Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

314 sonuç · toplam 572 · “Kazâ” · 12/14

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Mukaddim

el-Mukaddim, öne alan anlammadır. Allah’ın öne geçirip, ilk safta bulundurduğu kuldur. O, bu ismin tecellîsi ile, fiillerden öne geçmesi gereken her şeyi ve ileri geçmeye hak kazanan herkesi, başa geçirir.

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’r-Raûf

er-Raûf, şefkatli, demektir. Allah’ın re’fet ve rahmetine mazhar kıldığı kuldur. Bu kul, şer’î hudud hariç, insanlara çok re’fetli (şefkatli) olur. Allah’ın onun üzerine bağlı bulunan hükmü ve kazası gereği, günahtan dolayı kendine vacip kı…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Vâcid

el-Vâcid, dilediğini dilediği zaman bulan bir müstağni demektir. Allah’ın kendisine ayn-ı ehadiyyetü’l cem’de vücûd bahşettiği kuldur. Vacibü’l-Vücûdi’l-Ehadî ile vâcid (bulan) mevcudu buldu. Onunla, her şeyden müstağni oldu. (Yani, onu bul…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cehriyye

Yemen’de yaygınlık kazanmış bir tasavvuf mektebi.

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

B.cemâliyye

Cemâleddin Ardistânî (ö. 8977 1474-75)’in kurduğu bir tasavvuf okulu. Sühreverdiyye’nin iran kolu olarak yaygınlık kazanmıştır.

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cem’u Fark

Arapça. Toplanma ve ayrılma. Kuşeyrî’den bu iki terimin kısa açıklamasının şu şekilde olduğunu öğreniyoruz: Fark, sana nisbet olunan ve cem’, senden alınandır. Yani, kulluğun yerine getirilmesine ve kulun hallerine layık veya ait olan işler…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cezb

Arapça kendine çekmek anlamına gelir. Allah’ın kulunu kendi hazretine çekmesi.Cezbu’l-Ervah : Ruhların çekilişi demektir. Münacat, muhataba, sırların müşahedesi ve kalplerin yücelmesi vs. gibi inayet ve tevfikten ibarettir. Harraz bu konuda…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Çelikleme

Çelik, Türkçe bir kelime olup değnek manasınadır. Parmak kalınlığında yarım metre kadar uzunluğundadır. Mevlevî tekkelerinde, tekkenin toplantı yeri olan meydanda, kazancı postu üzerinde asılı dururdu. Tarikat edebine aykırı iş yapanlar, bu…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Destâr Suyu

Mevlânâ’nm sandukası üzerinde, sarık ucunun batırıldığı suya denir. Bu su, şifâ niyetiyle içilirdi. Mevlânâ’nm türbesine girince, sol tarafta sed üzerinde, gayet sanatlı bir kazan bulunur. Bu kazana, Mevleviler “Nisan Tası” derler. Mevlânâ’…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Devir

Arapça dönmek demektir. Maddi olarak görülen şu âleme düşen bir mevcut, önce cemad (cansız), sonra bitki, sonra hayvan, sonra insan şekillerinde tecelli eder, ve sonunda da “insan-ı kâmil” şekline dönüşür, Hakk’a vasıl olur. insan-ı Kâmil’e…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Edeb Ya Hû

Edeb, tasavvuf okulunda önemli bir husustur. Edeble davranma, canlıya, cansıza, insana, hayvana, her şeye, herkese yapılmalıdır. Mutasavvıflar cansız varlıklara, bir tür dirilik atfederler (pan-bioism). Bu sebeble, cansız varlıklara da edeb…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ehl-İ Zevk

Arapça, zevk sahipleri demektir. Tecellîlerin hükmünün ruhdan, kalbden, nefse ve hislere geçmesiyle, bundan zevk alan kimselere, ehl-i zevk denir. Cürcânî’nin bu tarifinden anlaşıldığı gibi, ilâhî ilhama mazhar olma kabiliyetini kazananlar,…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Emânât-I Mübarake

Hz. Peygamber (s) ve diğer İslam büyüklerine ait eşya ve levazıma, mübarek emanetler (emânât-ı mübareke) denir. Yavuz Sultan Selim Mısır’ı fethettikten sonra Mekke Emiri Seyyid Berekat, emirlik hazinesinde bulunan “emânât-ı mübareke”nin öne…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hay’dan Gelen Hû’ya Gider

Burada Hayy, Allah: Hû, yine Allah demektir. Bu şekliyle mana “Allah’tan gelen, Allah’a gider” şeklinde olur. Veren de Allah’tır, alan da… Bu atasözü, daha ziyade, tesadüfen ele geçen, bedavadan emek sarfetmeden kazanılan şeyin değeri bilin…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hayzu’r-Ricâl

Arapça, erkeklerin aybaşı hali anlamına bir kelime. Sâlik vecde gelip kendinden geçince, hayız gören kadınlar gibi, Allah’ın huzuruna çıkamaz (yani namaz kılamaz, zira teklifin muhatabı olan akıl, kendinden geçme hâlinde sâlikde yoktur). Yi…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İkindi Meydanı

Mevlevi tâbiridir. Sabah namazı kılındıktan güneş doğana kadar, ikindiden de güneş batana kadar, tefekkür ile meşgul olan bir müslümanın, Allah katında sevap kazanacağına ait bir hadis-i şerife dayanarak konulmuş bir usûl.

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İktisâb

Arapça, gayret etmek, kazanmak ve yüklenmek gibi manaları ihtiva eder. “Kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir…” (Bakara/286) âyetinde formüle edildiği gibi iktisab bir kulun, zararlı şeylerden uzaklaşması, menfaat vereni de…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Kapıdan Geçmek

Tasavvuf’î planda, murakabe özelliğini kazanmayı ifâde eder. Mevleviler bu duruma, kapıdan geçmek derler. Bu, çilesini bitirenlerin veya başka dergahtan gelip hücreye çıkacakların, veyahut çilekeş olmayıp da, fazileti ve olgunluğu bulunması…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Karagöz

Renkli bir perdenin, adam boyunda ve orta yerinde, ince beyaz bezden yapılma, küçük bir pencere biçimindeki sahnenin arkasından yirmi-yirmi beş santim uzunluğunda deriden kesilmiş ve boyanmış, resimlerin seyircilere gösterilmesi suretiyle o…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Matbah Canı

Matbah Arapça bir kelime olup, Türkçemizde “mutfak” şeklinde kullanılmaktadır. Mutfak nasıl yemeklerin pişirilip, yenilir, hale gelme işleminin gerçekleştirildiği bir yer ise, aynı şekilde, insanın da olgunlaştığı yer olarak kabul edilmişti…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mahît

Arapça dikilmiş elbise demektir. Öğülmüş sıfatları kazanarak, yerilmiş sıfatlardan sıyrılmaya işaret eder.

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Matbah-I Şerif

Arapça, şerefli mutfak demektir. Bu tâbir, özellikle Mevlevîler’e aittir. Mevlevî tekkelerinde, bir dervişin ilk terbiye yeri mutfaktı. Konya’da “Âsitâne” adıyla da anılan merkez dergâhta iki önemli mekân vardı. 1- Yemeklerin piştiği mutfak…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Mekâsib

Kazançlar, kârlar anlamında Arapça bir kelime. Abdullah b. Mübarek “elinin emeğiyle kazanma zorluğuna katlanma zevkine varmayanda, hayır yoktur” der. Yine Abdullah b. Mübarek “elinin emeğiyle geçimini temin, tevfiz ve tevekküle engel değild…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ocak-Ocakzâde

Türkçe-Farsça. Ocak oğlu demektir. Ocak; içinde odun, kömür yakılan, dumanı üstteki bacadan çıkan özel ateş yakma yerine denir. Mecazi olarak, kuruluş boy-soy, kök, dirlik, düzenlik manalarına gelir. Bu, aynı zamanda bir Bektaşî tabiridir.…

↗