ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
49 sonuç · toplam 83 · “aşere” · 1/3
01aşere
G[Ar.] “Onlar hanesi.” anlamında olan bu söz başka kelime ve terkiplerle yeni yerimler oluşturur.
Aşere-İ Mübeşşere
Peygamber efendimiz tarafından Cennet'e girecekleri dünyâda iken müjdelenen on sahâbî. Ebû Bekr Cennet'tedir. Ömer Cennet'tedir. Osman Cennet'tedir. Ali Cennet'tedir. Talhâ Cennet'tedir. Zübeyr Cennet'tedir. Abdurrahmân ibni Avf Cennet'tedi…
e, turuk-ı isnâ aşere
O j» s [Ar.] On iki büyük tarikat için kullanılan terim. Bunlar: Tarîk-i Nakşibendî, Tarîk-i Mevlevî, ek Tarîk-i Kadiri, Tarîk-i Halveti, rs Tarîk-i Celvetî, Tarîk-i Rufâ'î, bi Tarîk-i Sa'dî, Tarîk-i Bedevî, si, Tarîk-i Gülşenî, Tarîk-i Şâz…
âdâb-ı mu'âşeret
U^Lu ubl) Görgü bilgisi ve kuralları
Makâmât-I Aşere
Fenâ (Allahü teâlâdan başka her şeyi unutmak) makâmının başlangıcında olan ve fenâ makâmına kavuşmak için lâzım olan on şey. Makâmât-ı aşere şunlardır: Tövbe; haram işledikten sonra pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak ve bir daha yapmamaya…
Mu'âşeret
İnsanların birbirleriyle görüşmelerinde ve işlerinde karşılıklı uymaları gereken usûller, kurallar. (Bkz. Edeb)
mübâşeret
İselâm hukukunda, haksız fiil ile ir bu fiilin neticesinde ortaya çıhk kan münasebet. ât
Mübâşeret-İ Fâhişe
Kadın ile erkeğin, çıplak olarak çirkin yerlerini birbiriyle sürtünmesi. Mübâşeret-i fâhişe, erkeğin de kadının da abdestini bozar. (İbrâhim Halebî)
Allah
Lafza-i celal, ism-i azam, yani Yüce Yaratıcı'nın en büyük ve en muazzam ismi. 2. Ma‘bûd bi'l-hak, mutlak ilah. Haklı ve meşru olarak yalnızca O'na kulluk edilip tapıldığından el-Ma‘bûd bi'l-hak, yani hakiki ve yegâne Mâbud denilmiştir O'na…
Ebleh
1, Ahmak, beceriksiz. 2. tas. Abdal, büdelâ, saf derun. Bazıları dengeli ve ölçülü hareket edemediklerinden bazen şer'i hükümlere ve muaşeret adabına aykırı biçimde hareket ederler. Meczuplar böyledir. Hal, his ve heyecanlarına hâkim olan s…
Mert
1, Adam. 2. tas. Er, eren, aziz, veli, Mesalik-i cevami-i esya (LA لك جو | مع Lor. Şeylerin ana yolları. 2. tas. Zat-ı kibriyayı ilim ve kudret gibi sıfatlarla değil, Kuddus, Subbuh, Selam, Âli, Hak | gibi zata delâlet eden isimlerle zikret…
nâre
Cami veya mescitlerde, namaz vaktinin geldiğini duyurmak için müezzinin ezan okuduğu, sala verdiği genellikle taştan ve silindirik biçimde çoklukla şerefesi de bulunan üst kısmı konik ve tepesinde hilâl olan taştan yapı.
gâzî
Sözlük anlamı “Savaşmak, yağmalamak, saldırmak.” olan bu söz, savaşta başarı kazanan kumandanlara, hükümdarlara şeref unvanı olarak verilen bir terimi ifade etmektedir. Son zamanlarda bir savaşa gidip sağ dönen Müslümanlara da “gâzî” denilm…
mu'ânaka
) [Ar.] Müslüman toplumlarda, sevgi ve saygmın bir ifadesi olarak kucakmu laşma eylemini ifade eden bu terim, “âdâb-ı mu'âşeret” kurallarmdan biri olarak îslâm dünya- mu smda Hz. Peygamber döneminden beri yerleşmiş bulunmaktadır.
ırz
Sözlük anlamı, “Kişinin bedeni, ruhu, övgüye değer yaratılışı ve soyu sopu.” olan bu söz, İnsanî değerleri ön plana alan, ona toplum içinde onur ve saygınlık kazandıran, bundan dolayı her türlü tecavüz karşısmda onun dokunulmazlığı bulunan…
cerh ve ta'dîl
Hadis biliminin en önemli konularmdan olup sahih hadis ile zayıf hadisi ayırt etme işine verilen ad ve bu konuyu araştıran bilim dalı. Bu sorunu râviler “metâ'in-i aşere” [on kusur) veya “ta'n sebepleri” olarak on kusurda incelemişlerdir. K…
dâ'î
Sözlük anlamı “Çağırmak, seslenmek davet etmek. ” olan bu söz, “İnsanları mensup olduğu veya bağlandığı din ya da mezhebine davet eden kimse. ” anlamında bir terim. Ayrıca dâ'üer, İslâm dünyasında ortaya çıkan mezhepleri duyurma, yayma veya…
edep, -bi
edep, -bi a. [Ar. ] 1 Bir toplumda gelenek ve göre nekler doğrultusunda ortak de ğerler olarak benimsenmiş iy davranışlar veya âdâbmuâşeret kuralları için kullanı lan bir terim, terbiye, hüsn-i ah lâk. İslâm dini sosyal hayat için de “edep”…
fermân-ı pâdişâhî
Hükümdar fermanı, padişah buyruğu. fermân-ı şeref-ıktirân a. (jljSl Jji jL» (.ululuğa, şerefe, üstünlüğe erişenin fermanı) mec. Padişah fermanı, buyruğu. fermân-ı vâcibü’l-imtisâl a. (itaat edilmesi, boyun eğilmesi gerekli olanın fermanı) m…
Gazâ
İnsanların İslâmiyet'i işitmeleri, müslüman olmakla şereflenmeleri yâhut müslümanların dînine, vatanına ve nâmusuna tecâvüz eden düşmanı kovmaları için yapılan muhârebe. Kim evinde oturduğu hâlde Allah yolunda mal infak ederse, ( harcarsa )…
Müsâvât
Eşitlik, denklik; aynı halde ve derecede olma. İslâm dînindeki hürriyet ve müsâvât, gayr-i müslimlerin çoğunu dâimâ kendine çekmiştir.Pekçoğu bu sebepten dinlerini değiştirmiş, müslüman olmakla şereflenmişlerdir. (Herkese Lâzım Olan Îmân) H…
Kırâet-İ Seb'a
Yedi kırâet imâmının okuyuş şekilleri. Yedi kırâet imâmının yâni İmâm-ı Nâfi', Abdullah bin Kesîr, Ebû Amr, İbn-i Âmir, Âsım, Hamza, İmâm-ı Kisâî'nin okuyuşları kırâet-i seb'a adıyla meşhur oldu. Kırâet âlimleri bu yedi imâmdan başka, üç im…
Erhamürrâhimîn
Merhametlilerin en merhametlisi mânâsına, Allahü teâlânın mübârek isimlerinden. Seâdet sâhibi o kimsedir ki, Azrâil aleyhisselâm gelip; "Korkma, Erhamürrâhimîne gidiyorsun. Asıl vatanına kavuşuyorsun.Büyük devlete erişiyorsun." der. Böyle k…
Kureyş
Peygamber efendimizin mensub olduğu kabîlenin adı. Peygamber efendimizin on birinci babası olan Kureyş'in (Fihr ibni Mâlik'in) çocukları ve torunları. Allahü teâlâ, İbrâhim aleyhisselâmın oğullarından İsmâil'i seçti. İsmâiloğullarından Kinâ…