ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
75 sonuç · toplam 75 · “Cezbe” · 3/4
01Tersa Beçç
Farsça, Hıristiyan çocuğu. Mürşid-i Kâmilin çocuğu veya halifesi. İlâhî cezbe ile gönüllere gelen manevî ilaç.
Hilye-İ Seâdet
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem görünüşü veya O'nun görünen bütün uzuvlarının şeklini, sıfatlarını, isimlerini ve güzel huylarını anlatan yazılar. Süslü levhalar üzerine yazılan bu yazılara Hilye-i şerîf de denir. Pek çok…
Sâlik-İ Meczûb
Tasavvufta cezbesi yâni hak yola çekilmesi sülûkünden sonra olan sâlik. Tasavvuf yolunun sâlikleri (yolcuları), ikiye ayrılır: Ya mürîd olurlar yâhut murâd olurlar. Murâd olanlara müjdeler olsun! Cezbe ve muhabbet yolundan, bunları durmadan…
Allah Derdini Artırsın
Sufilere göre, dert, gerçek aşktır. Dert, gerçeğe ulaşma derdidir. Bu bakımdan herhangi bir can, bilhassa tarikata yeni intisab eden bir kişi bazı hallere maruz kalır, cezbelere uğrar, yanar, yıkılırsa başındaki maneviyat öğretmeni veya dua…
Şühûd
Görme. Tasavvuf yolunda ilerleyenin kalb ve rûh ile çeşitli mertebeleri görmesi. Keşf (gizli bilgilerin açılması) ve şühûd sâhibi milyonlarca âşık, Fahr-i âlemi (sallallahü aleyhi ve sellem) ziyâret ederek, Allahü teâlânın sonsuz nîmetlerin…
İctibâ
Seçmek, seçilmek. Evliyâlıkta, vâsıtanın, aracının şart olmadığı cezbe (çekilme) ile ilerleme.
Buse
Farsça öpmek, öpücük demektir. Tasavvufi olarak bâtındaki feyz ve cezbe; müjde alındığında duyulan zevk veya haz; ilim ve amel; anlama ve anlatma bakımından sözün keyfiyetini kabul etme yeteneği; ruhun vasıtasız olarak aldığı zevk veya haz…
Cezb
Arapça kendine çekmek anlamına gelir. Allah’ın kulunu kendi hazretine çekmesi.Cezbu’l-Ervah : Ruhların çekilişi demektir. Münacat, muhataba, sırların müşahedesi ve kalplerin yücelmesi vs. gibi inayet ve tevfikten ibarettir. Harraz bu konuda…
Çeşm-İ Sihr-Engiz
Farsça, büyüleyici göz, sihirli bakış. Tasavvuf! anlamcilâhî cezbe.
Kanını İçine Akıt
Cezbe geldiği zaman veya bir hâl zuhurunda, dervişin bunu dışarı aksettirmemesi, sezdirmemesi ve normal davranıştan uzaklaşmaması demektir. Bu, temkin ehli sûfilerde olur. Telvin ehli olanlarda bu durum aksinedir. Bu, melâmet tavrı olarak d…
Karabaşiyye
Halveti tasavvuf okulunun kollarından birinin adı. Şeyh Ali Alâeddin Karabaş-ı Velî (ö. 1097/1686) tarafından kurulmuştur. Karabaş-ı Velî, Arapgir’lidir. Genç yaşında, İstanbul’a Fâtih Medresesi’ne gelerek derslere başladı. Bir süre sonra c…
Mey-İ Aşk
Farsça, aşk şarabı demektir. İlâhî tecelli, cezbe ve neş’e hali.
Mecânîn-I Ukalâ
Akıllı mecnunlar, akıllı deliler, anlamında Arapça bir tâbir. Sürekli cezbe halinde bulunan mecnûnlar, irşâddan sakıt olmuş, kendi maişetlerini tedarik edemeyen kimselerdir. Akşemseddin, meczûblaşma olayını şu şekilde anlatır: Zikir ile meş…
Nazar-I Hakkanî
Arapça, hakikate ait bakış demektir. Mürşidin bakışıyla dervişin cezbeye maruz kalması ve bu suretle fenaya ermesi yerinde kullanılan bir ifâdedir. Ancak bu nazar, tefekkürî bir bakıştır.
Nefy Ü İsbat
Yok etme ve var etme anlamlarına iki Arapça kelime. Nakşî ıstılahıdır. Nakşî büyüklerinden gelen ikinci zikir şekli. Kalp ile yapılan Hafî zikrin Nefy ü İsbât ile yapılmasıdır. Müride telkin edilen “La ilahe illallah” kelime-i tevhidi Nefy…
Serdi
Farsça’da soğukluk demektir. Muhabbet makamının sonunda nefs soğur. Bunun mukabili olan germî (sıcaklık) ilahî aşk hararetine kapılma ve bunun sonucu olarak, cezbelenme, coşku halini ifade eder.
Şerbet Vermek
Bedeviye tasavvuf okulu ıstılahındandır. Bey’at töreni yapılırken, mürşidin yaptığı telkin ve içirdiği şerbet için, şerbet vermek tabiri kullanılır. Şerbet, yedi şeyle birlikte verilirdi. Müridin çok cezbeli olması istenirse şerbet, nefes v…
Veche’l-İnaye
Arapça, yardımın iki yönü anlamında bir isim tamlaması. Bu iki yön, cezbe ve sûlûkdur. Ve bu ikisi hidâyetin iki yüzüdür.
Ma'iyyet
Berâberlik. Her an Allahü teâlâ ile berâber olma. Huzur, cem'iyyet, vilâyet-i Hâssa-i Muhammedî de denir. Ma'iyyet yolu, cezbe (Allahü teâlânın çekmesi) yollarından biridir. Ma'iyyet yolundan Allahü teâlâya kavuşmak nasîb olursa, aracı, vâs…
Râh-I Mürîdân
Tasavvufta müridlerin, talebelerin yolu. Allahü teâlâya kavuşturan yollardan. Sâlikler (tasavvuf yolunda ilerleyen talebeler) yolu. (Bkz. İnâbet) Allahü teâlâya kavuşturan yollar ikidir: Râh-ı mürîdân ve râh-ı murâdân. Râh-ı mürîdân, müridl…
Sünbül Efendi Hankâhı (Koca Mustafa Paşa Dergâhı)
İstanbul · Türkiye · Sefîne, Karasarıklı İbrâhim Efendi'nin bu hankâhın semâhânesinde zikre katıldığını ve bir cem‘iyyette cezbeye tutulduğunu kendi ağzından naklettiğini kaydeder. Metinde "Sünbül Hankāhı" ve "Hankāh-ı Hazret-i Sünbül" olar…
Kırkçeşme
İstanbul · Türkiye · Pîr-i Sertıraş'ın bulunduğu semt; Beşir Ağa'nın tıraş olurken cezbeye tutulup intisap ettiği yer olarak anlatılır. İlişkili kişi dosyası Lebeni Şeyh Beşir Ağa : Beşir Ağa" derler. Fukara ve ahbabını dil.ima adab-ı şeria…
Tebriz
Tebriz · İran · Molla Hasan'ın evlât edinip medrese öğrenimi gördürdüğü, Uzun Hasan'dan “tarhan” unvanını aldığı ve cezbe hâlini yaşadığı şehir. Şah İsmâil'in 1502'de girmesiyle terketti. İlişkili kişi dosyası İbrâhim Gülşenî : Dede Ömer Rû…
Çapkun Dede (Şeyh Sâlih)
Şeyh Sâlih, kaynakların “Meczûb-ı İlâhî Çapkun Dede” başlığıyla andığı; süratli hareketleri sebebiyle bu lakabı taşıyan, vaktini ilim tahsiline ayırmış ve çevresinde güven telkin etmiş bir derviştir. Cemâziyelevvel 1112/Ekim-Kasım 1700’de v…