ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
262 sonuç · toplam 297 · “mertebe” · 7/11
01halîfe (II)
halîfe (II) a. [< Ar.half] tas. Sözlük anlamı, “birinin arkasından gelmek, yerine geçmek.” olan bu söz, Allah’ın isim ve sıfatla rıyla kendisine en mükemme bir biçimde tecelli ettiği “insankâmil” (bk. bu madde) mertebe si için kullanılan bi…
hüccet
Sözlük anlamı, e “Delil, belge, senet.” olan bu söz, bir hükmün doğruluğunu kanıta lamak amacıyla ileri sürülen den lil. 2. Şi'â dünyasında yetkin ve m, uzmanlaşmış bilim adamlarına ı- verilen unvan. 3. Hadis bilimine de, üç yüz bin veya se…
celîl
Sözlük anlamı “Yüce, ulu, azametli” olan bu söz, “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olup “Azamet sahibi, mertebesi en yüksek olan” anlamında Allah’ın ismi ve sıfatıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de “zü’l-celâl” (er- Rahman suresi, 55 / 27 v…
mukaddes emanetler
mukaddes emanetler a. Başta Hz. Peygamber olmak üzere öteki peygamberler ile dört hailfe ve 485 mukarrep u sahabe veya İslâm büyüklerine ş ait olduğu bilinen eşyalar. Bu l emanetler, Yavuz Sultan Sem lim’in Mısır seferi ile toplanma ” ya ve…
Merâtib-i vücûd
Vücûdun mutlaklık, ilâhî ilim, ruhlar, misal, şehâdet ve insan gibi mertebeler bakımından açıklanmasıdır. Tasnifler üçlü, beşli, yedili veya daha ayrıntılı olabilir; sayılar ayrı ontolojik varlıklar değil aynı hakikatin nispet ve tecellî dü…
Hazret-i râbi‘
Varlık mertebeleri tasnifinde dördüncü hazret; görünen âlem ve kâinat. Beş ilâhî hazret şemasındaki yeri kullanılan tasnife göre açıklanmalıdır.
Mukaddim
Sözlük i anlamı “Öne geçiren veya alan.” e olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” y (Allah’ın güzel isimleri)dan olup a “Dilediği şeyi öne alan, öncelik e veren.” anlamında Allah’a nispet edilmektedir. Bu isim, Allah’ın doksan dokuz ismini veren sa…
ehl-i ma'rifet
Hünerli, becerikli kimseler. 2. Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar Hakk’a ulaşma yolunun en son derecesi olan marifet mertebesinde bulunanlar
kavs-i urûc
kavs-i urûc a. (^^ ^>0 [Ar.] ta Sufî inancma göre “devir” te mi ile karşılanan ve bir varlığ değişim ve dönüşüm evreleri den olan, yükselişe geçilen y rım daire olarak da nitelenen e yüksek mertebe. Bu düzende rasıyla “madde, maden, bitk ha…
iki nefis, -fsi
i,^) [< Ar. nefs] “Öz, iç, ruh, kte can; ben, benlik, kendilik.” anladen mında insanm yaşama vasıflan, İs biyolojik özelliklerini ifade eden rin terim. Bu kavram, Kur’ân-ı hid, Kerîm’de 295 ayette “İnsanın nu- hem maddî varlığı hem de onda…
ehl-i tarîkat
tas Tarikat mensupları. tas â Hakk’a ulaşma yolunun ikink ci mertebesinde bulunanlar. a
da hevâ
sa Sözlük anlamı, “istek, arzu, hela ves, sevgi. ” olan bu söz, nefsin ve akıl ve dince yasaklanan zararh im unsurlara karşı eğilimi ya da ta hak ve erdem yolundan saparak m, bencil duygulara yönelmeyi ifam, de eden bir tasavvuf terimi. yle…
ehl-i şerî'at
1 Şeri’at mensupları. 2. tas Hakk’a ulaşma yolunun ilk mertebesinde bulunanlar
mevt-i esved
Fenafillah mertebesine ulaşma, Hak yolunda cefaya katlanma
Mevâlîd-i süflî
Maden, bitki ve hayvanlardan oluşan aşağı tabiat varlıkları. Klasik kozmolojide “üç doğmuş” anlamındaki mevâlîd-i selâsenin yeryüzü mertebesini ifade eder.
Makām-ı vahdet
Birlik makamı; çokluk görünüşlerinin ardındaki tevhid hakikatinin idrak edildiği mânevî mertebe. Bazı tasniflerde ceberût âlemiyle ilişkilendirilir.
Velâyet-i vustâ
Orta velâyet mertebesi. Bazı tasavvuf tasniflerinde velâyet derecelerini küçük, orta ve büyük şeklinde ayıran şemadaki ara basamağı ifade eder.
Kavs-i suûd
Yükseliş yayı. Tasavvufî kozmolojide varlığın maddî çokluktan ruhânî ve ilâhî yakınlık mertebelerine dönüşünü anlatır; kavs-i nüzûlün karşılığıdır.
Âlem-i kudsî
Maddî eksikliklerden arınmış kabul edilen kutsal ve ruhânî âlem. Tasavvufî kozmolojide melekût, ruhlar veya ilâhî yakınlık mertebeleriyle ilişkili kullanılabilir; kesin sınırı metnin kavram sistemine göre değişir.
Tenezzül-i vücûd
Varlığın ilâhî isim ve mertebelerden çokluk âlemine doğru açılması. Tasavvufî kozmolojide Hakk’ın zâtında değişme değil, tecellilerin mertebelerde görünmesi olarak açıklanır.
Âlem-i sûret
Biçimlerin ve duyularla algılanan görünüşlerin âlemi. Tasavvufî kozmolojide mâna âleminin görünür sûretlerde belirdiği mertebe olarak ele alınır.
âlem-i mülk
âlem-i şehâdet üa âlem-i mülk ü melekût a. tas. “Melekler ve mülk dünyası” anlamında j tasavvuf inancında varlık n tecellîsindeki mertebelerden n biri
cennetü’l-kesîb
Doksan dokuz olan cennetin bir üst katı, yani yüzüncüsü olarak tasavvuf ehli arasında gösterilen cennet için kullanılan terim. Bu mertebede ancak Allah’ın görünme lütfü söz konusudur
Âlem-i lâhût
İlâhîlik ve mutlaklık mertebesi. Tasavvufî kozmolojide nâsût, melekût ve ceberût gibi mertebelerin ötesindeki ilâhî hakikati anlatır.