ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
76 sonuç · toplam 1664 · “İrşâd” · 3/4
01Kutb-İ Medâr
Âlemin nizâmı ile alâkalanan, bolluk-kıtlık, sağlık-hastalık, barış-savaş, rızık, yağmur ve benzeri olaylarla vazîfeli kılınan büyük zât. Kutb-ül-aktâb, Kutb-ül-ebdâl da denir. Kutb-i medâr, her zaman bulunur. Resûlullah sallallahü aleyhi v…
Aşere-İ Mübeşşere
Peygamber efendimiz tarafından Cennet'e girecekleri dünyâda iken müjdelenen on sahâbî. Ebû Bekr Cennet'tedir. Ömer Cennet'tedir. Osman Cennet'tedir. Ali Cennet'tedir. Talhâ Cennet'tedir. Zübeyr Cennet'tedir. Abdurrahmân ibni Avf Cennet'tedi…
Tekmîl Makâmı
Olgunlaştırmak, tamamlamak, kemâle erdirmek makâmı. Tasavvufta başkalarını yetiştirebilmek derecesine ulaşma. Tasavvuf yolunda nihâyete kavuştuktan sonra geriye dönenler, irşâd (öğretme, yetiştirme) ve tekmîl makâmına kavuşur. Allahü teâlân…
Yâkûb Aleyhisselâm
Ken'an diyârındaki (Fenike denilen Sayda, Sur ve Beyrut ile Filistin ve Sûriye'nin bir kısmından ibâret olan eski bir memleket) insanlara gönderilmiş olan peygamber. İshâk aleyhisselâmın oğlu, Yûsuf aleyhisselâmın babasıdır. Yâkûb, İbrânice…
Zarûret
Haram olan, yasaklanan bir işin yapılmasını mübâh (dînen serbest) kılan sebeb, özür. Zarûretler, dînen haram, yasak olan şeyleri mübâh kılar. Yâni mübâhı (dînen yapılması serbest olan bir işi) yapan nasıl muâheze olunmazsa (cezâlandırılmazs…
Mütâbe'at
Tâbi olmak, uymak. İki cihân seâdetine kavuşmak, ancak ve yalnız, dünyâ ve âhiretin efendisi olan Muhammed aleyhisselâma mütâbeat iledir. O'na mütâbeat için, îmân etmek ve ahkâm-ı İslâmiyyeyi (İslâmiyet'in emir ve yasaklarını) öğrenmek ve y…
Hâfıza
Hıfz etme (ezberleme) ve hatırda tutma kuvveti. His organları ile duyulmayan fakat duyulanlardan çıkarılan mânâları saklayan mânevî duygu merkezlerinden biri. Hocam Vekî'e hâfızamın zayıflığından şikâyet ettim. Günâhları terketmemi söyledi.…
Seyr-İ Anillah-İ Billâh
Yüksek bilgilerden, aşağı bilgilere inme. Tasavvufta nihâyete (maksada) ulaşan velînin geri dönmesi ve mahlûkları bilmeğe kadar inmesi. Seyr-i anillah-i billah ve seyr-i fil-eşyâ (velînin geri döndükten yâni yol gösterip sonra eşyânın bilgi…
Hânekâh (hânegâh)
Tekke, dergah. İrşâd (doğru yolu gösterme) ve sohbet ile insanları olgunlaştırma hizmetlerinin yapıldığı yer. (Bkz. Tekke ve Zâviye)
İhtirâs
Şiddetli arzu, aşırı heves, istek, gözün ve gönlün doymaması. (Bkz. Hırs) Âdemoğlu yaşlanır. Fakat onda iki haslet gençleşir: Mala ve ömre ( yaşamaya ) ihtirâs. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce) Bu zamanda kendisinde şu beş sıfat bulunmaya…
İshâk Aleyhisselâm
Şam ve Filistin ahâlisine (halkına) gönderilen peygamberlerden. İbrâhim aleyhisselâmın ikinci oğlu olup, annesi hazret-i Sâre'dir. İbrâhim aleyhisselâmın dînini insanlara tebliğ etti. İsmi, Kur'ân-ı kerîmde on yedi yerde bildirilmiştir. All…
Abdu’r-Raûf
er-Raûf, şefkatli, demektir. Allah’ın re’fet ve rahmetine mazhar kıldığı kuldur. Bu kul, şer’î hudud hariç, insanlara çok re’fetli (şefkatli) olur. Allah’ın onun üzerine bağlı bulunan hükmü ve kazası gereği, günahtan dolayı kendine vacip kı…
Hiçbir Ferde Muhtaç Etmesin
“Namerde” yani gerçek anlamıyla adam olmayana ; “merde” yani adam olana : “hiç bir ferde” yani hiç bir kişiye muhtaç etmesin demektir. Bektaşilerin “Büyük Gülbank” denen ve ayin-i cemlerin sonunda, baba tarafından okunan gülbanklarında geçe…
âlun
Arapça yüksek seviyede olanlar demektir. Nurdan yaratılmış melekler, Hz. Adem’e secde ile emrolunmayan melekler bunlardır. Bu tabir Şad suresi 75. ayette geçer. Muheyyemûn melekleri de aynı durumdadır.
Cezb
Arapça kendine çekmek anlamına gelir. Allah’ın kulunu kendi hazretine çekmesi.Cezbu’l-Ervah : Ruhların çekilişi demektir. Münacat, muhataba, sırların müşahedesi ve kalplerin yücelmesi vs. gibi inayet ve tevfikten ibarettir. Harraz bu konuda…
Çelebî Efendi
Türkçe-Rumca. Çelebî, daha önce ifade ettiğimiz gibi Allah manasına gelen Çalap kelimesinin nisbetidir. Efendi ise Rumca asıllı bir kelime olup okumuş kibar kimse, malik, sahip gibi manaları vardır. Seyyid, hoca, kadı, molla ve şehzadeler i…
Aykaççile
Farsça, kırk anlamına gelen çihil’den düzenlenmiş bir terim. Bir şeyh nezaretinde derviş, karanlık bir hücrede yalnız başına kırk gün süre ile az uyumak, az yemek, az içmek ve mümkün mertebe sürekli ibadetle meşgul olur ki bu olaya, çile de…
Elifî Şalvar
Pantolon şeklindeki şalvarlara bu isim verilir. Sadece “elifî” de denilir. Genç ilim adamları, ilmiye sınıfının çocukları ve meşâyıh, bu şalvarı giyerlerdi.
Hayzu’r-Ricâl
Arapça, erkeklerin aybaşı hali anlamına bir kelime. Sâlik vecde gelip kendinden geçince, hayız gören kadınlar gibi, Allah’ın huzuruna çıkamaz (yani namaz kılamaz, zira teklifin muhatabı olan akıl, kendinden geçme hâlinde sâlikde yoktur). Yi…
Herkesin İçyüzünü Allah Bilir
Herkesin içi, diğerine göre gayb durumundadır. Sadr (iç) da olanı kul bilmez. Ayette de bu husus şöyle bildirilir: “Allah sadr (kalp, iç âlem) da olanı bilir”. (Al-i İmran/154) İşte bu yüzden, dış görünüşte kötü gibi görünen kişi, iç âlemi…
Her Şeyden Elini Eteğini Çekmek
Bu söz ile, dünyadan değil, dünya sevgisinden uzaklaşmak kastedilir. Geçiciyi kalıcıya feda etmek anlamında olmak üzere, madde ilahını, Vahid ve Kahhar Allah’ın huzurunda kurban etmek, tasavvufta esastır. Ancak Hıristiyan mistiklerinde görü…
İstihlaf
Arapça, yerine geçmek, halef olmak demektir. Şeyhin, olgunluk derecesini elde etmiş müridini, irşâd etmek üzere mezun kılması.
Mecânîn-I Ukalâ
Akıllı mecnunlar, akıllı deliler, anlamında Arapça bir tâbir. Sürekli cezbe halinde bulunan mecnûnlar, irşâddan sakıt olmuş, kendi maişetlerini tedarik edemeyen kimselerdir. Akşemseddin, meczûblaşma olayını şu şekilde anlatır: Zikir ile meş…
Savlet
Arapça, hamle ve hücumu ifade eden bir kelime. Haller sebebiyle mürid ve mutavassıtların, kendi durumunda olanlara, sözlü sataşmada bulunmaları. Bu zemmolunmuştur. Kişinin kendinden üstüne dil uzatması küstahlık, altında bulunana konuşması…