Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

26 sonuç · toplam 67 · “ma'rûf” · 1/2

01
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

ma'rûf

İslâm inancma göre, dinin hükümleri, genel kuralları ve emirleri çerçevesinde yapılması ve söylenmesi gereken, insanları yetiştirme, yönlendirme ve kötülüklerden uzaklaştırma anlamında her söz veya davranış için kullanılan terim, bk. “emr-b…

↗
02
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Ma'rûf (mârûf)

Dînin ve aklın beğendiği şey. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: İçinizden, insanları hayra çağıracak, ma'rûfu emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir. (Âl-i İmrân sûresi:…

↗
03
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Ma’rufiyye

Ma’rûf Kerhî’ye atfolunan bir tasavvuf okulu. Kerhî’nin vefat tarihi, h. 200/m. 816’dır.MÂSİK,

↗
04
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Emr-İ Ma'rûf

Dinde emredilen şeyleri öğretmek, yaptırmak. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey mü'min kullarım! Emrettiğim işleri, ibâdetleri yapar ve emr-i ma'rûf ve nehy-i münker eder iseniz, (günahlardan, kötülüklerden alıkorsanız) b…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Anz

(عا رض) ç Avârız. Engel, gelip gecici sey. tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şe…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

diyet

İslâm hukukuda adam öldürme veya yaralama hadiselerinde mağdur olan tarafa ceza veya kan bedeli olarak ödenen para veya mal karşılığı kullanılan terim. Diyet insanlık tarihinin en eski dönemlerinden başlayarak var olan ve uygulanan bir olgu…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

usûl-i hadîs

ulûmü’l-hadîs çin ya usûl-i hamse a. bu “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve mezhebinin temel beş inanç tü esasmı anlatan terim. Bu beş inanç, “tevhîd” (bk. bu madde), “adi” (bk. bu madde), b.] “va'd ve va'îd” (bk. bu madde), “menzile beyne’la. me…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

münker (II)

Ha biliminde, zayıf ravînin güve lir ravîye muhalefetinden dol zayıf olarak nitelenen hadis i kullanılan terim, “ma'rûf dis” zıddı

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Nizâmiyye

Hindistanlı ünlü veli, Nizamüddin Evliya diye maruf, Muhammed b. Ahmet el-Halvetî (ö. 725/1325) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Çiştiyye’nin kollarmdandır.

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Emirganiyye

İdrisiyye’nin Nûbe kolu. Kurucusu 1853’te vefat etmiştir.el-EMRU Bİ’L-MA’RUF ve’n-NEHYU ani’l-

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Halvetiye

Şeyh Ebu Abdullah Siracüddin Ömer b. Şeyh Ekmelüddin Lahcî (ö. 1349 veya 1397) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okuludur. Bu zat, halvet uygulamasına çok önem verirdi. Hatta, herkesten uzak kalmak üzere, içi boş, büyük bir çınar ağacına gir…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Münâkaşa

Çekişme, tartışma. Kimse ile münâkaşa etmeyen, haklı olsa bile, dili ile kimseyi incitmeyen müslümanın, Cennet'e gireceğini size söz veriyorum. Şaka yapmak, yanındakileri güldürmek için olsa bile, yalan söylemeyenin Cennet'e gireceğini size…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hisbet

İyiliği emr edip kötülükten alıkoymak husûsunda, hükûmet adamlarının bizzat işe karışıp gerekeni yapmaları. İhtisâb da denir. (Bkz. Muhtesib) Emr-i ma'rûf ve nehy-i münkeri el ile yapmak hükûmet adamlarına, dil ile yapmak din adamlarına, ka…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hâlis

Saf, temiz, hîlesiz, katkısız. Menfaat düşüncesi karışmadan sırf Allah için olan, riya ve gösteriş bulunmayan. İbâdetin kabûl olması için niyyetin hâlis olması lâzımdır. (Ali bin Emrullah) Bir kimse başkalarının görmesi için ibâdet eder vey…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şâziliyye

Evliyânın büyüklerinden Ebü'l-Hasen Şâzilî hazretlerinin tasavvuftaki yolu. Ebü'l-Hasen-i Şâzilî 1196 (H. 592)'de Tunus'ta Şâzile kasabasında doğdu. Silsilesi, bağlı olduğu tasavvuf kolu Sırrî-i Sekatî'den gelmekte ve bu yoldan Seyyid Ahmed…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hasîs

Parasını ve malını harcamamak için her türlü sıkıntıya, eziyete katlanan, paraya, mala aşırı düşkün olan; dînen verilmesi îcâb edeni, zekâtı ve sadakayı vermeyen, pinti, eli sıkı olan, bahîl, malda ve ilimde cimrilik eden. (Bkz. Cimri) Hasî…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İhtisâb

Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyulmasının, ilim ve ehliyet sâhibi bir devlet me'muru olan muhtesib tarafından sağlanması, emr-i ma'rûf nehy-i münkerin yâni iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak vazîfesinin el ile yapılması vazîfesi.…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İslâm âlimi

Dînî ilimleri bütün incelikleri ile zamânın fen bilgilerini de lüzûmu kadar bilen âlim. (Bkz. Âlim) Emr-i ma'rûfu (iyiliği emr) ve nehy-i münkeri (kötülükten menetmeyi) el ile yapmak hükûmet adamlarına, dil ile yapmak İslâm âlimlerine, kalb…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İşâret-İ Nass

Nassın (âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfin) görünen mânâsından başka, ayrıca maksûd olmayan, kastedilmeyen bir mânâyı da bildirmesi. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Onların ( boşanmış kadınların ) ma'rûf vechile ( örf ve âdete göre ) yiy…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cebertiyye

Ekberiyye’nin kolu olan bir tasavvuf okulu. Rifaiyye’nin de aynı adlı bir şubesi vardır. Bu kolun kurucusu: Şerefu’d-Dîn Abdü’l-Ma’ruf ismail b. İbrahim Abdü’ş-Şemsi’l-Cebertiyyi’l-Kureyşiyyi’l- Haşimiyyi’l-Yemeniyyi’z-Zebîdî (Ö. 806/1 403)…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Celvet

Arapça. Ortaya çıkmak, açık ve vazıh olmak manaları vardır. Esasen celî kelimesi hafî’nin zıddıdır. Celiyye, kesin haber (haber-i yakîn) gibi anlamları ihtiva eder. Celâ, vazıh olmak, keşf olmak gibi manalarda kullanılır. Tecellî de aynı şe…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hırka-İ Sufiyye

Arapça, sûfiyye hırkası demektir. Müridin, iradesine girdiği şeyhin elinden giydiği şey (şeyler) için kullanılan bir tabirdir. Bu, hırka veya taç gibi bir alâmet olurdu. Hırka giymek, tarikata girişi, mürşidle irtibatı sağlamayı ifade eder.…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sâhib

Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Meşâyıh-I Kirâm

Büyük velîler, büyük zâtlar. Meşâyıh-ı kirâmın büyüklerinden biri diyor ki: Diri iken tasarruf (himmet, yardım) yaptıkları gibi, öldükten sonra da tasarruf, yardım yapan dört büyük velî gördüm. Bunlardan ikisi, Ma'rûf-i Kerhî ile Abdülkâdir…

↗