra kuvvetlenirse, Ramazan oruçlarını ve kazâ oruçlarını tutar. Fidye vermeden ölürse, ıskat yapılması için vasiyet eder. Fakir ise, fidye vermez. Duâ eder. (İbn-i Âbidîn)</p><p>Namaz ve oruç borçlarının iskâtı (düşürülmesi) için vasiyet eden meyyitin (ölünün) velîsi yâni mîrâsını yerine sarf için vasiyet ettiği vasîsi, vasîsi yoksa vârisi (mîrascısı), mîrâsın üçte birinden, herbir vakit namaz için, vitr namazı için ve kazâ edilmesi lâzım olan bir günlük oruç için birer fıtra meselâ bin yedi yüz elli gram) buğdayı fakirlere (veya fakirlerin vekillerine) fidye olarak sadaka verir. (Tahtâvî)</p><p>2. Bir kimsenin harpte esirlikten kurtulması için verilen bedel (para, mal).</p><p>Hanefî mezhebinde, esirler fidye karşılığında salıverilmez. Fakat İmâm-ı Muhammed'e göre, müslümanların mal ve paraya ihtiyaçları varsa, fidye karşılığında serbest bırakılabilir. (İbn-i Hümâm)</p>

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

Sözlük anlamı “Bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel” olan bu söz, bir kimseyi kölelikten kurtarmak veya çeşitli sebeplerden dolayı yerine getirüemeyen ibadetlerin karşılığı olarak ödenen bedel anlamında terimleşmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de “Bakara suresi” 184. ayetinde mealen “Kimin oruç tutmaya gücü yetmezse her gün için bir fakirin karnını doyuracak kadar fidye vermesi icap eder.

” ifadesiyle ve yine aynı surenin 196. ayetinde Mina’da kesilecek kurbanla ilgili ve bu sırada uyulması gereken kurallarm çiğnenmesi durumunda (söz gelişi traş olunması, cinsî münasebette bulunması, tırnaklarm kesilmesi gibi)da fidye miktarı söz konusu olmaktadır. Ayrıca dokuz ayette de bu sözün değişik türevleri yer almaktadır.

Aynı durum hadislerde de kendini göstermektedir. Pek çok hadiste fidye konusu anlatılmış ve açıklanmıştır (bk. Wensinck, el- Mu'cem, “fdy” maddesi).

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Bir şeyin yerine geçmek üzere verilen bedel.

1. Çok yaşlı ve hasta olan kimsenin tutamadığı oruç, ölüm hastalığına yakalananın kılamadığı namaz, vefât etmiş kimsenin namaz ve oruç borçları için ve hacda, ihramlının hastalık özründen dolayı ihramın bâzı yasaklarını işlemesine karşılık vermesi gereken bedel.

Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:

O, size farz kılınan oruç, sayılı günlerdir. O günlerde sizden kim hasta, yâhut seferde olur da iftâr ederse, tutamadığı günler sayısınca sıhhat bulduğu ve râhat ettiği başka günlerde oruç tutar. Fazla ihtiyarlık ve devamlı hastalık gibi sebeplerle oruç tutmaya güç getiremeyenler üzerine bir yoksul doyuracak kadar fidye vermek lâzımdır. Bununla berâber kim fidyeyi çok verir, yâhut hem oruç tutar, hem de fidye verirse, onun için daha hayırlı olur. Size seferde ( yolculukta ) oruç bozmak ve yaşlı hâlinizde fidye vermek izni verilmişken, yine oruç tutsanız hakkınızda hayırlıdır, eğer orucun fazîletini bilirseniz. (Bekara sûresi: 184)

Bir kimseyi namaz ve oruç borcundan kurtarmak için yapılan muâmeleye iskat denir. Her günlük oruç ve her vakit namaza karşılık verilmesi gereken fidye bir fıtradır. Hacda ihramlının işlediği yasak sebebiyle vermesi gereken fidye ya oruç, ya sadaka, yahut nüsuktur. Oruç fidyesi üç gün oruç tutmaktır, sadaka fidyesi, altı fakire birer fıtra (meselâ 1750 gr buğday) vermektir, nüsuk fidyesi ise, kurban kesmektir. (İbn-i Âbidîn)

İhtiyar olup, ölünceye kadar Ramazan veya kazâya kalmış oruçlarını tutamıyacak kimse ve iyi olmasından ümîd kesilen hasta gizli yemelidir.Zengin ise, her gün için bir fıtra yâni beşyüz yirmi dirhem (bin yedi yüz elli gram) buğday veya un veya kıymeti kadar altın veya gümüş para, bir veya bir kaç fakire fidye olarak verir. Ramazanın başında veya sonunda toptan hepsi bir fakire de verilebilir. Fidye verdikten sonra kuvvetlenirse, Ramazan oruçlarını ve kazâ oruçlarını tutar. Fidye vermeden ölürse, ıskat yapılması için vasiyet eder. Fakir ise, fidye vermez. Duâ eder. (İbn-i Âbidîn)

Namaz ve oruç borçlarının iskâtı (düşürülmesi) için vasiyet eden meyyitin (ölünün) velîsi yâni mîrâsını yerine sarf için vasiyet ettiği vasîsi, vasîsi yoksa vârisi (mîrascısı), mîrâsın üçte birinden, herbir vakit namaz için, vitr namazı için ve kazâ edilmesi lâzım olan bir günlük oruç için birer fıtra meselâ bin yedi yüz elli gram) buğdayı fakirlere (veya fakirlerin vekillerine) fidye olarak sadaka verir. (Tahtâvî)

2. Bir kimsenin harpte esirlikten kurtulması için verilen bedel (para, mal).

Hanefî mezhebinde, esirler fidye karşılığında salıverilmez. Fakat İmâm-ı Muhammed'e göre, müslümanların mal ve paraya ihtiyaçları varsa, fidye karşılığında serbest bırakılabilir. (İbn-i Hümâm)

Sözlüğe dön ←