KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ra'd Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin on üçüncü sûresi. Ra'd sûresi, kırk üç âyet-i kerîmedir. Sûrenin on üçüncü âyetinde gök gürültüsü mânâsına gelen er-Ra'd kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; Allahü teâlânın varlığı, birliği, ilminin sonsuzluğu, îmân etmekle mes'ûd…
→Kur’an ve TefsirRab
Terbiye eden, yetiştiren, yöneten, sahip olan ve gözeten. Mutlak anlamda Allah için kullanılan temel Kur’ân kavramlarından biridir. Rab ismi yaratma ile terbiyeyi birlikte anlatır: Allah varlığı meydana getirir, ihtiyaçlarını karşılar ve onu aşama aşama…
→Kur’an ve TefsirRabb-Ül'âlemîn
Âlemlerin rabbi, sâhibi olan Allahü teâlâ. (Bkz. Rab) Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: H amd, Rabb-ül'âlemîn olan Allah'a mahsûstur. O, Rahmân (dünyâda nîmetini herkese veren) ve Rahîm (âhirette nîmetlerini sâdece mü'minlere veren) dir. (Fâtiha…
→Kur’an ve TefsirRacîm
"Allahü teâlânın rahmetinden kovulmuş uzaklaştırılmış" mânâsına şeytanın Kur'ân-ı kerîmde bildirilen sıfatı. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: (İblîs yâni şeytan) dedi ki: "Ben ondan (hazret-i Âdem'den) hayırlıyım. Beni ateşten, onu ise çamurdan yarattın." (Allahü teâlâ)…
→Kur’an ve TefsirRadıyallahu anh
“Allah ondan razı olsun.” Özellikle sahâbeden bir erkek anıldıktan sonra söylenen dua ve hürmet ifadesi. Kadın için radıyallahu anhâ , iki kişi için anhümâ , topluluk için anhüm biçimleri kullanılır.
→Kur’an ve TefsirRahmân Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin elli beşinci sûresi. Rahmân sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Yetmiş sekiz âyet-i kerîmedir. İlk âyet-i kerîmede geçen Rahmân kelimesinden dolayı Sûret-ür-Rahmân denilmiştir. Sûrede; göklerin düzeninden, Allahü teâlânın insanlara olan lütfu ve ikrâmından,…
→Kur’an ve TefsirRahmet Melekleri
Yeryüzünde dolaşan ve mü'minlerin ölümü ânında hâzır olan melekler. Bunlara Rûhâniyân da denir. Resim, kö pek ve cünüp kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez. (Hadîs-i şerîf-Zevâcir) Sizden öncekiler arasında doksan dokuz kişiyi öldürmüş biri…
→Kur’an ve TefsirRahmet-İ İlâhiyye
Allahü teâlânın merhameti, acıması. Kalbinde zerre kadar îmân olan bir kimse, Cehennem'de sonsuz kalmayacak, rahmet-i ilâhiyyeye kavuşarak Cennet'e girecektir. (İmâm-ı Rabbânî) Cenâb-ı Hak bir kulunun hidâyet ve îmânda sebâtını dilerse, o kimseye rahmet-i ilâhiyye…
→Kur’an ve TefsirRahmeten Lil âlemîn
"Âlemlere rahmet" mânâsına Peygamber efendimizin mübârek isimlerinden. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Biz seni ancak rahmeten lil âlemîn gönderdik. (Enbiyâ sûresi: 107) Geldi çün ol rahmeten lil âlemîn Vardı nûr anda karâr kıldı hemîn…
→Kur’an ve TefsirRakīb
Gözeten, koruyan ve hiçbir şey kendisinden gizli kalmayan. Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Kul bakımından murakabe, Allah’ın her hâli bildiği bilinciyle söz ve davranışını denetlemektir. Bu bilinç başkalarını sürekli gözetleme değil, kişinin önce kendi niyet…
→Kur’an ve TefsirRakîb (er-Rakîb)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Her şeyi hakkıyla gören, gözeten, koruyan, bir an onlardan habersiz olmayan, murâkabesi (gözetmesi) devamlı olan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlâ her şeyi, rakîbdir. (Ahzâb sûresi: 52)
→Kur’an ve TefsirRâsih âlim
Kur'ân-ı kerîmin ve hadîs-i şerîflerin derin ve ince mânâlarını, işâretlerini anlayan büyük din âlimi. (Bkz. Ulemâ-i Râsihîn) Râsih âlimlerin dört hasleti vardır: 1)Allahü teâlâdan korkmak, 2)İnsanlara karşı mütevâzî (alçak gönüllü) olmak, 3)Dünyâya düşkün olmamak,…
→Kur’an ve TefsirRaûf (er-Raûf)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kullarına karşı merhâmeti çok olan ve yaptıkları iyilikleri zâyî etmeyen. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Muhâcirlerden (Mekke'den göç eden) ve Ensârdan (Medîneli müslümanlardan) sonra, kıyâmete…
→Kur’an ve TefsirRe'fet
Acıma, merhamet. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Sonra (Nûh ve İbrâhim aleyhimesselâmın) arkalarından peygamberlerimizi ardarda gönderdik. Arkalarından da Meryem oğlu Îsâ'yı (aleyhisselâm) gönderdik ve ona İncîl'i verdik. Kendisine tâbi olanların (bağlı kalanların)…
→Kur’an ve TefsirRe'y Yolu
Kıyas yolu. Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş bir işin hükmünü buna benziyen ve açıkça bildirilen başka bir işin hükmüne benzeterek bulma yolu. (Bkz. Ehl-i Re'y) Eshâb-ı kirâmdan (radıyallahü teâlâ anhüm) sonra re'y…
→Kur’an ve TefsirReddiye
Ferâiz yâni İslâm mîrâs hukûkunda, Eshâb-ı ferâiz adı verilen Kur'ân-ı kerîmde hisseleri bildirilen mîrâsçılar hisselerini aldıktan sonra terike (ölenin bıraktığı mal) artmış ise ve kalanı alacak kimse yoksa, artan terikenin yine aynı mirasçılar arasında…
→Kur’an ve TefsirRef'
Yukarı kaldırma, yükseltme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Kitabda İdrîs'i de (aleyhisselâm) an. Çünkü o, çok sâdık bir peygamberdi. Biz onu yüksek bir mekâna (göklere veya Cennet'e) ref' ettik. (Meryem sûresi: 56,…
→Kur’an ve TefsirResûl
1. Yaratılışı, huyu, ilmi, aklı ve her bakımdan zamânında bulunan bütün insanlardan üstün olan ve yeni bir din ile gönderilen peygamber. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Resûl size ne verdiyse onu alın,…
→Kur’an ve TefsirReşîd
dan olup Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’a nispet edilmiştir. Bu söz, Allah’ın zatî r isimler gurubunda sayılmıştır. Bu isim, Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer almıştır (Tirmizî, R “Da'avât”,…
→Kur’an ve TefsirRezâlet
Rezillik, kötü ahlâk, fazîletin zıddı. Huy, iyi veya kötü iş yapmağa sebeb olur. Yâhut da, iyi ve kötü olmayan şeye sebeb olur. Birincisine fazîlet veya iyi ahlâk denir. Cömertlik, şecâat yâni yiğitlik, yumuşaklık böyledir.…
→Kur’an ve TefsirRezzâk
Sözlük anlam “Çokça rızık veren.” olan bu s “Bol nimet veren, bedenlerin ruhların gıdasını yaratıp vere anlamında “esmâ'ü’l-hüsn (Allah’ın güzel isimleri)dan ol Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’a n pet edilmiştir. söz, AUah’m fiilî isimleri ve sıf…
→Kur’an ve TefsirRivâyet Yolu
İctihâdda Medîne-i münevvere halkının âdetlerini kıyastan üstün tutan. Hicâz âlimlerinin yolu. Rivâyet yolundaki müctehidlerin büyüğü İmâm-ı Mâlik rahmetullahi aleyhtir. (Bkz. Ehl-i Rivâyet)
→Kur’an ve TefsirRiza
Sızlanmama, yakınmama; hoşnut ve memnun olma hali. tas. Cüneyd'e göre, iradeyi ortadan kaldırmak; el-Kannâd'a göre, kaderin acı tecellileri karşısında kalbin huzur ve sükun halinde olması; Ibn Atâ'ya göre, Hakk'ın ezeli tercihini gören sâlikin onun…
→Kur’an ve TefsirRubu'
Ferâiz ilminde yâni İslâm mîrâs hukûkunda dörtte bir hisse (pay). Allahü teâlânın Kur'ân-ı kerîmde hisselerini bildirdiklerinden Rubu' hisse alacak iki kimsedir. Bunlar; zevc ile zevcedir. Zevc (koca); ölenin çocuğu veya oğlunun çocuğu ile berâber…
→Kur’an ve TefsirRufâ'iyye
Rifâ'iyye bili rûh a. (^J [Ar.] Hz. “İnsanda ve hayvandaki hayatın ğini özü, can, nefes.” anlamında teha rim. İnsana yüce Allah tarafindan “rûh”un verilmesi Kur’ân-ı Kerîm’de iki ayette açıkça ifade yaedilmektedir (“Secde suresi”, 32…
→Kur’an ve TefsirRûh-Ul-Emîn
Dört büyük melekten Cebrâil aleyhisselâm. (Bkz. Cebrâil Aleyhisselâm) Rûh-ul-emîn'in vazîfesi, peygamberlere vahiy getirmektir. O değişik şekillere girebilmekte idi. Nitekim, Peygamber efendimize değişik şekillerde görünmüştür. Ekseriyâ, Eshâb-ı kirâmdan (Resûlullah efendimizin arkadaşlarından) Dıhye-i Kelbî'nin sûretinde gelirdi.…
→Kur’an ve TefsirRûh-Ul-Kuds
1. Cebrâil aleyhisselâm. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Meryem oğlu Îsâ'ya da beyyineler (çok açık deliller ve mûcizeler) verdik ve onu Rûh-ül-kuds ile takviye ettik, kuvvetlendirdik. (Bekara sûresi: 87, 253 ) De…
→Kur’an ve TefsirRûm Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin otuzuncu sûresi. Rûm sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). Altmış âyet-i kerîmedir. İranlılarla yapılan savaşta mağlub olan Rumların, sonra gâlip gelecekleri anlatıldığından, Sûret-ür-Rûm denilmiştir. Sûrede; Allahü teâlânın sıfatlarının bir kısmı, müslümanların İslâm dînine…
→Kur’an ve TefsirRûmân
Ölü, kabre konduğu zaman, kendisine gelen melek. İbn-i Mes'ûd'dan (radıyallahu.anh) rivâyet olundu ki: Yâ Resûlallah! Ölü kabre konduğu vakit ilk karşılaşacağı şey nedir diye soruldu. Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Ey İbn-i…
→