KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Şa’raniyye
Abdülvahhâb Şa’ranî (ö. 973/1568) tarafından kurulan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatŞahide
Arapça, şehâdet eden, gören anlamına dişil bir kelime. Mezara dikine yerleştirilen, üzerinde yazı ve çiçek bulunan mermer baş ve ayak taşları hakkında kullanılan bir tâbir. Üzerindeki yazı, mezarın hangi şahsa ait olduğunu belirttiği için…
→Tasavvuf ve TarikatŞalvar
Farsça, ağı geniş ve bol, uçkurla bağlanan, paçaları dar, alta giyilen, dış giysisi veya bir tür pantalon. Fütüvvet yoluna giren kişi, girdiği meslekte zamanla ustalaşır, olgunlaşırsa, ona belirli bir törenle, şalvar giydirilir, şed (kuşak)…
→Tasavvuf ve TarikatŞâm-I Gariban
Farsça, garipler akşamı anlamında bir tamlama. Şia’ya göre, Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının başına gelen musibetin akşamı (11 Muharrem gecesi), garipler akşamıdır. Birisinin ölüp defnedildiği günün akşamına da, garipler akşamı denir.
→Tasavvuf ve TarikatŞarab
Arapça, içecek şey, anlamında bir kelime. Aşk ve mahabbet anlamına kullanılır. Coşkun aşk halleri ki, bu durumdaki kişi aşkta sadakat imtihanından geçer. Kemale erenlerin hali budur. Bu kelimeyle ilgili bazı deyimler şunlardır:Şaraphane : Melekût…
→Tasavvuf ve TarikatŞatah
Arapça, hareket, kıpırdama vs. gibi anlamları olan bir kelime. Konuşmada şatah, konuşurken ölçüyü kaçırmayı ifade eder. Aşırı tecellî ve feyz gelen velîlerden, bir takım şeriata uymaz gibi görünen sözler zuhur eder. Dıştan bakınca, bu…
→Tasavvuf ve TarikatŞâzeliyye
öz. a. [Ar.] İslâmî tarikatlerinden 13. yüzyılda ortaya çıkan ve Eb’ül-Hasan Takiyiyüddin-i Ali bin Abdullahü’ş-Şâzelî (öl. 656 / 1258) ’ye nispet edilen tarikat. Mısır merkezli olarak doğan, oradan Mağrib bölgesine yayılan ve sonradan dünyanın…
→Tasavvuf ve TarikatŞeb-Çerağ
Farsça, gece çırası demektir. Bektaşî tekkelerinde on iki köşeli, tas biçimindeki kandile verilen ad. Oniki köşe, oniki imama işarettir.
→Tasavvuf ve TarikatŞeb-Hane
Farsça, gece evi anlamında bir kelime. Garip ve fukaranın, parası olmayanların, ücret ödemeksizin geceyi geçirmeleri için, hayır sahipleri tarafından yaptırılan binalara denir. Bu sosyal dayanışma kurumu, vakıf kayıtlarında “şeb-hâne” şeklinde geçer.
→Tasavvuf ve TarikatŞeb-Külâh
Farsça, iki kelimeden oluşmuş bir ifâde. Gece külahı, gece başlığı demektir. Dövme yünden yapılan, bir karış veya daha kısa olan bu başlık, gece yatarken giyilir. Bal renkli ve beyaz olur.Her dürr-i sitâre tab’ı nazmın,…
→Tasavvuf ve TarikatŞed Bağlamak
Uğraştığı sanat dalında başarılı olan ve maharet kazanan çıraklara, fütüvvet geleneğince, ustaları tarafından bir törenle kuşak kuşandırılır. Usta çırağına kendisine ilk şed’in kim tarafından bağlandığını (kuşak kuşandığını) anlatırdı. Her sanatın ilk piri, Fütüvvetnâme adlı…
→Tasavvuf ve TarikatŞef’
Arapça, çift demektir. Yaratma olarak deyimlenmiştir. Kaşânî’ye göre, vâhidiyyet hazreti, ehadiyyet hazretine eklenmedikçe İlâhî isimler ortaya çıkmaz. İlâhî isimler yaratma ile gerçeklik kazanır. Bu sebeple tek (vitr), çift (şef) ayırımı yapılmıştır.
→Tasavvuf ve TarikatŞehade
Arapça, gözönündeki, görülen, şahid olunan şeyi ifade eder. Şehidlik, şehid olarak ölme. Boğularak, vebadan ve garib olarak ölenlere şehid denir. En yüce şehadet mertebesi, Allah yolunda öldürülmektir. Bu sayılanlara küçük şehidlik denir. Bir de…
→Tasavvuf ve TarikatŞehâviyye
Muhammedi’ş-Şehâvi’l-Burhânî tarafından kurulmuş tasavvuf okulu. Burhaniyye’nin bir kolu.
→Tasavvuf ve TarikatŞehbaziyye
Seyyid Lal Şahbaz Garib tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Burhaniyye’nin kolu.ŞEHİR–
→Tasavvuf ve TarikatŞekl
Arapça, karışık iş, bir şeyin sureti, hey’eti, durumu, şekil, uygun, benzer gibi anlamları olan bir kelime. Hakk’ın varlığı.
→Tasavvuf ve TarikatŞem’i Okunmak
Şem’ Arapça’da mum, meş’ale demektir. Mevlevî tâbiri. Dört selamdan ibaret olan mukabelelerden, neş’eli geçenlerin tesirini bir kat daha artırmak amacıyla, okunan âyinlerden birinin adı. Âyin şu parça ile başlardı:Şem’-i ruhuna cismimi pervane düşürdüm Evrak-ı…
→Tasavvuf ve TarikatŞem’in Külünü Almak
Mumun fitilini kesmek anlamına bir söz. Bu iş, makası andıran bir âletle yapılırdı.
→Tasavvuf ve TarikatŞems
Arapça, güneş demektir. Ulûhiyyetin ortaya çıkış yeri ve noksanlıklardan münezzeh mukaddes özelliklerin çeşitlenmesinin tecellî yeri olan nur. Güneş, diğer unsurî varlıkların aslıdır. Allah, varlığın tümünü, güneşte remz halinde yarattı. Tabiî güçler, onu, Allah’ın emriyle…
→Tasavvuf ve TarikatŞemsiyye-İ Halvetiyye
Şeyh Şemseddin Ahmed Sivâsî tarafından kurulmuş, Halvetîliğin kollarından bir tasavvuf okulu.ŞEMS KOLU –
→Tasavvuf ve TarikatŞepper-Şüpeyr
Arapça’da Hasan ve Hüseyin anlamlarını ihtiva eden Süryanice iki kelime. Bu isimler Hz. Harun’un iki oğlunun adı olup, Hz. Peygamber (s) tarafından, Hz. Ali (r)’nin oğullarına verilmiştir.Şüpeyrü Şepper, mürşid ü rehber, Sundular kevser ElhamdülillahÜsküdarlı…
→Tasavvuf ve TarikatŞerbet Vermek
Bedeviye tasavvuf okulu ıstılahındandır. Bey’at töreni yapılırken, mürşidin yaptığı telkin ve içirdiği şerbet için, şerbet vermek tabiri kullanılır. Şerbet, yedi şeyle birlikte verilirdi. Müridin çok cezbeli olması istenirse şerbet, nefes veya sirke ve sütle;…
→Tasavvuf ve TarikatŞerbetlemek
Yılan ve zehirli hayvanların zararından korunmak üzere, ocak adı verilen kişinin okuyup üfürdüğü şerbeti içirmesi olayına şerbetleme adı verilir. Bu işi daha ziyade Rifaî Şeyhlerinin yaptığı kaydedilir.
→Tasavvuf ve TarikatŞerbetli
Şerbetlenen kişiye şerbetli denir.
→Tasavvuf ve TarikatŞerkave
Cezûliyye kollarından olup, Bucad (Fas)’da yaygındır.
→Tasavvuf ve TarikatŞerkaviyye
Halvetiyye’nin kollarındandır. Mısır’da yayılmıştır.
→Tasavvuf ve TarikatŞernubiyye
Burhaniye’nin kollarından biridir. Seyyid Şihabeddin Abdü’l-Abbas Ahmed b. Osman eş- Şernûbi’l-Maliki’l-Burhanî (ö. 994/1586) tarafından kurulmuştur.ŞEVAHİDÜ’L–
→Tasavvuf ve TarikatŞey’en Li’llah
Arapça, Allah rızası için bir şey anlamındadır. Tasavvuf tarihinde çok az bir kısım tasavvuf erbabı, nefs terbiyesi için, müridlerini, geçici bir süre bir şeyler toplamaya yollarlardı. Onlar da “şey’en lillah” diyerek keşkülleriyle dolaşır, topladıklarını…
→Tasavvuf ve TarikatŞeybaniyye
Ebu Muhammed Yunus b. Yusuf eş-Şeybanî (öl. 619/1223) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatŞeyh Postu
Şeyhlerin oturdukları posta, “Şeyh Postu” denir. Bu post, tüylü koyun derisinden olup, toplantı yapılacak mahalde en önemli yere serilirdi. Mihrab bulunan yerlerde, mihrabın sağına konurdu. Mevlevî şeyhlerinin kırmızı renkli postları kapıya göre, karşıya gelen…
→Tasavvuf ve TarikatŞeyh-İ Necdi
Mecazi bir tabir olup şeytan anlamındadır. Bir Hadis-i Şerifte, şeytanın boynuzlarının Necid’den zuhur edeceği kaydedilir. Tabirin dayanağı muhtemelen, bu hadisi şeriftir.
→Tasavvuf ve TarikatŞeyhiyye
Ulâd Sidi Şeyh Şâzilî’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu (XIX. yüzyıl).
→Tasavvuf ve TarikatŞeyhzade
Arapça-Farsça şeyhin oğlu anlamında bir terim. Tarikat şeyhlerinin erkek evladına da şeyhzade denirdi. Bu, halk arasında hafifletilerek Şehzade diye telaffuz olur.
→Tasavvuf ve TarikatŞi’bu’s-Sada
Terakki sırasındaki cem’u’l-farka denir. Bu yükseliş (Terakki) Vahidiyet Hazretinden, Ehadiyet Hazretine doğrudur. Zıddı Sadeu’ş-Şi’b’dir, ki Ehadiyyetten Vahidiyete iniştir. Fenadan sonra davet ve başkalarını kemale erdirmek üzere, beka haline geçiş, Sadeu’ş-Şİ’b olarak değerlendirilir.
→Tasavvuf ve TarikatŞihabiyye
Sühreverdiyye’nin kollarından biri olup, Şihabüddin Ebu Hafs Ömer b. Muhammed es- Sühreverdî el-Bekrî (öl. 632/1234) tarafından kurulmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatŞiir
Hacı Bayram, insanın seziş yüceliklerinden kaynaklanan şiir hakkında şunları söyler: “Nazm evliyanın keramatındandır” Tasavvuf erbabı şiiri zorlama ile değil, hal ile söyler. Sûfîler, rumuz ve istiareli anlatımlarla, içlerinde bulundukları halleri şiirle anlatırlar. Sûfîlerin önemli…
→Tasavvuf ve TarikatŞikayet
Türkçemizde de kullanılan Arapça bir kelime. Tasavvufta bela gelince, belayı gönderen Allah, kula şikayet edilmez, şikayet, Hz. Yakub (a)’un yaptığı gibi, (Hüznümü, kederimi ancak Allah’a sızlanırım, Yûsuf/86) yine belayı gönderen Allah’a yapılır.
→Tasavvuf ve TarikatŞikeftiyye
Şikeft, Farsça mağara demektir. Eskiden yolculuklarında mağaralarda kalmaları, sûfîlerin şikeftiyye diye anılmalarına neden olmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatŞin
Farsça iki kelime olup, seccadede oturan demektir. Şeyhler hakkında kullanılan bir tabir. Bu manada olmak üzere, şeyhe post-nişin (postta oturan) de denir. Şeyhler, tekkelerde seccade veya post üzerinde oturdukları için, bu adla anılmışlardır.
→Tasavvuf ve TarikatŞinnaviyye
Ebu Abdullah Muhammed Şinnavî (ö. 1208/1 61 9)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu, Ahmediyye’nin kollarmdandır.
→Tasavvuf ve TarikatŞöhret Afettir
Makam, mal, mülk, pek çok kişinin düşmanlığını cezbeder. Tasavvuf erbabına göre, keşif, keramet ve ledün bilgisiyle tanınmak da, sıkıntılı bir şöhrettir. Zira kişiye bir tür benlik verir, etrafta toplanan insanlardan huzuru kaçar.
→Tasavvuf ve TarikatŞşabaniyye-İ Halvetiyye
Kurucusu Hacı Şa’ban-ı Veli’dir. Halvetî tarikatının kollarından biri. Hacı Şa’ban-ı Velî’nin Şeyhi de Hayreddin-i Tokâdi (k) hazretleridir. Mezarı Bolu’ya 10 km. mesafededir.
→Tasavvuf ve TarikatŞuaybiyye
Ahmediyye’nin kollarından olup Şemsuddin Muhammed b. Muhammed b. Şuayb b. Ahmed b. Ali el-Hicazî eş-Şuaybî (ö. 1040/1630) tarafıhndan kurulmuştur.
→Tasavvuf ve TarikatŞuhudu’l-Mufassal Fi’l-Mücmel
Arapça, mücmelde, ayrılmış olanın görülmesi demektir. Zat-ı Ehadiyyette çokluğu görmek.
→Tasavvuf ve TarikatŞuhûdül- Mücmel Fi’l-Mufassal
Ayrılanda, mücmeli görmek anlamında Arapça bir ifade, Mufassal (çok) da mücmel (tek)’i görme.
→Tasavvuf ve TarikatŞukûfe
Farsça, çiçek demektir. Yüksek mertebe, yüce makam.
→Tasavvuf ve TarikatŞur-Şuride
Farsça, tuzlu, karışık, çığlık anlamlarına gelen bir kelime. Sur: Özel hal. Hal; Hakk’ın kelamını veya ibretli bir sözü duyanda, veyahut sema yapan salikte ortaya çıkan durum’a denir. Şuride: Dağınık, şaşkın, meczub, aşık; İlâhî cezbe…
→Tasavvuf ve TarikatŞureyhiyye
Sahabilerden Ebu’l- Mukaddem Şureyh b. Hani b. Mazyedi’l-Harisî (ö. 87/705)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve TarikatŞuttariyye
Işkıyye’nin kollarından olup Abdullah Şuttar (ö. 1415)’a dayandırılır.
→Tasavvuf ve TarikatŞûûn
Arapça, hal, rütbe, önemli iş, tabiat, ihtiyaç gibi anlamları olan şe’n kelimesinin çoğuludur. Şuûn-ı Zatiyye (zata ait işler): Zat-ı Ehadiyyetteki hakikat ve aynların nakışlarından ibarettir. Tıpkı ağacın, yaprakların, çiçek ve meyvelerin, tümünün birden, çekirdekte…
→Tasavvuf ve TarikatŞuziyye
XII. Asırda Seb’iniyye’den doğmuş olup, göçebe tarikatıdır.
→Tasavvuf ve TarikatŞükr
Arapça, bir kelime olup Türkçe’de de kullanılır. Yapılan iyiliği öğme anlamındadır. Nimetin değerini bilmek, ilim, hal ve amel ile olmak üzere üç türlüdür. Alimlerin şükrü dilde, abidlerinki fiilde, ariflerinki haldedir. Abdülkadir Geylanî, dil ile…
→Tasavvuf ve TarikatŞükrâviz
Farsça’dır. Sûfîlerin başlarındaki taçlara sardıkları parçaya “şükraviz” veya “risale” denir.
→Tasavvuf ve TarikatŞürûd
Arapça, ürküp kaçmayı ifade eden bir kelime. Hakikat menzillerinden uzaklaştıran sıfatlardan kaçmak, hukuka yapışmak. Tusî, Şürûd’u anlatırken şöyle der: Salik’in hayatı boyunca sığınma durumunda olması ve ayıklığını, sıdk üzere bulundurması gerekir. Aksi halde, üzerine…
→Tasavvuf ve TarikatŞüşteriyye
Ebu’l-Hasen Ali b. Abdil-lahi’ş-Şüşteri’n-Nimeyrî (ö. 668/1269)’ye dayandırılan bir tasavvuf okulu.
→