ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
30 sonuç · “Afak”
01Âfâkıyye / Akdağlık Hâceleri
Hidâyetullah Âfâk Hoca çevresinde Kaşgar ve Doğu Türkistan'da siyasî-mânevî güç kazanan; Akdağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.
Bekriyye
Mustafa Kemâleddin el-Bekrî'nin eser ve halifeleriyle Suriye, Mısır, Hicaz ve Kuzey Afrika'da büyüyen Şâbânî-Karabaşî hattı.
Boşnak Mustafa Efendi
Boşnak Mustafa Efendi (ö. 1092/1681 veya 1093/1682), Kasımpaşa Uşşâkî Âsitânesi’nin ikinci postnişinidir. Uşşâkî irşad hattının Balkan ve İstanbul çevrelerini birleştiren halkalarından biri olmuş; ardından post oğlu Hüsâmeddin Sânî’ye geçmiştir.
Hidâyetullah Âfâk Hoca
Âfâk Hoca, Kâsâniyye'nin Akdağlık Hâceleri adıyla bilinen kolunu Kaşgar ve Doğu Türkistan'da siyasî-mânevî bir güce dönüştürdü.
Kara Abdurrahman bin Mustafa Efendi
Kara Abdurrahman Efendi (ö. Şevval 976/Mart-Nisan 1569), Konyalı kıraat ve musiki âlimi; Bursa Zeynîler Tekkesi çevresinde tasavvuf terbiyesi görmüş müderristir.
Mehmed Zekâi Dede Efendi
Mehmed Zekâi Dede Efendi (1825-1897), İsmail Dede Efendi'nin talebesi; beş Mevlevî âyini, dinî ve din dışı besteleri, Dârüşşafaka hocalığı ve yetiştirdiği musikişinaslarla repertuvar aktarımının ana halkalarındandır.
Muhammed b. Abdurrahman el-Gaştûlî el-Curcurî
Muhammed b. Abdurrahman el-Gaştûlî el-Curcurî (yaklaşık 1722–1793/94), Ezher’de Mustafa Kemâleddin el-Bekrî’nin halifesi Muhammed el-Hifnî’den yetişen, Cezayir’de Rahmâniyye’yi kuran ve iki makamı sebebiyle ‘Ebû Kabreyn’ diye anılan Halvetî-Şa‘bânî şeyhidir.
Mustafa Kemâleddin el-Bekrî
Mustafa Kemâleddin el-Bekrî, Şam, Kudüs, Hicaz ve Mısır’da etkili olan; çok sayıdaki eseri ve halifeleriyle Halvetîliği geniş bir coğrafyaya taşıyan 18. yüzyıl sûfîsidir.
Şeyh Mustafa Kanber Efendi
Mustafa Kanber Efendi, Şeyh Muslihuddin Dergâhı'nda hizmet eden Uşşâkî şeyhi; bir müridin Kilitbahirli Hüseyin Hüsnü Efendi'ye intisabına aracılık ettiği kaydedilen şahsiyettir.
Afak
& Ufuk. Ufuklar. Dünya, maddi âlem. “Mana ve gönül âlemine ise enfüs denir (Fussilet Suresi, 53) Tasavvufta Allah, afaktan çok enfüste (kalp) aranır. Afaki ayetler Hakk'ın birliğine delalet eden dış âlemdeki her zerre. Birliği çoklukta bulmak. Bkz. Ayet.
âfâkî
Dış dünya ile ilgili şeyler karşısında bireyin şahsî görüş ve inanışlanna bağlı olarak değerlendirilen ve herkesin izleyip gözleyebileceği reel durumlar, “enfüsî” sözünün karşıtı, objektif. Kur’ân-ı Kerîm (Fussilet suresi 41 / 53) ’de bu söz, “enfus” sözü ile birlikte kullanılmıştır.
Yavsî Baba Tekkesi (Sivâsî Tekkesi)
İstanbul · Türkiye · Şeyh Resmî mahallesinde, Yavuzselim (eski adı Sakızağacı) caddesinde, Osmanlı döneminde Sultanselim Çukurbostanı olarak anılan Aspar Su Haznesi'nin güneybatı köşesinde, Dârüşşafaka lojman binasının bulunduğu arsada yer alıyordu. Ayvansarâyî, yapının Şeyh Muhyiddin Muhammed Efendi için kiliseden mescide dönüştürüldüğünü kaydeder. Şeyh Yavsî'nin vefatından sonra posta sırasıyla Serezli Muslihuddin Efendi, Abdürrahim Müeyyedî ve Bahâeddinzâde Muhyiddin geçmiştir. Sonraki dönemde Sivâsî Tekkesi adıyla anılmıştır.
Mûsâfakih mahallesi
Kastamonu · Türkiye · Doğduğu mahalle. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ömer Fuâdî : Ömer Fuâdî (ö. 1636), Kastamonu’daki Şâbân-ı Velî Âsitânesi’nde otuz üç yıl postnişinlik yapan; menâkıbnâme, tarikat âdâbı, devran ve şiir alanlarında çok sayıda eser bırakan Halvetî-Şâbânî şeyhidir.
Dârüşşafaka
İstanbul · Türkiye · Dokuz on yaşlarında yetim kaldıktan sonra girip 1890'da mezun olduğu mektep; mûsiki muallimi Eyyûbî Zekâi Dede'den ilk derslerini burada aldı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Avni Konuk : Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.
Dârüşşafaka
İstanbul · Türkiye · 1909'dan 1944'teki emekliliğine kadar edebiyat ve usûl-i tahrîr muallimliği yaptığı mektep — otuz beş yıllık hocalık. İlişkili kişi dosyası Tâhirülmevlevî : Tâhirülmevlevî adıyla tanınan Tâhir Olgun, Mesnevî dersleri ve şerhi, edebiyat tarihi çalışmaları, tercümeleri ve dergiciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü Cumhuriyet devrine taşıdı.
Dârüşşafaka Mektebi
İstanbul · Türkiye · 1876'da fahrî olarak başladığı mûsiki muallimliğine 1883'te asaleten tayin edildi ve görevi vefatına kadar sürdürdü. Kaynak buradaki meşklerini özellikle önemser: kabiliyetli talebeleri özel meşk halkasına alır, onlara notasız ve işaretsiz bütün perdeleri tahlil etmeyi öğretirdi. Birçok eserini Eyüp'teki eviyle mektep arasında yürürken bestelediği oğlu Ahmet Irsoy tarafından nakledilir. Koordinat şehir düzeyindedir; mektebin tam konumu kaynakta belirtilmemiştir.
Şah Sultan Tekkesi
Eyüp, İstanbul · Türkiye · Dârüşşafaka'daki talebelerinden mûsikiye kabiliyetli olanlarla pazar günleri öğleden sonra buranın hünkâr mahfilinde meşk ederdi; salı akşamları ise dersler kendi evinde yapılırdı. Koordinat semt düzeyindedir; tekkenin tam konumu kaynakta tarif edilmemiştir.
Kâsâniyye ve Doğu Türkistan: İshâkıyye ile Âfâkıyye
Ahmed Kâsânî'nin usulünü, İshâkıyye–Âfâkıyye ayrımını ve Doğu Türkistan'da mânevî otoritenin siyasî güce dönüşmesini kaynak katmanlarıyla ele alan dosya.
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 48–56
Muzaffer Ozak Külliyatı · bütün bu alâmetler ölen o kimse için rahmet-i ilâhiyyenin nüzulüne işarettir. Haberde vârid olmuştur ki, Allahu teâlâ bir mü'minin ruhunu kabzetmek murad buyurduğunda, Melek-ül-mev
Sayfalar 58–64
Muzaffer Ozak Külliyatı · hına getirdiler. Orada, kadı efendi merhumun vasiyyetini okudu ve bir gece onunla birlikte kabirde geçirecek kimseye yüz altın verileceğini bildirdi ve talip olanların ortaya çıkma
Sayfalar 177–184
Muzaffer Ozak Külliyatı · - 177.gösterici, nuru evvel. bâ'si sonra Muhammed Mustafa. Müctebâ. Mürtezâ, Fe-kabe kavseyn-i ev-edna. Taki. Naki. Kureyşiyyül-Hâşimiyyül-Arabi, Mekki, Medeni. Haseneynil-ahseneyn
Sayfalar 176–181
Muzaffer Ozak Külliyatı · an oku, okut. Sadaka ver. İlle mevlûdu şerif kıraat et. Nebiyyi zişan için para sarf et. Onun yoluna sarf olunan para, ona bildirilir. Ona verdiğin salâtı, o bilir. Elinden geldiği
Sayfalar 182–188
Muzaffer Ozak Külliyatı · hem hazretlerinin kim olduğu haber verilince de adamda şafak attı. Zira, bilindiği gibi Ibrahim Edhem hazretleri saltanatı ve tâc-ü tahtı terketmişti ama, ülkenin padişahı oğlu idi
Sayfalar 211–217
Muzaffer Ozak Külliyatı · mağa çalışalım. Anladıklarımızı da değerlendirıneğe alışalım. Birbirimizi aldatmayalım ve itirat edelim ki, düşmanlarımız bize nazaran çok ama pek çok çalışıyorlar. Bu çalışmaların
Sayfalar 210–215
Muzaffer Ozak Külliyatı · gusl etse, yâni baştan ayağa yıkansa, temizlense. O kimsenin günahları örtülür. Mescide giderken, oraya varıncaya kadar her bir adımına yirmi sene ibadet etmiş sevabı verilir. Nama
Sayfalar 269–276
Muzaffer Ozak Külliyatı · - Müjde ya Edhem, diye ilâve etmişti. Bu kızda hayat eseri var.. Gerçekten, öldüğü sanılan kızın kolundan bir miktar kan almış ve aradan bir saat kadar geçtikten sonra uykudan uyan
Sayfalar 270–276
Muzaffer Ozak Külliyatı · ederken, katlolunmayı, sonra tekrar dirilmeği, tekrar katlolunmayı ve tekrar dirilmeyi diler ve defalarca şehit düşmeyi isterdim. Şehitlik rütbesini ihraz etmeğe bu derece arzu ve
Sayfalar 247–255
Muzaffer Ozak Külliyatı · zun olarak gezenler, bu sıfatlara bürünen kişiyi temsil ederler. Bayram günü aç gezenler de, dünyada orucunu tutmamış, aç kimseleri doyurmamış oldukları için mahşerde aç ve susuz o