ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
1305 sonuç · toplam 1305 · “Düş” · 19/55
01cem'ü’l-Kur’ân
(jîjül Kur’ân-ı Kerîm’in toplanması ve Mushaf hâline getirilmesi. Hz. Peygamber zamanmda aralıklarla nazil olan ayetler toplu olarak bir araya getirilemiyordu. Her gelen ayet derilere, kâğıtlara, kaburga kemiklerine, hurma dallarına, ince v…
sıfat-ı nefsiyye
Allah’ın yokluğu düşünülemeyen vücûd sıfatı için kullanılan kelâm terimi
yâdkerd
Orta Asya’da yaygın ola Hâcegân silsilesi v Nakşibendiyye tarikatind sûfînin mürşidinden aldığı zik sürekli olarak kalbinden ve din, linden düşürmemesi anlamında laterim, bk. Hâcegân hî
hulefâ-yı râşidîn
Ömer’in neşesinde şeriat, Hz. üş Osman’ın neşesinde tarikat, r! Hz. Ali’nin neşesinde hakikase ti görme anlamında terim. rıhulefâ-yı râşidîn ç. a. Dört halife (Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osmı, man, Hz. Ali). Hz. Peygamm ber’den sonra halif…
nâsıbe
îmamiyye Şî'ası ina çerçevesinde Hz. Ali yolun yürüyen kimseler ve tarikatler için düşmanlık bes 527 nasihat dör yen inaçlara veya gruplara, yani öre Hz. Osman taraftarlığı yapan lâk kimselere verilen ad. İh-
munfasıl
Hadis e biliminde, senedinden iki veya a daha fazla ravî düşürülmüş ya a, da atlanmış hadis. l-
a, mücessime
Allah’ı a cisim olarak düşünenlere veya e cenâb-ı Hakk’a cismanî özellikn ler yakıştırmaya yeltenen kimsekler. ât o Mücîb d. (u ^ j [Ar.] Sözlük anlamı “Dua ve dileklere iyi karşılık verren.” olan bu söz, “esmâ’ü’lrî hüsnâ” (Allah'ın güzel…
mi'râç, -cı
“Basamak, merdiven yükselme, göğe çıkma. ” anlamla rındaki bu söz, Hz. Peygam ber’in Kâbe’de buluna “Mescid-i Harâm”dan Kudüs’t bulunan ve Müslümanlarm il kıblesi ve de kutsal sayıla “Mescid-i Aksâ”ya yapılan ma nevî yolculuğu, oradan da gö…
rec'at
Şiî inanc veya bazı Şiî gruplarma göre, imamın ölümünden ve gaybete düşmesinden, yani tadan kaybolmasmdan so yeniden ortaya çıkması ya kıyametin kopmasmdan ö imamlarm dünyaya dönmel Bu söz, Türkçede “ric'at” b minde kullanılmaktadır
cem'ü’s-salâteyn
(j^ıui ^i İki namazı birleştirmek anlamında bir fıkıh terimi olan bu söz, öğle ile ikindi namazmı bu iki vakitten birinde birleştirilerek kılmması ve yine akşam ile yatsı anamazmı aynı uygulama ile bu iki vakitten birinde birleştirilerek kı…
ahkâm-ı hamse
ç. a “Vacib, mendub, mubah, mekruh, haram”dan oluşan beş hüküm. “Vacib”, kesin bir delille yapılması düşünülen dini görevler” (bk. bu made); “mendub”, farz ve vaciplerin dışında yapılması istenen dini görevler” (bk. bu made); “mubah” yapılı…
kunût
Sözlükte, “İba det etmek, itaatte bulunmak ayakta durmak. ” gibi anlamlar verilen bu söz, “Dua etmek, kötü lüklerden korunmak veya hayı elde etmek için namaz kılarak A lah’a sığınmak. ” anlamında bi fıkıh terimi niteliğini kazanmış tır. Kun…
Rahmânî
Allah’a ve ilâhî rahmete ait; şeytânî olanın karşıtı. İlham, hâl veya düşüncenin iyiliğe, doğruluğa ve şer‘î ölçülere uygun oluşunu belirtmek için kullanılır. Okuma notu Bir tecrübenin “rahmânî” sayılması yalnız güçlü hissedilmesine değil,…
ders-i âmm
ÇL^jj) Müderrislerin cami ve n benzeri yerlerde verdikleri al ders, va’az. 2. Medreselerde k öğrencilere, camilerde halka ı ders veya va’az verme yetkia- sine sahip müderris. Bu uni. vanı alabilmek için medreser den mezun olduktan ve ica /…
pîr-i fertût
Düşkün, zayıf kimse, bunak ihtiyar
Hâricîler
Hz. Ali ile Muâviye arasındaki Sıffîn Savaşı’nın ardından hakem kararına karşı çıkarak Hz. Ali’nin ordusundan ayrılan siyasî-dinî hareketin mensupları. Tarihî çerçeve “Hüküm yalnız Allah’ındır” sloganıyla hakemliği reddeden ilk grup Harûrâ’…
Harâm Lokma
Helâl olmayan ve dînen yenmesi yasaklanan yiyecek. Vücûduna harâm lokma karışmış bir kimse, namazdan tad duymaz. (Behâeddîn-i Buhârî) Mîde yenilen şeylerin toplandığı yerdir. Oraya helal lokma koyarsan, âzâlardan sâlih (iyi) ameller, işler…
Fenâ-İ Nefs
İnsanın kendine ve başkalarına bağlılığının kalmaması. Benliği unutup, bırakması. Yâni Allahü teâlâdan başka hiç bir şeyi bilmemesi ve sevmemesi. Fenâ-i nefs mertebesinde, mahlukların düşüncesi de dimağdan gider, kaybolur. (Ahmed Râûf) Fenâ…
Sû'-İ Zan
Kötü zan. Sû'-i zan etmeyiniz. Sû'-i zan, yanlış karar vermeğe sebeb olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayınız, kusurlarını görmeyiniz, münâkaşa etmeyiniz, haset etmeyiniz, birbirinize düşmanlık etmeyiniz, birbirinizi çekiştirmeyiniz,…
Mücâdele
Karşısındakinin câhilliğini veya haksızlığını ortaya koymak ve kendisinin akıl, fazîlet ve şeref bakımından üstün olduğunu isbât etmek için iki kişinin bir şey üzerinde tartışması. Haksız olduğu hâlde mücâdeleden vazgeçen kimseye Allahü teâ…
Muhkemât
Kur'ân-ı kerîmdeki mânâsı açık, meydanda olan, anlaşılabilen âyet-i kerîmeler. Muhkemin çoğulu. (Bkz. Âyet) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (Ey Habîbim!) Sana Kur'ân'ı, Allahü teâlâ inzâl etti (indirdi) . Onun bir kısmı muhk…
Gazâ
İnsanların İslâmiyet'i işitmeleri, müslüman olmakla şereflenmeleri yâhut müslümanların dînine, vatanına ve nâmusuna tecâvüz eden düşmanı kovmaları için yapılan muhârebe. Kim evinde oturduğu hâlde Allah yolunda mal infak ederse, ( harcarsa )…
Rûh-Ul-Kuds
1. Cebrâil aleyhisselâm. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Meryem oğlu Îsâ'ya da beyyineler (çok açık deliller ve mûcizeler) verdik ve onu Rûh-ül-kuds ile takviye ettik, kuvvetlendirdik. (Bekara sûresi: 87, 253 ) De ki; onu (…
Nefy Ve İsbât Zikri
"Lâ ilâhe illallah" mübârek sözünü diyerek yapılan zikr (Lâ ilâhe) yâni Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur, nefy; (illallah) yâni Allahü teâlâ vardır demek de isbât ifâdeleriyle belirtilmiştir. Nefy ve isbât zikrini çok yapınız. Bu güzel kel…