Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

27 temiz madde bu görünümde hazır.

Dil ve Genel Kültür

Fadîle

Peygamber efendimizin âhiretteki makamlarından biri. Muhammed aleyhisselâm, Peygamberlerin en üstünü, âlemlere rahmettir. Onsekiz bin âlem O'nun rahmet denizinden faydalanmaktadır... Âhirette kendisine; Makâm-ı Mahmûd, Şefâ'at-i kübrâ, Kevser havuzu, Vesîle ve Fadîle adındaki makamlar verilecektir. (Mevlânâ…

Dil ve Genel Kültür

Fâhiş Fiyat

Piyasa fiyatının üstündeki fiyat. (Bkz. Gaben-i Fâhiş) Esnâfın hepsi fiyatları, fâhiş olarak arttırdığı, millet zarar ve zulüm görür hâle geldiği zaman, hükûmetin, tüccârlara danışarak uygun bir narh yâni kâr haddi koyması câiz olur. (İbn-i…

Dil ve Genel Kültür

Fahr-İ Enâm (fahr-Ül-Enâm)

Yaratılmışların kendisiyle övündüğü zât. Sevgili Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm için kullanılan hürmet ve saygı ifâdesi. Gece-gündüz dilimde, salât-ü selâm, O mübârek rûhuna, ey Fahr-ül-enâm. (Lâ edrî)

Dil ve Genel Kültür

Fahriyye

Şairin kendisini, soyunu veya sanat gücünü övdüğü şiir bölümü. Kasidelerde methiye ve duadan ayrı bir bölüm olarak bulunabilir.

Dil ve Genel Kültür

Fârûk

"Doğru ile yanlışı birbirinden ayıran" mânâsına hazret-i Ömer'in lakabı. Bir gün Peygamber efendimize bir münâfık (kalbi ile inanmayıp inanır görünen) ve bir yahûdî bir dâvâ ile geldiler. Peygamber efendimiz aralarında hükmeyledi. Yahûdînin haklı olduğu…

Dil ve Genel Kültür

Fâsid Akd

Aslı İslâmiyet'e uygun olduğu hâlde, sıfatı uygun olmayan her çeşit sözleşme.

Dil ve Genel Kültür

Fâsid Bey'

Aslı İslâmiyet'e uygun olup sıfatı uygun olmayan satış. (Bkz. Bey') Fâsid bey aslında sahihdir, câizdir. Çünkü mütekavvim (kullanılması mübah ve kullanılabilir) olan malın satışıdır. Fakat sıfatı dîne uygun olmayıp sahih (geçerli) değildir. Semen (bedel)…

Dil ve Genel Kültür

Fâsid İcâre

Aslı İslâmiyet'e uyduğu hâlde, sıfatı uygun olmayan icâre (kirâya verme). Bir mal dînen ve aklen nerede kullanılabilirse, o maksadla kullanmak için kirâya verilir. Kumaşı, ev ve mutfak eşyâsını, süs, gösteriş olarak bulundurmak için; evi,…

Dil ve Genel Kültür

Fâsid Kan

Üç günden yâni yetmiş iki saatten -beş dakika bile az olsa- gelen kan, yeni başlayan (baliğa, ergen) olan için on günden çok sürüp, onuncu günden sonra gelen kan, yeni olmayanlarda (kadınlarda) âdetten çok olup…

Dil ve Genel Kültür

Fâsid Temizlik

Sahîh olmayan temizlik.Kadınlarda hayız kanının kesilmesinden sonra on beş gün geçmeden önce kan görme hâli. Hayız müddeti dışında istihâza denilen kan görüldüğü günler, fâsid temizlik günleridir. (İbn-i Âbidîn) Hayız kanının durmadan akması lâzım değildir.…

Dil ve Genel Kültür

Fasl-I Hitâb

Kolay, açık ve anlaşılır söz söyleme. Doğru söyliyenlerin en iyisi ve kendilerine Fasl-ı hitâb ve hikmet (ilim) verilenlerin en üstünü olan sâhibimiz ve efendimiz Muhammed aleyhisselâma ve O'nun temiz Âline (akrabâsına) ve insanlar arasından…

Dil ve Genel Kültür

Fâtih-i bilâd

Ülkeleri ve şehirleri fetheden hükümdar veya kumandan. Övgü ve unvan niteliğindeki klasik bir tamlamadır.

Dil ve Genel Kültür

Fecr

Sabaha karşı, güneş doğmadan önce, ufkun gün doğusu tarafında görünen aydınlık, tan yerinin ağarması. Resûlullah efendimiz mîlâdın 571. senesi Nisan ayının 20. Pazartesi sabâhı fecr ağarırken, Mekke şehrinde dünyâyı teşrîf etti. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)

Dil ve Genel Kültür

Fecr-İ Kâzib (aldatıcı Fecr)

Fecr-i sâdıktan iki derece kadar önce doğuda görülen ve sonra kaybolan geçici beyazlık. İmsak vakti.

Dil ve Genel Kültür

Fels

Altın ve gümüşten başka mâdenlerden basılmış para. Çoğulu fülûstur. Satılan veya satın alınan malın, bir felsin îtibârî kıymetinden aşağı olmaması lâzımdır. Bir felsten aşağı alış-veriş câiz değildir. (İbn-i Nüceym) Para olarak felslerin îtibârî kıymetleri…

Dil ve Genel Kültür

Fenâ-İ Etemm

Tam fenâ. Evliyâlık makamlarının sonu, velînin ben diyecek yer bulamamasıdır.

Dil ve Genel Kültür

Fenâ-İ İrâde

İrâde ve isteklerin yok olması.

Dil ve Genel Kültür

Fersah

5760 metre. Bir saatte gidilen yol. Âlimlerin hepsi, dinde seferî (yolcu) sayılmak için gidilmesi lâzım olan üç günlük yolu, fersah dedikleri ölçü ile bildirdiler. Bir kısmı üç günlük yol, yirmi bir fersah, bir kısmı…

Dil ve Genel Kültür

Feylesof

Beğendiği düşüncelerini hakîkat olarak anlatıp, yaldızlı, heyecanlı sözlerle inandırmaya çalışan kimse. Felsefeci. Feylesoflar nakle değil akla inanırlar. Din bilgilerini fen bilgileri ile isbat eden mü'minlere Hukemâ denir. (M. Sıddîk bin Saîd) İspanya fâciâsı olmasaydı,…

Dil ve Genel Kültür

Feyz-i mukaddes

yazi) Kutsal feyz. tas. Şeylere ait istidatların hariçte zuhur etmesini icap ettiren isim tecellileri (cr). Feyz-i mukaddes, feyz-i akdese bağlıdır. Feyz-i akdesle a'yân-ı sâbite ve bunların asli istidatları ilimde husüle gelir. Feyz-i mukaddeste bu…

Dil ve Genel Kültür

Fıtra

Fitre; ihtiyâcı olan eşyâdan ve borçlarından fazla olarak nisab (dinde zenginlik ölçüsü) miktârı malı, parası olan her hür müslümanın Ramazan bayramının birinci günü sabahı fakirlere vermekle yükümlü oldukları belli miktardaki buğday veya arpa yahut…

Dil ve Genel Kültür

Finâ

Şehir kenarı, büyük mezarlıklar (fabrika, mektep, kışlalar) ve kasabadakilerin harman yapmak, hayvan koşturmak, eğlenmek için devamlı kullandıkları yerler. Finâ ve kasabadakilerin kullandıkları deniz ve göl kısımları şehirden sayılır. Seferî sayılmak için buraları da aşmak…

Dil ve Genel Kültür

Fiyat

Değer, kıymet. Bir malın piyasa değeri. Satan ile alan arasında uyuşulan, anlaşılan kıymet. Bir kimse bakkala fiyat söyleyerek bin liradan üç kilo patetes tart dese, bakkal da bir şey söylemeden tartsa, satış yapılmış olur.…

Dil ve Genel Kültür

Fuhşiyât

Çirkin, ayb şeyler, sözler. (Bkz. Fuhş)

Dil ve Genel Kültür

Fukahâ-İ Seb'a

Medîne'de yetişen yedi büyük fakîh (âlim). Medîne-i münevverede yetişen fukahâ-i seb'a şunlardır: Sa'îd bin Müseyyib, Kâsım bin Muhammed bin Ebî Bekr-i Sıddîk, Urve bin Zübeyr, Hârice bin Zeyd, Ebû Seleme bin Abdurrahmân bin Avf,…

Dil ve Genel Kültür

Fukarâ-Yı Sâbirîn

Dilenmeyip sabreden ve şerî'ate (İslâmiyet'e) uyan fakirler. Fukarâ-yı sâbirîn ve agniyâ-yı şâkirîn (şükreden zenginler)den hangisinin efdal (daha üstün) olduğu ihtilâflıdır. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, fakirliği ihtiyâr (tercih) etmişti. "Rabbim beni doyuruyor, içiriyor" buyururdu.…

Dil ve Genel Kültür

Fülûs

Altın ve gümüşten olmayan mâdenî paralar, pul. Fels'in çoğulu. (Bkz. Fels) Değerini, kıymetini kayb eden fülûslar kıymetlerinden ödenir. (İmâm Ebû Yûsuf)