Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

55 temiz madde bu görünümde hazır.

Tasavvuf ve Tarikat

Şa’raniyye

Abdülvahhâb Şa’ranî (ö. 973/1568) tarafından kurulan bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Şahide

Arapça, şehâdet eden, gören anlamına dişil bir kelime. Mezara dikine yerleştirilen, üzerinde yazı ve çiçek bulunan mermer baş ve ayak taşları hakkında kullanılan bir tâbir. Üzerindeki yazı, mezarın hangi şahsa ait olduğunu belirttiği için…

Tasavvuf ve Tarikat

Şalvar

Farsça, ağı geniş ve bol, uçkurla bağlanan, paçaları dar, alta giyilen, dış giysisi veya bir tür pantalon. Fütüvvet yoluna giren kişi, girdiği meslekte zamanla ustalaşır, olgunlaşırsa, ona belirli bir törenle, şalvar giydirilir, şed (kuşak)…

Tasavvuf ve Tarikat

Şâm-I Gariban

Farsça, garipler akşamı anlamında bir tamlama. Şia’ya göre, Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının başına gelen musibetin akşamı (11 Muharrem gecesi), garipler akşamıdır. Birisinin ölüp defnedildiği günün akşamına da, garipler akşamı denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Şarab

Arapça, içecek şey, anlamında bir kelime. Aşk ve mahabbet anlamına kullanılır. Coşkun aşk halleri ki, bu durumdaki kişi aşkta sadakat imtihanından geçer. Kemale erenlerin hali budur. Bu kelimeyle ilgili bazı deyimler şunlardır:Şaraphane : Melekût…

Tasavvuf ve Tarikat

Şatah

Arapça, hareket, kıpırdama vs. gibi anlamları olan bir kelime. Konuşmada şatah, konuşurken ölçüyü kaçırmayı ifade eder. Aşırı tecellî ve feyz gelen velîlerden, bir takım şeriata uymaz gibi görünen sözler zuhur eder. Dıştan bakınca, bu…

Tasavvuf ve Tarikat

Şâzeliyye

öz. a. [Ar.] İslâmî tarikatlerinden 13. yüzyılda ortaya çıkan ve Eb’ül-Hasan Takiyiyüddin-i Ali bin Abdullahü’ş-Şâzelî (öl. 656 / 1258) ’ye nispet edilen tarikat. Mısır merkezli olarak doğan, oradan Mağrib bölgesine yayılan ve sonradan dünyanın…

Tasavvuf ve Tarikat

Şeb-Çerağ

Farsça, gece çırası demektir. Bektaşî tekkelerinde on iki köşeli, tas biçimindeki kandile verilen ad. Oniki köşe, oniki imama işarettir.

Tasavvuf ve Tarikat

Şeb-Hane

Farsça, gece evi anlamında bir kelime. Garip ve fukaranın, parası olmayanların, ücret ödemeksizin geceyi geçirmeleri için, hayır sahipleri tarafından yaptırılan binalara denir. Bu sosyal dayanışma kurumu, vakıf kayıtlarında “şeb-hâne” şeklinde geçer.

Tasavvuf ve Tarikat

Şeb-Külâh

Farsça, iki kelimeden oluşmuş bir ifâde. Gece külahı, gece başlığı demektir. Dövme yünden yapılan, bir karış veya daha kısa olan bu başlık, gece yatarken giyilir. Bal renkli ve beyaz olur.Her dürr-i sitâre tab’ı nazmın,…

Tasavvuf ve Tarikat

Şed Bağlamak

Uğraştığı sanat dalında başarılı olan ve maharet kazanan çıraklara, fütüvvet geleneğince, ustaları tarafından bir törenle kuşak kuşandırılır. Usta çırağına kendisine ilk şed’in kim tarafından bağlandığını (kuşak kuşandığını) anlatırdı. Her sanatın ilk piri, Fütüvvetnâme adlı…

Tasavvuf ve Tarikat

Şef’

Arapça, çift demektir. Yaratma olarak deyimlenmiştir. Kaşânî’ye göre, vâhidiyyet hazreti, ehadiyyet hazretine eklenmedikçe İlâhî isimler ortaya çıkmaz. İlâhî isimler yaratma ile gerçeklik kazanır. Bu sebeple tek (vitr), çift (şef) ayırımı yapılmıştır.

Tasavvuf ve Tarikat

Şehade

Arapça, gözönündeki, görülen, şahid olunan şeyi ifade eder. Şehidlik, şehid olarak ölme. Boğularak, vebadan ve garib olarak ölenlere şehid denir. En yüce şehadet mertebesi, Allah yolunda öldürülmektir. Bu sayılanlara küçük şehidlik denir. Bir de…

Tasavvuf ve Tarikat

Şehâviyye

Muhammedi’ş-Şehâvi’l-Burhânî tarafından kurulmuş tasavvuf okulu. Burhaniyye’nin bir kolu.

Tasavvuf ve Tarikat

Şehbaziyye

Seyyid Lal Şahbaz Garib tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Burhaniyye’nin kolu.ŞEHİR–

Tasavvuf ve Tarikat

Şekl

Arapça, karışık iş, bir şeyin sureti, hey’eti, durumu, şekil, uygun, benzer gibi anlamları olan bir kelime. Hakk’ın varlığı.

Tasavvuf ve Tarikat

Şem’i Okunmak

Şem’ Arapça’da mum, meş’ale demektir. Mevlevî tâbiri. Dört selamdan ibaret olan mukabelelerden, neş’eli geçenlerin tesirini bir kat daha artırmak amacıyla, okunan âyinlerden birinin adı. Âyin şu parça ile başlardı:Şem’-i ruhuna cismimi pervane düşürdüm Evrak-ı…

Tasavvuf ve Tarikat

Şem’in Külünü Almak

Mumun fitilini kesmek anlamına bir söz. Bu iş, makası andıran bir âletle yapılırdı.

Tasavvuf ve Tarikat

Şems

Arapça, güneş demektir. Ulûhiyyetin ortaya çıkış yeri ve noksanlıklardan münezzeh mukaddes özelliklerin çeşitlenmesinin tecellî yeri olan nur. Güneş, diğer unsurî varlıkların aslıdır. Allah, varlığın tümünü, güneşte remz halinde yarattı. Tabiî güçler, onu, Allah’ın emriyle…

Tasavvuf ve Tarikat

Şemsiyye-İ Halvetiyye

Şeyh Şemseddin Ahmed Sivâsî tarafından kurulmuş, Halvetîliğin kollarından bir tasavvuf okulu.ŞEMS KOLU –

Tasavvuf ve Tarikat

Şepper-Şüpeyr

Arapça’da Hasan ve Hüseyin anlamlarını ihtiva eden Süryanice iki kelime. Bu isimler Hz. Harun’un iki oğlunun adı olup, Hz. Peygamber (s) tarafından, Hz. Ali (r)’nin oğullarına verilmiştir.Şüpeyrü Şepper, mürşid ü rehber, Sundular kevser ElhamdülillahÜsküdarlı…

Tasavvuf ve Tarikat

Şerbet Vermek

Bedeviye tasavvuf okulu ıstılahındandır. Bey’at töreni yapılırken, mürşidin yaptığı telkin ve içirdiği şerbet için, şerbet vermek tabiri kullanılır. Şerbet, yedi şeyle birlikte verilirdi. Müridin çok cezbeli olması istenirse şerbet, nefes veya sirke ve sütle;…

Tasavvuf ve Tarikat

Şerbetlemek

Yılan ve zehirli hayvanların zararından korunmak üzere, ocak adı verilen kişinin okuyup üfürdüğü şerbeti içirmesi olayına şerbetleme adı verilir. Bu işi daha ziyade Rifaî Şeyhlerinin yaptığı kaydedilir.

Tasavvuf ve Tarikat

Şerbetli

Şerbetlenen kişiye şerbetli denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Şerkave

Cezûliyye kollarından olup, Bucad (Fas)’da yaygındır.

Tasavvuf ve Tarikat

Şerkaviyye

Halvetiyye’nin kollarındandır. Mısır’da yayılmıştır.

Tasavvuf ve Tarikat

Şernubiyye

Burhaniye’nin kollarından biridir. Seyyid Şihabeddin Abdü’l-Abbas Ahmed b. Osman eş- Şernûbi’l-Maliki’l-Burhanî (ö. 994/1586) tarafından kurulmuştur.ŞEVAHİDÜ’L–

Tasavvuf ve Tarikat

Şey’en Li’llah

Arapça, Allah rızası için bir şey anlamındadır. Tasavvuf tarihinde çok az bir kısım tasavvuf erbabı, nefs terbiyesi için, müridlerini, geçici bir süre bir şeyler toplamaya yollarlardı. Onlar da “şey’en lillah” diyerek keşkülleriyle dolaşır, topladıklarını…

Tasavvuf ve Tarikat

Şeybaniyye

Ebu Muhammed Yunus b. Yusuf eş-Şeybanî (öl. 619/1223) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Şeyh Postu

Şeyhlerin oturdukları posta, “Şeyh Postu” denir. Bu post, tüylü koyun derisinden olup, toplantı yapılacak mahalde en önemli yere serilirdi. Mihrab bulunan yerlerde, mihrabın sağına konurdu. Mevlevî şeyhlerinin kırmızı renkli postları kapıya göre, karşıya gelen…

Tasavvuf ve Tarikat

Şeyh-İ Necdi

Mecazi bir tabir olup şeytan anlamındadır. Bir Hadis-i Şerifte, şeytanın boynuzlarının Necid’den zuhur edeceği kaydedilir. Tabirin dayanağı muhtemelen, bu hadisi şeriftir.

Tasavvuf ve Tarikat

Şeyhiyye

Ulâd Sidi Şeyh Şâzilî’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu (XIX. yüzyıl).

Tasavvuf ve Tarikat

Şeyhzade

Arapça-Farsça şeyhin oğlu anlamında bir terim. Tarikat şeyhlerinin erkek evladına da şeyhzade denirdi. Bu, halk arasında hafifletilerek Şehzade diye telaffuz olur.

Tasavvuf ve Tarikat

Şi’bu’s-Sada

Terakki sırasındaki cem’u’l-farka denir. Bu yükseliş (Terakki) Vahidiyet Hazretinden, Ehadiyet Hazretine doğrudur. Zıddı Sadeu’ş-Şi’b’dir, ki Ehadiyyetten Vahidiyete iniştir. Fenadan sonra davet ve başkalarını kemale erdirmek üzere, beka haline geçiş, Sadeu’ş-Şİ’b olarak değerlendirilir.

Tasavvuf ve Tarikat

Şihabiyye

Sühreverdiyye’nin kollarından biri olup, Şihabüddin Ebu Hafs Ömer b. Muhammed es- Sühreverdî el-Bekrî (öl. 632/1234) tarafından kurulmuştur.

Tasavvuf ve Tarikat

Şiir

Hacı Bayram, insanın seziş yüceliklerinden kaynaklanan şiir hakkında şunları söyler: “Nazm evliyanın keramatındandır” Tasavvuf erbabı şiiri zorlama ile değil, hal ile söyler. Sûfîler, rumuz ve istiareli anlatımlarla, içlerinde bulundukları halleri şiirle anlatırlar. Sûfîlerin önemli…

Tasavvuf ve Tarikat

Şikayet

Türkçemizde de kullanılan Arapça bir kelime. Tasavvufta bela gelince, belayı gönderen Allah, kula şikayet edilmez, şikayet, Hz. Yakub (a)’un yaptığı gibi, (Hüznümü, kederimi ancak Allah’a sızlanırım, Yûsuf/86) yine belayı gönderen Allah’a yapılır.

Tasavvuf ve Tarikat

Şikeftiyye

Şikeft, Farsça mağara demektir. Eskiden yolculuklarında mağaralarda kalmaları, sûfîlerin şikeftiyye diye anılmalarına neden olmuştur.

Tasavvuf ve Tarikat

Şin

Farsça iki kelime olup, seccadede oturan demektir. Şeyhler hakkında kullanılan bir tabir. Bu manada olmak üzere, şeyhe post-nişin (postta oturan) de denir. Şeyhler, tekkelerde seccade veya post üzerinde oturdukları için, bu adla anılmışlardır.

Tasavvuf ve Tarikat

Şinnaviyye

Ebu Abdullah Muhammed Şinnavî (ö. 1208/1 61 9)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu, Ahmediyye’nin kollarmdandır.

Tasavvuf ve Tarikat

Şöhret Afettir

Makam, mal, mülk, pek çok kişinin düşmanlığını cezbeder. Tasavvuf erbabına göre, keşif, keramet ve ledün bilgisiyle tanınmak da, sıkıntılı bir şöhrettir. Zira kişiye bir tür benlik verir, etrafta toplanan insanlardan huzuru kaçar.

Tasavvuf ve Tarikat

Şşabaniyye-İ Halvetiyye

Kurucusu Hacı Şa’ban-ı Veli’dir. Halvetî tarikatının kollarından biri. Hacı Şa’ban-ı Velî’nin Şeyhi de Hayreddin-i Tokâdi (k) hazretleridir. Mezarı Bolu’ya 10 km. mesafededir.

Tasavvuf ve Tarikat

Şuaybiyye

Ahmediyye’nin kollarından olup Şemsuddin Muhammed b. Muhammed b. Şuayb b. Ahmed b. Ali el-Hicazî eş-Şuaybî (ö. 1040/1630) tarafıhndan kurulmuştur.

Tasavvuf ve Tarikat

Şuhudu’l-Mufassal Fi’l-Mücmel

Arapça, mücmelde, ayrılmış olanın görülmesi demektir. Zat-ı Ehadiyyette çokluğu görmek.

Tasavvuf ve Tarikat

Şuhûdül- Mücmel Fi’l-Mufassal

Ayrılanda, mücmeli görmek anlamında Arapça bir ifade, Mufassal (çok) da mücmel (tek)’i görme.

Tasavvuf ve Tarikat

Şukûfe

Farsça, çiçek demektir. Yüksek mertebe, yüce makam.

Tasavvuf ve Tarikat

Şur-Şuride

Farsça, tuzlu, karışık, çığlık anlamlarına gelen bir kelime. Sur: Özel hal. Hal; Hakk’ın kelamını veya ibretli bir sözü duyanda, veyahut sema yapan salikte ortaya çıkan durum’a denir. Şuride: Dağınık, şaşkın, meczub, aşık; İlâhî cezbe…

Tasavvuf ve Tarikat

Şureyhiyye

Sahabilerden Ebu’l- Mukaddem Şureyh b. Hani b. Mazyedi’l-Harisî (ö. 87/705)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Şuttariyye

Işkıyye’nin kollarından olup Abdullah Şuttar (ö. 1415)’a dayandırılır.

Tasavvuf ve Tarikat

Şûûn

Arapça, hal, rütbe, önemli iş, tabiat, ihtiyaç gibi anlamları olan şe’n kelimesinin çoğuludur. Şuûn-ı Zatiyye (zata ait işler): Zat-ı Ehadiyyetteki hakikat ve aynların nakışlarından ibarettir. Tıpkı ağacın, yaprakların, çiçek ve meyvelerin, tümünün birden, çekirdekte…

Tasavvuf ve Tarikat

Şuziyye

XII. Asırda Seb’iniyye’den doğmuş olup, göçebe tarikatıdır.

Tasavvuf ve Tarikat

Şükr

Arapça, bir kelime olup Türkçe’de de kullanılır. Yapılan iyiliği öğme anlamındadır. Nimetin değerini bilmek, ilim, hal ve amel ile olmak üzere üç türlüdür. Alimlerin şükrü dilde, abidlerinki fiilde, ariflerinki haldedir. Abdülkadir Geylanî, dil ile…

Tasavvuf ve Tarikat

Şükrâviz

Farsça’dır. Sûfîlerin başlarındaki taçlara sardıkları parçaya “şükraviz” veya “risale” denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Şürûd

Arapça, ürküp kaçmayı ifade eden bir kelime. Hakikat menzillerinden uzaklaştıran sıfatlardan kaçmak, hukuka yapışmak. Tusî, Şürûd’u anlatırken şöyle der: Salik’in hayatı boyunca sığınma durumunda olması ve ayıklığını, sıdk üzere bulundurması gerekir. Aksi halde, üzerine…

Tasavvuf ve Tarikat

Şüşteriyye

Ebu’l-Hasen Ali b. Abdil-lahi’ş-Şüşteri’n-Nimeyrî (ö. 668/1269)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu.