Ara
Menü
ذ

Celvet

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-9698
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça. Ortaya çıkmak, açık ve vazıh olmak manaları vardır. Esasen celî kelimesi hafî’nin zıddıdır. Celiyye, kesin haber (haber-i yakîn) gibi anlamları ihtiva eder. Celâ, vazıh olmak, keşf olmak gibi manalarda kullanılır. Tecellî de aynı şekildedir. Sûfiyye’ye göre, Allah’ın keşif ve fetihlerine, ayrıca müridin kalbine zuhur eden tecellîler türünden olan nimetlerine denir. Yine meşhur ve maruftur ki, maneviyât yoluna yeni giren kişiye şeytan, halvet halinde çeşitli şekillerde gözükerek, onu mahzurlu konularda azdırmaya çalışır. Yahut, ejderha, büyük yılan şeklinde gelerek korkutur. Mürid ise, bu hiyleci şeytana zikir, tefekkür, susmak, nefsine karşı koymak, aç kalmak, uyanık kalmak, dua etmek, vird okumak, ibadet etmek suretiyle mukavemet eder. Neticede bu Allah düşmanına galip gelir, korku hali ümid haline dönüşür. Bu, korkudan sonraki emniyettir. Şeytan hangi şekilde gelirse gelsin, mürid Allah’ın sürekli kendisiyle beraber olduğunu (ihsan) tefekkür ederek onu yener, bozguna uğratır. Mürid halvetten çıktığı zaman, artık İlâhî ahlâkla muttasıf hale gelmiştir. Bu ilâhî sıfatların tümü, Allah tarafındandır. Bu durumda mürid, vücud organlarının kendi arzu ve isteğine göre hareket etmesinden sıyrılmış, Allah’a bağlı olarak hareket eder hale gelmiştir. “Kulum bana iyice yaklaşınca, Ben onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olurum, “hadisi ile “Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı” (Enfal/17) âyetinde belirtilen hâl, müridde devam eder. Özet olarak ifade etmek gerekirse, halvetten celvete yönelen kulun azaları, enâniyyetten silinmiş, Allah’a bağlanmıştır.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11025
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça. Ortaya çıkmak, açık ve vazıh olmak manaları vardır. Esasen celî kelimesi hafî’nin zıddıdır. Celiyye, kesin haber (haber-i yakîn) gibi anlamları ihtiva eder. Celâ, vazıh olmak, keşf olmak gibi manalarda kullanılır. Tecellî de aynı şekildedir. Sûfiyye’ye göre, Allah’ın keşif ve fetihlerine, ayrıca müridin kalbine zuhur eden tecellîler türünden olan nimetlerine denir. Yine meşhur ve maruftur ki, maneviyât yoluna yeni giren kişiye şeytan, halvet halinde çeşitli şekillerde gözükerek, onu mahzurlu konularda azdırmaya çalışır. Yahut, ejderha, büyük yılan şeklinde gelerek korkutur. Mürid ise, bu hiyleci şeytana zikir, tefekkür, susmak, nefsine karşı koymak, aç kalmak, uyanık kalmak, dua etmek, vird okumak, ibadet etmek suretiyle mukavemet eder. Neticede bu Allah düşmanına galip gelir, korku hali ümid haline dönüşür. Bu, korkudan sonraki emniyettir. Şeytan hangi şekilde gelirse gelsin, mürid Allah’ın sürekli kendisiyle beraber olduğunu (ihsan) tefekkür ederek onu yener, bozguna uğratır. Mürid halvetten çıktığı zaman, artık İlâhî ahlâkla muttasıf hale gelmiştir. Bu ilâhî sıfatların tümü, Allah tarafındandır. Bu durumda mürid, vücud organlarının kendi arzu ve isteğine göre hareket etmesinden sıyrılmış, Allah’a bağlı olarak hareket eder hale gelmiştir. “Kulum bana iyice yaklaşınca, Ben onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olurum, “hadisi ile “Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı” (Enfal/17) âyetinde belirtilen hâl, müridde devam eder. Özet olarak ifade etmek gerekirse, halvetten celvete yönelen kulun azaları, enâniyyetten silinmiş, Allah’a bağlanmıştır.</p>

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça. Ortaya çıkmak, açık ve vazıh olmak manaları vardır. Esasen celî kelimesi hafî’nin zıddıdır. Celiyye, kesin haber (haber-i yakîn) gibi anlamları ihtiva eder. Celâ, vazıh olmak, keşf olmak gibi manalarda kullanılır. Tecellî de aynı şekildedir. Sûfiyye’ye göre, Allah’ın keşif ve fetihlerine, ayrıca müridin kalbine zuhur eden tecellîler türünden olan nimetlerine denir. Yine meşhur ve maruftur ki, maneviyât yoluna yeni giren kişiye şeytan, halvet halinde çeşitli şekillerde gözükerek, onu mahzurlu konularda azdırmaya çalışır. Yahut, ejderha, büyük yılan şeklinde gelerek korkutur. Mürid ise, bu hiyleci şeytana zikir, tefekkür, susmak, nefsine karşı koymak, aç kalmak, uyanık kalmak, dua etmek, vird okumak, ibadet etmek suretiyle mukavemet eder. Neticede bu Allah düşmanına galip gelir, korku hali ümid haline dönüşür. Bu, korkudan sonraki emniyettir. Şeytan hangi şekilde gelirse gelsin, mürid Allah’ın sürekli kendisiyle beraber olduğunu (ihsan) tefekkür ederek onu yener, bozguna uğratır. Mürid halvetten çıktığı zaman, artık İlâhî ahlâkla muttasıf hale gelmiştir. Bu ilâhî sıfatların tümü, Allah tarafındandır. Bu durumda mürid, vücud organlarının kendi arzu ve isteğine göre hareket etmesinden sıyrılmış, Allah’a bağlı olarak hareket eder hale gelmiştir. “Kulum bana iyice yaklaşınca, Ben onun gören gözü, duyan kulağı, tutan eli olurum, “hadisi ile “Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı” (Enfal/17) âyetinde belirtilen hâl, müridde devam eder. Özet olarak ifade etmek gerekirse, halvetten celvete yönelen kulun azaları, enâniyyetten silinmiş, Allah’a bağlanmıştır.

Sözlüğe dön ←