KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Sa’ak
Yıldırım düşmesi, şiddetli gürlemek, bayılıp kendinden geçmek ve helak olmak gibi çeşitli anlamlarıolan Arapça bir kelimedir. Kur’an-ı Kerimde, Hz. Musa’nın Tur-ı Sina’daki bayılışı konusunda geçer: “Musa, tayin ettiğimiz vakitte (Tur-ı Sina’ya) gelip de, Rabbi…
→Tasavvuf ve TarikatSa'diyye
ye nispet edilen ve Şam merkez olmak üzere Hamâ, Humus, Halep, Akkâ, Nablus, Sayda bölgesinde kurulan, sonra Anadolu’ya yayılan ve İstanbul’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada taraftar bulmuş olan bir tarikatın adı. Bu tarikat,…
→Tasavvuf ve TarikatSabah Meydanı
Mevlevî tâbiridir. Erbain çıkarmış veya kapıdan geçirilmiş dervişlerin sabahleyin toplandıkları yere, sabah meydanı denir. Burada dervişler, “işrâk Namazı”nın vaktini (güneş doğuşundan kırk beş dakika sonra) istiğfar, tefekkür ve Kur’ân okuyarak beklerlerdi. Aynı şey ikindi-akşam…
→Tasavvuf ve TarikatSabık
Arapça, önceki, geçen, anlamına ism-i fail. Sabık, hallere sahib kişiye denir. Bu durumdaki kişi, Allah’ın muradı karşısında, kendi isteğinden vazgeçmiştir. Sâbık’ın Allah’a heybet üzere ibadet ettiği, Rabbisini unutmadığı, belâlardan lezzet aldığı söylenir. Bu ise,…
→Tasavvuf ve TarikatSâbiriyye
Hoca Alâeddin Ali Ahmed Sâbir (ö. 690/1291) tarafından kurulan bir tasavvuf okulu. Çiştiyye’nin kollarından biridir.
→Tasavvuf ve TarikatSabr
Birini bir şeyden alıkoymak, hapsetmek, tutmak, dayanmak, sabretmek vs. gibi anlamları olan Arapça bir kelime. Başına gelen belalara, sıkıntılara dayanmaya sabır dendiği gibi, Allah’a ibâdette devam ve isyandan sürekli kaçmaya da sabır denir. Sabr,…
→Tasavvuf ve TarikatSâde
Arapça, efendiler demektir. Seyyid kelimesinin çoğuludur. Sevad-ı âzamin yönetimini elinde tutanlara denir.
→Tasavvuf ve TarikatSâdıkiyye
Rüknüddin Muhammed Mansûr es-Sâdık tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatSaf Seccadesi
Saf, Arapça yanyana düzgün bir şekilde dizilmekten meydana gelen sıraya denir. Cemâatle olan namazlarda, sadece bir kişinin üzerinde namaz kılabileceği kadar küçük, saffı düzgün tutmaya yarayan seccadelere, saf seccadesi denir. Bu seccadeler, dar ve…
→Tasavvuf ve TarikatSafâ-İ Zihin
Arapça, düşünce arılığı, tefekkür temizliği demektir. Cürcanî bunu, “nefsin, sıkıntısız olarak gayeye ulaşmayı sağlayan kabiliyeti” şeklinde tanımlar. Riyazet ve mücâhede ile saflaşan zihin, bir takım ulvî ve manevî gerçekleri idrâk eder hâle gelir. Bu…
→Tasavvuf ve TarikatSafeviyye
Şeyh Safiyyüddin Erdebilî (ö. 735/1334) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Sühreverdiyye’nin Erdebil kolu olduğu söylenir.
→Tasavvuf ve TarikatSaffiyye
Saffa mensub anlamına Arapça bir kelime. Bunlar sufîlerdir. ilk safta namaz kılmaya rağbet etmelerinden dolayı, onlara bu isim verilmiştir.
→Tasavvuf ve TarikatSağ Elin Verdiğini Sol El Bilmesin
Yapılan hayrın sırf Allah için yapılması gerektiğini ve bundan başka bir gaye güdülmemesi icâbettiğini bildiren bir atasözü. Yaptığın hayrı ve sana yapılan kötülüğü unut, esprisi içinde bu atasözü, aynı zamanda, yardım yapılanın kişiliğini korumayı…
→Tasavvuf ve TarikatSâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın, aynı…
→Tasavvuf ve TarikatSâhiliyye
İslâmî tarikatlerinden 14. yüzyıl başlaa. rmda ortaya çıkan ve Ebû Abrledullah Muhammed b. Ahmed b. bk. Abdurrahman es-Sâhilî el-Ensârî (öl. 736 / 1335) ye nispet edilen ilibir tarikatın adı. sin
→Tasavvuf ve TarikatSahk
Bir şeyi un ufak etmek, ezmek anlamında Arapça bir kelime. Kahrın etkisiyle, kulun terkibinin (maddî özelliklerinin) ortadan kalkması. Kahhâr isminin tecellisi ile, kulun kendinden geçmesi. Mahk da, kavram olarak aynı manaya yakınlık arzeder. Şarkavî’nin…
→Tasavvuf ve TarikatSaîdiyye
Ebû Saîd b. Ebi’l-Hayr b. Fazlillahi’l-Meyhenî (ö. 440/1049) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatSaka Postu
Mevlevî-hanelerde, Bektaşî tekkelerinde suculuk görevini yapanların oturdukları yere (daha doğrusu posta) verilen addır. Saka postu, mutfak kapısının yanıbaşında bulunurdu.
→Tasavvuf ve TarikatSaka Yeri
Mevlevî tekkelerinde dervişliğe soyunmak isteyenler, mutfak kapısının yanındaki saka postunda, üç gün oturma tecrübesinden geçerdi. Bunu başarırsa hizmete girebilirdi. Bu post üzerinde, tarikata girecek kişi, diz üstü üç gün tefekkür ve murakabe ile meşgul…
→Tasavvuf ve TarikatSaka-Sakî
Arapça, sucu demektir. Feyyâz-ı mutlak, sevgi ve feyzin kaynağı olan Allah, mürşid, gibi anlamları vardır. İçki meclisinde kadehlerle içki dağıtan kişiye saki denir.
→Tasavvuf ve TarikatSakînâme
Divan şâirlerinin sâkî ve şarabın övülmesi ve sâkîden şarap istenmesi konusunda yazdıkları manzumeler hakkında kullanılan bir tâbirdir.Sakî tut elim ki, hasta hâlim Gam rehgüzerinde pâyimalim,Sensin, meni mübtelâya gamhâr, Senden özge dahi kimim var,Müşkil işe…
→Tasavvuf ve TarikatSala Vermek
Cuma günleri, namazdan önce minarelerde makamla okunan dua. Bir de, ölen kimseler için minarelerden sala vermek âdeti vardır ki, Anadolu’da oldukça yaygındır.
→Tasavvuf ve TarikatSalâhiyye
İslâmî tarikatlerinden 18. yüzyılda ortaya çıkan, Halvetî-Uşşâkıyye tarikatının Abdullah Salâhî Efendi (öl. 1197 /1783) ’ye nispet edilen bir kolunun adı.
→Tasavvuf ve TarikatSalahiyye-İ Halvetiyye
Balıkesirli Abdullah Salâhaddin Efendi’nin kurduğu bir tasavvuf okulu. Halvetiyye’nin kollarından biri.
→Tasavvuf ve TarikatSalât
Namaz; tekbirle başlayıp selâmla tamamlanan, kıyam, kıraat, rükû ve secdeden oluşan temel ibadet. Müslümanlara günde beş vakit farz kılınmıştır. Salât kelimesi bağlama göre dua ve rahmet anlamlarını da taşır. Hz. Peygamber’e salât etmek, onun…
→Tasavvuf ve TarikatSalât-I İstihare
İstihare namazı. Hakkında, hayır mı, şer mi diye şüpheye düşülen bir hususta, hayırlı olup olmadığını anlamak üzere, kılınan iki rek’at namazdır. Birinci rek’atta Fatihadan sonra “Kâfirun”, ikinci rek’atta da “İhlâs” suresini okumak sünnettir. Namazın…
→Tasavvuf ve TarikatSalât-Salavât
Arapça, dua demektir. Hz. Peygamber (s)’e dua olmak üzere hazırlanmış olan ve bir kısmı bestelenen ibarelere salât denir. Delâil-i Hayrât’da, Süleyman Cezûlî’nin terkip ettiği salavat sayısı yüz yirmiden fazladır. Hz. Peygamber (s)’e dua etmek…
→Tasavvuf ve TarikatSâlihiyye
ibn Muhammed es-Salih’e nisbet olunan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatSâlik
Lr, Yolcu. 2. tas. a Ehl-i sülûk, Allah’a giden yolu tutana seyr halinde bulunduğu sürece müritle müntehi arasındaki mutavassite sâlik denir. Imi ve tasavvuruyla değil, haliyle makamlarda seyreden sâlik bu haldeyken ayne'l-yakin türünden bilgi…
→Tasavvuf ve TarikatSalsale
Arapça, kuru şeylerin birbirine dokunarak ses çıkarması demektir. Bir çeşit azametle, ağacın gövdesinden tecellî yolu ile kâdiriyyet sıfatının ortaya çıkmasıdır. Bu da, kahredici heybet sıfatının ortaya çıkışlarından ibarettir. Bu tecellîye mazhar olan kulda, zil…
→Tasavvuf ve TarikatSaltakıy
Salt tek, yalnız, mücerred anlamına gelen Türkçe bir kelimedir. Sarı Saltuk’un, adı, bu kelimeden türemiştir. Dünya işlerinden sıyrılmış anlamına gelir. Bunlar ehl-i tecriddirler. Saltakıy, iki yandan saçakları sarkan ve Kalenderîler tarafından giyilen elbisenin adıdır…
→Tasavvuf ve TarikatSamediyyet
Arapça, herşeyin kendisine muhtaç olduğu, kendisinin de hiç bir şeye muhtaç olmadığını belirten bir kelime. Bu tâbiri, ilk defa kullananlardan biri olarak, Sühreverdi el-Maktûl gösterilmektedir. Ona göre samediyye, samedden türemiştir. O (yani Allah) yok…
→Tasavvuf ve TarikatSancak Mushafı
Sancak başlarına takılan küçük mushaflar hakkında kullanılan bir tâbir.
→Tasavvuf ve TarikatSancak-I Şerif Şeyhi
Seferde, Sancak-ı Şerif ile beraber bulunan sâdâttan olan zat hakkında bu tâbir kullanılır. Bunun yanında Sancak-ı Şerif altında bulunmak üzere bir kısım sâdât da sefere giderdi. Savaş sırasında Sancak-ı Şerif, altında bulunmak üzere, bir…
→Tasavvuf ve TarikatSancaktar
Sancak taşıyan kişiye denir. Aynı mânâda “alemdar” kelimesi de kullanılır. Tekkelerde bulunan sancakları korumakla ve tekke mensuplarının sancakla gittikleri zamanlarda, taşımakla görevli derviş hakkında kullanılan bir tâbirdir. Bu görev, tarikatta ilerlemiş kişilere verilirdi.
→Tasavvuf ve TarikatSanduka
Türbelerde, mezarların üzerine tahtadan sandık şeklinde yapılan ve üstüne yeşil çuha örtülen yere denir.
→Tasavvuf ve TarikatSandukçe
Arapça, küçük sandık demektir. Sedef ve fildişi kakmalı olur, içine, Hz. Peygamber’in (s) sakalından bir veya birkaç kıl, “enâm-ı şerif” yahut Kur’ân-ı Kerim konurdu. Bu küçük sandıklar, bazen gümüş ve altın ile de kaplanırdı.
→Tasavvuf ve TarikatSarıklı Sikke
Mevlevîlerin, sikke adı verilen başlıklarından “destarlı” olanlar hakkında kullanılan bir tâbirdir. Sarıklı olmayanlara, dal sikke denir. Sikkeye sarık sarma, Çelebi Efendi tarafından tekbirlendikten sonra gerçekleşebilirdi.
→Tasavvuf ve TarikatSasaniyye
Suriye ve Anadolu’da bir esnaf tarikatı (XII-XVI. yüzyıl).
→Tasavvuf ve TarikatSatmak
Çocuğu doğup ölen ve bu yüzden çocuk sahibi olmakta zorlanan bazı Anadolu yörelerindeki aileler, satma denen bir yola başvururlardı. Kadın hâmile kalınca, bir türbeye gider, oradaki yatıra çocuğunu satardı. Bazı yerlerde bu muamelede, çocuk…
→Tasavvuf ve TarikatSavaş Büyük Savaş
Hz. Peygamber (s) Tebük gazvesinden dönüşünde “küçük savaştan büyük savaşa döndük” demiştir. Ay, Ramazan ayı yani oruç ayı idi. O, bu şekilde oruca, yani nefisle mücadeleye büyük savaş adını vermişti. Savaşın büyüğü, bu şekilde,…
→Tasavvuf ve TarikatSâviyye
İslâmî tarikatlerden 18. yüzyılda ortaya çıkan, Halvetiyye-Derdîriyye tarikatının Ahmed b. Muhammed es-Sâvî (öl. 1241 / 1825) ’ye nispet edilen bir kolunun adı ve bunun için kullanılan terim.
→Tasavvuf ve TarikatSaviyye-İ Halvetiyye
Seyyid Ahmed b. Muhammedi’l-Mâliki’s-Sâvî (ö. 1241/1825) tarafından kurulmuş, Halvetiyye’nin Derdiriyye şubesinin bir kolu olan tarikat.
→Tasavvuf ve TarikatSavlet
Arapça, hamle ve hücumu ifade eden bir kelime. Haller sebebiyle mürid ve mutavassıtların, kendi durumunda olanlara, sözlü sataşmada bulunmaları. Bu zemmolunmuştur. Kişinin kendinden üstüne dil uzatması küstahlık, altında bulunana konuşması tamamen ma’rifetten ibarettir. Kendisi…
→Tasavvuf ve TarikatSayyâdiyye
İslâ tarikatlerinden 13. yüzyılda taya çıkan, Rifâiyye tarikatın İzzddin Ahmed es-Sayyâdî ( 670 / 1271) ’ye nispet edilen b kolunun adı ve bunun için k lanılan terim
→Tasavvuf ve TarikatSeb’a Şeyhliği
Seb’a, Arapça’da yedi (7) demektir. Esnaf teşkilatı reislerinden birine bu ad verilirdi. Ahî teşkilâtında yedinci mertebeyi elde edenlere, “şeyh” unvanı verildiği için, esnaf teşkilâtında da kullanılmıştır. Fütüvvetnâme’ye göre, Ahi halife gibidir. Şeyhin kaimmakamıdır, ama…
→Tasavvuf ve TarikatSeb‘a-i muallaka
İslâm öncesi Arap şiirinin en seçkin örnekleri kabul edilen yedi uzun kaside. Muallakāt-ı seb‘a adıyla da bilinir. Şiirlerin Kâbe duvarına asıldığı yolundaki meşhur anlatının tarihîliği tartışmalıdır. Külliyat çöl hayatı, kabile, yolculuk, aşk hatırası, savaş…
→Tasavvuf ve TarikatSeb’atu Ebhur
Yedi deniz manasına Arapça bir ifâde. Tasavvuf yoluna girenlerin takip ettikleri yedi meşreb, yedi yol: Sekr, vecd, berk, hayret, şuhûd, nûr-ı kurb, velâyet-i vücûd.
→Tasavvuf ve TarikatSeb’iniyye
Filozof ibn Seb’in (ö. 669/1270) tarafından kurulan bir tasavvuf okulu. Cüneydiyye’nin kollarından biri.
→Tasavvuf ve TarikatSebha
Kırlık, çorak yer, gübre vs. gibi anlamları olan Arapça bir kelime. Allah’ın yarattığı mahlukatındaki karanlığa denir. Allah, bu karanlığa nurundan saçmış, bu nurun değdiği kimseler hidayete ermiş, aksi durumda olanlar sapıklıkta kalmıştır.
→Tasavvuf ve TarikatSebsebiyye
Şeyh Süleyman Sebsebi tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Rifaiyye tarikatı şubelerinden biri.
→Tasavvuf ve TarikatSebtiyye
İslâmî tarikatlerden 13. yüzyılda ortaya çıkan, Medeniyye tarikatının Ahmed b. Ca'fer es-Sebtî (öl. 601 / 1205) ye nispet edilen bir kolu için kullanılan terim.
→Tasavvuf ve TarikatSebzi
Farsça, yeşillik demektir. Sebz yeşil anlamına. Hakiki vahdetle birleşen mutlak kemal.
→Tasavvuf ve TarikatSecde-İ Kalb
Arapça, kalbin secdesi demektir. Kaşanî bu tabiri şöyle açıklar: Şühud sırasında Hak’ta fani olmaktır. O bu halde vücud uzuvlarını kullanamaz.
→Tasavvuf ve TarikatSecde-İ Şükür
Arapça, şükür secdesi anlamına bir ifade. Mevleviler, namaz kıldıktan sonra, namaz kılma nimetine muvvaffak kılması sebebiyle, Allah’a teşekkür için, şükür secdesi yaparlardı.
→Tasavvuf ve TarikatSecdesiz Namaz
Cenaze namazı için kullanılan bir tâbir. Bilindiği gibi, cenaze namazında rükû ve secde yoktur.
→Tasavvuf ve TarikatSecere
Ağaç. 2. tas. a Tarikat silsilelerini gösteren şema. b Külli cisim kitlesini yöneten kâmil insan (İFM, ct; İbn Arabi Şeceretü”1-kevn). Şecere-i marifet Marifet ağacı; marifetullah ( SF). Şecere bir ağaçtır ki, Hz. Musa o…
→Tasavvuf ve TarikatSefeh
Arapça, sefihlik, ahlaksızlık gibi manaları ihtiva eder. İslam’ın veya aklın aksine bir iş yapmak.
→Tasavvuf ve TarikatSefer der vatan
Kişinin kötü huylardan iyi huylara doğru iç yolculuğu. Hâcegân-Nakşibendî geleneğinin on bir ilkesi arasında sayılır; nispet ve yorumlarda kaynaklar arasında farklılık bulunabilir.
→Tasavvuf ve TarikatSefer Gülbangi
Mevlevî tâbiridir. Dedeler ve muhiblerden birinin, Konya’ya veya Hac amacıyla, Mekke’ye gitmesi sırasında okunan gülbanktir. Derviş, yola çıkarken, dede ve diğer dervişler (canlar) kendisiyle musafaha yapar, daha sonra Dede Efendi dua ederdi.
→Tasavvuf ve TarikatSeher
Arapça, gece uykusuz kalmak, uyumamak demektir. Orta harfi “he” dir. Zariyat/18’de, Allah şöyle buyurur: “Onlar gecenin son vakitlerinde (tan yeri ağarmadan önce) istiğfar ederler”. Bu âyete, başta Hz. Peygamber (s) olmak üzere sûfiler, büyük…
→Tasavvuf ve TarikatSeher Duası
Arapça, seher gecenin sonuna denir. Orta harfi “he” değil “ha”dır. Seher vakti, duaların kabul olduğu özel zaman dilimlerinden biridir.Bu sebeple seher vakti, sufîler dua ve niyaza ağırlık verirler. Seher vaktini uyanık olarak ihya edenlere…
→Tasavvuf ve TarikatSehliyye
Sehl et-Tüsterî’ye nispet edilen tasavvufî yol ve çevre için kullanılan ad. Kur’ân’a bağlılık, sünnete uyma, helâl lokma, günahlardan kaçınma ve sürekli tövbe bu çizgiye atfedilen başlıca ilkeler arasındadır.
→Tasavvuf ve TarikatSekil
Bektaşî tabiridir. Beştaşîlerin boyunlarına astıkları taşa, sekil adı verilir. Bu taş, şeriattan bir taş koparan, yani İslam’a aykırı davranışta bulunanlara asılırdı. Bektaşîler bunu şu espiri ile açıklarlar: Hz. Musa, bir taşa elbiselerini kor ve…
→Tasavvuf ve TarikatSekinet
1, Vakar, ağırbaşlılık, sükünet. 2. tas, Gaybın (ve maneyi feyzin) gelişi esnasında kalbin bulduğu itmi'nan ve huzur hali. Sekinet nebi ve velilerin kalplerine iner, Nur, kuvvet ve ruhtan oluşur, korkan kişi o sayede sükün,…
→Tasavvuf ve TarikatSekizler
Gayb erenlerinden, veliler hiyerarşisi içinde yer alan sekiz evliya. Bunlara, kahır ve kuvvet ricali denir. Şiddetli ve hiddetli özelliğe sahiptirler, himmetleri etkilidir. Yöneldikleri ruhları etkileri altına alırlar, tasarruf etme güçleriyle tanınırlar. Bunlara hürmet edilmekle…
→Tasavvuf ve TarikatSelâm Başı
Mevlevi tâbiridir. Mevlevi âyinleri dört selâm, yani dört fasıldan ibarettir. Bir faslın bitmesine, “selâm başı” denir. Dördüncü selamdan sonra şeyh, postundan bir kaç adım yürüyerek hırkası ile, yani kollarını açmadan sema ederdi. Ayrıca, beşinci…
→Tasavvuf ve TarikatSelam Secdesi
Saygı maksadıyla, şer’î ölçüler içinde yere kapanma. Allah’tan başkasına yapılan bu secdelere, Kur’ândan örnekler şunlardır: 1. Meleklerin Allah’ın emri üzerine Hz, Adem’e secde etmesi(Bakara/34). 2. Hz. Yakub’un eşi ve onbir çocuğu ile birlikte Hz.…
→Tasavvuf ve TarikatSelamet Vahdettedir
Kurtuluş, huzur birliktedir anlamında, Arapça bir ifâde. Bunun iki anlamı vardır: 1) Huzur, birliğe ermektedir. Her şeyde bir olan. kendisinden başka gerçek varlık bulunmayan Allah’ın gücünü, hikmetini, takdirini yaptıklarını görmekte ve bu birlikte, kendi…
→Tasavvuf ve TarikatSelâmiyye
İslâmî se tarikatlerden 17. yüzyılda ortaya çıkan, Celvetiyye tarikatının Selâmî Ali Efendi (öl. 1103 / 1691)’ye nispet edilen bir kolunun adı ve bunun için kullanılan terim.
→Tasavvuf ve TarikatSelâtin Şeyhliği
Selâtîn, Arapça bir kelime olup “Sultan”ın çoğuludur. Cuma günleri, namazdan sonra yapılan va’z görevine denir. Bunun yerine, “kürsü şeyhliği” ve “Cuma vaizliği” tâbirleri de kullanılmıştır. Minberde, hatibin okuduğu Arapça hutbeyi açıklamak üzere, bu görev…
→Tasavvuf ve TarikatSelman
Sahabe-i Kiram’dan Hz. Selmân-ı Farisî ibn İslâm (r) için kısaca “Selmân” da denilir. Bazı sûfiyye tarikatlarında, dervişler, nefsi aşağılamak üzere, ellerinde keşkül (bir çeşit tabağı andırır kâse) ile halktan bir şeyler toplamaya giderlerdi ki…
→