Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

58 sonuç · toplam 177 · “Meclis” · 2/3

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

vecd ve tevâcüd

vecd ve tevâcüd a. tas. Tasavvuf inancına göre, “zikrullah” (bk. v bu madde) meclislerinde sûfînin kalbine ansızm doğan ve onu kendinden geçiren vecd ile bu vecdi sağlayan kimseyi taklit etme.

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mahya

Zikir, salavat ve dinî sohbet için geceleyin düzenlenen ihya meclisi. Kelime “geceyi diri tutmak” anlamındaki ihyâ ile ilişkilidir. Osmanlı kültüründe kandil ve ramazan gecelerinde minareler arasına kurulan ışıklı yazı düzenine de mahya den…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

mevle’l-muvâlât

İslâm hukukunda, Bir gayrimüslimin iman ederek bir Müslüman ile ihtiyaç olursa Müslüman’m diyet borcunu ödemesi, buna karşılık kendisine mirasçı olması konusunda yapılan bir anlaşma. Bu, bir anlamda yeni girdiği bir Müslüman çevrede kendisi…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

bâb

Kapı, medhal. 2. Dergâh, başvurulacak büyük kapı. 3. Bir kitabın bölümleri: Bâb-ı evvel, bâb-ı sânı. 4. gr. Fiillerin kök biçimi: sülâsi bâb, rübâî bâb. 5. din. Mezheplerde dinîhiyerarşik makam veya unvan. Özellikle Şiâ geleneğinde imamm en…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

bâb-ı âlî

Sadaret makamı, divân-ı hümâyûn ile dahiliye ve hariciye nezaretlerini ve de şûrâ-yı devleti içine alan devlet dairelerinin bulunduğu yer. 2. Osmanh hükümet teşkilâtm; hükümetin başı sadrazam idi, ikinci önemli daire “reisü’lküttâb”ın büros…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

bâde-i elest

Elest meclisinde sunulan İlâhî içki. ba'de zf. [Ar.] “Sonra.” anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle birlikte yeni terkipler oluşturur. § tam. ba'de’l-mevt zf. Öldükten sonra

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çerâğ-ı mugān

Mecûsîler meclisinin kandili. Klasik şiirde meyhane, şarap ve irfan meclisi imgeleriyle sembolik biçimde kullanılır.

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mevleviyye

Mevleviyye s. ve a. (^^i [A mevlevî sözünün müennes (dişi biçimi. ] Mevlânâ Celâled-din Rûmî (öl. 672 / 1273) ’ye nispe edilen ve onun ölümünden son ra Hüsameddin Çelebi (öl. 683 1284) ve oğlu Sultan Veled in öncülüğü ve gir şimleriyle Anad…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

muhaddis

CA^) [Ar. ] Ha biliminde, hadis bilgi ve yete ğine sahip uzman kişi ve to dığı hadisleri rivayet etme uğraşan kimse. İyi yetişmiş “muhaddis”in şu meziyetl sahip olması aranmıştır: Ha 479 muhâfazakâr lkın okutma işini yaparken önce abehli de…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mahfil-i kazâ

Yargılama meclisi veya şer‘î mahkeme. Kadının hüküm verdiği mahkeme ortamını ifade eden tarihî tamlamadır.

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

dârü’n-nedve

GjjJI jb) (toplantı yapılan yer) Kâbe’de, bugünkü “Makâm-ı Hanefî” denilen yerin yanmda, “Hacerü’l-Esved” tarafında bulunan ve eskiden Kureyşlilerin toplantı yaptıkları meclis

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

bezm-i elest

Bu meclise “mîsâk, kal ü belâ, ahid, belâ ahdi, rûz-ı elest

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Celîsü’l-âlim

Âlimin meclisinde bulunan kimse. Hadis meclisinde hocanın yanında oturup rivayeti dinleyen; yazmaktan çok işitme ve meclise katılma yoluyla öğrenen talebe için kullanılan bir tabirdir.

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cerbeze

İşleri incelemek, anlamak kuvvetini, lüzumsuz yerlerde kullanmak, ukalâlık etmek, gereksiz aklî yorumlarda bulunmak. Hikmetin aşırısı. Cerbeze sâhiblerinin ilim meclislerindeki yerleri herkesten geri olup, belki de kapıdan dışarı olması lâz…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ulemâ-İ âmilîn

İlmi ile amel eden âlimler. (Bkz. Âlim) Ulemâ-i âmilînin bulunduğu mecliste olmanın sevâbı halka görünseydi, onun için dövüşürler, hattâ onun için hükümdârlar, hâkimiyetlerini, tüccârlar da ticâretlerini bırakırlardı. (Ka'bül Ahbâr)

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Bahrî Bilâ Şâti’

2.2.1. Bahrî Bilâ Şâti’ Bahrî bilâ şâti’ (ئ طاش الب يرحب) Serrâc’ın esirinin tasavvuf ıstılâhlarına cesinde ‘Sır’ Kavramı ve Marmaravî’nin ‘Keşfü’l-Esrâr’ İsimli Risâlesi”, Yüzüncü Yıl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 3, 2000, ss. 2…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Edeb

1. Güzel hallere ve huylara sâhib olma ve utanılacak hareketlerden sakınma, her hususta haddini bilip, sınırı gözetme hâli. Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakk'a kavuşamaz. ( İmâm-ı Rabbânî ) Allahü teâlâya karşı edeb,…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Barnabas İncîli

Hazret-i Îsâ'nın havârîlerinden biri olan Barnabas'ın, Îsâ aleyhisselâmdan görüp işittiklerini doğru şekilde yazıp derlediği İncil. Îsâ aleyhisselâm, Allahü teâlâ tarafından göğe kaldırılınca, hakîkî İncil kaybolup İncil adıyla bir takım ki…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Behâîlik

Müslüman görünüp İslâmiyet'i içerden yıkmak için çalışan El-Bâb Ali Muhammed ismindeki bir acemin talebesi olan Behâullah'ın, kurduğu bozuk yol. Behâîlere göre namaz, Hayfa'ya karşı durup, Allah'ı düşünmektir. Namaz ferdî olup duâdan ibâret…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sâffât Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin otuz yedinci sûresi. Sâffât sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Yüz seksen iki âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen saf tutmuş melekler mânâsına gelen Sâffât kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; Allahü teâlânın bir…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Taleb

İstemek, aramak. İlim Çin'de de olsa, taleb ediniz. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce) Her müslüman kadın ve erkeğe ilim taleb etmek ( ilmihâlini öğrenmek ) farzdır. (Hadîs-i şerîf-İbn-i Mâce) Taleb (aramak), kavuşmanın müjdecisidir. Yanıp yakılmak…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tehlîl

"Lâ ilâhe illallah (Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur)" sözünü söylemek. Tesbîh (sübhânallah) , tehlîl ve takdîse (Allahü teâlânın büyüklüğünü, yüceliğini, noksan sıfatlardan uzak olduğunu söylemeye) devâm edin. Bunlardan gaflet etmeyin. Şa…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Tevkîl

1. Vekîl tâyin etme. Kadına, kendini boşamak için seni vekil ettim demek. (Bkz. Vekîl) İslâmiyet'te erkeğin talak (boşama) hakkını başkasına bırakması üç türlü olur: 1) Tefvîd: Erkeğin zevcesine (hanımına); "Kendini sen boşa" diyerek talağı…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müşâvere

Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimseler ile bir konu üzerinde konuşma, görüşme, danışma, meşveret etme, görüşüne baş vurma. (Bkz. Meşveret) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: ... (Ey Resûlüm!) Eshâbın ile müşâvere et. Onla…

↗