ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
425 sonuç · toplam 791 · “Edeb” · 15/18
Arşivin bazı koleksiyonları şu anda güncellenemiyor. Sonuçlar eksik veya son başarılı okumaya ait olabilir.
01îmân-I Hakîkî
Kalbe yerleşen, şüphe ve tereddüd karşısında hiç sarsılmayan îmân. Îmân-ı hakîkînin alâmeti, gevşeklik ve tembellik olmadan İslâmiyet'in emirlerini kolayca yapma ve yasaklarından kaçınma hâlinin hâsıl olmasıdır. Îmân-ı hakîkiye sâhib olan k…
İnsâf
Adâlet, doğruluk. Hakkı gözetip adâletten ayrılmama. İnsâf, dînin yarısıdır. (Hadîs-i şerîf-İhyâ) Allah korkusu kalbine yerleşmiş olan kimse, insanlar hakkında insâflı muâmelede bulunur. İnsanlar ise, kendilerine insâf ile iyi muâmelede bul…
İrtidâd
Dinden çıkma. Müslüman iken, İslâm dînini terk etme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: İçinizden kim irtidâd eder de kâfir olarak ölürse, yaptığı ( iyi ) işler dünyâda da âhirette de boşa gitmiştir. Onlar o ateşin ( Cehennem'…
İstihfâf
Küçük ve aşağı görme, ehemmiyet vermeme, küçümseme. Küfre düşmenin illeti (sebebi) ikidir: Birincisi dînin inanılması zarûrî (mecbûrî) olarak bildirdiği şeylerden birini inkâretmek, ikincisi ise, dînî emirlerden birini istihfâftır. (İbn-i Â…
İşâ-İ Evvel
Yatsının ilk vakti. Batıdaki mer'î (görünen) ufuk hattı üzerinde, kırmızılığın kaybolması ile başlayan vakit. Güneşin üst kenarının ufk-ı mer'î altında, on yedi derece yüksekliğe indiği vakit. Yatsı namazının vakti, İmâmeyn'e (İmâm-ı Ebû Yû…
Abdu’l-Muksıt
el-Muksıt, adaletli davranan anlammadır. Bu (ismin tecellî ettiği kul), adaletli davranmada, insanların en mükemmeli olandır. Öyle ki varsa, başkasının kendi üzerindeki hakkını bile teslim eder de bir başkası onu ne hisseder, ne de bilir. Z…
Abdu’l-Mumît
el-Mumît, öldüren demektir. Allah’ın nefsindeki neva, gazap ve şehveti öldürdüğükuldur. Böylece kalbi canlanır, aklı Hakk’ın hayatı ve nuru ile aydınlanır. Öyle ki, tecellî eden bu sıfat ve Allah’tan gelen etkili himmet sonucu, kendisinde;…
Abdu’r-Raûf
er-Raûf, şefkatli, demektir. Allah’ın re’fet ve rahmetine mazhar kıldığı kuldur. Bu kul, şer’î hudud hariç, insanlara çok re’fetli (şefkatli) olur. Allah’ın onun üzerine bağlı bulunan hükmü ve kazası gereği, günahtan dolayı kendine vacip kı…
Anka
Halk arasında, ismi olup, cismi bulunmayan mitolojik bir kuşa verilen isimdir. Misli az bulunan şeyler hakkında da kullanılır. Mutasavvıflar bunu, vücutta taayyünü olmayan, yalnız zihinde suret bulan heyula diye tarif ederler. Eski edebiyat…
Baklayı Çıkar Ağzından
Yani ne demek gerekiyorsa, haydi çekinmeden söyle bakalım, manasında kullanılan bir deyim. Sır saklamasını bilmeyenlere de “ağzında bakla ıslanmaz” deyimi kullanılır.Baklanın açıklaması şöyledir:Tasavvufta, yeni derviş olmuş birisi, sufiliğ…
Balım Evi
Bektaşî tabiri. Hacı Bektaş Veli Tekkesi’ndeki evlerden birinin ismidir. Burası ayrı bir tekke halindeydi. Balım Evi babasının yanında, ayrıca babalar da vardı. Bunlar ayrı ayrı nasip vermezlerdi. Ancak, dışarı çıkarlarsa nasip verirlerdi.…
Balım Taşı
Kırşehir dolaylarında çıkan ve kendisinden oyularak vazo, masa, sürahi vs. gibi eşyalar yapılan balgamî tür taşa, Alevîler ve Bektaşîler “Balım Taşı” derler. Onlara göre bu taş, Balım Sultan’ın kerâmetiyle çıkmıştır. Teslim Taşı, Palheng gi…
Bel-Yol
insanın neslini devam ettiren evlâd, sulbî evladdır. Bir mürşide intisap ederek, onun terbiyesi altına girerek adeta onun evlâdı mesabesinde olana ise, yol evladı denilmiştir. Böylece mürşid, adeta onun babası sayılmıştır. Nitekim, Yesevîli…
Benliğime Lanet
Eski terbiyemizde, cemiyette “ben” diye konuşmak edebe aykırı sayılıp, nezaketsizlik kabul edildiğinden, bunun yerine, “bendeniz” veya “fakir” denilerek söze başlanırdı. Bu husus, özellikle mutasavvıflar arasında daha da önemliydi. Yanlışlı…
Bisât-I Üns
Üns yaygısı anlamında bir ifade. Allah’a yakınlığı gösteren üns makamı. Sûfilerin “bisat üzerinde dur, inbisattan sakın” ifadesi, Allah’ın huzurunda saygılı olmayı (bisat), laubalilikten (inbisat) uzak durmayı anlatır. Yani edebi gözeten sâ…
Celvet
Arapça. Ortaya çıkmak, açık ve vazıh olmak manaları vardır. Esasen celî kelimesi hafî’nin zıddıdır. Celiyye, kesin haber (haber-i yakîn) gibi anlamları ihtiva eder. Celâ, vazıh olmak, keşf olmak gibi manalarda kullanılır. Tecellî de aynı şe…
Cezb
Arapça kendine çekmek anlamına gelir. Allah’ın kulunu kendi hazretine çekmesi.Cezbu’l-Ervah : Ruhların çekilişi demektir. Münacat, muhataba, sırların müşahedesi ve kalplerin yücelmesi vs. gibi inayet ve tevfikten ibarettir. Harraz bu konuda…
Cülus
Arapça oturmak demektir. Allah ile başbaşa kalmak üzere oturup tefekkür, tezekkür, tilavet ve murakabe ile meşgul olmak. Seri Sakatî, “mescidlerde oturmak, kapısı halka açık olmayan ticaret yerleri gibidir” der. Hasan el-Kazzâz geceleri çok…
Çârdeh-İ Ma’sûm-I Pak
Farsça, on dört temiz suçsuz demektir. İsnâ Aşeriyye ve bazı tasavvufçulara göre bu ondört kişi, Hz. Peygamber, Hz. Falıma, ve oniki imamdır. Bektaşîler 12’yi 14’e çıkartırlar ki bunlar şunlardır:Hz. Ali (r)Muhammed Ebûbekr İbn Aliyyi’l-Mur…
Çelebî Efendi
Türkçe-Rumca. Çelebî, daha önce ifade ettiğimiz gibi Allah manasına gelen Çalap kelimesinin nisbetidir. Efendi ise Rumca asıllı bir kelime olup okumuş kibar kimse, malik, sahip gibi manaları vardır. Seyyid, hoca, kadı, molla ve şehzadeler i…
Çelikleme
Çelik, Türkçe bir kelime olup değnek manasınadır. Parmak kalınlığında yarım metre kadar uzunluğundadır. Mevlevî tekkelerinde, tekkenin toplantı yeri olan meydanda, kazancı postu üzerinde asılı dururdu. Tarikat edebine aykırı iş yapanlar, bu…
Çengi
Çeng, harbe benzer bir müzik aletidir. Kavisli ağaca takılı, bağırsaktan yapılmış yirmi üç telden meydana gelir. Bu müzik âletinin kökeni Doğu’dur. Bu âleti çalana çengi denir. Mevlevi mutasavvıflarından bestekâr Yusuf Dede, bu enstrümanı ç…
Aykaççile
Farsça, kırk anlamına gelen çihil’den düzenlenmiş bir terim. Bir şeyh nezaretinde derviş, karanlık bir hücrede yalnız başına kırk gün süre ile az uyumak, az yemek, az içmek ve mümkün mertebe sürekli ibadetle meşgul olur ki bu olaya, çile de…
Devir
Arapça dönmek demektir. Maddi olarak görülen şu âleme düşen bir mevcut, önce cemad (cansız), sonra bitki, sonra hayvan, sonra insan şekillerinde tecelli eder, ve sonunda da “insan-ı kâmil” şekline dönüşür, Hakk’a vasıl olur. insan-ı Kâmil’e…