Köken ve kullanım
i. ar.
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
ç. Nefahat
- Üfleme, üflenen, ruh. Can ol ki nefahât dedi Kur’ân'da ona Hak Ol nefha-i rahmâniyedir bu sırr-ı mutlak Ol nefha imiş diri eden cümle cihânı Ol nefha imiş zinet eden bağ-ı cinânı Niyazi Nefs-i nâtıka e İMERA yel Geek. O. o Nels-imğniş 2. Râiha-i tayyıbe, güzel koku, yayılan hoş koku, esinti. 3. tas. velilerden yayılan rayiha, ermişlerin kutsal nefesleri (enfas-i kudsiye) Hz. Yakub'un Mısır'dan Hz. Yusuf'un kokusunu (Yusuf Suresi, 94), Hz. Peygamber'in Yemen'deki Veysel Karani'nin kokusunu alması gibi.
- Râiha-i tayyıbe, güzel koku, yayılan hoş koku, esinti. 3. tas. velilerden yayılan rayiha, ermişlerin kutsal nefesleri (enfas-i kudsiye) Hz. Yakub'un Mısır'dan Hz. Yusuf'un kokusunu (Yusuf Suresi, 94), Hz. Peygamber'in Yemen'deki Veysel Karani'nin kokusunu alması gibi.
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
İslâm ^)] inancma göre, kıyametin kopcü, ması aşamasmda oluşacak kozncü mik değişimin başladığmı bildiesi” recek olan ve bir defa üfürme ure anlamında kullanılan kelâm tene rimi
Dinî Terimler Sözlüğü
Üfleme, üfürme. İsrâfil aleyhisselâmın, kıyâmetin kopup insanların öleceği ve tekrar diriltilecekleri zaman, nasıl olduğu bizce bilinmeyen sûra üflemesi.
Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:
Sûr'a nefha edileceği o gün (mezarlardan kalkıp, mahşer denilen alana) bölük bölük gelirsiniz. (Nebe' sûresi: 18)
Onların beklediği sâdece bir sayhadır (sûr'a ilk üfürülüştür) ki, onlar (ticârette ve) birbirleriyle çekişip (itişip) dururlarken, kendilerini yakalayıverir. (İşte o zaman) bunlar bir vasiyyette bile bulunamazlar. (Hattâ o vakit, onlar çarşıda ticârette iken) âilelerine dahi dönecek (halde) değildirler (hemen can verirler). (Bir de kırk yıl sonra ikinci defâ) sûr'a nefholunmuştur. Artık bakarsın ki onlar, kabirlerinden (kalkıp) Rablerine doğru sür'atle giderler. (Yâsîn sûresi: 49-51)
İki nefha arası kırk senedir. Ondan sonra Allahü teâlâ bir yağmur yağdırır ki, dereden nebâtın (bitkinin) bitmesi gibi insanlar hayat bulur (dirilir) . Hâlbuki, kuyruk sokumundaki tek bir kemik hâriç olmak üzere, insanda hiçbir şey kalmamıştır. İşte kıyâmet gününde insanlar, tekrar ondan halk olunacaktır (yaratılacaktır). (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)
Kıyâmet günü elbette vardır. O gün, gökler, yıldızlar ve şu üzerinde yaşadığımız erd (yeryüzü), dağlar, denizler ve hayvanlar, nebâtlar (bitkiler) ve mâdenler, hâsılı her şey yok olacaktır. Gökler parçalanacak, yıldızlar dağılacak, yeryüzü, dağlar toz olup savrulacak. Bu yok oluş, sûr'un ilk işâreti ile olacaktır. İkinci nefhasında; her şey tekrar yaratılıp, insanlar mezardan kalkacak, mahşer denilen bir yerde toplanacaktır. (Ahmed Fârûkî)