KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Sa‘d-ı asgar
“Küçük uğur” adı verilen astrolojik gösterge. Eski yıldız ilminde bazı gök cisimlerinin uğurlu tesir tasnifiyle ilişkilendirilir; bilimsel astronomi kavramı değildir.
→Dil ve Genel KültürSa‘d-ı ekber
“Büyük uğur” anlamında klasik astrolojide Müşteri gezegenine verilen ad. Uğur nispeti tarihî astroloji inancıdır.
→Dil ve Genel KültürSabah Vakti
Fecr-i sâdık denilen beyazlığın doğuda görünen ufkun bir noktası üzerinde doğması ile başlayan vakit. İmsâk vakti.
→Dil ve Genel KültürSabî
Bülûğ (ergenlik) çağına gelmemiş oğlan çocuğu. Kıza sabiyye denir. Bütün insanlara kabir suâli vardır. Sabî iken ölene de cenâb-ı Hak cevab vermesini ilhâmedecektir (söyletecektir). (Ebû Bekr Sirâc)
→Dil ve Genel KültürSadaka-İ Câriye
Yapıldıktan sonra sevâbı devâm eden hayırlı, iyi işler. Devamlı hayra sebeb olan sadaka. Bir mü'min vefât edince, bütün amelleri biter. Yalnız üç ameli bitmeyip, bunların sevâbı amel defterine yazılmaya devâm eder. Bu üç amel;…
→Dil ve Genel KültürSâdât
Seyyidler; efendiler ve büyükler. Seyyid kelimesinin çoğuludur. Tarikat dilinde bir silsilenin büyük şeyhleri için “sâdât-ı kirâm” denebilir. Bu kullanım her zaman Hz. Peygamber soyundan gelme iddiası taşımaz; nesep bağlamı ayrıca belirtilir.
→Dil ve Genel KültürSadr-I Evvel
Peygamber efendimiz ve arkadaşlarının (sahâbe-i kirâmın) ve onları gören müslümanların (Tâbiînin) yaşadığı asır. Sadr-ı evvelden sonra, minâre, mekteb, kitab gibi sonradan yapılmış şeyler bid'at yâni dinde reform değildir. Bunlar dîne yardımcı şeylerdir. İslâmiyyet bunlara…
→Dil ve Genel KültürSafi
T. Saf ve aba giyen. 2. tas. a Eren, ermiş. Gönlü saf (saf derün) ki- Şİ. b Mâlik ve memlük olmayan ¢ Nefsinden fani, Hak ile baki. d Zahirde halk ile bâtında Hak ile…
→Dil ve Genel KültürSafiyy
Peygamberimizin sallallahü aleyhi ve sellem ganîmet taksîminden önce kılıç, zırh ve at gibi seçip aldığı bâzı şeyler. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, Bedr muhârebesinde zülfikâr isimli kılıcı safiyy olarak almışlardı. (Ebû Ubeyd Kâsım bin…
→Dil ve Genel KültürSâhha
Şiddetli ses ve sarsıcı haykırış. Bazı âhiret terimleri sözlüklerinde kıyametin dehşetini anlatan adlardan biri olarak geçer.
→Dil ve Genel KültürSâhib-i asâ
“Asâ sahibi” anlamında Hz. Mûsâ için kullanılan unvan. Onun mûcizevî asâsına gönderme yapar.
→Dil ve Genel KültürSâhib-i beyân
Açık ve etkili anlatım sahibi. Dinî edebiyatta vahyi açıklayan ve en güzel söz söyleyen anlamında Hz. Muhammed için unvan olarak kullanılabilir.
→Dil ve Genel KültürSahîh Bey '
Aslı ve sıfatı dîne uygun olan satış. Mûteber olması için bütün şartlarını taşıyan alış-veriş. (Bkz. Bey') Sahîh bey'in meydana gelmesi için alıcı ve satıcının aynı kimse olmaması yâni bir kimsenin hem satıcıya, hem alıcıya…
→Dil ve Genel KültürSahîh Ced
Ölenin babasının babası veya babasının babasının babası gibi derecesi yakın olsun uzak olsun aralarında kadın bulunmayan dede. Yâni araya kadın girmeyen büyük baba. (Bkz. Ferâiz) Sahîh ced, ya ölenin babası ile bulunur veya bulunmaz.…
→Dil ve Genel KültürSahîh Kan
Sekiz yaşını bitirip, dokuz yaşına bastıktan birkaç gün veya ay, yâhut seneler sonra, sıhhatli bir kızın veya âdet zamânı son dakikasından îtibâren tam temizlik (on beş gün) geçmiş olan kadının önünden çıkan ve Hanefî…
→Dil ve Genel KültürSahîh Temizlik
Ergenlik çağına erişmiş bir kızda veya kadında, âdet zamânından sonra başlayan ve içinde hiç kan görülmeyen, öncesi ve sonrası hayız günleri olan on beş veya daha fazla sayıdaki temiz gün. Âdeti beş gün olan…
→Dil ve Genel KültürSakîm Akıl
Hasta, ileriyi göremeyen akıl. (Bkz. Akıl) Sakîm akıllılar yaptıklarından hep pişmân olurlar. Niye yaptım diye dövünürler. Böyle bir akla nasıl güvenilir. Bunların aklı dinde senet olmaz. (Seyyid Abdülhakîm)
→Dil ve Genel KültürSalât-ı havf
Savaş veya ciddi tehlike sırasında güvenlik düzeni korunarak kılınan korku namazı. Cemaatin gruplara ayrılması gibi uygulama biçimleri şartlara göre değişir.
→Dil ve Genel KültürSalâtü’l-vitr
Yatsı namazından sonra tek sayılı rekâtlarla kılınan vitir namazı. Hükmü ve kılınış biçimi mezheplere göre farklı ayrıntılar taşır.
→Dil ve Genel KültürSanâyi' Şirketi
İki veya daha fazla san'at sâhibinin başkasından iş kabûl ederek ücretini paylaşmak üzere veya fabrika kurup îmâlât kârını paylaşmak üzere kurdukları şirket, ortaklık. Şirket-i A'mâl. Sanâyi' şirketinde iş, işçilik eşit, kâr farklı olabilir. Bir…
→Dil ve Genel KültürSarf Satışı
Nakd hâlindeki veya işlenmiş altını ve gümüşü birbirleri karşılığında satmaktır. Sarf satışında satanın ve alanın sözleşmeden sonra, ayrılmadan kabz etmeleri yâni eline veya cebine almaları lâzımdır. (Ali Haydar Efendi)
→Dil ve Genel KültürSarf Ve Nahv İlmi
Arabî dilbilgisi. Sarf; kelime bilgisi; kelimelerde meydana gelen değişikliklerden ve birbirlerinden türemelerinden bahseden ilim. Nahv; cümle bilgisi; kelimelerin cümle içinde fiil, fâil (özne), mef'ûl (nesne, tümleç) olma gibi durumlarından ve buna göre sonlarının aldıkları…
→Dil ve Genel KültürSavmea
Hıristiyanların ibâdet yeri. Kilise, bîa. (Bkz. Kilise)
→Dil ve Genel KültürSeâdet-İ Ebediyye
Sonsuz, ebedî mutluluk, bahtiyârlık. Seâdet-i ebediyyeye kavuşmak için müslümân olmak lâzımdır. (İmâm-ı Mâverdî) Cehennem'den kurtulmak ve seâdet-i ebediyyeye kavuşmak, Peygamberlere aleyhimüsselâm tâbî olmaya bağlıdır. (İmâm-ı Rabbânî)
→Dil ve Genel KültürSeb‘a-i iklîm
Yedi iklim; klasik coğrafyada yerleşilebilir dünyanın yedi bölgeye ayrılması. Şiirde bütün dünya ve geniş hükümranlık anlamında mecazlaşmıştır.
→Dil ve Genel KültürSeb'iyye
G».* •) Wr.] Şi'â inancında, yedili devir inancmı benimseyen eski İsmâ'ilî doktirinini devam ettirenler için kullanılan terim.
→Dil ve Genel KültürSebbiyye
Hazret-i Ali'yi seviyoruz deyip Eshâb-ı kirâmın çoğunu kötüleyen bozuk fırka. Eshâb-ı kirâma iftirâ edenler üç grupta toplanmaktadır:Birincisi; Tafdîliyye; hazret-i Ali Eshâbın en üstünüdür diyorlar. İkincisi; Sebbiyye; Eshâb-ı kirâmdan birkaçından başkası zâlim, kâfir oldu, diyorlar.…
→Dil ve Genel KültürSebe’iyye
Şi'â dünya S sında, Abdullah b. Sebe'ye nispet edilen ve Hz. Ali’nin ilâhlığı, ölümsüzlüğü, Hz. Peygamber tarafindan vasi tayin edüdiği, ölmeyip geri döneceği gibi konularda düşünce ve görüşler ileri s süren aşırı bir firkanm…
→Dil ve Genel KültürSeferîlik
Senenin kısa günlerinde insan veya deve yürüyüşü ile üç günde gidilecek yere gitmeye niyet ederek bulunduğu yerin kenar evlerinin dışına çıkmak. (Bkz. Müsâfir, Sefer)
→Dil ve Genel KültürSefîne-İ Nûh
Nûh'un (aleyhisselâm) tûfân sırasında bindiği gemisi. Sefîne-i Nûh'un yapımı bitince, tûfân oldu. Nûh aleyhisselâma inanan mü'minler bu gemiye bindi. Gemiye binenlerin seksen kişi olduğu ve geminin üç kat olduğu çeşitli kitaplarda yazılıdır. (Nişâncızâde, Kisâî,…
→Dil ve Genel KültürSehâvet
Cömert olmak. Parayı, malı hayırlı, iyi yerlere dağıtmaktan, lezzet almak. (Bkz. Cömerdlik) Sehâvet, Cennet'te bir ağaçtır.Cömerd olan onun bir dalını yakalamıştır. O dal onu, Cennet'e götürmeden bırakmaz... (Hadîs-i şerîf-Edeb-ül-Müfret) Sehâvet, iyi huyların en yükseklerindendir.…
→Dil ve Genel KültürSehv
Yanılma. Ey dünyâ ile mağrûr olan zavallı, gündüzün sehv ve gafletle, gecen de uyku ve istirâhatle geçmektedir. Âkıbetin ise üzüntü, elem ve keder olacaktır. (Ömer bin Abdülazîz)
→Dil ve Genel KültürSelef
Önce gelenler. Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn (Eshâb-ı kirâmı gören büyükler) ve Tebe-i tâbiîne (Tâbiîn'i gören büyüklere) verilen isim.
→Dil ve Genel KültürSelefîlik
İnanç ve din anlayışında ilk Müslüman nesillerin yorum ve uygulamalarını esas alma iddiasındaki yaklaşım. Tarihî Ehl-i hadis çizgisiyle modern Selefî hareketler aynı bağlamda değerlendirilmemelidir.
→Dil ve Genel KültürSelîm Akıl
Yanılmayan, pişman olacak bir işi yapmayan ve peygamberlere, âlim ve evliyâlara mahsus, ileriyi gören akıl. (Bkz. Akıl) Selîm akıl sâhibi, nefsine uymaz. İslâm dînine uyar. Aklı dinlemeyen kimse ise nefsine uyar. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
→Dil ve Genel KültürSelmâniyye
[A Sahâbeden Selmân-ı Fârisî yi yücelten ve hakika giriş kapısının sembolü olduğ 597 semâh ya nu savunan, ayrıca “Sîniyye” (bk. bu madde) olarak da adlandırılan aşırı cemaat
→Dil ve Genel KültürSem‘
İşitme ve duyma. Allah hakkında kullanıldığında bütün ses ve sözleri araçsız kuşatan ilâhî işitme sıfatını; insan için duyma yetisini ifade eder.
→Dil ve Genel KültürSemen-İ Misl
Satılan malın piyasadaki fiyatı.
→Dil ve Genel KültürSermâye
Ana para. Ortaklardan bir kısmı sermâye vermek, bir kısmı da iş yapmak üzere kurulan şirketlere müdârebe şirket denir. Kâr, önceden sözleşilen oranda paylaşılır. Sermâye, iş yapanlarda emânettir. (Ali Haydar Efendi) Ömrün en kıymetli sermâyesi…
→Dil ve Genel KültürServer-i enbiyâ
“Peygamberlerin önderi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan unvan. İslâmî edebiyatta onun son peygamber ve örnek rehber oluşunu ifade eder.
→Dil ve Genel KültürServer-i kâinât
“Kâinatın önderi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan saygı ve övgü unvanı. Na‘t, mevlid ve tasavvufî şiir dilinde yaygındır.
→Dil ve Genel KültürSevm-İ Nazar
Bir malı görmek yâhut göstermek üzere sâhibinin izniyle almak. Sevm-i nazar yoluyla alınan mal, fiyatı belli olsun veya olmasın kabz eden (alan) kimsenin elinde emânet bulunduğundan, bu mal istemeyerek telef ve zâyi (yok) olsa,…
→Dil ve Genel KültürSevm-İ Şira'
Bâyi'in (satıcının) ve müşterinin, mebî'e (mala) fiyat koymaları, bir fiyatta anlaşmaları. Sevm-i şira' yoluyla uyuşup malı götür, beğenirsen al deyip müşteri de beğenirsem alırım diyerek alıp götürürken mebi' (mal) telef ve zâyi olsa (zarar…
→Dil ve Genel KültürSeyf-İ Nebevî
Peygamber efendimizin kılıcı. Seyf-i Nebevînin iki tânesi Topkapı Sarayında bulunmaktadır. Yer yer altın, birisi de kıymetli taşlarla süslüdür. (Osmanlı Târihi Ansiklopedisi)
→Dil ve Genel KültürSeyyid-Üs-Sakaleyn
Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın lakablarından. İnsanların ve cinlerin efendisi, iki cihânın seyyidi Muhammed aleyhisselâm. Hak teâlâ kullarını Cennet'e dâvet edip cemâlini (güzelliğini) müşâhede etmelerini (görmelerini) vâd eyledi. Bu devletin ele geçmesine Seyyid-üs-Sakaleyn efendimiz hazretlerini…
→Dil ve Genel KültürSeyyidü’s-sekaleyn
“İnsanların ve cinlerin efendisi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan övgü unvanı. Na‘t ve mevlid edebiyatında yaygındır.
→Dil ve Genel KültürSırr-ı lâhûtî
İlâhî âleme ilişkin derin ve gizli hakikat. Tasavvufî metinlerde insanın ruhânî özü veya ilâhî tecellinin bâtınî yönü için kullanılabilir.
→Dil ve Genel KültürSırr-ı rubûbiyyet
Rab oluşun, terbiye ve idare edişin ilâhî sırrı. Kulun varlık ve yönelişinin Allah’ın rubûbiyyetiyle ilişkisini anlatan tasavvufî ifadedir.
→Dil ve Genel KültürSika
Güvenme, belbağlama, itimat. tas, Kalbin Hakk’a güvenmesi. Sika tevekkülün temeli, teslimin özü, tefvizin mayasidir. Vâsik elden kaçan dünyalığı ganimet bilir, dünyalığın gecikerek gelmesini vaktinde gelmesine tercih eder. Rızk konusunda Hakk’a güvenen zengin olduğuna sevinmez,…
→Dil ve Genel KültürSikke
Mevlevi külahı. Sarıklı külahlara destarh külah, sarıksız olanlara dal sikke denir.
→Dil ve Genel KültürSilsile
Tasavvuf terbiyesi, zikir telkini veya icazet bağını şeyhten şeyhe Hz. Peygamber'e ulaştıran mânevî aktarım zinciridir. Silsile yalnız kronolojik bir isim listesi değildir. Sohbet, sülûk, hilâfet, hırka, teberrük ve rivayet gibi farklı bağ türleri bulunabilir.…
→Dil ve Genel KültürSîret
Bir kimsenin yaşayışı, ahlâkı ve davranış biçimi. Hz. Peygamber’in hayatını anlatan literatürde siyer ve megāzî ile yakın kullanılır; sûret dış görünüşü, sîret ise iç karakteri ve yaşayışı anlatır.
→Dil ve Genel KültürSôfistâiyye
Mîlâddan önce beşinci asırda Yunanistan'da ortaya çıkan felsefî bozuk bir fırka, topluluk. Sofistâiyyeden bir kısmı, eşyânın hakîkatini inkâr edip, eşyânın boş vehm ve hayâl olduğunu iddiâ ederler. Bunlara inâdiyye denir. Bir kısmı eşyânın subûtunu…
→Dil ve Genel KültürSon Peygamber
Kendisinden sonra başka peygamber gelmeyecek olan Muhammed aleyhisselâm. (Bkz. Hâtem-ül-Enbiyâ)
→Dil ve Genel KültürSosyal Adâlet
Herkesin, bilgi ve kâbiliyeti ve gördüğü iş nisbetinde çalıştığının karşılığını alması, başkaları tarafından sömürülmemesi. (Bkz. Adâlet) Sosyal adâlet, millî gelirin en uygun şekilde taksîmini sağlar. İstismârı, sömürücülüğü ortadan kaldırır. Sermâyenin çok küçük ve belirli…
→Dil ve Genel KültürSû'-İ Ef'âl
Kötü davranışlar, tavır ve işler. Ma'sûn et (koru) sû'-i ef'âlden ilâhî, Nasîb et râzı olduğun râhı (yolu). (Beykozlu Muhammed bin Recep Efendi)
→Dil ve Genel KültürSû'-İ Fehm
Kötü anlayış. Her zarar, insana, kendi nefsinden gelir, Yüz karası, âdeme (insana) sû'-i fehminden gelir. (Diyarbakırlı Saîd Paşa)
→Dil ve Genel KültürSû'-İ Hâl
Kötü hal. Birini tezlîl için zahmetle etme iştigâl, Arkadaş kazanmaya, mâni sû'i hâl. (Diyarbakırlı Sâid Paşa) (Bir kimseyi aşağılamak için zahmet çekerek meşgûl olma. Çünkü, arkadaş kazanmaya kötü hâl mâni olur.)
→Dil ve Genel KültürSû'-İ Niyyet
SÖZLÜKTE ARA BAŞ HARFİNE GÖRE TÜMÜNÜ SIRALA:
→Dil ve Genel KültürSû'-İ Zan
Kötü zan. Sû'-i zan etmeyiniz. Sû'-i zan, yanlış karar vermeğe sebeb olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayınız, kusurlarını görmeyiniz, münâkaşa etmeyiniz, haset etmeyiniz, birbirinize düşmanlık etmeyiniz, birbirinizi çekiştirmeyiniz, kardeş gibi sevişiniz. Müslüman müslümanın kardeşidir. (Hadîs-i…
→Dil ve Genel KültürSuhte
1, Yanmış, bağrı yanik, süzgân. 2. tas, Kullukta kemal makamı, Hak ile hakikatlenme hali, “Çiğ idim, Piştim, yandım”. Dilde kim saz ola ney gibi nefesten bilinir. Hânenin şenliği içindeki sesten bilinir Aftabi Halilim, saz-i…
→Dil ve Genel KültürSulh
Barış. tas. Amel ve ibadetlerin makbul olması (us).
→Dil ve Genel KültürSuret
Şekil, biçim. tas. İnsan-ı kâmil, Allah insanı kendi suretinde yarattığından, kâmil insan Hakk'ın suretidir; çünkü Hak, bütün isim ve sıfatlarıyla en mükemmel biçimde onda tecelli etmiştir. Yine bu yüzden o yeryüzünde Allah'ın halifesi olmuştur.…
→Dil ve Genel KültürSübhâne Rabbiyel A'lâ
"Yüce olan Rabbimi tesbih ve tenzih ederim" mânâsına secdede söylenen tesbih. Secdede en az üç kerre sübhâne rabbiyel a'lâ denir. (İbrâhim Halebî)
→Dil ve Genel KültürSüdüs
Altıda bir. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda bildirilen altıda bir hisse (pay). Südüs hisseyi yedi kimse alır. Ölenin babası, anası, sahîh dede ve nineler, oğlunun kızları, babadan kız kardeş, anadan kardeş. (M. Mevkûfâtî)
→Dil ve Genel KültürSülüsân
Üçte iki. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda üçte iki hisse (pay). Hissesi nısıf (yarım) olanlardan zevcden (kocadan) başka olan birden fazla olunca, sülüsânı alıp, aralarında eşit olarak pay ederler. (M. Mevkûfâtî)
→Dil ve Genel KültürSümün
Sekizde bir. Ferâiz ilminde yâni İslâm mîras hukûkunda sekizde bir hisse (pay). Ölüden kalan mîrasın sümün hissesini alacak olan yalnız bir kimsedir. O da Zevce (hanımı) olup, çocuğu veya oğlunun çocuğu bulunduğu zaman sümün…
→Dil ve Genel KültürSüryânî
Eski Suriye denilen Şam ülkesi ahalisinden ve bu bölgede oturan kavim ve bu kavimden olan kimse.
→Dil ve Genel KültürSüryânîler
Hıristiyanlıktaki katolik mezhebine bağlı olan ve süryânî dili ile konuşan bir hıristiyan topluluğu. Süryânîler, katolik kısmından Yâkûbiye fırkasındandırlar. Monafisiyye (Hazret-i Îsâ'da ilâhî ve insânî özelliklerin birleşerek tek tabîat olduğunu savunanların) inancında olup, Îsâ aleyhisselâma…
→Dil ve Genel KültürSüt Anne
İki buçuk yaşından küçük olan çocuğu emziren kadın. Süt çocuğu; süt annesi ve babası ve bunların nesep ve rıdâ'dan (sütten) olan mahremleri ile ebedî evlenemez. (M. Zihni Efendi)
→