Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

27 temiz madde bu görünümde hazır.

İnanç ve Kelâm

Ta'ziye

Ölen kimsenin yakınlarına sabır, ölene rahmet dileme. Resûlullah sallallahü aleyhi ve selem Eshâb-ı kirâmdan (arkadaşlarından) Mu'âz bin Cebel'e yazdırdığı ta'ziye mektûbunda buyurdu ki: Allahü teâlâ sana selâmet versin! O'na hamd ederim. Herkese iyilik ve…

İnanç ve Kelâm

Tabasbus

Yaltaklanma, kendini küçülterek beğendirmeye çalışma. Bir menfaate kavuşmak veya bir zarardan korunmak için tabasbus büyük günahtır. (Muhammed Hâdimî) İnsanların eline geçenler, Allahü teâlânın lütfu ve ihsânı iledir. Kendi elinde bir şey yoktur. O hâlde…

İnanç ve Kelâm

Tabî'iyyeciler (tabî'iyyûn)

Canlılarda ve cansızlardaki, akıllara hayret veren intizâmı (düzeni) ve incelikleri görerek, bir yaratanın varlığını söylemekle berâber; öldükten sonra tekrar dirilmeği, âhireti, Cennet'i ve Cehennem'i inkâr edenler (red edip, kabûl etmeyen, inanmayanlar). Kendilerini akıllı, ilim…

İnanç ve Kelâm

Tahliye

1. Süslemek. Tasavvuf ehlinin yolu, ilim ve amel ile tamam olur. İlimlerinin özü nefsin ortaya koyduğu mânileri yenmek, kötü huylardan uzaklaşmak, böylece, kalbden mâsivâyı (Allahü teâlâdan başka her şeyi) çıkararak onu Allahü teâlânın zikri…

İnanç ve Kelâm

Takdîr-İ İlâhî

Allahü teâlânın, olacak hâdiseleri ezelde ilm-i ezelîsi ile bilip tâyin etmesi. (Bkz. Takdîr)

İnanç ve Kelâm

Taksîrât

Günâhlar, kabahatlar, kusûrlar. Bâzı kimseler Allahü teâlânın emrettiği ibâdetleri îfâ ediyorsa (yerine getiriyorsa) da, diğer taraftan nehy (yasak) ettiği şeylerden kendilerini alamayarak, günâh işlemekten vazgeçmezler. Bu gibilerin, tâatleri îfâ ettikleri için, kulluk yapmakta taksirâtları…

İnanç ve Kelâm

Tallâhi

Allahü teâlânın ism-i şerîfinin başına "te" harfi getirilerek yapılan yemin sözü. (Bkz. Yemîn) Yemîn ya harf ile veya kelime ile olur. Allahü teâlânın isminin başında (be, te, ve) harflerinden biri söylenip, ismin sonu esre…

İnanç ve Kelâm

Talmûd

Yahûdîlerin Tevrât'tan sonra mukaddes kabûl ettikleri, sözlü emirlerin toplandığı Mişnâ ve Gamâra olmak üzere iki kısımdan meydana gelen kitap. Yahûdîlerin Tevrât'tan sonra mukaddes kitabları Talmûd'dur. Yahûdîlere göre; Mûsâ aleyhisselâm Tûr-i Sînâ'da (Tûr dağında) Allahü…

İnanç ve Kelâm

Tam Fenâ

Allahü teâlâdan başka her şeyi unutma, mutlak fenâ. (Bkz. Fenâ) Kul kendi nefsini düşünmekten büsbütün kesilmedikçe Rabbini düşünemez. Allahü teâlânın sevgisi onun kalbine yerleşemez. Bu büyük nîmet ancak tam fenâ hâsıl olduktan sonra elde…

İnanç ve Kelâm

Tâûn

Vebâ. Tâûn olan yere girmeyiniz ve Tâûn olan bir yerden başka bir yere gitmeyiniz, oradan kaçmayınız. (Hadîs-i şerîf-İhyâ) Tâûn hastalığı bulunan yerden kaçmak, muhârebede kâfir karşısından kaçmak gibi büyük günâhtır. (Hadîs-i şerîf-İhyâ) Tâûn eski…

İnanç ve Kelâm

Tavassut

Araya girme, aracılık etme; bir peygamberi veya bir evliyâyı vâsıta kılarak, araya koyarak, bir isteğin yerine gelmesi için Allahü teâlâya yalvarma. (Bkz. Tevessül, Vesîle)

İnanç ve Kelâm

Tayy-İ Zemân

Zamânın dürülmesi. Allahü teâlânın izniyle uzun zamanda yapılacak bir işi çok az zamanda yapma. Tayy-i zemân, evliyâda görülen hârikulâde (olağanüstü) hâllerdendir. (Abdülazîz ed-Debba')

İnanç ve Kelâm

Teayyün-İ İmkânî

İnsanın hakîkati olan teayyün-i vücûbîsinin zılli yâni görüntüsü. Ehlullah (evliyâ) kendi yaratılışlarına, güçlerine göre tasavvuf mertebelerine kavuşmakta birbirlerinden çok ayrıdırlar. Evliyâ arasında Allahü teâlânın ismine kavuşanlar pek azdır. Çoğu bu ismin teayyün-i imkânîsine kavuşmuştur.…

İnanç ve Kelâm

Tebasbus

Bir menfaate kavuşmak veya bir zarardan korunmak için tevâzu göstermek, yaltaklanmak. Dünyâ rütbelerinde kendinden aşağı olanlara büyüklük göstermemek tevâdûdur. Çünkü eline geçenler, Allahü teâlânın lütfu ve ihsânıdır. Kendi elinde bir şey yoktur. Mevki ve…

İnanç ve Kelâm

Teberrî

Uzaklaşmak, uzak durmak. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Teberrî etmedikçe, tevellî (dostluk, yaklaşma) olmaz. Kalbde îmân bulunduğuna alâmet, küfürden teberrî etmek, kaçınmaktır ve kâfirlikten, kâfirlere mahsus şeylerden, meselâ beline zünnâr bağlamak…

İnanç ve Kelâm

Tecellî-İ Cemâl

Allahü teâlânın cemâlinin zuhûru. Cennet'te mü'minlerin makbûl olanları, her sabah ve akşam, derecesi aşağı olanlar ise, her Cumâ günü ve kadınlar, dünyâ bayramı gibi yılda birkaç kere tecellî-i cemâl ile şerefleneceklerdir. (Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)

İnanç ve Kelâm

Tekebbür

Kibir sâhibi olma, büyüklenme, kibirlenme, kendini büyük gösterme. Allahü teâlâ tevâdu' üzere olmağı bana emr eyledi. Hiçbiriniz, hiçbir kimseye tekebbür etmeyiniz. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Tevâdu' (alçak gönüllülük) gösteren azîz olur, yükselir. Tekebbür eden zelîl olur.…

İnanç ve Kelâm

Tel'in

Lânetleme, lânet etme. Bir kimsenin Allahü teâlânın rahmetinden uzak olmasını dileme. (Bkz. Lânet)

İnanç ve Kelâm

Temîme

Bir sebeb, vesîle olarak görülmeyip, doğrudan te'sir edeceğine ve bir zararı def edeceğine inanılarak yapıldığı için, dînen şirk (Allahü teâlâya ortak koşmak) sayılan, mânâsı bilinmeyen ve küfre (îmânın gitmesine) sebeb olan şeyleri okumak. Temîme…

İnanç ve Kelâm

Tenzih

Arındırma, takdis. tas. Rabb'i, beşere özgü niteliklerden uzak tutmak (cr). Rabb'i insana teşbih etmemek, benzetmemek.

İnanç ve Kelâm

Terike (tereke)

Ölenin geriye bıraktığı mal, mülk, eşyâ vs. Vefât eden kimsenin terekesinden sırasıyla şunlar yapılır: 1) Techîz ve tekfîni (yıkama, kefenleme ve defn masrafları) 2) Borçlarının ödenmesi (kul borçlarının ödenmesi). 3) Vasiyetlerinin tenfîzi (kalan malının…

İnanç ve Kelâm

Tesvîf

Hayırlı işleri yapmayı sonraya bırakma. Uygunsuz işlerin hepsinden Allahü teâlâya tövbe etmeli, O'na yalvarmalıdır. Belki, tövbe etmek için başka zaman ele geçmez. Hadîs-i şerîfte; "Tesvîf edenler helâk oldu" buyruldu. Boş zamânı kıymetlendirmelidir.Bu zamanlarda Allahü…

İnanç ve Kelâm

Teşeffü'

Bir isteğin, dileğin yerine gelmesi için, peygamberleri veya evliyâyı vesîle ederek (araya koyarak), onların hatırı için diyerek Allahü teâlâya yalvarma, duâ etme, isteme. (Bkz. İstigâse ve Tevessül)

İnanç ve Kelâm

Tevellî

Dostluk, birisini Allah rızâsı için sevme, dost edinme. Allahü teâlânın düşmanlarını sevmek, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Allahü teâlânın düşmanlarından teberrî etmedikçe (uzaklaşmadıkça) tevellî olmaz. (İmâm-ı Rabbânî)

İnanç ve Kelâm

Tevhîd-İ Şuhûdî

Mâsivâyı (Allahü teâlâdan başka her şeyi) görmemek ve düşünmemek. Tasavvuf yolunda yürümekten, nefsin istemediği zor gelen şeyleri yapmaktan ve sıkıntı çekmekten maksad, Allahü teâlâdan başka, her şeyin sevgisinden kurtulmaktır. Bu da tevhîd-i şuhûdî ile…

İnanç ve Kelâm

Tevhîd-İ Vücûdî

Mâsivâyı (Allahü teâlâdan başka her şeyi) yok bilmektir. Tevhîd-i vücûdîyi ilk açıklayan Muhyiddîn-i Arabî'dir. (İmâm-ı Rabbânî) Büyük pederim Abdülehad, tevhîd-i vücûdda çok ileride idi. Bu yolda yüksek kitaplar yazmıştı. Bununla berâber, dînin edeplerinden hiçbirini…

İnanç ve Kelâm

Tevkîfî

İslâmiyet'in bildirmesine bağlı olan ve değiştirilmesi câiz olmayan. Allahü teâlânın ism-i şerîfleri tevkîfîdir. Şerîatin bildirdiği isimler söylenir. Bunlardan başka isimler ile zikretmeye, anmaya şerîat (İslâmiyet) izin vermemiştir. (Seyyid Şerîf)