Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

15 sonuç · “Meleküt

01
Sözlük

Âlem

Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır. Tasavvufî çerçeve Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır. Başlıca âlem tasnifleri Âlem-i ceberût İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem. Âlem-i melekût Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe. Âlem-i mülk veya şehâdet Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi. Âlem-i hayal veya misal Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür. Okuma notu Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.

02
Sözlük

Avâik

şe) Gaileler, engeller, mânialar, amaca ulaşılmasını aksatan ve geciktiren şeyler. tas. Kalbin Allah’a yükselmesini ve ruhun O'na açılmasını enmm mm İş Şİ, ei İş tea Pr, Oe) 2 EŞ GA Avâlimü'-lübs

03
Sözlük

Berzah

Farklı iki ortam arasında yer alan ve bu iki ortama tamamen benzemediği gibi tam olarak onlardan farklı da olmayan ara ortam; iki şeyi birbirinden ayıran üçüncü şey, ara bölge. 2. Ölümle başlayıp kıyamete kadar süren zaman, bu zaman içinde ruhların bulunduğu mekân ve âlem, dünya ile ahiret arasındaki âlem (Mü'min Süresi, 100; Rahman Suresi, 20). Ölümle dünyadan ayrılan ruhlar berzah âlemine gittikleri gibi, uyku halinde bedenden ayrılan ruhlar da bu âleme giderler. 3. İki hal, iki sıfat, iki mertebe ve iki âlem arasında bulunan ara hale, sıfata, mertebeye ve âleme de berzah denir; örn. hayal, varlıkla yokluk ara- Bevn sında yer alan bir berzahtr, ne vardır ne de yok, ne malumdur ne de meçhul, ne | müsbettir ne de menfi veya hem vardır hem yoktur. 4. İnsanın hakikati ve mahiyeti de bir berzahtır. Hak ile halk arasında bulunur. Bir yönüyle Hakk’a, diğer yönüyle halka dönüktür veya insan bir yönden ruhlar âlemine, diğer yönden be- | den ve madde âlemine bağlıdır. Mülk ile meleküt, şehadet ile gayb âlemleri ara- | sında bulunur. Hem o, hem bu âlemin bazı özelliklerine sahip olduğu halde mutlak olarak ne o, ne de bu âlemdendir. Bütün berzahların aslı olan ilk taayyüne ve hazret-i vahidiyete berzah-ı câmi, berzah-ı evvel, berzah-ı azam gibi isimler verilir, Vahidiyet mutlak birlikle çokluk arasında bir berzahtır (KT). Ölümle başlayıp kıyamete kadar süren zaman, bu zaman içinde ruhların bulunduğu mekân ve âlem, dünya ile ahiret arasındaki âlem (Mü'min Süresi, 100; Rahman Suresi, 20). Ölümle dünyadan ayrılan ruhlar berzah âlemine gittikleri gibi, uyku halinde bedenden ayrılan ruhlar da bu âleme giderler. 3. İki hal, iki sıfat, iki mertebe ve iki âlem arasında bulunan ara hale, sıfata, mertebeye ve âleme de berzah denir; örn. hayal, varlıkla yokluk ara- Bevn sında yer alan bir berzahtr, ne vardır ne de yok, ne malumdur ne de meçhul, ne | müsbettir ne de menfi veya hem vardır hem yoktur. 4. İnsanın hakikati ve mahiyeti de bir berzahtır. Hak ile halk arasında bulunur. Bir yönüyle Hakk’a, diğer yönüyle halka dönüktür veya insan bir yönden ruhlar âlemine, diğer yönden be- | den ve madde âlemine bağlıdır. Mülk ile meleküt, şehadet ile gayb âlemleri ara- | sında bulunur. Hem o, hem bu âlemin bazı özelliklerine sahip olduğu halde mutlak olarak ne o, ne de bu âlemdendir. Bütün berzahların aslı olan ilk taayyüne ve hazret-i vahidiyete berzah-ı câmi, berzah-ı evvel, berzah-ı azam gibi isimler verilir, Vahidiyet mutlak birlikle çokluk arasında bir berzahtır (KT). İki hal, iki sıfat, iki mertebe ve iki âlem arasında bulunan ara hale, sıfata, mertebeye ve âleme de berzah denir; örn. hayal, varlıkla yokluk ara- Bevn sında yer alan bir berzahtr, ne vardır ne de yok, ne malumdur ne de meçhul, ne | müsbettir ne de menfi veya hem vardır hem yoktur. 4. İnsanın hakikati ve mahiyeti de bir berzahtır. Hak ile halk arasında bulunur. Bir yönüyle Hakk’a, diğer yönüyle halka dönüktür veya insan bir yönden ruhlar âlemine, diğer yönden be- | den ve madde âlemine bağlıdır. Mülk ile meleküt, şehadet ile gayb âlemleri ara- | sında bulunur. Hem o, hem bu âlemin bazı özelliklerine sahip olduğu halde mutlak olarak ne o, ne de bu âlemdendir. Bütün berzahların aslı olan ilk taayyüne ve hazret-i vahidiyete berzah-ı câmi, berzah-ı evvel, berzah-ı azam gibi isimler verilir, Vahidiyet mutlak birlikle çokluk arasında bir berzahtır (KT). İnsanın hakikati ve mahiyeti de bir berzahtır. Hak ile halk arasında bulunur. Bir yönüyle Hakk’a, diğer yönüyle halka dönüktür veya insan bir yönden ruhlar âlemine, diğer yönden be- | den ve madde âlemine bağlıdır. Mülk ile meleküt, şehadet ile gayb âlemleri ara- | sında bulunur. Hem o, hem bu âlemin bazı özelliklerine sahip olduğu halde mutlak olarak ne o, ne de bu âlemdendir. Bütün berzahların aslı olan ilk taayyüne ve hazret-i vahidiyete berzah-ı câmi, berzah-ı evvel, berzah-ı azam gibi isimler verilir, Vahidiyet mutlak birlikle çokluk arasında bir berzahtır (KT).

04
Sözlük

Cevher-i subbuhi

جو > صبو حى) Çok tesbih eden cevher. tas. a İnsanın meleküti ruhu. Buna mürğ-ü kuddusi çok takdis eden kuş da denir.

05
Sözlük

Cevher-i ulum

>) İlim cevherleri. 2. tas a Şeriatten şeriata, zamana ve mekâna göre değişmeyen ezeli ve ebedi hakikatler (kı; Sora Suresi, 13). b Gizli tutulması ve açıklanmaması gereken, yanlış anlaşılmaya elverişli bilgiler, gerçekler. Ali Zeynelabidin şöyle der: “Bende nice ilim cevheri var ki, onları açıklasam bana putperest derler ve idamıma fetva verirler” (İFM 1: 39, 261). Cevher-i vücut هر و جو >) 1. Varlık cevheri. 2. tas. Nefes-i rahmani (arş 4). Bkz. Nefes. Cevheriyan Cevherden olan varlıklar. b Meleküti ve ruhani varlıklar (SF; ). Varlık cevheri. 2. tas. Nefes-i rahmani (arş 4). Bkz. Nefes. Cevheriyan Cevherden olan varlıklar. b Meleküti ve ruhani varlıklar (SF; ).

06
Sözlük

Cihân-ı reng-âmizi

Renkli âlem. tas, Dış dünya, Cihan-ı subhani Lâhüt âlemi, en yüce meleküt, Cihan-ı tahayyül Hayal âlemi, kevn-fesat (olus-bozulus) âlemi, dünya hayatıyla ilgili olan.

07
Sözlük

Derun

Bâtın, iç. tas. Meleküt âlemi (us). Gönül âlemi, ruhani âlem. Derüni âşinâ ol câhilân bigâne desinler Heman vaktın gözet sen akılân divâne desinler Hasırzâde Elif

08
Sözlük

Ervah-i mukaddese

( Meleküt âlemindeki mücerret ruhlar. Bu ruhlara kudsiyan, ervah-i kudsiye, ervah-ı dliye, ervah-1 mükerreme ve insani ruhlar gibi isimler de verilir (sr). 2. Bedenlerinden ayrılan ermişlerin ruhlarına da bu isim verilir. Er-zade (¢ 5! + > e!) Bektaşilikte şeyhin, şeyh olan oğlu. Esâmii.ar.( sU!) t. İsim 1. İsimler, adlar. 2. tas. İlahi isimler, âlemdeki varlıkların ve şeylerin hakikatleri (sr). Bkz. Esma, İsim. Esareti. ar. سارة) ( 1. Esirlik, tutsaklık. 2. tas. Hakikate ulaşmaya engel olan zevair (görünüm, dışyüz) (sr). Bedenlerinden ayrılan ermişlerin ruhlarına da bu isim verilir. Er-zade (¢ 5! + > e!) Bektaşilikte şeyhin, şeyh olan oğlu. Esâmii.ar.( sU!) t. İsim 1. İsimler, adlar. 2. tas. İlahi isimler, âlemdeki varlıkların ve şeylerin hakikatleri (sr). Bkz. Esma, İsim. Esareti. ar. سارة) ( 1. Esirlik, tutsaklık. 2. tas. Hakikate ulaşmaya engel olan zevair (görünüm, dışyüz) (sr). İsimler, adlar. 2. tas. İlahi isimler, âlemdeki varlıkların ve şeylerin hakikatleri (sr). Bkz. Esma, İsim. Esareti. ar. سارة) ( 1. Esirlik, tutsaklık. 2. tas. Hakikate ulaşmaya engel olan zevair (görünüm, dışyüz) (sr). Esirlik, tutsaklık. 2. tas. Hakikate ulaşmaya engel olan zevair (görünüm, dışyüz) (sr).

09
Sözlük

Gurbet

Maksada ulaşmak için vatandan ayrılmak; eşten, dosttan ve tanıdıklardan uzak kalmak. Sûfîlere göre insanın aslî vatanı ruhlar âlemidir; dünya hayatındaki yabancılık duygusu ruhun geldiği âleme duyduğu özlemle açıklanır. Mevlânâ’nın Mesnevî başındaki ney hikâyesi bu ayrılık ve dönüş arzusunun en tanınmış ifadelerindendir.

10
Sözlük

Halvethane

Sâlikin tek başına ibadet ettiği yer, inzivaya çekildiği köşe, çilehane. Tekkelerin ve bazı mescitlerin çevresinde yapılan kapalı, karanlık ve daracık hücre ve odalar. 2. Velayet makamındaki kemal halleri. Sâlikin Hak'la Hak olduğu makam, sevenle sevgilisinin birleştiği mertebe, ilâhî harim. Halvethane-i dost, Halvethane-i esrar Hak ile üns halinde olma makamı, Halvethane-i kurb Hz. Mevlâ'ya yakın olma hali. Halvetiyan-ı meleküt Tarikat civanmertleri, yol erleri. | Halvethane-i tevhit Fena makamı, Hanedan İl | Halvet yolu İnzivayı esas alan tarikatler, tarik-i halvet. | | Velayet makamındaki kemal halleri. Sâlikin Hak'la Hak olduğu makam, sevenle sevgilisinin birleştiği mertebe, ilâhî harim. Halvethane-i dost, Halvethane-i esrar Hak ile üns halinde olma makamı, Halvethane-i kurb Hz. Mevlâ'ya yakın olma hali. Halvetiyan-ı meleküt Tarikat civanmertleri, yol erleri. | Halvethane-i tevhit Fena makamı, Hanedan İl | Halvet yolu İnzivayı esas alan tarikatler, tarik-i halvet. | |

11
Sözlük

Hayret

Şaşmak, şaşırmak. 2. tas. Kalbe gelen bir tecelli (vârit) sebebiyle sâlikin düşünemez ve muhakeme edemez hale gelmesi. Hayret ya delilde olur veya medlulde. Allah'ın varlığını ispatlayan delilde hayrete düşmek zindikhk ve mülhitliktir. Medlulü, yani delille varılan Hakk'ın tecellilerini temaşada hayrete düşmek sıddıklıktır (si 421). Hayzu'r-rical (4 1 (حايز 1, Erkeklerin hayzı. 2. tas. Sâlikin cezbeye kapılarak ve j Hazret-i ilmiye-i amaiye vecde gelerek kendinden geçmesi, bu yüzden hayız gören kadınlar gibi Allah'ın huzuruna çıkamaması, namaz kılamaması hali. Bazı mutasavvıflar kerametleri ve harikulade halleri de bir eksiklik olarak değerlendirir ve bu hallere de erlerin hayzı derler. Henüz irşat ehliyetini kazanamadığı için kendisine uyulmayan ve örnek alınmayan sâlikler de hayız halinde sayılır. İrşat ehliyetini kazandıkları zaman artık er olurlar.: Hazarât-ı hams (> (حضر ات 1. Beş mertebe, beş âlem. 2. tas. Varlığın beş genel ve tümel kategorisi: Mutlak gayb hazreti, a'yân-ı sâbite âlemi; mutlak şehadet hazreti, mülk âlemi; izafi gayb hazreti (bu da iki kısımdır: mutlak gaybe yakın olan kısım, yani ruhlar âlemi, mücerret nefsler ve akıllar âlemi; mutlak şehadet âlemine yakın olan kısım, yani misal âlemi, meleküt âlemi); dört âlemi içeren hazret, insan âlemi. Mülk âlemi, meleküt âleminin mazharı ve tecelligâhı, meleküt âlemi ceberüt âleminin mazharı ve tecelligâhı, ceberüt a'yân-ı sâbite âleminin mazharı ve tecelligâhı, o da ilâhî isimlerin ve vahdaniyet hazretinin tecelligâhı, bu da ahadiyet ve ahadiyet hazretlerinin tecelligâhıdır; böylece hazret ve âlem sayisi yedi olur (kı; cr). Beş hazrete tenezzulat-1 hams denir. Beş mertebe, beş âlem. 2. tas. Varlığın beş genel ve tümel kategorisi: Mutlak gayb hazreti, a'yân-ı sâbite âlemi; mutlak şehadet hazreti, mülk âlemi; izafi gayb hazreti (bu da iki kısımdır: mutlak gaybe yakın olan kısım, yani ruhlar âlemi, mücerret nefsler ve akıllar âlemi; mutlak şehadet âlemine yakın olan kısım, yani misal âlemi, meleküt âlemi); dört âlemi içeren hazret, insan âlemi. Mülk âlemi, meleküt âleminin mazharı ve tecelligâhı, meleküt âlemi ceberüt âleminin mazharı ve tecelligâhı, ceberüt a'yân-ı sâbite âleminin mazharı ve tecelligâhı, o da ilâhî isimlerin ve vahdaniyet hazretinin tecelligâhı, bu da ahadiyet ve ahadiyet hazretlerinin tecelligâhıdır; böylece hazret ve âlem sayisi yedi olur (kı; cr). Beş hazrete tenezzulat-1 hams denir.

12
Sözlük

Ima

x, Işaret, hissettirme. 2. tas. a İşaretsiz ve ibaresiz hitap. b Organ hareketiyle olan işaret, işmar. c Bir bilgiyi ve manayı, kimsenin farkedemeyeceği şekilde gizlice muhataba intikal ettirme. İmâmân i ar, ماما ن) 1) 1. Iki imam. 2. tas. Biri kutbun sağında, diğeri solunda yer alan iki veli. Sağdaki meleküt, soldaki mülk âlemine bakar. Soldakinin mertebesi daha yüksek olduğundan, kutbun halifesi odur.

13
Eser

MAKAMLARIN İZAHI

Avârifü’l-Maârif · 59. bölüm · l-TEVBE MAKAMI Şeyhimiz Ebu’n-Necib es-Sühreverdî, bize, Enes b. Mâlik in (r.a) şunları anlattığını haber verdi: Rasûlullah (s.a.v)’a bir adam gelerek: 435- Ebû Nuaym, Hilye, VIII,

14
Eser

Sayfalar 18–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,

15
Eser

Sayfalar 410–416

Muzaffer Ozak Külliyatı · olsun. İşte nefsim! Ne istersen eyle! İlle ümmetim!» diye münacâat eylediginde, bizleri Habibine bagışlayıp, livail-hamd altında lûtfunla, rahmetinle, cem'eyle. Ahır ve âkıbetimizi