ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
192 sonuç · toplam 192 · “Vakit” · 6/8
01İsfirâr-I Şems Vakti
Güneşin sararması vakti. Tozsuz, dumansız, berrak bir havada güneş ışığının geldiği yerlerin veya kendisinin bakacak kadar sararmaya başlamasından (güneşin alt kenarının görünen ufuktan bir mızrak boyu yükseklikte olduğu vakitten) güneş bat…
İsrâfil Aleyhisselâm
Dört büyük melekten biri. Kıyâmet kopacağı vakit sûr denilen boruya üfürmekle vazîfeli olan melek. İsrâfil aleyhisselâm Sûr'a iki defâ üfürecektir. Birincisinde Allahü teâlâdan başka her diri ölecektir. İkincisinde hepsi tekrar dirilecektir…
İsyân
Karşı gelme, baş kaldırma, âsî olma. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Fakat Allahü teâlâ size îmânı sevdirmiş ve onu kalblerinize zînet yapmıştır. Küfrü, fıskı ve isyânı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar…
İşâ-İ Evvel
Yatsının ilk vakti. Batıdaki mer'î (görünen) ufuk hattı üzerinde, kırmızılığın kaybolması ile başlayan vakit. Güneşin üst kenarının ufk-ı mer'î altında, on yedi derece yüksekliğe indiği vakit. Yatsı namazının vakti, İmâmeyn'e (İmâm-ı Ebû Yû…
İşâ-İ Rabbânî
Hıristiyanların, dinlerinin temel inançlarından biri gibi kabûl ettikleri akşam yemeğinde güyâ Îsâ aleyhisselâmın etini yiyip, kanını içerek onunla birleşeceklerine ve böylece günâhlarının döküleceğine inanmaları. Îsâ aleyhisselâmın tebliğ…
Aykaççile
Farsça, kırk anlamına gelen çihil’den düzenlenmiş bir terim. Bir şeyh nezaretinde derviş, karanlık bir hücrede yalnız başına kırk gün süre ile az uyumak, az yemek, az içmek ve mümkün mertebe sürekli ibadetle meşgul olur ki bu olaya, çile de…
Gayn (cai)
Arapça. Susamak, içi bulanıp kusayazmak, hava bulutla kaplanmak, yağmurlanmak, (meçhul olarak) kalbi şehvet kaplamak. Tasavvufî bir terim olarak bu kelime, lügat mânâsına uygunluk arzeder. Kalbin günahla veya dünyevî meşguliyetle, Allah’tan…
Kâri-İ Mesnevî
Arapça, Mesnevî okuyan demektir. Mesnevî-hanlar Mesnevî okurken, yanlarına oturup, onlara takıldığı yerlerde yardım ederlerdi. Mesnevî-hanlar, Mesnevî’yi ezbere bilirler ve dersi ezbere yaparlardı. Sonraki dönemlerde, güçlü Mesnevî hafızlar…
Meclis-İ Meşayıh
Şeyhler konseyi anlamında Arapça bir izafet terkibi. Tekkelerin işleriyle meşgul olan ve meşihat dâiresi tarafından kurulan bir teşekkül. Görevi, tekkelerin tarikat usûllerine göre, idarelerini temin ve tekke şeyhliklerine faziletli ve aydı…
Mekke
Müslümanların beş vakit namazda yöneldiği, Ka’be’nin bulunduğu, Hicaz bölgesindeki şehir. Sûfiyyenin ileri gelenleri, Mekke’de mücavir olarak, mukaddes yerlerde, kendilerini kulluğa hasrederlerdi. Mekke’deki bu makamın, ahlâkı olgunlaştırıp…
Mesâlik-İ Cevami’il-Eşyâ
Eşyayı toplayanların yolları anlamında Arapça bir tamlama. Kâşânî şöyle der: Bilinen ve görülen fiilî ve vasfî durum söz konusu olmaksızın, zâtın zatî isimler ile zikredilmesidir. Allah’ın bütün isimlerinin aslı, mutlak zât’tır. Onu ta’zim…
Nasib Almak
Arapça’da nasib, pay demektir. Özellikle Bektaşîlerde, tarikata girmek isteyen kişiye bir tören uygulanır ve buna nasib almak denir. Tasavvufa girene de nasibli denir. Şeyhin, istekliye tasavvuf dersi vermesi de, “nasib vermek” şeklinde dey…
Sa’ak
Yıldırım düşmesi, şiddetli gürlemek, bayılıp kendinden geçmek ve helak olmak gibi çeşitli anlamlarıolan Arapça bir kelimedir. Kur’an-ı Kerimde, Hz. Musa’nın Tur-ı Sina’daki bayılışı konusunda geçer: “Musa, tayin ettiğimiz vakitte (Tur-ı Sin…
Sâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…
Seher
Arapça, gece uykusuz kalmak, uyumamak demektir. Orta harfi “he” dir. Zariyat/18’de, Allah şöyle buyurur: “Onlar gecenin son vakitlerinde (tan yeri ağarmadan önce) istiğfar ederler”. Bu âyete, başta Hz. Peygamber (s) olmak üzere sûfiler, büy…
Telef
Arapça, helak olmak, heder olmak demektir. Telef, ölümden ibarettir. Ölüm ve helak olma (telef), vakti gelince helak olması beklenen şeye denir.TELKİN; Arapça, birine bir söz anlatmak, öğretmek, dikte etmek anlamlarında kullanılan bir kelim…
Topuğa Çıkmamak
Buna, çizmeyi aşmamak da denir. Ehliyetsiz kişilerin, vakitsiz dava sahibi olmaları. Bu derin olma-yan, topuğa bile varılmayan sığ suların, derin denizlerle savaşına benzer.Aşkına düşen âşıklar, İçer ağuyu nûş eder. Topuğa çıkmayan sular, D…
Vakt-İ Dâim
Devamlı olan vakit anlamında Arapça bir ifade. Kaşanî bunu, sürekli olan ân diye tanımlar.
Vakt-İ Müsermed
Arapça, uzun zamanı ifade eden bir söz. Sermedî kelimesi, zamansız ve mekansızlığı ifâde eder. Sermedî hayat, sonsuz (ezelî ve ebedî) hayat anlamındadır. Bir sûfi benim vaktim müsermeddir, dediği zaman o, bununla, değişmeksizin hal olarak,…
Vefa Bi-Hıfzi Ahdit-Tasarruf
Arapça, tasarruf sözünü, korumaya uymak anlamında bir ifade. Vefa sana düşen kulluk görevinden, sana tasarruf etmen üzere bağışlanan vakitler konusunda acizliğinden ve âdetlerin kaldırılmasından uzak kalmaman (yani gaflete düşmemen) dir.
Livâ-İ Hamd
Hamd (şükür) sancağı. Kıyâmet gününde, canlılar dirilip, Arasat meydanında toplanınca, Allahü teâlâ tarafından Peygamber efendimize ihsân edilecek olan ve altında bütün inananların toplanacağı sancak-ı şerîf. Kıyâmette herkes sustuğu zaman…
Mâlâya'nî
Dünyâ ve âhirete faydası olmayan iş, boş söz, lüzumsuz şey. Allahü teâlânın, bir kulunu sevmemesinin alâmeti, onun mâlâya'nî ile vakit geçirmesidir. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî) Bir kimsenin müslümanlığının güzelliği, mâlâya'nîden kaç…
Dâvûd Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîmde adı geçen ve İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Hem peygamber, hem sultân yâni hükümdâr idi. Soyu Yâkûb aleyhisselâmın Yehûda adlı oğluna ulaşır. Süleymân aleyhisselâmın babasıdır. Kudüs'te doğdu. Orada yaşadı ve…
Mektûbât
Din büyüklerinin yakınlarına ve sevdiklerine gönderdiği, nasihat mektublarından meydana gelen kitap. Muhammed Ma'sûm-i Fârûkî hazretleri Mektûbât kitâbında buyuruyor ki: "Bu kısa ömrde, en mühim işleri yapınız. Geceleri ibâdet yapmağı ve se…