ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
2097 sonuç · toplam 3672 · “Ima” · 1/88
01Ima
x, Işaret, hissettirme. 2. tas. a İşaretsiz ve ibaresiz hitap. b Organ hareketiyle olan işaret, işmar. c Bir bilgiyi ve manayı, kimsenin farkedemeyeceği şekilde gizlice muhataba intikal ettirme. İmâmân i ar, ماما ن) 1) 1. Iki imam. 2. tas.…
İmamu'leimme
İmamların imamı; baş imam. tas. Allah'ın hay ismi (kı). Evvel, ahir, zahir, bâtın isimlerine de ana isimler denir.
İman
( bg Dı. İnanmak, inanç. 2. tas. a Marifetullah, yakin, Hakk’a dair olan bilgi (us). b İslam zahir, iman bâtın, ihsan hakikattir. c Kulun Hakk'ın hidayetiyle harekete geçmesi. Süfiler, çoğu zaman evliyanın imanını “uluhiyeti temaşa etmek,”…
imâmet
İslâm dün yasında, Hz. Peygamber’in vefa tından sonra devletin dinî ve si yasî liderliği üstlenme işi veya durumu.
İmaret
Bayındırlık eseri veya vakıf yoluyla halka yemek ve hizmet sunan hayır kurumu. Osmanlı külliyelerinde imaret çoğu zaman mutfak ve aş dağıtım merkezi anlamındadır.
îmânın şartı
îmânın şartı a. İslâm’ın temel i ilkelerinden olan “farz” (bk. bu madde) ın şartlan içinde yer alan, altı farzdan oluşan ve “amentü” olarak adlandırılan imanın esasını belirten terim. Bunlar, Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarma, peygambe…
imâre
GjLt) [Ar.] Kâbe ile i Mescid-i Harâm’ı sürekli temiz tutma, mimarîsini orijinal biçimine göre koruma ve çevresinde huzuru sağlama görevi ve yetkisi.
imame
1. bk. sarık 2 Tespih veya çubuk gibi şeylerin başma geçirilen uzunca kısım veya başlık.
imâmân
t> LLi) [Ar.] tas. Bir tarikat liderinin biri sağmda bir solunda olan iki veli için kullanı lan bir terim.
imâle
Kıraat biliminde, fethada ve onu takip eden elif harfinde meydana gelen söyleyiş değişikliği.
imâmüT-enbiyâ
GLiyi f. LJ) Nebilerin, peygamberlerin imâmı olan Hz. Muhammed.
İmâmiyye
İmamîler, ri Hz. Muhammed'den sonra, Hz. ı Ali'nin ve soyunun meşru imam olduğuna inanan Şiî mezheple 2. rinden biri olup "isnâaşeriyye" n (bk. bu madde), "seb'iyye" (bk. m bu madde), "zeydiyye" (bk. bu madde) gibi birçok kollara bölünmüştü…
imâmü'l-kıbleteyn
Hz. Peygamber’in “Bakara suresi” nin 144. ayeti uyarınca kıblesini “Mescidi Aksâ” (bk. bu madde)dan Kâbe’ye çevirmesi ve Medine’deki “mes-cid-i kıbleteyn” içinde öğle ve ikindi namazlarını kıldırmasmdan dolayı kendisine verilen bir başka un…
imâm-ı mübîn
imâm-ı mübîn a. tas. Tasavvuf inancma göre arş için kullanılan söz. Bundan amaç, sekizinci feleğin arşı taşımasıdır; yani arş gökyüzünde en yüksek mertebedir.
İmarethâne
Yoksullara, yolculara, talebelere veya bir külliyenin görevlilerine yemek dağıtan hayır kurumu ve mutfağı. Vakıf sistemiyle işletilen imarethâneler cami, medrese, tekke, hastane ve kervansaray çevresindeki sosyal hizmet ağının parçasıydı.
İmâm-ı Âzam
“En büyük imam” anlamındaki unvan. Hanefî mezhebinin imamı Ebû Hanîfe Nu‘mân b. Sâbit için kullanılır. Ebû Hanîfe 8. yüzyılda Kûfe’de yaşamış; fıkıh düşüncesi öğrencileri Ebû Yûsuf ve Muhammed eş-Şeybânî başta olmak üzere sonraki Hanefî âli…
imâmet-i suğrâ
İmamlık, cemaate na maz kıldırma görevi
imâmet-i uzmâ
imâmet-i kübrâ imâmeyn a.ç. [Ar.imâm sözünün tensiye (müennes) biçi mi.] İki imam anlamma gelen bu terim, Ebû Hanîfe’nin iki öğren cisi olan Ebû Yûsuf’ üe Mu hammed b. Haşan eş-Şeybân için kullanılmıştır. § tam. İmâmeyn-i
îmân-I Şühûdî
Basîret (kalb gözü) ile müşâhede ederek, görerek olan îmân. Dünyâ durdukça ve dünyâ hayâtı ile yaşadıkça gayba inanmaktan başka çâre yoktur. Çünkü bu dünyâda hakîkî îmân-ı şühûdîye kavuşmak mümkün değildir. Âhiret hayâtı başlayıp, vehm ve h…
îmân-I Mevkûf
Ehl-i bid'atin (yanlış, bozuk inançta olanların)îmânı.
îmân-I Metbû
Meleklerin îmânı. (Bkz. Melek)
îmân-I Merdûd
Münâfıkların (dilleri ile inandıklarını söyleyip kalben inanmayanların) yalnız dil ile söyledikleri îmân. (Bkz. Münâfık)
îmân-I Ma'sûm
Peygamberlerin aleyhimüsselâm îmânı. Îmân-ı Ma'sûm tafsîlîdir. Bunlar inanılacak husûslara ayrı ayrı îmân ederler. Dinlerinin ilimlerini tafsîlen (geniş olarak) bilirler. Bâzı hükümlerde ictihâd ederler. Peygamberlere Allahü teâlâdan doğrus…
îmân-I Yakînî
Sağlam, sarsılmayan, şüphe ve tereddüt bulunmayan îmân, îtikâd.