KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Nâfi' Ve Dârr (en-Nâfi' Ve'd-Dâr)
"Fayda ve zarar, iyilik ve kötülük kendisinden olan" mânâsına Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden).
→İnanç ve KelâmNazargâh-İ İlâhî
Allahü teâlânın nazar ettiği (baktığı) yer. Allah adamlarının kalbleri, Hakk'ın nazargâhıdır. O kalblere girmiş olanlara da, o nazardan nasîb erişir. (Ali Râmitenî) Sakın terk-i edebden kûy-i mahbûb-i Hüdâ'dır bu, Nazargâh-ı İlâhîdir Makâm-ı Mustafâ'dır bu.…
→İnanç ve KelâmNazariyye
Bir veya birkaç hipotez (faraziye) ile, birçok hâdiseleri îzâh ederek ve bunlardan yeni hâdiselere vararak ve bu hâdiseleri tecrübe ile inceleyerek görülen hipotez. Hipotez, aynı sebeblerle îzâh edilen çeşitli hâdiselerin hepsini birden îzâh edebilecek…
→İnanç ve KelâmNebî
Yeni bir din getirmeyen, daha önce gönderilmiş olan bir Resûlün dînine dâvet eden, çağıran peygamber. Resûllere (yeni bir dinle gönderilen peygamberlere) tâbi olan peygamberler. (Bkz. Peygamber) Allahü teâlânın dînine çağırmakta, Resûl ile Nebî arasında…
→İnanç ve KelâmNeciyyullah
Allahü teâlâ tarafından tûfandan kurtarılan mânâsına Nûh aleyhisselâmın lakabı. Tufândan önce, Allahü teâlânın emri ile bütün ehlî, vahşî ve yırtıcı hayvanlar hazret-i Nûh'un huzûrunda toplandı. Bunların toplanmasıyla çok büyük izdihâm, kalabalık meydana geldi. Hayvanların…
→İnanç ve KelâmNefha
ç. Nefahat Üfleme, üflenen, ruh. Can ol ki nefahât dedi Kur’ân'da ona Hak Ol nefha-i rahmâniyedir bu sırr-ı mutlak Ol nefha imiş diri eden cümle cihânı Ol nefha imiş zinet eden bağ-ı cinânı Niyazi…
→İnanç ve KelâmNefs-İ Mülhime
Gerektiği zaman Allahü teâlâ tarafından kendisine hakîkatler ilhâm edilen, kötülüklerden arınmış nefs. Nefs-i mülhimeye kavuşmuş bir kimse, ilim, kanâat, tevâzu (alçak gönüllü olma), hüsn-i zân (iyi düşünce) sâhibidir, sabırlıdır, tahammüllüdür. Özrü kabûl eder. Her…
→İnanç ve KelâmNefy Ve İsbât Zikri
"Lâ ilâhe illallah" mübârek sözünü diyerek yapılan zikr (Lâ ilâhe) yâni Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur, nefy; (illallah) yâni Allahü teâlâ vardır demek de isbât ifâdeleriyle belirtilmiştir. Nefy ve isbât zikrini çok yapınız. Bu…
→İnanç ve KelâmNekâbet
Yapılan satış sözleşmesinden dönmek, vazgeçmek. Bir bâyi' (satıcı), alış-veriş ettiği kimsenin, bundan vazgeçmesi hâlinde nekâbet etmesi, ticârette ihsân olur. Çünkü Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Bir kimse, karşısındaki pişmân olunca, bey'i fesheder,…
→İnanç ve KelâmNezr-İ Muayyen
Hastam iyi olursa, Allah için şu kadar sadaka vermek ve sevâbını falan velîye bağışlamak adağım olsun diye bir şarta bağlanarak yapılan adak. İstenilen şart meydana gelince, nezri yerine getirmek lâzım olur. Nezr-i muayyen, şart…
→İnanç ve KelâmNusret-İ İlâhî
Allahü teâlânın yardımı, imdâd-ı ilâhî, ilâhî yardım. Eshâb-ı kirâmdan bâzıları Huneyn gazâsında, askerin çokluğunu görerek, artık biz hiç mağlûb olmayız dedi. Bu sözler Resûlullah'ın mübârek kulağına gelince üzüldü. Bunun için harbin başlangıcında nusret-i ilâhî…
→İnanç ve KelâmNüzûl
İnmek. Tasavvuf yolunda ilerleyerek, sebebler âlemini görmeyip yalnız sebeblerin sâhibini yâni Allahü teâlâyı bilme hâline ulaşan bir velînin insanları irşâd ve terbiye için, tekrar sebebler âlemine inmesi. İnsanları Allahü teâlânın rızâsına kavuşturan rehber ne…
→