Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

TÜMÜABÇDEFGĞHIİKLMNÖPRSŞTÜVYZ

24 temiz madde bu görünümde hazır.

Dil ve Genel Kültür

Rabb-i bâkî

Ebedî ve kalıcı Rab; Allah. Yaratılmışların faniliğine karşı ilâhî bekāyı vurgular.

Dil ve Genel Kültür

Rabb-i celîl

Yüce ve azamet sahibi Rab; Allah. Celâl, kudret ve ululuk sıfatlarını vurgulayan saygı ifadesidir.

Dil ve Genel Kültür

Rabbenâ

(LJ [Ar.] Rabbimiz, cümle yaratıkların rabbi olan Hak teâlâ, Allah.

Dil ve Genel Kültür

Rabbi

Çj [Ar.] Rabbim, Allahım. Yâ-RabbU: “Ey Rabbim!”

Dil ve Genel Kültür

Rabbü’d-dâr

Evin sahibi ve yöneticisi. Kullanımına göre aile reisi, mülk sahibi veya mecazen bir makamın hâkimi anlamına gelebilir.

Dil ve Genel Kültür

Rabbü’l-beyt

Evin sahibi ve yöneticisi. Kur’ân’da “bu evin Rabbi” ifadesi Kâbe’nin Rabbi olan Allah için kullanılır; gündelik bağlamda ev sahibini de gösterebilir.

Dil ve Genel Kültür

Rabbü’l-mâl

Sermaye sahibi. Mudârebe ortaklığında sermayeyi koyan tarafı ifade eder; emeği ve işletmeyi üstlenen taraf mudârib dir.

Dil ve Genel Kültür

Rafızî

(^IJ [âr.] Hz. Peyga ber’in ölümünden sonra Hz. E Bekir ve Hz. Ömer’in hilâfetle ni kabul etmeyerek redded Şi'î eğilimli cemaat

Dil ve Genel Kültür

Râh-ı aşk

Aşk yolu. Tasavvuf şiirinde sâlikin benlikten geçerek ilâhî yakınlığa yöneldiği mânevî yolculuğu anlatır.

Dil ve Genel Kültür

Râh-ı kehkeşân

Samanyolu; gökte uzanan yıldız yolu. Farsça tamlama klasik şiirde semavî yol ve ihtişam mecazı olarak da kullanılır.

Dil ve Genel Kültür

Ramazâniyye

Halvetiyye’nin Ramazan Mahfî’ye nispet edilen kolu. İstanbul’da teşekkül etmiş; Cerrâhiyye bu ana gövdenin Nûreddin Cerrâhî çevresinde oluşan önemli şubesi olmuştur.

Dil ve Genel Kültür

Ravza-i Rıdvân

Rıdvân bahçesi; cennet. Klasik edebiyatta hoş, huzurlu ve bereketli mekânları cennete benzeten bir tamlama olarak da kullanılır.

Dil ve Genel Kültür

Re’s-i kâr

İşin veya hesabın başlangıcı. Bazı Osmanlı kayıtlarında Avrupa takvim yılının başı olan 1 Ocak için kullanılmıştır.

Dil ve Genel Kültür

Rebîülâhir

Hicrî ay takviminin dördüncü ayı. Rebîülâhir veya Rebîüssânî adıyla anılır; rebîülevvelden sonra, cemâziyelevvelden önce gelir.

Dil ve Genel Kültür

Rebîülevvel

Hicrî ay takviminin üçüncü ayı. Saferden sonra, rebîülâhirden önce gelir. Hz. Muhammed’in doğumunu anan mevlid geleneği bu ayla ilişkilendirilmiştir.

Dil ve Genel Kültür

Rebîülevvel

Hicrî takvimin üçüncü ayı. Hz. Muhammed’in doğumu ve mevlid geleneğiyle ilişkilendirilen aydır.

Dil ve Genel Kültür

Receb

Hicrî takvimin yedinci ve haram aylardan biri. İslâm öncesinden beri saygı gösterilen ay, dinî kültürde dua ve nâfile ibadetlerle anılmıştır.

Dil ve Genel Kültür

Recebiyyûn

İbnü’l-Arabî’nin eserlerinde özellikle receb ayında mânevî keşif ve hâllere mazhar oldukları anlatılan veliler topluluğu. Bu ad tarihî bir tarikat veya teşkilâtı değil, ortak bir mânevî özellik taşıdığı kabul edilen ermişler zümresini ifade eder.

Dil ve Genel Kültür

Recebü’l-mürecceb

“Yüceltilmiş Recep” anlamında Recep ayı için kullanılan saygı ifadesi. Haram aylardan biri oluşunu ve dinî kültürdeki itibarını vurgular.

Dil ve Genel Kültür

Regâ'ib kandili

leyle-i regâ'ib maddesine bakınız.

Dil ve Genel Kültür

Rezîlet

Kötü ve aşağılayıcı ahlâk özelliği; erdemin karşıtı. Kibir, haset, yalan ve zulüm gibi huylar ahlâk literatüründe rezîlet sayılır.

Dil ve Genel Kültür

Rind

Halkın yargısına bağlanmadan yaşayan; gönlü irfanla dolu olduğu hâlde bunu dış görünüş ve iddiayla sergilemeyen bilge kişi. Tasavvuf ve divan şiirinde rind, dinin yalnız biçiminde kalan zâhid tipinin karşısında; tevekkül, hoşgörü ve gönül genişliğiyle…

Dil ve Genel Kültür

Riyazet

5) İdman, eğitme, terbiye ve ıslah etme, boyun eğdirme, çekici ama zararlı şeylerden uzak kalmaya, zor ama faydalı şeyleri yapmaya kendini alıştırma. Süfiler az yemeye, az konuşmaya az uyumaya, yalnız kalmaya, sürekli zikr ve…

Dil ve Genel Kültür

Rûh-ı ilâhî

İlâhî emre nispet edilen ruh. İnsandaki hayat ve idrak cevherini anlatır; Allah’ın zâtından ayrılmış bir parça anlamına gelmez.