ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
126 sonuç · toplam 336 · “mürîd” · 1/6
01Râh-I Mürîdân
Tasavvufta müridlerin, talebelerin yolu. Allahü teâlâya kavuşturan yollardan. Sâlikler (tasavvuf yolunda ilerleyen talebeler) yolu. (Bkz. İnâbet) Allahü teâlâya kavuşturan yollar ikidir: Râh-ı mürîdân ve râh-ı murâdân. Râh-ı mürîdân, müridl…
Miyâr-ı tarikat
Mürşid-mürid ilişkisi, günlük vird, zikir, halvet, rüya yorumu, kıyafet ve davranış adabını düzenleyen Şâbânî tarikatnâme geleneği.
Hırka-i İrâdet
Bir müridin şeyhe intisabını ve tarikat terbiyesine kabulünü gösteren, belirli bir merasimle giydirilen hırkadır. Hırka-i teberrükten farklı olarak yalnız sevgi ve bereket bağını değil, sülûk ve teslimiyet ilişkisini ifade eder. Hırka kaydı…
Hilâfetnâme
Bir şeyhin yetiştirdiği müride belirli bir yol veya usulde irşad, temsil yahut görev yetkisi verdiğini bildiren yazılı belgedir. Belgenin kapsamı sınırsız değildir: zikir telkini, tekke postu, belirli bölge veya genel irşad yetkisi farklı o…
Âdâb
İ) t. Edep Uyulması gereken görgü kuralları, göz önünde tutulması gerekli olan esaslar, izlenmesi gereken yol yordam. En iyi hal ve hareketler, ölçülü davranışlar, kişiler arasındaki iyi ilişkileri düzenleyen esaslar. tas. Süfilerin uydukla…
Ahit
Ahd. Söz verme, peyman, söz alma, taahhüt etme, üstlenme. tas, a Misak, peyman, emanet, bezm-i ezel'de ve kâlübelâ'da insanların Allah'ı Rab tanıyacakları ve kendilerini onun merbübu (kul) bileceklerine dair verdikleri SÖZ, yaptıkları muahe…
Ahitname
عهد نامه) r. Şeyhin yerine geçecek olan müridi ve halifeyi belirleyen yazılı belge veya sözlü beyan, hilafetname. 2. Müritlere yapılan tavsiyeleri ve tarikat mensuplarının uymaları gereken kuralları gösteren yazılı metin. (Bektasilerin ayin…
Ahz-ı feyz
Feyiz almak. Bir mürid veya muhibbin velî ve mürşidin sohbetinden yararlanması; terbiye, edep, irfan ve mârifet kazanması anlamında kullanılır. Ayırım Ahz-ı feyz mânevî yararlanmayı, ahz-ı icâzet ise şeyhten hilâfet ve irşad izni almayı ifa…
Ahz-ı nisbet
Bir mürşidden mânevî bağ ve tarikat terbiyesi almak; el alıp mürid olmak. Ahz almak, nisbet ise sâliki irşad zincirine bağlayan mânevî yakınlık anlamındadır. Terim yalnız şeklen biat etmeyi değil, sohbet, zikir ve âdâb yoluyla bu ilişkinin…
Ayna
İnsan-ı kâmilin kalbi. Allah'ın zat, sıfat, isim ve fiillerine mazhar ve tecelligâh olması itibariyle genel anlamda insana, özel anlamda kâmil insana ayna (ayine, mir'at) ve mir'ât-ı Hak, ayine-i Rahman denir; çünkü Allah, diğer varlıklarda…
Baba
Peder, ata. tas. a Şeyh, mürşit. Baba Arslan, Baba Maçin, Baba Simmâsi, Baba Tahir Uryani ve benzeri birçok şeyh Baba unvanıyla tanınmıştır. Iki tür babalık söz konusudur; cismani babalık, yani soy ve nesep babalığı ve ruhani/manevi babalık…
Biat
veya Beyat. Ahdetme, söz verme, bu amaçla el sıkma. tas. El almak; seyhine sadik ve bagh kalacagina, ona kayıtsız şartsız teslim olacağına, her dediğini itiraz etmeden yapacağına dair müridin mürşidine söz vermesi, bu amaçla tarikat mensupl…
Dest
Farsça el demektir. Tasavvufî metinlerde kudretin, tasarrufun ve mânevî yardımın sembolü olarak kullanılır; “dest-gîr olmak” bir müride yol göstermek ve elinden tutmak anlamına gelir.
Ehl-i tasfiye
Je!) Hakikatin manevi arınma ve ruhi temizlikle bileneceği görüşünde olanlara ehl-i tasfiye, tuttukları yola tarik-i tasfiye denir: Ehl-i vecd Vecde gelen, vecd yoluyla Hakk’a eren. Ehl-i vuslat Erenler, ermişler, vâsilün. Ehl-i vusül Süfil…
Esma-Müsemma
İsim-İsimlendirilen. 2. İsimden isimlendirilene gitmek, Allah'ın isimlerini zikrederek Allah’a ermek. Esma çekmek Esma zikri. Bkz. Zikir, Esma-i hüsna Allah'ın güzel adları. Süfiler bu isimleri zikir olarak okurlar. Bu isimleri açıklamak iç…
Eşik
Atebe, âsitâne ve dergâh. tas. Tasavvufta ve genelde doğulu kavimlerde eşiğin bir kutsiyeti vardır. Ulu kişilerin ululuğunu anlatmak için oturdukları evlerin eşiklerinin ululuğundan söz edilir. Eşik mahviyeti simgeler. Müridin, şeyhin kapıs…
Fena
Yokluk, hiçlik. tas. Kulun fiilini görmemesi hali. Bu mertebede bulunanlar “lâ faile illallah” derler. Bkz. Beka—Fena. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için İFM kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir. Fena fi'l-kusüd Kulun kendi…
Fitâm
G (فطا Sütten kesme, süt emmekten kesilme. tas. Bir müridin veya halifenin sülükunu tamamlaması, bağımsız olarak hareket etmesi; ihtiyaç duydugu bilgileri feyz ve fetih yoluyla Allah'tan alma mertebesine ulaşması. Vaktinden evvel çocuğu süt…
Garâmet
غر | مة) Berc, ceza. tas. İhvandan birine karşı hatalı davranan bir müridin, ondan af ve özür dilemesinden sonra uygun görülen ölçüde bir ceza ödemesi. Seferden dönen ehlullahın tekke sakinlerine verdikleri yemek; hakk-ı kudüm (sp).
Hâcib-i Hak
(5> (حاجب Hakk'ın kapıcısı. tas. Hak ile halk arasında aracı olan insan-ı kâmil ve şeyh-i vasıl. Kâmil insan hâcip olması sıfatıyla müridi Hakk'ın huzuruna alır, Hakk'ın naibi olması sıfatıyla da onun mülkünde tasarrufta bulunur (sm). İbn S…
Halife
ç. Hulefa Halef, câ-nişin, naip. tas. a Şeyhin belli bir bölgedeki müritlerine bakma, onları terbiye etme ve kendisiyle onlar arasındaki irtibatu sağlama işiyle görevlendirdiği müridi. b Müritlerin, şeyhin ölümünün ardından onun vasiyetiyle…
Hıfz-ı ahd
7, Sözde durma, vaadi yerine getirme. 2. tas. Sâlikin, Allah'ın kulları için belirlediği sınırda durması, hiçbir zaman yasaklanan sahada görülmemesi, daima emredilen hususların yanında olması (kn). Hıfz-ı ahd-i rububiyet ve ubüdiyet r. İlah…
Hikmet
a Felsefe. b Düşünme melekesinin itidal halinde olması. c Uygulamayla birlikte olan bilgi, tecrübeyle kazanılan doğru bilgi. 4 Hakka uygun düşen söz. e Söz ve davranıştaki isabet. Her şeyin en mükemmeli. g Olanı olduğu gibi bilmek. Hikmet A…
İcazet
(3 جا نز ( a Bir şeyhin, muhip ve müritleri yetiştirmesi için yetişmiş ve ehliyetini ıspatlamış bir müridine izin vermesi. b Müritlerin önemli işlerde, özellikle sefere çıkarken şeyhten aldıkları izin. “Gelmek iradet, gitmek icazet iledir.…