Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

26 sonuç · toplam 59 · “hibe” · 1/2

01
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

hibe

fık. Sözlüklerde, “Bağışlamak, karşılıksız vermek.” anlamında geçen bu söz, İslâm hukukunda bir malm bedelsiz veya karşılıksız bir başkasma temliki için kullanılan bir terimdir.

↗
02
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Ömrî Hibe

Bir kimseye; "Ömrün boyunca evim senin olsun" diyerek yapılan hibe. Ömrî hibe câizdir. Hibe yapılan kimse vefât edince ev sâhibine, ölmüşse mîrâsçılarına verilir. (Abdullah Mûsulî)

↗
03
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

Râhibe

Kadın râhib. Hiç evlenmeyen, yalnız ve bekâr olarak yaşayan, kilisede ibâdetle meşgûl olan görevli kadın. Şehvet nazarı ile kadınlara bakmanın aynen zinâ olduğunu Îsâ aleyhisselâm bildirmiş iken, hıristiyanlar kadınlarını örtmemişlerdir. Bu…

↗
04
Sözlük · Ad / başlık eşleşmesi

râh-ı bekâ

Cen ve nete giden yol. ste râh-ı fenâ a. (lü »IJ bk. râh-ı nâ”- adem

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

mu'âmelât

biLLu) [Ar.] fık. Sözlük anlamı, “alış veriş yapnmak.” olan bu terim, insanlar bu arası ilişkilerde ticaret, kira, şirye ketler, hibe, evlilik, miras, vekâ ’llet, kefalet, vasiyet gibi hukukî et işlemleri düzenleyen kuralların an tamamı içi…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

râfi

Hadis biliminde, m’in bir hadisi “merfû” (bk. bu mad nnet de) olarak rivayet eden kimse. dilr’in rağbet ve rehbet a. (c^j j cuij bk. [Ar.] tas. “Arzu etme, ihlâs ile, C. yalvarıp yakarma.” anlamındaki “rağbet” sözü üe “Korkma, çekinme, endi…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

ifk hadisesi

ifk hadisesi a. Adını Kur’ân-ı Kerîm’de “Nâr suresi” nde geçen “ifk” sözünden alan bu terim, iftira, en kötü ve çirkin yalan anlamında kullanılmıştır. Bu yalan ve iftira, Hz. Âişe’ye “Mustalik Gazvesi” sırasmda atılmıştır. Savaş sonrasında…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

ef âl

“İşler, eylemler.” anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle yeni terimler oluşturur. § tam. efâl-i ibâd ç.a. (jU Jl*jl) İnsan için iradeye dayanan ve bireye sorumluluklar yükleyen iş ve eylemler. efâl-i mükellefin ç.a. (jjâL JLûl) “M…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

umrâ

İslâm h kukunda bağış yapan kimsen hayatta kaldığı süre ile sını olan hibe türü

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Rabb-i bâkî

Ebedî ve kalıcı Rab; Allah. Yaratılmışların faniliğine karşı ilâhî bekāyı vurgular.

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Rukbî

İki kişinin karşılıklı olarak, öldükten sonra sâhib olmaları şartıyla birinin malını diğerine bağışlaması yâni sen ölürsen evin benim olsun, ben ölürsem evim senin olsun şeklindeki hibe. Rukbî hibe, tarafeynin (İmâm-ı a'zam ve İmâm-ı Muhamm…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ümm-İ Veled

Efendisinden (sâhibinden) çocuğu olan câriye, köle kadın. Ümm-i veled satılamaz ve hibe olunamaz. Efendisi vefât edince âzâd (hür) olur ise de, zevce gibi vâris olamaz. Oğlu ise, mîrâsçı ve hür olur. (M. Zihni Efendi)

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cem‘

2.3.2. Cem‘ ve Fark Tasavvufta kulun, mahlûkât ve rabbi ile olan ilişkisini anlatmak için kullanılan kavramlardan cem‘ ( ع مجلا) ve fark (ق رفلا) tasavvuf klasiklerinin ekseriyetinde yer almaktadır. Bunlardan Serrâc, Kelâbâzî, Kuşeyrî ve Hü…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Belâgat

1. Sözün düzgün, kusursuz ve yerinde söylenmesi. Kur'ân-ı kerîm gibi ilâhî belâgat ve îcâza (az sözle çok mânâ ifâde etme özelliğine) sâhip bir kitap, yalnız Türkçeye değil, hiç bir dile hakkıyla çevrilemez. (H. Hüsnü Erdem) Kur'ân-ı kerîmi…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Vakf (vakıf)

1. Mükellef (akıllı, müslüman ve ergenlik çağına erişmiş)kimsenin kendi mülkü olan mütekavvim (belli, kıymetli ve dayanıklı)malının menfaatini (faydasını) hiçbir şarta bağlamadan, müslüman veya zımmî (gayr-i müslim vatandaş), bütün veya bel…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Müsâhib

Arkadaş. Resûlullah'ın eshâbının (arkadaşlarının) hepsi, sözbirliği ile âdildirler, hak üzeredirler. Allahü teâlâ onları seçip yaratılmışların en üstünü ve var olanların en şereflisi, Resûl-i kâinât olan habîbi Muhammed'e sallallahü aleyhi…

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şit (şîs) Aleyhisselâm

Âdem aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselâmın oğludur. Babası vefât edince peygamber oldu. Kendisine elli suhuf kitâb verildi. Şit ismi İbrânice olup Arapça'da Allah'ın hibesi (hediyesi) mânâsındadır. Şit yerine Şîs d…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şükr (şükür)

Verilen nîmetleri yerli yerinde kullanma. Allahü teâlâya, verdiği nîmetlerle isyân etmeme. Nîmetleri kullanırken sâhibini unutmama. Görülen iyiliğe karşı teşekkür. Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyma. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâl…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İbrâ

Alacağından vaz geçmek. Bir kimse alacağını borçluya hibe etse veya borçluyu ibrâ etse borçlu borçtan kurtulur. (Ali Haydar Efendi)

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İshâk Aleyhisselâm

Şam ve Filistin ahâlisine (halkına) gönderilen peygamberlerden. İbrâhim aleyhisselâmın ikinci oğlu olup, annesi hazret-i Sâre'dir. İbrâhim aleyhisselâmın dînini insanlara tebliğ etti. İsmi, Kur'ân-ı kerîmde on yedi yerde bildirilmiştir. All…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Destâr-I Şerif

Farsça-Arapça. Şerefli sarık demektir. Mevlevîlerin başlarına giydikleri, sikke üzerine sarılan sarık hakkında kullanılır bir tabirdir. Sarık, sikke giyenlerin arif olanlarına bir imtiyaz (ayrıcalık) olarak verilirdi. Destâr, Çelebî Efendi’…

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ledün

Arapça’da zaman veya mekan zarfı olup, yanında, …de,…da mânâlarını ihtiva eder. Gayb ilmi, sırlara vâkıf olma anlamında kullanılan tâbir. Kehf suresinde “…ona katımızdan bir ilim öğrettik…” (Keyf/65) âyetiyle bu ilme işaret olunur. Tahsil y…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Murakkâ

Arapça, hırka, yamalı elbise demek- tir. Eskide dervişler, nefislerinin gurur ve kibrini kırmak için, eski elbiseler giyerlerdi. Bu tip elbise, iki dünyadan da sıyrılmayı ifade eder. Murakkâ, genellikle mavi renklidir. Ancak bu şekilde giyi…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Sâhib

Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…

↗